Kategoriler
Sağlık

Salgında çocukların aşılarını ihmal etmeyin!

Hayatımızı önemli ölçüde etkileyen Covid-19 salgını döneminde bebeklerin ve çocukların aşıları asla ihmal edilmemeli.

Aşı sayesinde birçok hastalık önlenerek bebek ölümlerinin önüne geçiliyor. Covid-19 salgını sürecinde de aşı önceliği olan 12-18 aylık çocuk grubu uygun şartlar oluşturularak aşılanmasının önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Dünyada her yıl aşı ile önlenebilecek hastalıklardan, az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere yaklaşık 2-3 milyon çocuk hayatını kaybediyor. Düzenli aşılama ile bu ölümlerin 1,5 milyonu önlenebilir” dedi.

Çocukluk çağından başlayan aşı uygulamalarının hem aşılanan çocukları hem de toplumun genel sağlığını garanti altına aldığını vurgulayan Dr. Ayşe Sokullu, hepatit B, hepatit A, difteri, boğmaca, tetanoz, hemophilus influenza, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği ve verem aşılarının ulusal aşı programında tüm yeni doğanlara ücretsiz uygulandığını belirterek konuyla ilgili şunları anlattı.

Uygun şartlarda aşı yapılmalı

Aralık 2019 itibarıyla tüm dünyada yaşanan Covid-19 salgını kapsamında #evdekal kampanyaları sırasında bile aşı önceliği olan ilk 12-18 aylık çocuk grubunun uygun şartlar oluşturularak aşılanması için çaba gösterilmeli. Aile sağlığı merkezleri gerek özel hastane/muayenehane ortamlarında sağlıklı çocuklar için hijyenik ortamlar sağlanarak ve aileler de kişisel korunma önlemlerini alarak aşılamalar yapılmalı. 18 ay sonrası aşılar için daha esnek davranılabilir, bu dönemde birkaç aylık ötelemelerde sakınca olmaz. Hastane ve sağlık kuruluşuna giderken maske kullanımına ve el temizliğine dikkat edilmeli.

Kategoriler
Sağlık

Yeni aşıyla artık bebekler ağlamayacak!

Bilim adamlarının on yıldan uzun süredir geliştirdiği aşı, ağızda eriyeceği için bebekler aşı olurken artık ağlamayacak. 

Geleneksel yaklaşımlardan daha etkili olan yeni aşı sayesinde bebekler ve çocuklar ağlamayacak. Araştırmanın yazarı Maria Croyle, canlı virüsleri ve diğer biyolojik ilaçları, hızla çözülen bir film içinde stabilize etmek için soğutma gerektirmeyen, ağızdan verilebilen yeni bir yöntem geliştirdi.

Filmi yapmak için kullanılan malzemelerin ucuz olduğunu belirten araştırmacılar, süreç nispeten basit olduğundan, aşı kampanyalarının çok daha uygun hale getirilebileceğini belirtti. Araştırma ekibi, bu teknolojiyi 2007 yılında Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin isteği üzerine geliştirmeye başladı.

Yeni aşılama yöntemi çevreyi daha az kirletiyor. Geleneksel aşı kampanyaları sayısız şırınga ve ambalajı geride bırakıyor. Ayrıca aşı buzdolabı yerine oda sıcaklığında saklanabiliyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Çocuğunuzun geleceği için aşılarını mutlaka yaptırın!

Bulaşıcı hastalıklardan korunmayı sağlayan aşılar sadece çocuğunuzu korumakla kalmaz, toplum sağlığına da önemli katkılar sağlar. Ancak son günlerde artan aşı reddi nedeniyle bulaşıcı hastalık sayısı artış göstermekte. Çocuklarınızı aşılarını aksatmadan yaptırın.

Son yıllarda hızla artış gösteren aşı karşıtlığı; toplumda ciddi salgınlara yol açabilir. Toplum bağışıklığının aksamasında ve buna bağlı aşıyla korunabilen hastalık ve salgınların oluşmasındaki en büyük tehditlerden birinin aşı karşıtlığı ve reddi olduğunu söyleyen İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Atıcı, aşı karşıtlığı ve aşı reddi sorununun, kötü sonuçlarla karşılaşmadan önce, ciddiyet ile ele alınması gerektiğini vurguladı ve konuyla ilgili bilgiler verdi.

