Kategoriler
Sağlık

Bu alışkanlıklar kırışıklığa yol açıyor

Güneşin zararlı etkilerinin yanı sıra görünüşte masum olan bu alışkanlıklar da cildinizin kırışmasına neden olabilir.

Gün içerisinde yaptığınız sakız çiğnemek, sık sık cep telefonunuza bakmak, fazla şeker yemek gibi alışkanlıklar cildinizin yapısını bozup kırışıklığa neden olabiliyor. Healthy isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte kırışıklığa yol açan alışkanlıklar:

Gözlerinizi ovalamak

Gözlerinizin etrafındaki deri süper ince olduğundan hasara çok yatkındır. Bu hassas alanı ovalamak cildi gerer ve kırışıklığa yol açan kolajen ve elastini parçalar.  Gözlerinizi her gün sık sık ovalarsanız kırışıklıklar daha da artar. Ayrıca gözlerinize eyeliner sürmek aynı hasara yol açar. 

Güneş gözlüğünü evde unutmak

Güneşte etrafa ve hatta telefona veya bilgisayara bakmak, kaşlarınız ile göz çevreniz arasındaki kasları daralmaya zorlar ve bu da cildin kırışmasına neden olur. Bunu önlemenin en iyi yolu güneş gözlüğü takmaktır. Gözlüklerinizi sık sık evde unutursanız göz çevrenizdeki kollajen parçalanacak, kırışıklıklar daha de derinleşecek ve yerleşecektir.

Kontakt lens takmak

Gözlük yerine tercih ettiğiniz kontak lensleri yerleştirme şekliniz kırışıklığa yol açabilir. Genellikle lensi takarken kaşlarımızı yükseltiriz. (Ayrıca maskara uygularken de bunu yaparız.) Şaşırmaya benzer şekilde, bu tekrarlayan hareket alnınızdaki derinin kırışmasına neden olur. 

Fazla şeker yemek

Tatlılar lezzetli olsa da cildiniz için tehlikeli olabilir. Fazla şeker tüketimi nedeniyle şekerin kan dolaşımında protein veya yağla birleşmesiyle zararlı bileşenler ortaya çıkar. Bu bileşikler kolajen ve elastine zarar verebilir, kırışıklığa ve cildin sarkmasına yol açar. 

Uykusuzluk

Güzellik uykusu gerçek olabilir. Uykuda olduğunuz saatler, cildinizin kendisini onardığı ve yenilediği zamandır. Kaliteli bir gece uykusundan mahrum kalırsanız, ten renginiz etkin bir şekilde kendini rehabilite edemez, böylece daha az hücre devrolur ve donuk bir teniniz olur. 

Yüzüstü uyumak

Yüz üstü uyuduğunuzda yüzünüz yastığa doğru bastırılarak, deriniz kırışır. Bu şekilde saatlerce uyuduğunuzda ise kırışıklıklar yüzünüze yerleşir. Sürekli bu şekilde uyuyanlar, gözlerin etrafındaki şişkinliğin arttığını fark edebilir, çünkü bu pozisyon göz altları etrefındaki sıvının akışını zorlaştırır. 

Telefona bakmak için eğilmek

Her gün saatlerce telefonunuza, tabletinize veya diğer elektronik cihazlara bakarken boynunuzu tekrar tekrar bükersiniz. Bu hareket, boynunuzda çizgiler ve kırışıklıklar oluşmasına neden olur.

Pipet kullanmak

Bazı diş hekimleri dişlerin lekelenmesini önlemek için pipetle kahve veya çay içmenizi söylese de dermatologlar bu tavsiyeye katılmaz. Pipet kullanırken dudaklarınızı büzmek zorunda kalırsınız ve bu şekilde tekrarlayan hareket, dudaklarınızın çevresinde kırışıklıklara neden olur.

Yüzünüzü ellerinizin arasına almak

Ders dinlerken başınız ağır geldiğinde yüzünü elleriniz arasına almak ve bunu sık sık tekrarlamak kırışıklıklar oluşturabilir. Ellerinizdeki baskı aynı zamanda kolajen ve elastinin parçalanmasına da neden olabilir.

