Kategoriler
Yaşam

Vücudunuz hakkındaki ilginç gerçekler

Vücudunuzun tüm organları her dakika sürekli çalışıyor. Kalbiniz dakikada 100 kereye kadar çarparken, ağzınız ise günde 6 bardak dolusu tükürük üretiyor. Siz farkında olmadan gerçekleşen tüm bu çalışmalar sizin sağlıklı olmanız için gerçekleşiyor.

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte farklı organlarınız hakkındaki inanılmaz gerçekler:

Beyniniz hakkındaki gerçekler

Her gün beyninizde 20 bin düşünce oluşur. Beyninizin içinde saniyede 5-50 kez birbiriyle konuşan 100 milyar nöron (beyin hücresi) olduğunu gözünüzün önüne getirin. Bu iletiler saatte 435 kilometre hızla seyahat edebiliyor. Beyniniz sayesinde aşırı ısınamazsınız ya da donmazsınız. Hipotalamusta bulunan iç termostatınız bir mühendislik harikasıdır. Bir derecelik değişiklik bile vücudunuzun hayat kurtaran ayarları yapmasını tetikler. Vücut ısınız çok yükseldiğinde, cildinizdeki kan damarları sıcaklığı düşürmek için genişler. Isı düştüğü zaman ise damarlar darlaşır, ter bezleriniz de kapanır.

Kalbiniz hakkındaki gerçekler

Kalbiniz dakikada 60 ile 100 arasında atar. Bir insanın ortalama ömrü boyunca 3 milyar kez kalbi atar. Güçlü bir egzersiz süresince kalbin çıkış yakıtının yüzde 70’inden fazlası çalışan kaslarınıza gider. Yaklaşık 160 bin 934 kilometre uzunluğunda çeşitli kan damarlarına sahipsiniz. Her gün kalbiniz bu damarlar boyunca yaklaşık 7,570 litre kan pompalar.

Akciğerleriniz hakkındaki gerçekler

Gün içinde 25 bin kez nefes alıp veriyorsunuz. Nefes alıp verme alışkanlığınız beyin sapınız sayesinde dengelenir. İnsanların hızlı bir metabolizması vardır. Dinlenme halinde bile dakikada 200-285 gram oksijene ihtiyacı vardır. Akciğerleriniz kamyon dolusu oksijeni kontrol edebilir. Akciğerler alveol denilen 300 milyon mikroskobik hava kesesi barındırır. Bu rakam tenis kortunun yarısına eşit yüzey alanını kapsar.

Gözleriniz hakkındaki gerçekler

Gözlerinizin odaklanmasına yardım eden kaslar günde 100 bin kez hareket eder. Bu 80 kilometrelik bir yürüyüşle eşdeğerdedir. Ayrıca dakikada 15 kez gözlerinizi kırparsınız ya da uyanık olduğunuz zaman günde neredeyse 15 bin kez gözünüzü kırparsınız. Bunu gözlerinizi korumak ve kirleri dışarı atmak için kendiliğinden yaparsınız.

Ağzınız hakkındaki şaşırtıcı gerçekler

Günde yaklaşık 6 bardak dolusu tükürük üretirsiniz. Tükürük vücudunuzun en takdir edilmeyen sıvısıdır. Ancak tükürüğünüz olmadan, yiyeceklerin tadını alamazsınız veya yiyecekleri yutamazsınız ve hatta kelimeleri oluşturamazsınız. Tükürük aynı zamanda potansiyel bir mikrop savaşçısıdır. Tükürüğünüzdeki enzimler ağzınızı temizler ve diş çürükleriyle enfeksiyonları önler. Hayvanlar da yaralarını yalayıp temizler.

