Depresyon mu, yoksa tükenmişlik sendromu mu?

328

Tükenmişlik kitlesel bir fenomen haline geldi. Son zamanlarda stresli kariyeristlerden ünlülere, aşırı çalışan işçilerden ev hanımlarına kadar hemen herkes tükenmişlik sendromu yaşadığını söylüyor.

Gerçekte yaşadığınız şey nedir? Depresyonda mısınız yoksa tükenmişlik sendromu mu yaşıyorsunuz?

Tükenmişlik terimi 1970’lerde Amerikalı psikolog Herbert Freudenberger tarafından ortaya atıldı. Freudenberger bu terimi; şiddetli stresin “enerjisizlik, başarısız olma, yıpranma” gibi sonuçlarıyla tanımlamıştır. Örneğin başkaları için kendilerini feda eden doktorlar ve hemşireler sıklıkla “tükenmiş”, bitkin, yorgun oluyorlar ve bununla başa çıkamıyorlar. Günümüzde bu terim sadece bu meslekler için veya kendi kendini feda etmenin karanlık tarafını vurgulamak için kullanılmıyor. Neredeyse herkes tükenmişlik sendromu yaşadığını söylüyor.

CİDDİYE ALINMALI

Stresli bir yaşam tarzı, insanları aşırı baskı altına sokabilir. İnsanlar bitkin hissedebilir, sürekli gerginlik içerisinde olduklarını hissedebilir, yorulabilir ve bunun üstesinden gelemeyebilirler. Uzun süre boyunca hayata karşı kendisini yorgun hisseden, sürekli erteleyen ve enerjisi bitmiş gibi hissedenler; sürekli bir mutsuzluk ya da yaşama karşı tatsızlık hissedenler için elbette ki ciddiye alınması gereken bir durumdur.

NELER SEBEP OLUR?

Sürekli bir başarılı olma çabası içerisinde yoğun çalışma temposu, uzun süren bir rekabet ortamı içerisinde baskı altında hissetme, devam eden bir stres yükü, kendini ailesinden ve çevresindeki yakınlardan sorumlu hissederek yaşama, insanların kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine neden olan aşırı yükümlülük, özel hayatına vakit ayırmama, belirli bir yaştan sonra yalnızlık gibi birçok neden vardır.

Tükenmişlik, uzun süreli strese karşı gelişen bir tepki olup bir hastalık olarak tanımlanması doğru değildir. Bununla beraber birçok sorunun belirtisi olabilir, depresyon gibi birçok rahatsızlıkla iç içe geçmiş olabilir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Tükenmişliğin çok çeşitli semptomları olduğu düşünülmektedir. Bunlardan hangisinin tükenmişlik ve hangilerinin olmadığı konusunda genel bir mutabakat olmamasına rağmen en çok kabul gören görüş Christina Maslach’a aittir. Kendi adıyla anılan bir tükenmişlik ölçeği de geliştirmiştir.

Yoğun tempoda çalışanlar, uzun süreli iş ilişkileri ile yaşamını belirleyenlerde, duyarsızlaşma, başarısızlık hissi ve duygusal tükenme olarak ortaya çıkar. İnsanlar bir sabah kalktıklarında kendilerini birden bire tükenmiş hissetmez, bu uzun bir birikimin sonucudur. Uzun bir zaman sinyallerini verir, bu açıdan belirtiler hissedildiğinde tedbir alınmalı ve ağır bir soruna dönüşmeden çözüme odaklanılmalıdır.

DEPRESYON İLE ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Tükenmişlik için tipik olarak kabul edilen belirli semptomlar depresyonda da görülür. Bunlar arasında: Aşırı tükenme, keyifsizlik, hüzünlü hissetmek ve performans düşüşü vardır. Tükenmişlik sendromunun belirtileri, depresyonda da görülmektedir. Fakat kişisel ihtiyaçlarını uzun süre ihmal ederek yoğun çalışma temposuna uzun süre devam eden bir insana uzun bir tatil yapması veya işten ayrılması önerilebilir. Yalnızca işten dolayı tükenmişlik sendromu yaşayanlar bu tavsiyeye uyarlarsa kendilerini toparlayabilirler. Ancak depresyonu olan kişiler bunu yaparsa, durumlarını daha da kötüleştirebilirler.

NE YAPILMALI?

Kişisel ihtiyaçları, duygusallığımızı, hobilerimizi, bize heyecan veren yaşamın güzelliklerini kendimize hediye etmeliyiz. Bize hayatı anlamlı kılan etkinlikler, sosyalleşme ortamları, eğlenceli faaliyetler, hobiler, egzersizler kişiyi tazeleyen süreçlerdir. Bir yandan iş hayatımıza devam ederken bir yandan yaşamın güzelliklerine dahil olmalıyız, anlamlı ve eğlenceli bir akışı önemsemek gerekiyor.