Aşılar, çocukluklarda koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli yapı taşlarından olup, sadece çocuğu korumakla kalmayarak toplum sağlığına da önemli katkılar sağlar. Aşı olanlar sayesinde, toplumdaki kırılgan grupların da belli oranda korunabildiğini söyleyebiliriz. Gebeler, çok küçük bebekler, savunma sistemi yetersizliği olanlar, organ nakli yapılanlar, kanser hastaları, kemoterapi gibi savunma sistemini baskılayan tedavi alanların sayısı, ülkemizde de gün geçtikçe artmaktadır.

Aşı karşıtlığı önce İngiltere’de başladı

Aşı karşıtlığı ilk olarak, İngiltere’de gündeme gelmiş; bu dönemde bir din bilgini olan E. Massey, has­talıkların tanrı tarafından insan­lara bir ceza olarak gönderildiğini; bu nedenle de hastalıkları önlemeye çalışmanın, tanrıya karşı gelmek olduğunu ileri sürmüş ve aşılama giri­şimlerini şeytana uymak olarak nitelendirerek kendisine geniş bir taraftar kitlesi de bulmuştur. Günümüzde de aşı karşıtı kişi ve gruplar, bulunduğumuz çağın olanaklarından yararlanarak internet ve bazı medya organları ara­cılığı ile toplumu etkilemeyi sürdürmektedirler.

Aşı karşıtlığı; toplum bağışıklığını aksatarak, aşıyla korunabilen hastalıklar hatta salgınların oluşmasındaki en büyük tehditlerden biridir. Bundan dolayı giderek artan aşı karşıtlığı ve aşı reddi sorunu; toplumsal olarak kötü sonuçlarla karşılaşmadan önce, ciddiyet ile ele alınması gereken ve somut adımlarla çözümlenmesi gereken bir konudur. Ne yazık ki ülkemizde bu konu ile ilgili yeterli duyarlılık oluşmamıştır. Yapılmış geniş kapsamlı bir klinik çalışma ve/veya veri de bulunmamaktadır.

Aşı karşıtlığının nedenleri

Aşı karşıtı ailelerin en sık endişelerinden bir tanesi, ilaç ve aşı şirketlerinin toplumun sağlığını değil kendi kazançlarını önemsediklerini düşünmeleridir. Ancak bu endişeler, eldeki aşıların etkinlik ve güvenliliği karşısında, insanlığın sağlık alanındaki en etkin mücadele araçlarından birini kullanmayı bırakması için yeterli değildir.

Aşı karşıtı ailelerin öne sürdüğü diğer nedenler; aşıların otizm gibi bazı hastalıklara neden olduğu, aşılanmanın savunma sistemini olumsuz biçimde etkilediği, yan etki görülme sıklığının kasıtlı olarak gizlenmekte olduğu, içerisinde alkol veya domuz ürünleri barındırdığı inanışıyla bazı grupla­rın inançlarına ters düşmesi gibi başlıklar altında toplanabilir.

Kategoriler
Sağlık

Çocuklara önerilen 10 aşı 

Tüm sağlık uzmanları çocuklarınızın hastalanmaması için gereken aşıları hep anlatıyorlar. Aile hekimlikleri de bebek doğduğu andan itibaren takip ederek gelişimi ve aşıları için sizi gerek eve gelerek gerekse telefonla sağlık ocaklarına çağırıyor. Aşıların düzenli olarak yapılması bebeklerin hayatını kurtarır.

İşte çocuğunuzun sağlığı için yaptırmanız gereken 10 aşı:

Hepatit B

Diğer aşılara benzemeksiniz Hepatit B aşısı çocuk doğduğu anda yapılıyor. Çocuk 18 aylık olana kadar 3 doz yapılmış oluyor. Bu önleme projesi 1991 yılında başladı, eğer siz veya bir yakınınız 1991 yılından önce doğduysa eksik aşınızı yaptırın.

Hepatit B viral karaciğer yetmezliğinin ve bundan oluşan ölümlerin 1 numaralı nedenidir.