Sakız çiğnemek

Sakız, yanaklarda aşırı kas hareketliliği gerektirir. Tutarlı bir şekilde yapıldığında, kollajenin parçalanmasına ve cildin esnekliğini kaybetmesine neden olur. Bu nedenle de yanaklarda ve ağzınızın çevresinde kırışıklıklara yol açar. Her gün sakız çiğnemek yerine ara sıra çiğnemek soruna yol açmaz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Bu alışkanlıklar erken yaşlandırıyor

Sonsuza kadar genç görünmek imkansızdır. Ancak cildinizi ve sizi yaşlandıran kötü alışkanlıkları öğrenerek yaşlanma sürenizi uzatabilir ve uzun yıllar genç görünebilirsiniz.

Lifescript isimli internet sitesinde yer alan habere göre, cildinizin erkenden yaşlanmaması için bunlara dikkat edin:

Gözlerinizi ovalamak

Gözlerinizin çevresindeki hassas cildinizi ovalamak, çekiştirmek koyulaşmaya yol açar. Gözlerinizi sürekli ovalıyorsanız, göz doktoruna gidin ve tedavi olun. Makyaj yaparken ya da lens kullanıyorsanız göz çevresindeki cildinize nazik davranın. Böylece renk koyulaşması sorunlarını ve erken yaşlanmayı önlersiniz.

Uykusuzluk

Enerji, konsantrasyon ve cildiniz için uyku gerekir. Uyku kendinizi onarmanızı sağlar, ayrıca erken yaşlanmayı önlemeye yardımcıdır. Her gece 7-8 saat uyuyun ve buna her zaman uyun. Yatak odanız karanlık, serin ve sessiz olsun. Yatmadan en az yarım saat önce televizyonu ve bilgisayarı kapatın, bunların ışıkları vücudunuzun uyku hormonu olan melatonin üretimini azaltır.

Yan tarafınıza yatıp uyuma

Anne karnında olduğunuz gibi uyumak rahat gelebilir, fakat cildiniz için iyi değildir. Yıllarca yüzünüzü 8 saat boyunca yastığa bastırmak cildinizin parçalanmasına ve kırışıklıklara yol açar. Bu nedenle sırt üstü ve dönerek yatın.

Zararlı içecekler ve sigara içmek

Dişlerinizdeki lekeleri önlemek için gazlı içecekler, çay ve kahveden uzak durun. Ayrıca içecek kutularını ve şişelerini kafanıza dikerek içmeyin. Çünkü bu durum ağız çevrenizde ince çizgiler oluşmasına neden olur. Bunun gibi sigara içerken de ağzınız aynı şekli alır. Bu erken yaşlanma belirtilerinden biridir.

Kırışıklıklara karşı yanlış ürünler kullanmak

Cildinizin görünümünü iyileştiren etinol, peptit ve antioksidan gibi yaşlılık karşıtı maddeler içeren ürünler kullanmanız normaldir. Fakat temizleyiciler yaşlılık karşıtı maddeler içermez, boşuna para harcamış olursunuz. Basit, nazik bir temizleyici kullandıktan sonra yaşlılık karşıtı losyon, serum ya da krem kullanabilirsiniz.

Sürekli stresli olmak

Kronik olarak endişe duyuyorsanız ve uykusuzluk çekiyorsanız vücudunuz aralıksız stres pompalar ve erken yaşlanmanıza neden olur. Çünkü stres hormonu olan kortizol cildin sarkmasına, kırışıklık oluşmasına yol açar. Geceleri uykunuza dikkat edin, dengeli beslenin ve daha fazla oksijen alın.

Güneş koruyucu olarak makyaja dayanmak

Birçok makyaj ürünü güneşin zararlı ışınlarını engelleyen güneş koruması sağladığını iddia eder. Fakat cilt hasarı ve erken yaşlanmayla savaşmada yetersiz kalırlar. Bu ürünler UVB ışınlarından sizi korusa da UVA ışınlarına karşı etkisizdir. Bunun yerine UVA ve UVB ışınlarına karşı koruyucu bir nemlendirici kullanabilirsiniz.

Kırışıklıklara odaklanmak

Sadece çizgiler yaşlanma belirtisi değildir. Siyah noktalar ve cildin koyulaşması da cilde donuk ve yaşlı bir görünüm verir. Ciltteki koyulaşma ve noktalar kadınları olduğu yaştan 10 yaş yaşlı gösterebilir. Bu nedenle cildinizdeki ölü hücreleri çıkarıp atan ürünler kullanın. Bazı ürünler meyan kökü, C ile K vitamini, soya ve hidrokuinon içerebilir. Bunlar cildinizi temizler.

