Kategoriler
Sağlık

Koronavirüsle ilgili doğru bilinen yanlışlar!

Bugüne kadar binlerce insanın ölümüne yol açan koronavirüse karşı gerekli tedbirleri aldığınızda korunabilirsiniz. Ancak koronavirüsle ilgili doğru bilinen bazı yanlışlara dikkat etmelisiniz.

“Korona virüs” ailesinin SARS ve MERS olarak adlandırılan üyelerinden farklı olarak insandan insana bulaşabilen virüs, akciğer enfeksiyonları ve tedavi edilmediğinde, ağır akut solunum yetersizliği sendromu hastalıklarına yol açabiliyor. Korona virüsünden korunmak için gerekli önlemleri almak yaşamsal önem taşıyor.

Ancak koronavirüste şu ana kadar bildiklerinizi unutun! İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nail Özgüneş, hastalıkla ilgili doğru bilinen yanlışları açıkladı!

YANLIŞ: Yeni çıkan en tehlikeli virüs!

Yeni bir virüs olmayan koronavirüs, 2003 SARS (Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu) ve 2012’de önce Ürdün sonra Suudi Arabistan’da görülen MERS (Orta Doğu Solunum Sendromu) olaylarından sorumlu olan virüstür.

YANLIŞ: Hastalığa yakalananlar mutlaka ölür!

Her koronavirüs hastası, hayatını kaybetmez. Normal grip hastalığından ölen kişiler, koronavirüsten ölenlerden 60 kat daha fazladır. Koronavirüsün ölümcül seyrettiği hastalar genellikle; bir hastalık nedeniyle bünyesi zayıf olan kişiler ve yaşlı hastalardır.

YANLIŞ: Hasta kişiden uzak dursam yeter!

Hastalık belirtisi olan kişiden en az 2 metre uzakta kalınmalı. Ayrıca, mutlaka hijyen kurallarına uymak gerekir.

YANLIŞ: Koronavirüsten korunmak mümkün değil!

Gerekli tedbirleri aldığınızda korunabilmek mümkün. Hasta bireye yaklaşık 2 metre mesafede bulunmalı, öksürük-aksırık esnasında solunum yolu ile saçtığı damlacıklara maruz kalmamalı, hasta kişiye sarılmamalı.

YANLIŞ: Korunmanın tek yolu özel maske ve kıyafetler!

Günlük hayatta maske ve özel kıyafetlere gerek yok. Ancak kişiler yine de önlem olarak toplu alanlarda maske kullanabilir.

YANLIŞ: Elimi yıkamam yeterli olur!

El hijyeni, koronavirüsten korunmada önemlidir ancak tek başına yetersiz olduğu için diğer korunma önerilerine de dikkat edilmeli.

YANLIŞ: Maskeyi birkaç defa kullanabilirim!

Maskeler genellikle tek kullanımlıktır. 2 kere dahi kullanılmamalıdır.

YANLIŞ: Çin’den gelen ürünleri kullanmayalım!

Uzun süre yolda kalmış kuru ürünlerde koronavirüs bulunmaz. Virüs, kişiden kişiye yakın temas halinde bulaşır.

YANLIŞ: Hayvanlardan uzak duralım!

Virüs ilk etapta hayvanlardan bulaşmış olsa bile, özellikle evcil hayvanlar için şu anda böyle bir durum söz konusu değil.

Kategoriler
Sağlık

Uyuz salgınına dikkat edin!

Bu aralar yaygın olarak görülen ve vücutta yaygın kaşıntıya neden olan uyuz hastalığına dikkat etmelisiniz. hastalıktan korunmak için ellerinizi sık yıkayın.

Kış aylarında ve özellikle toplu taşıma, yurt ve bakım evleri gibi kalabalık yerlerde daha çok rastlanan uyuz hastalığının cinsiyet ayrımı yapmadığını belirten Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Esen Salman, hastalıktan korunmanın en önemli yolunun ellerin sık yıkanması olduğunu vurguladı.