Rotavirüs

Bu aşının 2 versiyonu var: Rotarix ve RotaTeq. Rotarix 2 ve 4. aylarda 2 doz şeklinde uygulanırken Rota Teq ise 2,4 ve 6. aylarda 3 doz şeklinde yapılıyor. Aşıya rağmen çocuk rotavirüs hastalığına yakalanabilir. Rotavirüs ciddi anlamda sulu ishal, karın ağrısı, ateş, iştah ve su kaybına yol açar. Yetişkinleri de etkileyen hastalık çocuklarda daha tehlikelidir. Aşı sayesinde hastaneye yatışlar ve ölümler ciddi oranda azalıyor.

Difteri-Boğmaca-Tetanoz

DTaP aşısı 2 ay ile 6 yaş arasında çocuklara 5 doz şeklinde yapılır. Aşı difteri, tetanoz ve aselüler boğmaca hastalığına karşı yapılan üçlü aşıdır. Difteri hapşırma, öksürme ya da hastanın eşyalarına dokunma gibi yollarla kolayca bulaşan ciddi bir bakteriyel enfeksiyondur. Tetanoz ise çeneniz dahil tüm kaslarınızı tutan ağrılı bir hastalıktır. Bu hastalık derin bir kesikle vücuda girer ve bu bakteri toprakta yaşar. Aselüler boğmaca da oldukça bulaşıcı olan bakteriyel enfeksiyondur. Hastalık kontrol edilemeyen öksürük nöbetlerine yol açar, hasta nefes almakta çok zorlanır.

Hib (Menenjit) aşısı

Bu aşının doz uygulaması biraz karışıktır. Aşının 6 haftalıktan 15 aya kadar 4 doz şeklinde uygulanması belirtilir. Ancak çocukta HIV enfeksiyonu varsa, kemoterapi alıyorsa daha fazla doz aşı yapılmalı. Menenjit ciddi bir çocukluk hastalığıdır.

Pnömokok aşısı

Uzmanlar iki tür aşının PCV13 ve PPSV23 olmasını öneriyorlar. PCV13 tüm çocuklara yapılırken PPSV23 ise belirli yüksek risk grupları ile 65 yaş üstüne öneriliyor. PCV13, 2 ile 15 ay arasında 4 doz şeklinde uygulanır. Pnömokok aşısı vücudun farklı bölgelerinde ciddi enfeksiyon hastalıklarına neden olan bir bakteri türü olan pnömokoka karşı sizi korur. Bu hastalık, ağır zatürreye, kulak enfeksiyonlarına, sinüs enfeksiyonlarına, menenjite ve kanda bakteriye yol açabilir.

Çocuk felci

Çocuk felci aşısı 2 aydan 6 yaşa kadar 4 doz şeklinde uygulanır. Birçok Batı ülkesinde nadir görülmesine rağmen çocuk felci az aşılama görülen gelişmekte olan ülkelerde halen yaygındır.

Grip aşısı

6 ay ile 8 yaş arasında çocuklar için grip aşısı yılda 1 ya da 2 doz şeklinde uygulanmalı. 7 yaşından büyük çocuklar yılda bir kez aşılanabilir. Bu aşı sizi gribe karşı korur. Grip oldukça bulaşıcı ve kreş, okul gibi kalabalık ortamlarda havada kolayca ve hızla yayılabilen bir hastalıktır. Çocuklar hastalığı eve getirip evdeki kişilere de kolayca bulaştırır.

MMR (Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak)

Bu aşı 12-15 aylar arasında ve 4-6 yaş arasında olmak üzere 2 doz uygulanır. Oldukça bulaşıcı bir hastalık olan kızamık, kalabalık ortamlarda yayılıp salgına neden olabilir. Kızamık enfeksiyonu ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı, vücutta döküntülere yol açar. Bazen zatürre ya da beyin iltihabına neden olabiliyor.

Kabakulak ise ateş, baş ağrısı, yorgunluk ile tükürük bezlerinde iltihap ya da şişmeye neden oluyor. Bu hastalık testislere de bulaşıp testis iltihabına yol açabilir. Uygun tedavi edilmediğinde ise kısırlık oluşur.

Kızamıkçık da orta seviyede ve kısa sürelidir. Kızamıkçık vakalarının yarısında yüzde hafif kızarıklık başlar ve vücudun kalan kısmına yayılır. Bunun yanında boynun ve başın arkasındaki bezler iltihaplanır.

