Biyometrik koruma sistemleri ne kadar güvenilir?

Aksiyon ve bilim kurgu filmlerinde, süper gizli binalara girmeden önce kişinin kimliğini onaylamak için retina taraması yapan cihazları görüyoruz.

Biyometrik sistemin bir örneği olan uygulama, genelde insan psikolojisinin ve davranışının ölçümlerinin toplamıdır. Birçok biyometrik sistemin amacı kişinin iddia ettiği kimliğini doğrulamaktır. Ancak sistem kötü ellere geçerse neler olur sizce?

GÜVENLİK DAHA ÖNEMLİ

HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, biyometrik sistem, kimlik doğrulamasında diğer yöntemlerden daha uygundur. Fakat bununla birlikte gizlilik kaygısını da beraberinde getirmiyor değil. Biyometrik sistemle çalışırken, her bireyin sistem tarafından otorize edilmesi için kişiyle ilgili bilgilerin veri tabanında olması gerekiyor. Örneğin, gizli bir yerde her çalışanın biyometrik imzası kaydedilmek zorunda, böylece tarayıcılar her kişinin kimliğini doğrulayabilir.

Eğer sistemin depoladığı bilgi sadece aktüel biometrik ölçümlerle ilgiliyse, özel hayatın ihlali minimum düzeyde kalır. Ancak, niteliği gereği biyometrik sistem kullanıcıların parmak izi, göz taraması ya da diğer biyometrik verilerinden daha fazlasını toplayabilir. Temel düzeyde, birçok sistem kişinin tarama anında nerede olduğunu ve ne zaman orda bulunduğunu kaydedecektir.

YÜZ TANIMA SİSTEMLERİ

Biyometrik kelimesini duyduğunuzda sadece parmak izi ya da göz taramasını düşünebilirsiniz. Ancak, yüz tanıma sistemleri de biyometrik kategoride yer alıyor. Zaten marketlerde insanların yüzünü tespit eden birçok kamera bulunuyor. Hatta bazıları bir grup yüzü tanıyor ve hatırlayabiliyor. Sadece arkadaşınızın resmini çekip kameraya gösterdiğinizde bile daha sonra arkadaşınızın ileride çekilmiş bir resmini otomatik olarak kamera etiketleyecektir. Bu korku verici bir şeydir.

Halka açık yerlerde geçip giden insanların kimliğini belirlemede bu teknolojinin kullanıldığını hayal edin. Örneğin, büyük bir şehirde trafiğin yoğun olduğu bölgelere teröristleri ve suçluların tespiti için kameralar yerleştirdiğinde oradan geçen herkesin bir kaydı alınmış olacak. Teknoloji herkese şüpheli gibi muamele edecek.

Veya bu teknoloji bir hata yaparsa ve kişiyi yanlış tanımlarsa ne olacak? Hava koşulları, giyiniş tarzı, saçlarının görünümü ve hatta kamera lenslerinin temizliği kişinin kimliğini belirlemede kameranın yeteneğini etkileyebilir.

Peki, bir insanın görünümü geçirdiği bir hastalık ya da kaza sonucu değişirse ne olacak? Bu tür bir değişiklik biyometrik sistemde sorunlar oluşturabilir. Sistem yöneticisinin bu durumda kişi hakkında daha fazla detay öğrenmesi gerekecek.

Biyometrik Enstitüsü gibi gruplar özel hayatın gizliliği konusundaki kaygıların farkında ve kişinin özel hayatını ihlal etmemek amacıyla biyometrik uygulamalar için rastlantıları sınırlandırmaya çalışıyorlar. Diğer gruplar, biyometrik sistem kurmadan önce şirketlerin, hükümetlerin ve diğer organizasyonların gizlilik tahakkuku yapmalarını savunuyor. Gözetimlerle ve tedbirlerle, biyometrik sistemi yaşamımıza ve özel hayatımıza dahil etmenin bir yolunu bulabiliriz. (Vasfiye Özcanbaz)