Yüzü saklı ülke: Fas

Roma mitolojisinde Janus vardır. Zıt yöne bakan iki yüze sahip bu mitolojik tanrı, birbirine karşıt gibi görünen şeylerin iç içe geçmişliklerinden bahsedilirken anılır çoğu zaman.

Modernlikle geleneği, ihtişam ile sadeliği, doğu ile batı medeniyetlerini bir arada tutan Fasiçin eşsiz bir örnektir bu açıdan Janus… Oysa, asıl yüzü saklıdır bu Atlas ülkesinin, tıpkı insanları gibi.

YAKIN AMA GİZEMLİ…

Fas cömert değildir, mevzu yüz olunca. Sırlarını saçmaz birkaç deklanşöre öyle hemen. Alışıktır yabancıya ama gizemini korumaktan yanadır ilk başta. Zaman geçsin ister biraz. Diğer Akdeniz ülkeleri kadar samimidir, belki daha yakındır ama çaba ister yine de. Sakınır önce, kapar duygularını yeni gelene. Tanıdıkça, alıştıkça gösterir yüzünü, yavaşça aralar gizeminin perdesini.

İnsanı gibidir tıpkı. Aslını saklar makinelerden bu memleketin insanı. Bundandır kolay değil, günün rastgele bir saatinde, şehrin rastgele bir semtinde bir Faslıyı kameraya almak. Bazen izin gerekir, bazen izin dahi işe yaramaz. Belki tırsarak basarsın deklanşöre ama bu gizlilik daha gizemli kılar onu…

Fotoğraflar, ülkenin ruhunu, gerçekliğini alır götürür diye düşünürler sanki… Belki de bu yüzden neşeli bir Akdenizli gibi görünen ülke, fotoğraf makinesi karşısında eliyle yüzünü kapamaya çalışan bir Tancalı olur hemen. Artık o Tancalıyı, karşı yaka Endülüs’ü seyreylerken yakalarsın ancak. Yüzü İspanya’ya dönüktür o vakit.

Bazen Sahra’ya açılan kapı gibi vakur durduğunu düşünürsün bu ülkenin, ama yüzünü fotoğraftan sakınmak için yolunu değiştiren bir Marakeşli olur o anda. Kırmızı cellabesini yüzüne kapayıp kızıl şehrin sokaklarında hızlı ufak adımlarla uzaklaşan gizemli birine dönüşür. Yakalayamazsın labirent sokaklarında şehrin bir daha.

MÜTEVAZİ FESLİ!

Bazen asırların birikimini taşıyan görkemli bir memleket dersin buraya ama yine de yüzünü gizlemeye çalışan mütevazı bir Fesli gibi davranır. Biraz da çekingen ve utangaç gibidir. Israrcı davranırsın bu kez, o arkasını döner, durur öylece. Gitmeni bekler. Seyyar arabasına arkasını dönmüş portakal suyu satıcıyla birlikte durmakta ısrarcıdır.

Bazen dalgalarıyla hırçın okyanusun ülkesi olduğunu düşünürsün, izinsiz çekilen fotoğrafının silinmesini isteyen hiddetli bir Kazablankalıya denk gelince, hak verirsin kendine. Atlas’ın dalgaları gibi tavizsiz insanların memleketi dersin o zaman, bu sefer sen çekinirsin biraz.

Fas yüzünü saklar böyle, birkaç renkli karede eskitilmesine izin vermez nihayetinde. Kıymetlidir çünkü. Belki de bu yüzden en çok yüzlerinden bahsedilir anlatılırken bu toprakların. Belki de bu yüzden en çok yüzleri yansır buranın fotoğraflarına. Belki de bu yüzden diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi çoğunlukla mimari güzellikleri değil de bu memleketin insanı doldurur fotoğrafları. Özeldir, çaba gerektirir çünkü. (Fatih Sınar)