İnsandan insana yakın temasla bulaşan uyuz hastalığı aile içinde birkaç kişiye birden yayılabilir. Ayrıca cinsel ilişki ile de bulaşabilir. El sıkışması gibi kısa süreli temaslarda kolayca bulaşmasa da uzun süreli temaslardan kaçınılmalı.

Banyodan sonra kaşıntınız artıyorsa dikkat!

Parazitin kişiye geçtikten sonra 3-6 hafta arasında şikayet oluşturmaya başladığını söyleyen Dr. Kübra Esen Salman, “Özellikle geceleri artan, sıcak banyo ve duş ile şiddetlenen kaşıntı en önemli klinik bulgusudur. El parmak araları, el bileğinin iç yüzü, koltuk altları, kulak arkaları, bel bölgesi, ayak bilekleri, ayaklar, kalçalar, kadınlarda meme uçları ve erkeklerde genital bölge kaşıntının görülebileceği vücut bölgeleridir” diye konuştu.

Ellerinizi sık yıkayın

Uyuz hastalığından korunmanın en iyi yolu elleri sık sık yıkamaktır. Tekstil ürünleri, nevresimler yıkanmadan kullanılmamalı, uyuz hastalığı bulunan kişilerle temastan kaçınılmalı, bu kişilerin eşyaları başkaları tarafından kullanılmamalı, tüm eşyaları kaynar suyla yıkanmalı ve yakın çevrede uyuz varsa temasta olan kimselerin şikâyeti olmasa bile tedavi olması gerekli.

Kategoriler
Sağlık

Kış hastalıklarından koruyor

Kış aylarında hareketsiz yaşama dengesiz beslenme de eklenince hastalıklara yakalanma riskiniz artar. Ancak yediklerinize dikkat ederek bu durumdan kurtulabilirsiniz.

Hareketsiz yaşam tarzının yanında sağlıksız beslenme vücut direncini kırıyor ve böylece hastalıklara yakalanma riskiniz artıyor. Kış aylarında doğru beslenmenin önemini vurgulayan Diyetisyen Kader Lala, besinlerin vitamin değerlerinin hastalıklardan koruyucu etkileri hakkında bilgi verdi.

Güçlü bağışıklık için C vitamini

Kış aylarında artan gribal enfeksiyonlara karşı önlem alabilmek için özellikle C vitamininden zengin besinler tüketilmelidir. Portakal, mandalina, kivi ve greyfurt gibi meyvelerinin yanı sıra; kırmızı biber, kırmızı pancar, turp, kereviz, ıspanak, pırasa, lahana ve pazı gibi C vitamini kaynağı olan sebzeler, sofralarda bulunması gereken besinler arasındadır. Sağlıklı beslenmenin en önemi iki öğesi olan sebze ve meyve, günde en az 5 porsiyon tüketilmelidir.

Haftada 2 gün balık tüketin

Balığı kışın sofralardan eksik etmemelisiniz. İçerdiği omega 3 yağ asidinden dolayı bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesini sağlayan balığı haftada en az 2 gün balık tüketilmelisiniz.

Kuruyemişi unutmayın!

Kışın uzun gecelerde ‘abur cubur’ denilen çerez tarzı gıdalara ve tatlılara daha fazla ihtiyaç duyulur. Yağlı kuru yemişler leblebi karıştırılarak makul oranlarda tüketilebilir. Hamur işi gıdalar yerine haftada 2 kereyi geçmeyecek şekilde sütlü tatlılar yenilebilir.

Sıvı tüketmeye özen gösterin

Kış aylarında sıvı alımı, yaz aylarına göre daha azdır. Ancak kışın da yazın olduğu gibi kilogram başına en az 35 ml su tüketilmelidir. Aksi takdirde vücuttan zararlı maddelerin atılması zorlaşır ve vücut fonksiyonları olumsuz etkilenir.

Kategoriler
Sağlık

Sinüzit için evde uygulayacağınız basit çözümler!

Sinüzit olduğunuzda başınızın alın kısmında eğildikçe artan ağrıyı evde uygulayacağınız basit çözümlerle iyileştirebilirsiniz.