Su çiçeği aşısı

12-15. aylar arasında ve 4-6 yaş arasında olmak üzere 2 doz uygulanır. Vericella zoster virüsü su çiçeği ve ağrılı bir cilt hastalığı olan zona hastalığına yol açar.

Hepatit A

12-24 ay arasında 2 doz şeklinde uygulanan Hepatit A aşısının iki dozu arasında 6-18 ay bulunmalıdır. Hepatit A kronik karaciğer hastalığına neden olur ve nadiren ölümcüldür. Gelişmekte olan ülkelerde hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda görülür. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, buralarda 10 yaşından önce çocukların yüzde 90’ı bu hastalığa yakalanır. Hastalığın belirtileri ateş, ishal, karında rahatsızlık, iştahsızlık, koyu renk idrar ve cilt ile gözlerde görülen sarılıktır. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Grip için önemli öneriler!

Birdenbire başlayan boğaz ve baş ağrısı, yüksek ateş ya da halsizlikle kendini gösterebilen grip, son günlerde salgın halinde pek çok insanı etkiliyor. Gripten korunmak sağlıklı beslenmek, mevsime uygun giyinmek ve hasta kişilerle temasta bulunmamak büyük önem taşıyor.

Burun, boğaz, bronşları ve daha ender olarak akciğerleri etkileyen virüse bağlı solunum yolu enfeksiyonu olan gribin kolayca bulaştığını söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Berna Devrim Yağbasan, gripten uzak durmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Mevsimsel grip yatağa düşürüyor

Grip temel olarak burun, boğaz, bronşları ve daha ender olarak akciğerleri etkileyen virüse bağlı solunum yolu enfeksiyonudur. Gribe neden olan influenza virüsü; kişiden kişiye öksürük, hapşırma, konuşma sırasında saçılan damlacıklar yoluyla bulaşmaktadır. Genellikle aniden başlayan yüksek ateş, kas ağrısı, baş ağrısı ve ciddi halsizlik, kuru öksürük, boğaz ağrısı ve burun akıntısı ya da tıkanıklığına neden olur. Çocuklarda nadiren karın ağrısı, mide bulantısı ve kusmaya neden olabilir.

Korunmak için bunlara dikkat edin;

Hasta ile yakın temastan kaçının
Grip benzeri bir hastalık geçirdiğinizde evde istirahat edin
Öksürme esnasında burun ve ağzınızı kağıt mendille kapatın ve kullanılan kağıt mendili atın
Sabun ve su ile ellerinizi sık sık yıkayın
Virüs bulaşabileceği için ağız, burun ve gözlerinize kirli elle temas etmekten kaçının.
Bağışıklık sistemi zayıf olanlar dikkat!

Bazı kişiler daha fazla risk altında

Gribin olumsuzluklarını daha şiddetli yaşayan bazı risk grupları vardır. Bunlar; yaşlılar, kalp, akciğer, şeker ve böbrek hastalığı olanlar, kansızlığı olan veya kemoterapi alanlar, uzun süreli kortizon tedavisi görenler, HIV / AIDS hastaları gibi herhangi bir nedenden dolayı bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerdir. Ayrıca bakımevlerinde yaşayanlar, devamlı aspirin kullanmak zorunda olan çocuklar ve gençler, grip sezonunda hamile olan kadınlar ve tüm sağlık çalışanları da risk grubundadır. Risk grubunda olan kişilerin grip aşısı olmaları, kış aylarını daha sağlıklı geçirmelerini sağlayabilir.

Grip aşısı için ideal zaman

Grip aşısı, grip salgınları başlamadan önce yaptırılmalıdır. Bunun için uygun dönem Ekim ve Kasım aylarıdır. Grip aşısının etkisi yapıldıktan 2 – 3 hafta sonra ortaya çıkar. Bu nedenle grip aşısının bir grip salgınından en az iki hafta önce yapılmış olması gerekir. Aşının koruyuculuğu genellikle 6 – 12 ay kadardır. Grip aşısının etkinliği, aşı içinde bulunan virüs tipleri ile salgına neden olan virüs tipleri arasındaki uygunluğa göre değişir. Grip aşısı ideal şartlarda %70 ila % 90 oranında koruma sağlar. Aşı yapılan kişinin yaşı önemlidir çünkü aşının koruyuculuğu gençlerde yaşlılara göre daha fazladır.