Dolaşım sisteminiz hakkındaki gerçekler

Vücudunuz her saniye 3 milyon kırmızı kan hücresi yapıyor. Bu günde 260 milyar kan hücresi anlamına geliyor. Bunlar kanın en önemli rollerinden birini yerine getiriyor: çok değerli olan oksijeni tüm vücut hücrelerinize dağıtmak. Tek bir damla kan milyonlarca kırmızı kan hücresi içeriyor. Yarayı temizleyen biraz kanamadan sonra vücudunuz pıhtı oluşturup kan akışını durdurur. Bu kesikten içeriye bakteri girerse, beyaz kan hücreleri hızlı bir şekilde bakterileri yok etmek için o bölgeye gelir. Daha sonra diğer hücreler de bakteriyle savaşmaya başlar. Bir yeriniz ne zaman kesilirse bu olaylar aynı şekilde birbirini izler.

Sindirim sisteminiz hakkındaki gerçekler

Her gün midenizin iç kaplamasının yaklaşık yüzde 25’i yeniden üretilir. Mideniz hidroklorik asit gibi güçlü bir yakıta ev sahipliği yapıyor. Bu asit yiyecekleri parçalamanıza yardım eder. Çinkoyu eritecek kadar güçlü olan bu aside karşı midenizin zarar görmemesi için midenizin iç kaplaması 4-5 günde bir kendini yeniler. Yutmaya hazırlandığınız zaman, yumuşak damak burunla ilgili hareketleri kapamak için harekete geçer, ayrıca epiglot (soluk borusu ile yemek borusu arasında bulunan, yediğimiz şeylerin akciğere gitmemesini sağlayan kapakçık) da soluk borusunu kapatır.

Böbrekleriniz hakkındaki gerçekler

Böbrekleriniz günde neredeyse 190 litre kanı temizliyor ve yeniden dolaştırıyor. Bu orta büyüklükte bir otomobilin benzin deposunun alabildiği miktarın yaklaşık 3-4 katı kadardır. Böbrek yetmezliği durumunda insanların kanlarını filtrelemek için elektrolid seviyesini düzenlemesi, kandaki atıkları temizlemesi için mini buzdolabı büyüklüğünde diyaliz adı verilen bir makineye ihtiyaçları vardır. Yaklaşık bir bilgisayar faresi büyüklüğündeki 2 küçük böbreğiniz tüm bu işleri teş başına yapar. Böbrekleriniz uygun miktarda hidrasyon seviyesini de ayarlamaya yardımcı olur. Aşırı derecede su içtiğinizde, böbrekler idrarınızı berrak ya da soluk sarıya dönüştürmek için daha fazla çalışır. Susuz kaldığınızda mümkün olduğunca fazla sıvı tutar, bu nedenle idrarınız daha koyu renkli olur.

İskeletiniz hakkındaki gerçekler

İskeletinizin yaklaşık yüzde 0,03’ünü yeniden üretirsiniz. Alüminyum kadar hafif, ancak çelik kadar güçlü olan kemikleriniz sadece kireçli, beyaz, cansız iskele değildir. Kemikler kan damarlarıyla ve sinirlerle birlikte canlı dokulardır. Her yıl yetişkin birinin iskeletinin yaklaşık yüzde 10’u yenilenir. Bacağı kırık olan birinin kemikleri birkaç hafta boyunca tam anlamıyla küçülür. Fakat kişi tekrar çalışmaya ve egzersiz yapmaya başlayınca kemikler yeniden büyür.

Ayaklarınız hakkındaki gerçekler

Ayaklarınız günde yaklaşık 2 bardak kadar ter üretir. Ayaklarınızın ve çoraplarınızın havalanmazsa kokmasının nedeni budur. Bu çok fazla gibi gelebilir. Ancak sağlıklı bir insan günde 8 bin ile 10 bin adım atıyorsa bu yürüyüş 70 yaşına gelene kadar dünyanın çevresini 4 kez dolaşacak kadar yürümesine eşittir.