Sinüzite bağlı baş ağrısının oluşması için burun akıntısı ve ateşi de içeren bir sinüs enfeksiyonuna sahip olmalısınız. Healthy isimli internet sitesinde yer alan habere göre, ağrının tedavisi için de evde uygulayabileceğiniz bazı basit çözümler var.

İşte sinüzite bağlı baş ağrısının tedavisinde uygulayabileceğiniz çözüm önerileri:

Tuzlu su spreyi

Basit bir tuzlu su spreyi, sinüs baş ağrısını rahatlatmak için burun pasajlarını da temizleyebilir. Michigan Üniversitesi’ne göre, tuzlu su çözeltisi burun deliklerinde bulunan küçük tüylerin mukus ve alerjenleri burundan uzaklaştırmasına yardımcı olur.

Sıcak kompres

Yüzünüzün üzerine sıcak su torbasıyla kompres yaparak baş ağrısını hafifletebilirsiniz. Torba, burun pasajlarını ısıtacak ve tıkanıklığı açacaktır. Eğer soğuğa dayanabilirseniz, buz paketi uygulamak da rahatlama sağlayabilir.

Buhar banyosu

Buharlı bir banyoda bekleyip buharı solumak burun pasajlarını temizleyecek, rahat nefes alınca baş ağrınız da geçecek.

Nemlendirme makinesi

Kuru hava, baş ağrısına yardımcı olmaz. Texas Üniversitesi’ne göre, yatak odanızda soğuk buharlı bir nemlendirici çalıştırarak burun tıkanıklığına bağlı baş ağrısını azaltabilirsiniz. Ayrıca uyurken fazladan bir yastık ekleyin çünkü başınızın yüksekte olması sinüslerin tıkanmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Acı gıdalar

Baharatlı bir şeyler yemek burnunuzun akmasına neden olabilir. Sinüs baş ağrısı sırasında bunu kendi yararınıza kullanmayı deneyebilirsiniz.

Ağrı kesici

Harvard Tıp Okulu’na göre, yanlış teşhis edilen sinüs enfeksiyonu durumunda gereksiz antibiyotik alabilirsiniz. Bu nedenle önce ibuprofen içeren ağrı kesicilerle sinüs baş ağrısını tedavi etmek daha mantıklıdır.  olabileceğini düşündüğünüzü tedavi etmek mantıklıdır. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Köpek sahibi olmak ömrü uzatıyor

İnsanın en iyi arkadaşı olarak bilinen köpekler, özellikle yalnız yaşayan kalp krizi ve felç geçirmiş kişilerin ömrünü yüzde 65 uzatıyor. 

Bugüne kadar sayısız insanın hayatını kurtaran insanın sadık dostu köpeklerin, bize arkadaş olmasının yanında insan ömrünü de uzattığı belirlendi. Interesting Engineering’te yer alan habere göre, son yıllarda gerçekleştirilen 2 araştırmada, köpek sahibi olmanın kişinin kalple ilgili risklerini azalttığı ve ömrünü uzattığı tespit edildi.

Özellikle gerçekleştirilen ikinci çalışmada, 10 ayrı araştırmadan alınan 3.8 milyondan fazla hastanın verileri kullanıldı. Köpek sahiplerinde tüm nedenlere bağlı ölüm oranının yüzde 24, kalp krizi sonrası ise ölüm oranının yüzde 65 daha düşük olduğu bulundu.

Bunun nedeni ise önceki çalışmalarda da görüldüğü üzere sizi daha köpeklerin sizi aktif bir yaşam tarzına sahip olmaya zorlaması ve yalnızlık ve depresyon ihtimalinizi azaltması olarak görülebilir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Bu alışkanlıklar kırışıklığa yol açıyor

Güneşin zararlı etkilerinin yanı sıra görünüşte masum olan bu alışkanlıklar da cildinizin kırışmasına neden olabilir.

