Ne kadar vergi, o kadar emisyon!

494

Theme Cup

NASA’nın geçtiğimiz yıllarda açıkladığı hava kirliğine ilişkin uydu haritalarını incelendiğimizde, son 10 yılda dünyada kirlilik azalırken İstanbul’da yüzde 50 oranında arttığı net bir şekilde gördük.

Peki, gelişmiş batı şehirlerindeki kirlilik oranları azalırken, ülkemizin en büyük şehirlerinin hava kalitesinin düşüşün sebebi ne? Bu sebepler arasında sabah erken ve akşam geç saatlerde yaydıkları dumanların kendilerini ele verdiği sokak aralarındaki küçük sanayi kuruluşları ile son zamanlarda sayılarında artış gösteren ısınma ihtiyacı doğalgaz haricindeki katı yakıt türleriyle karşılanan konutları da sayabiliriz. Ancak en önemli etkenlerden birinin motorlu taşıtlar olduğu kuşku götürmez bir gerçek.

HAVA KALİTESİ GÖZLE GÖRÜLÜR ŞEKİLDE DÜŞÜYOR

NASA’nın araştırmasını kapsayan ilk tarih olan, geceleri otomobilime park yeri bulmak için 2-3 sokak dolaşmak zorunda olmadığım dönemlerden olan 2004 yılında Türkiye’deki motorlu taşıt sayısının 10 milyon 236 bin adet olduğunu kayıtlardan görebiliyoruz. Yani bugünle karşılaştırdığımızda tam 8 milyon 600 bin adet daha az. Otomobil satış rakamları ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde sürekli artış halinde. Fakat solunabilir hava kalitesi iyileşen gelişmiş ülkelerde, özellikle son yıllarda doğa dostu araçların satış rakamlarında çok ciddi artışlar yaşanıyor. Bunu sağlamak için de birçok ülkesinin elini taşın altına koymaktan geri kalmadığını, gerekli teşvik ve kolaylıkları sağladıklarını küçük bir araştırma yaptıktan sonra herkes görebilir.

ÇEVRECİ OTOMOBİLE TEŞVİK YOK

Dünyanın pek çok ülkesinde, elektrikli ve hibrit araçların satışını teşvik etmek için önemli oranlarda vergi indirimi, hatta “sıfır vergi” imkanı mevcut. Bunun yanı sıra Avrupa’nın bazı büyük kentlerinde çevreci araçları kullananlara sağlanan, şehir içinde bazı ücretli yollara her hangi bir bedel ödemeden girip çıkabilme, park ayrıcalıkları, ücretsiz şarj istasyonları gibi ilave imkanlarla bu otomobiller daha da cazip kılınmaya çalışılıyor. Hükümet desteğini ve teşvikleri arkasına alan bu araçların yaygınlaşması tek başına bir sebep olamaz mutlaka ama Batılılar belki de bunun karşılığını eskisine göre daha temiz bir şehirde yaşayarak alıyor.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİL İÇİN ALT YAPI OLUŞMADI

Elektrikli otomobillere ülkemizde de teşvik mevcut. ÖTV’de motor gücüne bağlı olarak yüzde 3 ila yüzde 15 oranları arasında değişen kademeli indirimler mevcut. Ancak bu indirim tek başına elektrikli otomobillerin satışını ivme vermek için yeterli değil. Refah seviyesi ve geliri bizden kat kat üstün olan Avrupalıya göre elektrikli araçlara daha pahalıya ulaşabilmemiz bir kenara dursun, hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaşmaması zaten menzili çok fazla yeterli olmayan elektrikli araçların önündeki yıllardır giderilemeyen en büyük sıkıntı. Bir yılda ancak parmakla sayılabilecek kadar az kişinin satın aldığı elektrikli araçların akülerini doldurabilmek için evde veya iş yerindeki garajında elektrik prizi uzun saatler harcamanın çoğu kimseye cazip gelmediği de aşikâr.

ÖTV İNDİRİMİ BİR YANA FİYATLARI ADETA SERVET DEĞERİNDE

Şehir içi dur-kalk trafiğinde elektrikli motoru ile hareket ederek, bu esnada yakıt tasarrufu yapan ve çevreye zararlı gazlar yaymayan hibrit araçlardaki tablo ise ülkemizde daha vahim. Bu otomobillerin ÖTV ve MTV’den muaf tutulması bir yana üst vergi diliminde yer aldığı için adeta bir servet fiyatına satılıyor. Orta ve alt segmentlerde yer alan iki hibrit modelden biri olan Toyota Prius Almanya’da 26 bin 800 Euro’ya satılırken, Türkiye’de fiyatı 52 bin Euro’ya yükseliyor. B segmentinde yer alan Yaris hibrit ise neredeyse orta donanım seviyesine sahip C segmenti fiyatına satılıyor.

GENİZ YANIĞINA DEVAM!

İstanbul’da artık sabahın çok erken saatlerinde bile trafik yoğunluğunun yaşandığı günümüzde çevreci taşıtlara devlet teşviği, konutlara doğalgaza indiriminin yanı sıra, yollarımızda egzozundan zehir saçan taşıtlara ve bacasından zehir saçan işletmelere ciddi bir çevre denetimi gelmediği sürece büyük şehirlerimizde rahatça soluyabileceğimiz bir hava bulmak, genzimiz yanmadan dolaşmak hatıralarımızda kalacağa benziyor. (Aydın Özcanbaz)