Cildiniz hakkındaki gerçekler

Cildiniz her gün 50 milyon ölü hücreyi dışarı atar. Bu dakikada 30 bin ile 40 bin ölü hücre anlamına geliyor. Cildinizin vücudunuzun en geniş organı olduğunu duymuşsunuzdur. Çünkü cildiniz birçok önemli fonksiyonu yerine getirir. Cildinizin 12,5 santimetre karesinde 650 ter bezi, 6 metre kan damarı, 60 bin pigment hücresi ve binden fazla sinir ucu bulunuyor.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

El-ayak-ağız hastalığı nedir?

El-ayak-ağız hastalığı, ağız içinde ve çevresinde, ellerde, ayaklarda ve bazen de bacaklarda ve popoda yaralara yol açan bir hastalıktır. Zaman zaman çocuklar arasında salgın haline gelen el-ayak-ağız hastalığına karşı dikkatli olmalısınız. Özellikle okula ya da kreşe giden çocuklarınızın ellerini sık sık yıkamasını sağlayın.

WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, el-ayak-ağız hastalığı, ağız içinde ve çevresinde, ellerde, ayaklarda ve bazen de bacaklarda ve popoda yaralara yol açan bir hastalıktır. Bu yaralar acı verici olabilir. Hastalık genellikle 1 hafta ya da daha uzun sürer. Yetişkinlerde de görülebilen el-ayak-ağız hastalığı daha çok çocuklarda görülür. Yılın her zamanı görülmesine rağmen sonbahar ve yaz aylarında daha yaygındır. Hastalığa enterovirüs isimli bir virüs neden olur. Virüs öksürük ve hapşırık ile yayılır. Ayrıca hasta çocukların ağzına soktuğu nesneler ve dışkı yoluyla yayılır. Sık sık hastalık salgın haline gelir. Virüs bulaşan kişilerin belirtileri göstermeye başlaması 3-6 gün sürer.

Belirtiler nedir?

Önce çocuğunuz yorgun görünür, hastalık boğaz ağrısı ya da 38-39 derece civarında ateşle başlar. Sonra 1-2 gün içinde ağzının içinde, çevresinde, ellerinde ve ayaklarında yaralar ve su toplamalar görülmeye başlar. Bu su toplayan bölgeler patlayıp akabilir. Yaralar ve su toplamalar 7-10 gün içinde yok olur.

Bazı vakalarda bu belirtiler görülmez ya da daha hafif görülür. Bu nedenle aileler çocuğun hastalandığını fark etmeyebilirler.

Hastalık nasıl teşhis edilir?

Çocuğun vücudundaki yaralara ve belirtilerine bakarak, sizin anlattıklarınıza dikkat ederek doktor teşhis edebilir. Genellikle test yapılmasına ihtiyaç duyulmaz.

Nasıl tedavi edilir?

El-ayak-ağız hastalığının tedavi edilmesine gerek yoktur. Çocuğunuz belirtileri atlatana kadar evde dinlenmelidir. Boğaz ağrısını hafifletmek için serin ve bol sulu içecekler verin. Dondurma gibi soğuk yiyecekler de iyi gelebilir.

Çocuğunuza portakal suyu ve acı biber gibi baharatlı ya da asitli yiyecek-içecek vermeyin. Bunlar boğaz ağrısını şiddetlendirir. Ağrı ve ateş için ateş düşürücü şurup verebilirsiniz. Ancak asla Aspirin vermeyin. Çünkü Aspirin, ciddi bir hastalık olan Reye sendromuna yol açabilir.

Çocuklar ilk bir hafta içinde hastalığı başkalarına bulaştırabilir. Fakat virüs dışkıda birkaç ay kalıp, diğer kişilere yayılabilir. Özellikle çocukların altını değiştiren ve tuvalet temizliğini yapan kişilerin ellerini iyice yıkamaları gerekiyor.