Boynunuzu ve ellerinizi görmezden gelmek

Genellikle özen göstermediğiniz elleriniz ve boynunuz yaşınızı gösteren ilk şeylerdir. Erken yaşlanmayı önlemek için boynunuza ve ellerinizin üstüne yaşlanma karşıtı yüz kremi uygulayın. Ayrıca her gün güneşten korunmak için bu bölgelerinize krem sürün.

Güneş gözlüğünü unutmak

Gözleri kısarak bakmak, gülmek ve kaşları çatmak gibi tekrarlayıcı hareketler zaman geçtikçe yüzünüzde çizgiler ve kırışıklıklar oluşturur. Ayrıca güneşe maruz kalmak da göz çevresindeki kolajene zarar verir. Bu nedenle kışın bile UVA/UVB koruyuculu güneş gözlüğü kullanın.

Sabun kullanmak

Eskiden annelerimiz her işlerinde sabun kullanırlardı. Fakat sabun zararlı deterjanlar içerdiği için cildinizdeki doğal yağları soyuyor. Kuruyan cilt kendini bakteri ve virüs gibi alerjenlerden koruyamıyor. Cildinizi sabun içermeyen temizleyicilerle yıkayın. Günde en az 8 bardak su içmeye çalışın.

Çok zayıf olmak

Fazla kilo vererek yüzünüzdeki yağları kaybederseniz deriniz sarkar, süzülür ve yaşlı görünürsünüz. Ayrıca popüler olan Yo-yo diyeti de erken yaşlanmaya yol açıyor. Tekrar tekrar kilo alıp verirseniz de cildiniz esnekliğini kaybeder. Bu nedenle size uygun beslenme şekli ve egzersizle sağlıklı kiloda kalmaya özen gösterin. Omega-3 yağ asitleri içeren somon, ceviz gibi yiyecekler, C vitamini bulunan narenciye, ıspanak ve kivi gibi gıdalar ile likopen içeren domates ve greyfurt gibi yiyeceklerden yeterli miktarlarda tüketin. Bunlar cildinizin genç görünmesine yardımcıdır. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Tırnak yemeyi nasıl önlersiniz?

Tırnak yeme alışkanlığı genellikle çocukluk döneminde başlıyor. Ergenlik dönemindeki çocukların yaklaşık yarısı tırnaklarını yediklerini belirten uzmanlar, bunların dörtte üçünün bu alışkanlıklarını 35 yaşına kadar sürdürdüklerine de dikkat çekiyorlar.

Bunun gibi asabi alışkanlıkların, endişe, stres ve sıkıntı anında ortaya çıkan bilinçdışı davranışlar olduğunu söyleyen uzmanlar, tırnak yeme alışkanlığını “onikofaji” olarak isimlendiriyorlar. Tırnak yemek, sosyal açıdan da kabul edilebilir bir davranış değildir. Ayrıca, pürüzlü, yenen tırnakların çekici görünmediğini belirten araştırmacılar, bazı insanlar tırnaklarını çok kötü yediklerini, parmaklarını kanattıklarını ya da tırnaklarını kemire kemire yok denecek kadar az bıraktıklarını ifade ediyorlar. Tırnak yemenin sağlığı da olumsuz etkilediğini vurgulayan uzmanlar, tırnaklarınızı yediğinizde, ağzınız ile parmaklarınız arasında ileri geri bakteri taşıdığınızı ve eğer şeytan tırnağınızı yerseniz, tırnağınızın kenarında enfeksiyon gelişebileceğini açıklıyorlar.

Peki bu zararlı alışkanlıktan nasıl kurtulacaksınız? HowStuffWorks isimli sitede yer alan habere göre, tırnak yemeyi önlemenin 5 yolu bulunuyor:

Tırnaklarınızın temiz ve bakımlı olmasına özen gösterin

Bazı tırnak yiyenler için, bu saplantılı bir durum halini almıştır. Tırnaklarınızı temiz ve bakımlı tutmalısınız. Manikür kitlerinde genellikle tırnak kesme makası, bir törpü, küçük bir makas ve kütikül itici ya da manikür kürdanı bulunuyor. Evinizde ya da çantanızda küçük bir manikür kiti bulunursa, kırılan tırnaklarınızı ya da şeytan tırnaklarınızı yemeden düzeltebilirsiniz. Haftada bir kez manikür yapmaya çalışın. Gerekliyse tırnaklarınızı keserek başlayın. Zeytinyağlı ya da losyon eklediğiniz ılık suda tırnaklarınızı birkaç dakika bekletin. Tırnaklarınızdaki ölü deriyi yavaşça geriye itin. Ellerinizi kurulayın ve losyon ya da kütikül kremi sürün.