Gün içerisinde yaptığınız sakız çiğnemek, sık sık cep telefonunuza bakmak, fazla şeker yemek gibi alışkanlıklar cildinizin yapısını bozup kırışıklığa neden olabiliyor. Healthy isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte kırışıklığa yol açan alışkanlıklar:

Gözlerinizi ovalamak

Gözlerinizin etrafındaki deri süper ince olduğundan hasara çok yatkındır. Bu hassas alanı ovalamak cildi gerer ve kırışıklığa yol açan kolajen ve elastini parçalar.  Gözlerinizi her gün sık sık ovalarsanız kırışıklıklar daha da artar. Ayrıca gözlerinize eyeliner sürmek aynı hasara yol açar. 

Güneş gözlüğünü evde unutmak

Güneşte etrafa ve hatta telefona veya bilgisayara bakmak, kaşlarınız ile göz çevreniz arasındaki kasları daralmaya zorlar ve bu da cildin kırışmasına neden olur. Bunu önlemenin en iyi yolu güneş gözlüğü takmaktır. Gözlüklerinizi sık sık evde unutursanız göz çevrenizdeki kollajen parçalanacak, kırışıklıklar daha de derinleşecek ve yerleşecektir.

Kontakt lens takmak

Gözlük yerine tercih ettiğiniz kontak lensleri yerleştirme şekliniz kırışıklığa yol açabilir. Genellikle lensi takarken kaşlarımızı yükseltiriz. (Ayrıca maskara uygularken de bunu yaparız.) Şaşırmaya benzer şekilde, bu tekrarlayan hareket alnınızdaki derinin kırışmasına neden olur. 

Fazla şeker yemek

Tatlılar lezzetli olsa da cildiniz için tehlikeli olabilir. Fazla şeker tüketimi nedeniyle şekerin kan dolaşımında protein veya yağla birleşmesiyle zararlı bileşenler ortaya çıkar. Bu bileşikler kolajen ve elastine zarar verebilir, kırışıklığa ve cildin sarkmasına yol açar. 

Uykusuzluk

Güzellik uykusu gerçek olabilir. Uykuda olduğunuz saatler, cildinizin kendisini onardığı ve yenilediği zamandır. Kaliteli bir gece uykusundan mahrum kalırsanız, ten renginiz etkin bir şekilde kendini rehabilite edemez, böylece daha az hücre devrolur ve donuk bir teniniz olur. 

Yüzüstü uyumak

Yüz üstü uyuduğunuzda yüzünüz yastığa doğru bastırılarak, deriniz kırışır. Bu şekilde saatlerce uyuduğunuzda ise kırışıklıklar yüzünüze yerleşir. Sürekli bu şekilde uyuyanlar, gözlerin etrafındaki şişkinliğin arttığını fark edebilir, çünkü bu pozisyon göz altları etrefındaki sıvının akışını zorlaştırır. 

Telefona bakmak için eğilmek

Her gün saatlerce telefonunuza, tabletinize veya diğer elektronik cihazlara bakarken boynunuzu tekrar tekrar bükersiniz. Bu hareket, boynunuzda çizgiler ve kırışıklıklar oluşmasına neden olur.

Pipet kullanmak

Bazı diş hekimleri dişlerin lekelenmesini önlemek için pipetle kahve veya çay içmenizi söylese de dermatologlar bu tavsiyeye katılmaz. Pipet kullanırken dudaklarınızı büzmek zorunda kalırsınız ve bu şekilde tekrarlayan hareket, dudaklarınızın çevresinde kırışıklıklara neden olur.

Yüzünüzü ellerinizin arasına almak

Ders dinlerken başınız ağır geldiğinde yüzünü elleriniz arasına almak ve bunu sık sık tekrarlamak kırışıklıklar oluşturabilir. Ellerinizdeki baskı aynı zamanda kolajen ve elastinin parçalanmasına da neden olabilir.

Sakız çiğnemek

Sakız, yanaklarda aşırı kas hareketliliği gerektirir. Tutarlı bir şekilde yapıldığında, kollajenin parçalanmasına ve cildin esnekliğini kaybetmesine neden olur. Bu nedenle de yanaklarda ve ağzınızın çevresinde kırışıklıklara yol açar. Her gün sakız çiğnemek yerine ara sıra çiğnemek soruna yol açmaz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Şekeriniz varsa bu meyvelerden uzak durun!