Hastalığın yayılmasını önlemek için çocuğunuz kreşe ya da okula gidiyorsa en az 1 hafta göndermeyin. Özellikle bebeğin altını aldıktan sonra ve çocuğunuzdaki yaralı bölgelere dokunduktan sonra ellerinizi güzelce yıkayın. Diğer aile üyelerinin de ellerini sık sık yıkamasını söyleyin. Hasta çocuğunuz oyuncaklarını paylaşmasına ve diğer çocukları öpmesine izin vermeyin.

Kategoriler
Sağlık

Yakın zamanda çürük dişler kendini onaracak

Çok yakında dişinizdeki kök hücreleri harekete geçiren bilim adamları sayesinde dişleriniz çürükler kendi kendini onaracak. Bu uygulama ne kadar erken gerçekleşirse çürük dişiniz için ağrı çekmenize gerek kalmayacak.

Londra King’s Koleji’nde yapılan çalışmada, dişteki canlı kök hücreleri harekete geçirerek dişteki çürüklerde kendi kendini tedavi etmesi konusunda yeni bir buluş yapıldı. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dt. Sevda Öztürk, “Çalışma mevcut çözünmüş dentin ve mine dokusunu da onarıyor ise o zaman dolgu ihtiyacı ortadan kalkacak demektir” dedi.

Araştırmacılar, dişin kendi kendini tamir etmesini sağlayacak bir yöntem keşfettiğini duyurdu. İngiltere’de Londra King’s Koleji’nde yapılan çalışmada, araştırmacılar dişteki canlı kök hücreleri harekete geçirerek dişteki çürüklerde düzeltme sürecini hızlandırmayı başardı ve dişin kendi kendini tedavi edebilmesini sağladı.

Çok önemli bir buluş!

Konuyla ilgili değerlendirme yapan İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Dt. Sevda Öztürk, tüm insanların en önemli sorunlarından biri olan diş çürüklerine yönelik yapılan buluşun çok önemli olduğunu söyledi ve “Çalışma mevcut çözünmüş dentin ve mine dokusunu da onarıyor ise o zaman dolgu ihtiyacı ortadan kalkacak demektir” dedi.

Diş ağrılarında çürükten ziyade, pulpaya ulaşmış çürüklerin ağrı yaptığını belirten Öztürk, bunun da kaçınılmaz olarak tedavi gerektirdiğini ifade etti. Diş çürüğünün esas olarak ağrı yapmadığını ve bizi asıl diş doktoruna götüren ve ağrıya sebep olan şeyin diş çürüğünün pulpaya ulaşmasından kaynaklandığını açıklayan Öztürk, “Çürük pulpaya ulaşıp ağrıya sebep olunca başka bir seçenek kalmaz ve kök kanal tedavisi yapılır. Burada bahsedilen çürük pulpaya ulaşmış olsa bile bu süngerlerden dişin içine konulup yeni dentin yapılarak kök kanal tedavisi yapılmaktan kaçınılabileceği olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan oldukça mantıklı bir tedavi olabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Araştırma biraz daha geliştirilmeli 

Pulpayı uyararak yeni dentin yapımını sağlamanın oldukça başarılı ve takip edilmesi gereken bir çalışma olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Dt. Öztürk, “Kök kanal tedavisine olan ihtiyacı azaltmak diş doktorlarının istediği ve arzuladığı bir durumdur; ancak hali hazırda çözünmüş dentin ve mine dokusunun onarımı için halen diş doktorlarına olan ihtiyaç ortadan kalkmamış gibi duruyor. Eğer bu çalışma mevcut çözünmüş dentin ve mine dokusunu da onarıyor ise o zaman dolgu ihtiyacı ortadan kalkacak demektir. Umarım bu günler de gelir ve toplumun yüzde 95’inin yaşadığı diş çürüğü hastalıkları ortadan kalkar” dedi.

