Dünya kentleri temiz enerji için neler yapıyor?

640

Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor. Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, küresel ısınmayla başa çıkabilmek dünya üzerindeki çeşitli kentler geliştirdikleri projelerle bu ısınmanın etkisini en aza indirmeye çalışıyor. Bazı kentlerin yaptığı yenilikler ve yapacağı projeler ise şöyle:

LONDRA: Londra’yı kalabalık bir merkezden eko-kente dönüştürme bugün için muazzam bir dönüşüm olacaktır. Şehrin en cesur planlarından biri Büyük Londra İdaresi’nin amacı olan 2025’e kadar karbon emisyonunu yüzde 60 azaltmaktır. Ancak bazı eleştiriler, bunun ancak başkentteki tüm araçlar tamamen yasaklanırsa mümkün olabileceğini iddia ediyor.

Diğer hedefleri arasında ise 2013 yılına kadar yüzde 44 daha tasarruflu evler inşa etmek ve 2016 yılına kadar karbon emisyonunu etkisizleştirmek yer alıyor. Ayrıca, şehrin kalanın nefes alması için tasarlanan sürdürülebilir işaretler var. Bunların en aşikârı olimpiyat ateşinin yaratacağı karbonunun etkisizleştirilmesi düşünülen 2012 Olimpiyat Oyunları’dır. Oyunların enerji ihtiyacının yüzde 20’si yerinde, yenilenebilir kaynaklar tarafından karşılanacak ve Olimpiyat Köyü sürdürülebilir inşa taslağına göre tasarlandı.

Bunun yanında, Elephant & Castle Eko-Kuleleri’nde kapsamlı rüzgâr ve güneş gücü kullanımıyla karbon emisyonunu etkisizleştirmek için büyük bir iyileştirme planlanıyor.

SAN FRANCISCO: Her zaman sisli olmasıyla bilinen San Francisco güneş enerjisine yöneliyor. Yetkililer, fotovoltaik güneş panelleri kurmaları için işletmelere ticari teşvikler sunuyor. Ve hatta büyük ligde mücadele eden San Francisco Giants beyzbol takımı da bu meydan okumayı üstleniyor. Bu kapsamda, 2010 yılına kadar 10 bin güneş paneline sahip olunması amaçlanıyor.

Şehirde plastik poşetler ve şişeler yasaklandı, hükümet binalarının daha iyi bir görünümü ile nüfusun yarısının kamu araçlarını kullanmasını planlanıyor. Masadaki en iddialı fikirlerden biri de, Treasure Island olarak bilinen yeri iyileştirmek. San Francisco körfezindeki bu yapay ada, organik çiftliklere, işletmelere ve 13 bin insana ev sahipliği yapacak sürdürülebilir şehre dönüştürülecek. Aynı zamanda şebekedeki gücü yavaşlatmak için yenilenebilir kaynaklardan yeterli enerji üretecek.

REYKJAVIK: İzlanda’nın başkenti dünyanın en yeşil şehirleri arasında en üstte yer alıyor. 120 binlik nüfusu ile diğer büyük şehirlerden daha küçük olan Reykjavik’in bu özelliği ona birçok doğal avantaj sunuyor.

Dünyanın en kuzeyindeki başkentte yaşayan birçok vatandaş ayaklarının altında kaynayan doğal enerji kaynağını kullanıyor. Jeotermal güç, İzlanda’nın yüzde 20’sinin elektriğini karşılaması yanında ısınma ile Reykjavik’teki evlerin yüzde 90’nına sıcak su sağlıyor. Geri kalan elektriğin yüzde 80’i ise hidro-güçten sağlanıyor ve ülke 2050’ye kadar fosil yakıt (petrol, kömür ya da doğal gaz gibi, daha önceki jeolojik zamanlarda canlıların hidrokarbon birikimlerden elde edilen yakıt) kullanımını tamamen kaldırmak istiyor.

Reykjavik çevresinde hidrojen gücüyle çalışan otobüslerle dolaşabilirsiniz. Bu otobüsler sadece egzozundan havaya su buharı veriyor. Şehir aynı zamanda şarj ağları ve biogaz, etanol ve elektrik sunan yakıt ikmali istasyonları inşa ederek elektrikli arabaların kullanılacağı bir sistem planlıyor.

MEXICO CITY: Geleceğin eko-kentlerini hayal ettiğinizde ilk aklınıza gelen 20 milyondan fazla insanın yaşadığı büyük ve biçimsiz, kirlenmiş ana kentler değil tabi ki. Henüz Mexico City sürdürülebilirlik için 7 esas maddeye böldüğü bir plan çiziyor. Bu maddeler ise şöyle; toprak koruması, kamu alanı, su, hareketlilik, hava, atık, iklim değişikliği ve enerji.

Yetkililer hava kalitesini geliştirmeye yardımcı olmak için şehrin üzerini çatı üstü bahçelerle örtmeyi planlıyor. Fakat esas problem yollarda yatıyor. Şehri tıkayan 4 milyon aracı etkisizleştirmek için, taksi ve otobüs filoları çevresel hizmet için düzenlenmeli, çocuklar okula otobüsle ya da yürüyerek gitmeli ve sadece yayalara ayrılmış bölgeler inşa edilmeli.

Mevcut sürüş sınırlamalarını genişletmek çok tartışmalı bir konu olarak yer alıyor. Geçerli projeye göre, “Arabasız Bir Gün” olarak bilinen, Pazartesi ile Cuma arasında plakalarındaki son rakama dayanarak araba kullanmak bir gün yasaklandı. Şimdi projeye Cumartesi günleri de eklenecek.(Vasfiye Özcanbaz)

Sitemizdeki deneyimlerinizi kişiselleştirmek ve geliştirmek için çerezleri kullanıyoruz. Çerezler, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Düzenlemesi ("GDPR") uyarınca uyulması gereken kurallar çerçevesinde belirlenmiştir. Kabul Et