Meyvelerin hemen hemen hepsinde şeker bulunur. Ancak bazı meyvelerdeki şeker oranı daha fazla olduğundan şekeriniz varsa dikkatli olmalısınız.

Uzmanlar günde 12 çay kaşığından (50.4 mg) fazla şeker tüketilmemesini öneriyor. Sebze ve meyvenin yanında gün içerisinde tükettiğiniz şekerleme, kek, kurabiye, gazlı içereceklerle birlikte ketçap, ekmek ve hatta yoğurdun bile içerisinde şeker bulunuyor. 

HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, beslenme uzmanı ve diyabet beslenme araştırmacısı Jedha Dening, şeker hakkında konuşurken kan dolaşımında her tür karbonhidratın şekere dönüştürüldüğünü unutmamak gerektiğini vurguladı. Bir anlamda, doğal şekerin geleneksel şeker kadar kötü olmadığını belirten Dening, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor: “Lif, besin maddeleri ile şekerin parçalanmasına yardımcı olan faydalı bileşikler meyvede paketlenmiştir.”

Meyve ne zaman zararlıdır?

Meyvede bulunan ve doğal olarak oluşan şeker, fruktoz olarak bilinir ve sadece bazen sorun yaratır. Sadece fazla miktarda tüketildiğinde zarar veren fruktozu kazanmak için çok fazla miktarda meyve tüketmelisiniz. Bu nedenle makul oranda tüketilen meyve düşman değildir. 

Sağlıklı bir insanın meyve yemsinde sakınca yoktur. Meyvede bulunan şeker çeşitli hastalığı olan insanlar için zararlıdır. Diyabet hastaları ile karaciğer yağlanması olan biri için, daha fazla karbonhidrat, şeker ve fruktoz nedeniyle şeker meyveler yasaklanır. 

Hasta olun ya da olmayın bol miktarda şeker içeren ve dikkatli yemeniz gereken meyveler şunlar:

Muz

Oldukça popüler olan muzda, doymuş yağ, kolesterol ve sodyum miktarı az olsa da, yaklaşık 27.5 gram şeker (51.4 gram toplam karbonhidrat) içerir. 

Kiraz

Kirazın vücuttaki oksidatif stresi ve ayrıca iltihabı azalttığı biliniyor. Bununla birlikte, bir kase kiraz sadece 17.7 gram şeker içerir. Ayrıca iltihap karşıtı faydası için kiraz yerine biraz daha ekşimsi olan çileği tercih edebilirsiniz. Çileğin bir kasesinde ise daha az doğal şeker var. (7,4 gram).

Mango

Son zamanlarda ülkemizde de popüler olmaya başlayan bu tropikal meyvenin bir kasesinde yaklaşık 23 gram şeker bulunuyor. 

Armut

Yüksek miktarda şeker içeren meyvelerden biri de armuttur. Armuttaki şekerin vücudumuz tarafından emilmesi imkansızdır bu da midede sindirim sorunlarına yol açar. Orta boy bir armutta 16 gram şeker bulunurken elmada ise 10 gram şeker bulunur. Ayrıca elma kan şekerinin düzenlenmesinde yardımcıdır. 

Ananas

Lezzetli ve tropikal bir meyve olan ananasın bir kasesinde yaklaşık 16 gram şeker bulunsa da bağışıklık sistemini güçlendirmek, stresi azaltmak ve tansiyonu düşürmek gibi birçok faydası vardır. 

Üzüm

Doğanın şekeri olarak bilinen üzümün 1,5 kasesinde 23 gram şeker bulunur. Bunun yerine 7 gram şeker içeren ve aynı zamanda obezite ile mücadelede faydalı olan böğürtleni tercih edebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Göz doktoruna gitme vaktinin geldiğini gösteren belirtiler

Görmenizde ya da gözünüzde bir sorun varsa çok geç olmadan göz doktoruna gitmelisiniz. 