Bu tür bir araştırmanın her ne kadar umut ışığı yaratmış olsa da bir takım soru işaretlerini de barındırdığı yorumlarında bulunan Arş. Gör. Dt. Öztürk, “Diş çürüğünde dişin mineral içeriği değişir. Bakteriler bu mineral yapıyı çözer, bozar ve durum böyle ilerler. Bu bakterilerin mevcut çözmüş olduğu dişin dentin ve mine dokusunu yeniden nasıl yerine getirebileceği konusu ise tartışmalıdır” şeklinde konuştu.

Kategoriler
Sağlık

Bakımsız dişler bu hastalıklara yol açıyor

Ağız ve diş bakımının yetersiz olduğu durumlarda ağızda biriken mikroplar, kalp ve damar hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ağız bakımının yetersiz olduğu durumlarda diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın neden olduğu enfeksiyonların kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğine değinen İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, yetersiz diş bakımının ölümle sonuçlanabilecek vakalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

TÜİK verilerine göre ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında yüzde 40 ile kalp-damar sistemi hastalıkları yer alıyor. Çiftlikli, ağız bakımının yetersiz olduğu durumlarda diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın neden olduğu enfeksiyonların kalp ve damar hastalıklarına yol açabileceğine vurguladı.

DAMAR SERTLEŞMESİ ÖLÜME YOL AÇIYOR

Kalp-damar hastalığının ağız bakımıyla olan ilişkisine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Çiftlikli, damar sertleşmesinin (ateroskleroz) damar duvarında kolesterol, iltihabi hücreler ve bakteriler gibi bazı maddelerin birikimiyle oluşan ateromlar nedeniyle ortaya çıktığı bilgisini paylaştı. Aterom oluşumunun bu bölgelerde zamanla yırtılma ve parça kopması ile kopan parçanın başka bir damarı tıkaması, damarlarda daralma ve anevrizmalarla sonuçlanabildiğini belirten Çiftlikli, aterosklerozun özellikle kalbi besleyen damarlarda görüldüğünde hayati sonuçlara yol açtığını söyledi.

DİŞETİ KANAMASINA DİKKAT!

Enfeksiyona karşı dişetinin verdiği iltihabi cevap sonucunda periodontal hastalıklar ortaya çıkar. Periodontal hastalıkların en belirgin bulgusu dişeti kanamasıdır. Diş fırçalama esnasında veya başka bir nedenle dişetinde meydana gelen kanama ile ağız ortamındaki bakterilerin kana karıştığı ve ateromlar içerisine yerleşebildiği bilinmektedir. Aterom içerisine yerleşen periodontal bakteriler burada lokal bir iltihaba yol açarak aterom oluşumunu daha fazla tetikler ve ateromda yırtılmalar ile kopmalara neden olabilir” şeklinde konuşuyor.

DOĞRU AĞIZ BAKIMI KALP-DAMAR SAĞLIĞINI KORUYOR

Periodontal iltihabın tüm vücutta düşük dereceli bir iltihaba yol açarak ateroskleroz oluşumunu kolaylaştırdığını ve bireyi kalp-damar sistemi hastalıklarına ve bu hastalıkların yol açtığı komplikasyonlara yatkın hale getirdiğinin altını çiziyor. Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, yapılan araştırmaların periodontal hastalığın tedavisi ile kalp-damar hastalığı riskinin azaldığını gösterdiğini ortaya koyuyor. Doğru ağız bakımı, periodontal hastalıkların tedavisi ve düzenli diş hekimi kontrolleri ile ağız ve diş sağlığının korunmasının yanında enfeksiyonun ve iltihabın sistemik etkilerini ortadan kaldırmak ve kalp-damar sağlığının korunması açısından önem taşıyor.

Kategoriler
Sağlık

Ağzınızdaki bakteriler şişmanlatıyor

Amerikalı araştırmacıların yaptığı çalışmada, bazı ağız bakterilerinin insanları daha şişman yaptığı tespit edildi.