Acı oje deneyin

Eczanelerde tırnak bakımı ürünlerine bakarsanız, tırnak yemeyi bıraktıran kremleri, yağları ya da tırnak cilalarını görebilirsiniz. Bu ürünlerden birçoğu aynı zamanda başparmak emmeyi bıraktırmak için de kullanılıyor. Bu ürünlerin içerisindeki kırmızı biber özü gibi maddelerden dolayı ürünlerin tadı acıdır. Bazı insanlar evde kendi hazırladığı saf karabiber gibi caydırıcı solüsyonları kullanıyor. Ancak bunlar kolayca yıkanabiliyor, ticari ürünler ise daha uzun süre etki gösteriyor.

Kendinize başka alışkanlık bulun

Tırnak yeme alışkanlığınızı unutmak için tüm enerjinizi başka alışkanlıklara harcayın. Bazı insanlar için, bu ellerini meşgul tutmak anlamına geliyor. Basit bir stres topunu avuç içinde sıkabilirsiniz. Bu size yardımcı olur. Tırnaklarınızı yemek istediğiniz zaman, stres topunu elinize alın ve sıkmaya başlayın. Ya da ellerinizi meşgul etmek için boyama, dikiş dikme, örgü örme, çizim yapma ya da dantel yapma gibi el işleriyle uğraşabilirsiniz.

Nedenini bulun

Öncelikle, niçin tırnak yemeye başladığınızı düşünün. Sadece bir gün buna başlayıp, alışkanlık yapmış olabilir. Bu bazı tırnak yiyenler için doğrudur. Yine de, bunların birçoğu sıkıntı, stres, korku ya da endişe anlarında tırnak yemeye başlamıştır. Belki, siz de okulun ilk günü ya da ailenizden uzak, arkadaşınızın evinde ilk kez gece yatısına kaldığınızda başlamış olabilirsiniz. Eğer ne zaman ve hangi koşullar altında tırnak yemeye başladığınızı bulduysanız, bununla mücadelenin yollarını da bulursunuz. Her zaman stres kaynaklarını ortadan kaldıramayabilirsiniz, ancak o an yapacak başka bir şeyler bulabilirsiniz. İşte sıkıldıysanız, kısa bir yürüyüş yapın ya da bir bardak su almak için yerinizden kalkın. Eğer uçmak sizi endişelendiriyorsa, yanınıza okuyacak kitaplar alın ya da dizüstü bilgisayarınızı yanınıza alıp film izleyin, internete girin. Hissettiklerinizi biriyle konuşmak da yardımcı olabilir.

Tedavi olun

Aşırı derecede tırnaklarınızı yiyorsanız, buna engel olamıyorsanız tıbbi tedavi görmenizin zamanı gelmiş demektir. Tırnak yeme alışkanlığı ya da hastalığı, obsesif kompulsif bozukluk (obsesyon ve kompulsiyonlarla seyreden anksiyete bozuklukları içinde sınıflandırılan bir psikiyatrik bozukluk) sorununa dahil bir davranıştır. Eğer böyle bir hastalığınız olduğundan şüphe ediyorsanız, psikiyatriste gidin. Size ilaç tedavisi, terapi ya da ikisini birden önerebilir. Eğer hasta değilseniz, stresli olduğunuzda kendi kendinize gevşeme tekniklerini öğrenebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Bu alışkanlıklar dişlerinizi mahvediyor

Gün içerisinde tüketilen gıdalara dikkat edilmediği takdirde ya da çeşitli ilaçlar nedeniyle dişleriniz çürüyebilir, çatlayabilir ve hatta kırılabilir.

Aşağıda belirtilen yiyecek, içecek ve alışkanlıklara dikkat ederseniz dişlerinizin sağlıklı olmasını sağlayabilirsiniz.

Asitli içecekler: Listenin en başında olan asitli içeceklerde porsiyon başına 11 çay kaşığı şeker bulunabiliyor. Ayrıca bu içeceklerde diş minesine zararlı fosforik ve sitrik asit var. Diyet içeceklerde de asit çok fazladır.