Göz sağlığınızı asla riske atmamalısınız. Gözünüzdeki bir ağrı ya da kızarıklık, batma hissi bazen enfeksiyon ya da görme kaybı gibi çok ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Özellikle 40 yaşın üzerindeyseniz gözünüzde oluşan sorunlar için vakit kaybetmeden göz doktoruna gitmelisiniz. 

Gece otomobil sürmede zorlanma

Herkes karanlıkta veya uzak mesafedeki bir şeyi görmede zor zamanlar yaşar. Ancak gözünüzde bir sorun varsa bu durum gece otomobil sürerken daha belirgin hale gelir. Bunun çözümü gözlük reçetesi kadar basit olabilir veya oluşmaya başlayan bir kataraktın işareti olabilir. 

Kırmızı ya da pembe gözler

Gözlerinizde oluşan kızarıklık ya da pembeliğin nedeni çok karmaşık ve çok tehlikeli olabilir. Bu durum, konjonktivit (gözlerinizin beyazlarını ve iç göz kapaklarını örten ince bir şeffaf doku tabakasının iltihabı), alerjiler ve hatta nadir görülen bir glokom dahil olmak üzere çeşitli koşullarla ilişkilidir. 

Işığa karşı hassasiyet

Gözlerde iltihapla birlikte oluşan bu sorun irisinizi ve göz bebeğinizi kaplayan ince şeffaf tabaka olan korneanızla ilgili olabilir veya daha da derinleşebilir. Işığa duyarlılığa neden olabilecek bazı koşullar iz bırakmaya neden olabileceğinden ve bazı durumlarda kalıcı olabileceğinden hızlı bir şekilde ele alınmalıdır. Bununla birlikte, ışığa duyarlılık alerjiler, viral bir hastalık veya migren baş ağrısı gibi gözle tamamen ilgisiz olan durumlardan da kaynaklanabilir.

Bulanık görme veya odaklanma zorluğu

Kişinin görüş kalitesindeki değişimlerin nedenini belirlemek için göz doktorunuzun tam bir muayene yapması önemlidir. Sorunu gidermek için göz damlası, hap ve hatta ameliyat önerebilir. 

Göz ağrısı

Gözünüzde ağrı varsa ve geçmiyorsa vakit kaybetmeden göz doktoruna gidin. Göz ağrısının yaygın nedenleri arasında enfeksiyon, yabancı madde, çizik kornea, kurumuş gözler, alerji, baş ağrısı ya da çeşitli edenlere bağlı iltihaplanma yer alır. Ayrıca akut açı kapanması glokomu, şiddetli ağrıya neden olur ve birkaç gün içinde kör olmanıza neden olabilir. Bulanık görme, baş ağrısı, bulantı ve kusma gibi belirtilere yol açan, acil ve nadir görülen bir glokom türüdür.

Gözü etkileyen başka hastalıklar

Diyabet, lupus (kelebek hastalığı), iltihaplı romatizma, multipl skleroz (MS) ve inflamatuar barsak hastalığı gibi gözlerinizi etkileyebilecek çok sayıda kronik hastalık var. Her hastalık gözlerde farklı belirtiler oluşturur. Örneğin diyabet, bulanık görmeye neden olurken; lupuslu hastalarda ağrı veya ışığa duyarlılık oluşabilir. 

Sık sık baş ağrısı

Baş ağrısına neden olabilecek birçok neden vardır, bunlardan biri de göz sağlığınızdaki sorunlardır. Belki göz yorgunluğunuz vardır veya yeni bir gözlük reçetesine ihtiyacınız olabilir. Bunu anlamak için göz doktoruna gitmelisiniz. 

Noktalar ya da şimşekler görme

Bu noktalar çoğu zaman normal olsa da, bazen endişelenmeye neden olurlar. Retinanız yırtılmış, kanamış veya kopmuş olabilir; bu da gözünüzün önünde uçan küçük damlalar veya yanıp sönen ışıklar görmenize neden olur. Bu durumda, hemen göz doktoruna gitmelisiniz. Hemen tedaviye başlamazsanız kalıcı görme kaybı riskiniz artar. 