Journal of Dental Research isimdi dergide yayınlanan çalışmada, bilimadamları, obeziteyle savaşmanın yeni yollarını buldular. Bunu kanıtlamak isteyen araştırmacılar, aşırı kilolu kadınların tükürüğündeki bakteri popülasyonunu ölçtüler.

Vücut kütle endeksi 27-32 arasındaki 313 kadından tükürük örneği toplayan araştırmacılar, DNA prob analizi aracılığıyla bakteri nüfusunu ölçtüler. Bu rakamları dişeti hastalığı çalışmalarına katılan 232 sağlıklı bireyden alınan verilerle karşılaştırdılar.

Bu verilerin analizi sonucunda, tükürüğün bileşimindeki bakterilerin aşırı kilolu kadınlarda değişiklik gösterdiğini tespit ettiler. Bu bakteri türlerinin aşırı kilolu olmanın biyolojik göstergeleri gibi davrandığını belirttiler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Bebeğinizin diş sağlığı için çok önemli

Bebeklik ve çocukluk döneminde yeteri kadar özen gösterilmeyen dişlerin ileride ciddi ağız ve diş sorunlarına yol açıyor. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarına küçük yaşta diş bakım alışkanlığı kazandırması önemli.

Yetişkin bireylerde görülen ağız ve diş sağlığı problemlerinin büyük bir kısmının çocukluk ve ergenlik çağında yeteri kadar özen gösterilmeyen diş bakımı ve beslenmeden kaynaklandığını belirten Fatih Hospitadent Diş Hastanesi Başhekimi Dt. Ayça Tenli Kurt, bireylerin ağız ve diş gelişiminin sağlıklı olabilmesi için ailelerin küçük yaşlarda çocuklarına diş bakımı ve beslenme alışkanlıkları kazandırmaları gerektiğini söyledi.

Süt ve süt ürünleri dişler için gerekli 

Dişlerde çürümeye neden olan aşınma sürecinde büyük katkı sağlayan kalsiyum, bebeğin daha güçlü dişlere sahip olabilmesi için çok büyük önem taşıdığını açıklayan Kurt, ilk 6 ay kesinlikle verilmesi gereken anne sütünün dışında sütün, yoğurdun ve ayranın birer kalsiyum deposu olduğu unutulmaması gerektiğini vurguladı.

Yoğurdu ve sütü bal, şeker gibi dişlere yapışabilecek ve çürük oluşumuna sebep olabilecek besinlerle birlikte aldıktan hemen sonra bebeğin dişlerinin fırçalanması gerekiyor.

Peynir asidin düşmanı

 Ağız içerisindeki asit ortamı dengeleyerek çürük oluşumuna engel olmaya yardımcı olan ve içeriğindeki kalsiyumdan dolayı önem taşıyan bir diğer besin, peynir. Çürük yapıcı özellikteki besinlerin tüketimin hemen ardından ağız içerisine ufak bir parça peynir alınması çürüğe neden olan asidik ortamı dengeleyerek çürük oluşumunu önlüyor.

Sert meyveler tükürüğü artırıyor

Elma, armut, havuç, salatalık gibi sert yapıdaki çiğ meyve ve sebzeler yüksek oranda su içerdiğini ve içerdikleri suyun tükürük bezlerini uyararak daha fazla tükürük salınımı sağladığını söyleyen Kurt, “Tükürük akışının artmasıyla, ağız içerisinde biriken yiyecek artıklarının uzaklaşması kolaylaşmaktadır” dedi.

Fosfor Kaynağı: Balık

Dişlere faydalı olduğu bilinen bir diğer besin ise balık olduğunun altını çizen Kurt, balığın içeriğindeki fosfor, diş ve kemik dokusunun en önemli yapılarından olduğunu ve diş sağlığının korunmasında önem taşıdığını açıkladı. Ancak 1 yaşından önce midye, karides, ıstakoz gibi kabuklu besinler ölümcül alerjik reaksiyonlara neden olduğundan doktora danışın. Aynı zamanda kalkan ve büyük balıklar da içerdikleri ağır metaller sebebiyle küçük çocuklar için tercih edilmemeli.