Bu kişilerin aşı yaptırmaması gerekiyor:

6 aydan küçük bebekler
Şiddetli yumurta alerjisi olan kişiler
Geçmişte grip aşısı ile şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olanlar
İnfluenza aşısı yapılmasını takiben 6 hafta içinde Gullian- Barre sendromu geçirme öyküsü olanlar
Orta derecede veya ağır ateşli hastalığı olanlar

Kategoriler
Sağlık

Bebeklerde rotavirüs çok tehlikeli!

Dünya çapında en sık ishal nedeni olan rotavirüs, sindirim sistemini etkiler ve özellikle çocuklarda enfeksiyona yol açar. Hastalar virüsü kendileri hasta olmadan ve hasta olduktan 10-12 gün sonraya kadar bulaştırabiliyor.

Tedavide amacın kaybedilen sıvı ve vücut tuzlarını yerine koymak olduğunu söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ, “Bu nedenle bol su verilmeli, anne sütü alıyorsa emzirilmeye devam edilmelidir. Kusmayı engellemek için az ve sık beslenmelidir. Etken virüs olduğu için antibiyotiklerin etkisi yoktur, kullanılmaz” dedi.

Günde 10-20 kez dışkılayabilir

Genellikle virüs alındıktan 2-3 gün sonra ateş ve kusma ile hastalık başlar. Sık sulu ishalle devam eder. Kusma ve ateş genellikle ikinci gün içinde azalır, ishal 3-8 gün devam eder. Günde 10-20 kez bol sulu dışkılayabilir, içinde kan yoktur. Çok sayıda dışkılayan ve sıvı alımı az olan çocuklarda değişen derecelerde su kaybı bulguları ortaya çıkabilir, bu nedenle hastaneye yatış gerekebilir. Hatta böbrek tutulumu olabilir. Damar yolundan sıvı verilebilir. İlk enfeksiyonlar özellikle küçük bebeklerde ağır geçer. Pnömoni, menenjit, karaciğer, böbrek tutulumu yapabilir. Rotavirüs enfeksiyonu geçiren biri tekrar rotavirüs ile enfekte olduğunda yine hastalanabilir. Ancak tekrarlayan enfeksiyon daha hafif seyreder.

Anne sütünün koruyucu etkisi vardır

Enfeksiyon ılıman iklimlerde kış aylarında daha çok görülür. Özellikle iki yaş altındaki çocukları etkiler. İlk 3 ayda nadir olarak görülür. Anne sütünün koruyucu etkisi vardır. 5 yaş üzeri çocuklarda ise tekrarlayan enfeksiyonlar nedeni ile daha az görülür.

Bol sıvı alımı çok önemli

Tanı dışkı tetkiki ile konulur. Tedavide amaç kaybedilen sıvı ve vücut tuzlarını yerine koymaktır. Bu nedenle bol su verilmeli, anne sütü alıyorsa emzirilmeye devam edilmelidir. Kusmayı engellemek için az ve sık beslenmelidir. Ateş varsa ateş düşürücü kullanılır. İshali durdurucu bir tedavi yapılmaz. Etken virüs olduğu için antibiyotiklerin etkisi yoktur, kullanılmaz.

Aşısı ağızdan uygulanıyor

Son yıllarda geliştirilen aşılar enfeksiyon oranlarını, ağır hastalıkları ve hastaneye yatışları azalmaktadır. Bu aşılar 2,4 ve 6’ncı aylarda ağızdan uygulanır. Aşı dışında etkili bir korunma yolu yoktur. Sabunla el yıkama virüsü öldürmez ancak enfeksiyonun yayılmasını azaltır.

Kategoriler
Yaşam

Aşılar hakkında yanlış bilinenler

Çocuğunuzu korumak için bebeklik döneminde yaptırdığınız aşılar hakkında bugüne kadar doğru bilinen yanlışları öğrenmek ister misiniz?