Kuru gözler

Gözleriniz ağrıyorsa veya yaşarıyorsa kuru göz sendromuyla karşı karşıya olabilirsiniz. Kadınlarda göz kuruluğu olasılığı daha yüksektir ve ayrıca kontakt lensler, kuru iklim ve bazı ilaçlar buna neden olabilir. Rahatlama için eczaneden alacağınız yapay gözyaşı işe yarayabilir. Ancak 24 ila 48 saat içinde daha iyi hissetmezseniz göz doktoruna gidin.

Çift görme

Bazen çift görmenin felç ya da beyindeki kan damarlarıyla ilgili sorun gibi çok tehlikeli nedenleri olabilir. Bunun yanında daha az tehlikeli nedenleri olsa da bunu anlamak için hemen yardım almalısınız. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Bel ağrısı hakkında yanlış bildikleriniz!

Bugüne kadar çevrenizdeki insanlardan sert yatağın bel ağrısına iyi geldiği ya da beliniz ağrıdığında hareket etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur. Peki bunlar ne kadar doğru?

Bel ağrılarına dair merak edilen birçok sorunun cevabı gerçeği yansıtmayabiliyor. Omurganın en önemli bölümlerinden biri olan bel bölgesine ilişkin ağrıların gelişmiş toplumlarda en sık görülen sağlık sorunları arasında yer alır. Toplumun yaklaşık dörtte üçünün ara ara bel ağrısı şikâyeti yaşadığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Yıldız Erdoğanoğlu, bel ağrısıyla ilgili doğru bilinen yanlışları sıraladı.

Bel ağrısının nedeni bel fıtığıdır!

Yanlış! Hafifçe başlayan ağrı, kas gerginlikleri, yetersiz hareket ve hatalı hareket alışkanlıklarına işaret eder. Bel bölgemizde beş omur bulunur ve bu omurlar kaslar, eklemler, bağlar ve kıkırdaklar aracılığıyla birbirine tutunur. Omurlar arasında ise disk dediğimiz yapılar vardır. Diskler hem dayanıklılık sağlar hem de hareketliliğe, zorlamalara karşı dirençli olmaya yardımcı olur ve genellikle çok ileri yaşlara kadar yıpranmazlar. Ağrının diğer nedenleri yer değiştirmiş diskler, sıkışmış sinirler ve hatalı duruş alışkanlıkları olabilir.

Bel ağrısında hareket etmeyin!

Yanlış! Pek çok hastalık için, yatak istirahatinin ağrıyı gidermeye yardımcı olabilir. Ancak bel ağrısı için bu geçerli değil. Bel ağrısının temel nedenleri arasında hareketsiz yaşam tarzı yer almaktadır. Omurlarımız arasındaki disk su ve besin maddelerine olan ihtiyaçlarını ancak yeterli fiziksel aktivite olduğunda temin edebilir.

Diskler için oturmak daha faydalı!

Yanlış! Dik duruş pozisyonunda amortisör gibi görev yapan disklere binen %100’lük bir basınç, dik oturma esnasında %140’a yükselir. Çoğu kişinin daha rahat bulduğu bükülmüş ve kaykılmış pozisyonundaki oturuşlarda ise yük neredeyse %200’e kadar ulaşır. Bu zamanla bel ağrılarına gidişin olacağı anlamına gelir.

Sert yatak, bele iyi gelir!

Hayır! Çok sert uyku zeminleri uyku esnasında bel bölgesinin boşlukta kalmasına ve kas gerginliklerine neden olur. Bunu kronik ağrı ve uyku bozuklukları takip eder. Çok yumuşak şilteler ise sırtı yeterince iyi desteklemez. Yatak seçiminde orta derecede sertlik daha uygundur. 

Fiziksel aktivite bele zarar verir!

Bu sadece belli koşullarda geçerlidir. Örneğin tek taraflı hareketlerle uzun süreli spor yapan herkesin omurgasına hasar verme olasılığı vardır. Tenis gibi, golf gibi sporlar buna örnektir. Bel ağrısının en büyük nedeni hareketsiz yaşamdır.