Dişlerinizle bir şey açmak: Dişlerinizle şişe kapağı ya da plastik ambalaj açmak dişlerinize zarar verir. Dişlerinizi bir alet gibi kullanırsanız dişleriniz çatlayıp kırılabilir.

Sporcu içecekleri: İdmandan sonra sporcuların canlanmasını sağlayan bu içecekler yüksek oranda şeker içerir. Asitli içecekler ve şekerleme gibi sporcu içecekleri de diş minesinde asit saldırısı oluşturur. Sık sık içmek diş çürüklerine neden olur.

Sakızlı şekerler: Tüm şekerli yiyecekler diş çürüğüne yol açar, fakat dişlerinize yapışan sakızlı şekerlerin temizlenmesi daha zordur.

Meyve suyu: Vitaminler ve antioksidanlarla dolu olan meyve suyu aynı zamanda şekerle de doludur. Meyveler doğal olarak tatlıdır, şeker eklenmemiş meyve sularını tercih edin. Şeker miktarını azaltmak için biraz sulandırabilirsiniz.

Biberon: Yatmadan önce bebeğe verilen içi süt, meyve suyu ya da mama dolu biberon dişlerinin çürümesine neden olabilir. Bebeğiniz biberon olmadan uyumuyorsa içtikten sonra ağzını durulamalısınız.

Patates cipsi: Plağın içindeki bakteriler nişastalı yiyecekleri de asite dönüştürür. Bu asit 20 dakika boyunca dişlerinize saldırabilir. Yiyecek dişlerinizin arasına sıkışırsa ya da sık sık patates cipsi yerseniz bu saldırı daha uzun sürer.

Devamlı atıştırma: Bir şeyler atıştırdığınızda ağzınızda daha az tükürük üretilir, böylece yiyecek parçaları uzun süre dişlerinizde kalır. Sık sık atıştırmaktan kaçının ya da havuç dilimleri gibi şekeri ve nişastası az yiyecekler atıştırın.

Kalemin arkasını çiğnemek: Bu alışkanlık buz çiğneme gibi dişlerinizde çatlak ve kırılmalara yol açabilir. Canınız bir şeyler çiğnemek istediğinde şekersiz sakız daha iyi bir seçenektir. Tükürük akışını artırıp dişlerinizi daha güçlü yapar ve asitlere karşı dişlerinizi korur.

Kahve içmek: Kahvenin koyu rengi ve asitlik oranı dişlerinizin sararmasına yol açar. Ancak çeşitli beyazlatma yöntemleriyle dişlerinizi kolayca beyazlatabilirsiniz.

Sigara içme: Sigara gibi tütün ürünleri dişlerde lekeye neden olur ve dişeti hastalıklarına yol açar. Tütün ayrıca ağız, dudak ve dil kanserine neden olabilir.

Diş gıcırdatma: Bruksizm olarak bilinen diş gıcırdatma dişlerinize zarar verir. Özellikle stres altında ya da uykuda meydana gelir. Bu nedenle kontrol edilmesi güçtür. Gün boyunca sert gıdalardan kaçınmak bu alışkanlıktan kaynaklanan ağrıyı ve hasarı azaltabilir. Gece uykuda ise diş koruyucu takabilirsiniz.

Boğaz pastili: Bunların eczanelerde satılması sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu şekerle doludur. Boğazınızı pastille yumuşattıktan sonra dişlerinizi güzelce fırçalamayı unutmayın. Pastillerden ya da sert şekerlemeden gelen şeker dişlerinizi kaplayan plakla reaksiyon gösterir. Sonra plaktaki bakteriler şekeri asite çevirir dişlerinizi çürütür.

Buz çiğnemek: Doğal ve şekersiz olduğu için buzun zararsız olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat sert ve donmuş buz küplerini ısırmak dişinizin çatlamasına ya da kırılmasına yol açabilir. Ayrıca ısırmak dişin içindeki yumuşak dokuyu aşındırıp diş ağrısına neden olabilir.

Ağız koruması olmadan spor yapmak: Futbol, dövüş sporları gibi temas gerektiren sporları ağız koruması olmadan yapmamalısınız. Bunlar olmadan yüzünüze darbe alırsanız dişleriniz ciddi şekilde zarar görebilir. (Vasfiye Özcanbaz)