Mayo Clinic’e göre, bebekken yapılan aşılar çocukları ciddi hastalıklardan koruyor. Bu aşıların faydalarını ve risklerini bilmek en doğal hakkınız. İşte size, aşılar hakkındaki en yaygın efsaneler ve efsanelerin ardındaki gerçekler:

Aşılar gerekli değildir:

Çocukluk çağındaki aşılar çocukları difteri, kızamık, menenjit, çocuk felci, tetanoz ve boğmaca gibi birçok ciddi ve ölümcül hastalıktan korur. Eğer bu hastalıklar yaygın değilse ya daha isimlerini hiç duymadıysanız bu aşıların sayesindedir. Bağışıklık oranı düşerse, aşıyla sayesinde görülmeyen hastalıklar tekrar çocukları tehdit etmeye başlar.

Aşıların yan etkileri tehlikelidir:

Gerçek ise aşıların yan etkileri olabilir. Genellikle bu yan etkiler önemsizdir. Aşılar, hafif ateş, kırgınlık ile enjeksiyon yerinde kızarıklık ve şişlik gibi yan etki yapabilir. Bazı aşılar geçici baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik ve iştahsızlığa yol açabilir. Nadiren, çocuklarda alerjik reaksiyon ve havale geçirme gibi nörolojik yan etkiler görülebilir. Nadir görülen bu yan etkiler endişeye neden olsa bile, aşılar ölümcül hastalıklara yakalanmaktan daha güvenlidir. Alerjik reaksiyonu olduğu bilenen çocuklara aşılar yapılmaz. Çocuğunuzda belirli bir aşıya karşı hayatı tehdit edici bir reaksiyon geliştiyse aşının diğer dozları yapılmaz.

Aşılar otizme yol açar:

Araştırmacılar otizm ile çocukluk çağı aşıları arasında net bir bağlantı bulamadılar. Otizm belirtileri kızamık, kızamıkçık ve kabakulak gibi belirli aşıları olduğu dönemlerde görülmesine rağmen bu bir delil değildir.

Aşılar çok erken yapılıyor:

Evet, çünkü aşılar çocukları ölümcül birçok hastalıktan korumak için yapılıyor. Doğumla birlikte başlayan erken aşılama zorunlu, çünkü bu hastalıklar çocuklar çok küçükken oluşuyor ve komplikasyon riski çok yüksektir. Çocuğunuz büyüyene kadar aşılarını ertelerseniz çok geç kalabilirsiniz.

Güvenlik endişeniz varsa belirli aşıları atlayabilirsiniz:

Genel olarak, aşıları atlamak iyi bir fikir değildir. Bu şekilde çocuğunuzu ciddi hastalıklar karşısında savunmasız bırakırsınız. Tıbbi nedenlerden dolayı belirli aşıların dozlarını olamayan ya da aşılara cevap vermediği görülen bazı çocuklar için tek koruma çevresindeki insanların bağışıklığıdır. Belirli aşılar hakkında şüpheleriniz varsa, çocuğunuz doktoruyla bunları tartışın. Çocuğunuz aşılama tablosunun gerisinde kalırsa, açığı kapatmak için aşılar bulunuyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Yetersiz uyku grip riskini artırıyor

Beslenme, hijyen ve uykuya dikkat ederek, özellikle mevsim geçişlerinde daha sık görülen gripten korunmak mümkün.

Sonbaharda sıkça görülen hastalıkların başında mevsimsel grip (İnfluenza) ve soğuk algınlığı geliyor. Grip virüslerinin etkisiyle ortaya çıkan bu hastalık çoğunlukla kendini yüksek ateşle gösteriyor. Ancak gribe kırgınlık, halsizlik, baş ağrısı, gözlerde yanma, sulanma, boğaz ağrısı ve yaygın kas ağrıları da eşlik edebiliyor.

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Demet Yalçın, grip ve korunma yöntemlerini şöyle anlatıyor:

Ana tedavi istirahatten geçen grip hastalığına karşı,  ek olarak belirtileri önleyici tedaviler de uygulanıyor. Öksürürken tek kullanımlık mendillerin tercih edilmesi, beklenmedik öksürük ve hapşırıklarda kolun kullanılması, hasta kişilerin su bardağı, havlu gibi eşyalarının ortak kullanılmaması da hastalığın bulaşmasını önlemede önem taşıyor. Grip belirtileri olan kişilerin mutlaka bir uzman hekime başvurmalı; kendi başlarına antibiyotik veya ilaç almamalı.