Hafif bel ağrısı kendiliğinden geçer!

Esasında doğru! Her bel ağrısı tedavi gerektirmez ancak kendiliğin de geçmez. Daha hareketli olmaya özen gösterin, doğru oturmaya, eğilmeye, kalkmaya, ağırlık taşımaya dikkat edin.

Soğuk hava bel ağrısına yatkınlığı artırır!

Kış mevsiminde pek çok kişinin bel ağrısı yakınması yaşadığı doğrudur. Ancak buna soğuk havanın neden olduğu bilgisi doğru değildir. Çoğu kişi, kışın araçla yolculuğu tercih eder, dışarda olabildiğince az zaman geçirir ve boş zamanlarında çoğunlukla koltukta oturur. İşte bel ağrısının asıl nedeni, bu hareketsiz yaşam tarzıdır.

Sırt problemleri yaşlılıkta görülür!

Yanlış! Yapılan bazı araştırma sonuçları bazı toplumlarda, 14-29 yaş grubundaki kişilerde bile bel ağrısının %60 oranında olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni açıktır: Endüstrileşme ve teknolojinin ilerlemesi kişileri hareketsiz yaşam tarzına itmektedir. Ayrıca yanlış edinilmiş duruş, oturma, ağırlık taşıma gibi alışkanlıklar da bel ağrısına zemin hazırlamaktadır. Yani 30’lu yaşların başında da artık fıtıklaşmış bir disk görme ihtimali nadir değildir.

Kategoriler
Sağlık

Mandalinanın hiç bilmediğiniz 7 faydası

Bugüne kadar soğuk algınlığı riskini azalttığı bilinen mandalinanın bunun yanında birçok faydası daha var. 

Sonbaharın gelmesiyle tezgahlarda yerini alan mandalinayı soğuk algınlığına karşı koruyucu olduğunu hepimiz biliyorduk. Ancak, Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, mandalinanın az bilinen 7 önemli faydasını anlattı. 

Bağışıklığı sistemini güçlendiriyor

Stres ve kötü beslenme gibi etkenler kişinin bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve birçok hastalığa kolayca yakalanmasına zemin hazırlayabiliyor. Mandalina anti-inflamatuar A ve C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, hastalık riskini düşürüyor.

Kanserden korunmaya yardımcı

Mandalina hücresel hasar sürecini baskılayarak birçok kanser türünden korunmaya katkı sağlıyor. Mandalinanın içerdiği anti-kanserojen bileşikler normal hücrelerin kanserleşmesini ve tümörlerin büyümesini engellemeye yardımcı oluyor.

Kan şekerini yükseltmez

Mandalina oldukça düşük glisemik indekse sahip. 2 küçük boy mandalina (100 gr) yaklaşık 53 kalori ve 2,1 gram posa içeriyor. Bu özelliği ile 1 porsiyon mandalina kan şekerini aniden yükseltmiyor, içinde bulunan meyve şekeri kana yavaş yavaş karışıyor. 

Kalp sağlığını destekler

Mandalinada bulunan flavanoidler kalp sağlığını desteklerler. Çalışmalar antioksidandan zengin turunçgil tüketimin kötü kolesterol – LDL’yi ve trigliseridi düşürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda vitamin C kalp hastalığı riskini azaltma ile ilişkili.

Tansiyonu düzenler

Mandalinanın yüksek potasyum ve düşük sodyum içermesi onu anti-hipertansif yapar. Potasyum, sodyum ile tersine çalışır ve tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.

Gözleri koruyor

Mandalina karotenoid ve A vitamini içeriği sayesinde sarı nokta hastalığından korunmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda gözde basıncı azaltarak glokomdan korunmaya katkı sağlıyor.

Cildi besliyor

Mandalina, serbest radikallerin cilt üzerindeki hasarını azaltmaya yardımcı olurken, kan dolaşımına verdiği antioksidanlar cilt sağlığını da destekliyor.