Kategoriler
Sağlık

Ağızda çıkan aftlar için bunları yapın

Vücut direnciniz düştüğünde, dudağınızı veya yanağınızı ısırdığınızda ağzınızda aft denilen beyaz yaralar oluşur ve çok canınız yanar. Peki bunların tedavisi var mı ya da hafifletmek için neler yapmalısınız? Bu doğal yöntemler aftın ağrısını alacak ve hızlı bir şekilde iyileşmesine yardım edecektir.

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, bu doğal yöntemler aftın ağrısını alacak ve hızlı bir şekilde iyileşmesine yardım edecektir.

Karbonat: Alkalin olan karbonat aftı şiddetlendiren asitleri etkisizleştirir. Ayrıca hızlı bir şekilde iyileşmeye yardımcı olmak için bakterileri öldürür. Yarım bardak ılık suyun içine bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırın ve ağzınızı bununla çalkalayın.

Aloe: İlkyardım bitkisi olarak kullanılan aloe vera jel ağrıları hafifletir ve iyileşmeyi hızlandırır. Bir parça pamukla aftı kurulayın ve aloe yaprağını kesin. Temiz bir kaşıkla yapraktan sızan bir parça jeli alıp yaranın üzerine uygulayın. Gerektiğinde bunu sık sık tekrarlayın.

Magnezyum hidroksit: Küçük bir yudum ağzınıza alın ve ağzınızı çalkalayın. Bu aft ağrısına yol açan asitleri etkisiz hale getirir. Bunun yerine bir parça pamuk yardımıyla günde 3-4 kez aftın üzerine magnezyum hidroksit sürün.

Çay poşetleri: Bir alkalin olan çay da aftı şiddetlendiren asitleri etkisizleştirir. Ayrıca çayın içinde ağrıyı hafifletmeye yardımcı bileşenler bulunuyor. Ağrınızın geçmesi için 5 dakika kadar ıslak çay poşetini aftın üzerinde tutun.

Adaçayı: Bakterileri ve virüsleri öldüren adaçayı iltihabı azaltan bileşenler içeriyor. 2 çay kaşığı kurumuş adaçayını bir bardak kaynayan suyun içine atın. Soğuduktan sonra günde 2 ya da 3 kez bu çayla ağzınızı çalkalayın.

Hidrojen peroksit: Güçlü bir dezenfektan olan bu madde aftınızın enfeksiyon kapmasını önlüyor. Çeyrek bardak suya çeyrek bardak hidrojen peroksit, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz ekleyip gargara yapın. Hidrojen peroksitle tuz ağrının iyileşmesine yardım eder.

Meyan kökü çayı: Eczanelerde ve aktarlarda rahatça bulabileceğiniz meyan kökü çayı aftları mükemmel şekile tedavi eder ve engeller.

Tuzlu su: Aftın iyileşmesine yardımcı olmak için tuzlu suyla ağızınızı 30 saniye kadar çalkalayın. Tuzlu su ozmoz sayesinde aft gibi açık yaraları iyileştirir.

E vitamini: E vitamini kapsülünün ucunu kesin ve aftın üzerine birazcık E vitamini sıvısı dökün. Vitamin yarayı kaplayacak, enfeksiyon kapmasını önleyecek ve daha hızlı iyileşmesine yardın edecektir.

Diğer vitaminler: C vitamini ağzınızdaki yaraları iyileştirmeye yardım ediyor. Ancak C vitaminiyle dolu portakal, greyfurt gibi meyveler bazı insanlarda afta yol açabiliyor. Bu nedenle günde 3 kez bin miligram C vitamini alın. Aftınız iyileşene kadar 30 miligramlık çinko pastili çiğneyin.(Vasfiye Özcanbaz)