YEDİ SAAT UYKU ŞART

Hastalıktan korunmak için kötü beslenme, uykusuzluk gibi bağışıklık sistemini zayıflatacak durumlardan kaçınmak, kişisel hijyene azami özen göstermek, mümkünse kalabalık ve havalandırması yetersiz ortamlardan uzak durmak da şart. Yeterli miktarda yüksek kaliteli protein ve sebze tüketmek, rafine şeker, işlenmiş gıda, ambalajlı meyve suyu, alkol ve tütün ürünlerinin kullanımından kaçınmak da hastalığa yakalanma riskini azaltıyor. Ayrıca günde en az yedi saat uyunması, en az yarım saat açık havada yürüyüş yapılması da gripten korunmada büyük önem taşıyor.

HİJYENE DİKKAT

Gripten korunmak için alınması gereken en önemli tedbirler arasında kapalı ortamların havalandırılması, optimal oda ısısının sağlanması, yeterli kişisel alanın sağlanması, klimaların bakımlarının düzenli yapılması, kullanılan yüzeylerinin ve tuvaletlerin sık aralıklarla temizlenmesi de yer alıyor. Ayrıca ellerin sık sık, su ve sabun ile en az 20 saniye yıkanması, bunun mümkün olmadığı zamanlarda ise alkol bazlı el dezenfektanlar kullanılmalı.

MUTLAKA AŞI YAPTIRILMALI

Sonbaharda özellikle risk grubundaki kişilerin grip ve zatürre aşısı yaptırmaları büyük önem taşıyor. Şeker, kronik akciğer, astım, KOAH, koroner arter ve kanser hastalarının yanı sıra immunsupresif tedavi kullananlar ve 65 yaşından büyükler gibi risk grupları aşı yaptırmalı. Risk grubunda olmayan kişilerin ise korunma önlemlerine tam uyarak, aşı olmadan da hastalıktan korunabilirler.

Kategoriler
Sağlık

Ebola hakkında bilmeniz gerekenler

İnsanların ölümüne yol açan Ebola virüsü nedir, nasıl bulaşır, aşısı ya da tedavisi var mıdır, nasıl önlem alınır? Ebola hakkında daha fazla bilginiz olursa hayatınız kurtulabilir.

Ebola, virüsün sebep olduğu ölümcül bir hastalıktır. 5 türü bulunan hastalıktan 4’ü insanları hasta yapıyor. Vücuda girdikten sonra, hücreleri parçalıyor ve bazılarını patlatıyor. Bağışıklık sistemini harap ediyor, vücutta ağır kanamaya yol açıyor ve neredeyse her organda hasara neden oluyor. Virüs korkutucu ve nadir görülüyor.

Nasıl bulaşır?

Ebola bulaşmış bir hastadan herkes virüs kapabilir. Hastalık insandan insana vücut sıvılarıyla bulaşıyor. Kan, dışkı ve kusma en çok bulaşıcı sıvılardır. Ayrıca idrar, ter, gözyaşı ve anne sütü de hastalığı taşıyabiliyor.

Ebolaya yakalanmak için bu sıvıların ağzınıza, burnunuza, gözünüze, genital bölgenize ya da vücudunuzdaki bir kesiğe değmesi yeter. Ayrıca hasta kişinin vücut sıvılarını bulaştırdığı eşyalar aracılığıyla da hastalık kaparsınız.

Ebola nerelerde yaygındır?

1976 yılından bu yana 33 Ebola salgını meydana geldi. Fakat Batı Afrika’daki 2014 salgını en büyük olanıdır. Virüs binlerce insanı hasta etti ve bunların yarısından fazlasının ölümüne neden oldu. Gine’de başladı ve Liberya, Nijerya ile Sierra Leone’ye yayıldı.

Ebolanın aşısı var mı?

Ebolayı önleyen ya da tedavi eden uygun görülmüş aşı ya da ilaç yoktur. Bilim adamları işe yaramış görünen bazı ilaçları hayvanlar üzerinde test etti. Fakat bu ilaçların insanlar üzerindeki etkileri denenmedi.

Araştırmacılar Ebolayı önleyebilen 2 yeni aşı üzerinde çalışıyorlar. Fakat insanlar üzerinde güvenilir olup olmayacağı veya işe yarayıp yaramayacağı tespit etmek için daha fazla test edilmeye ihtiyacı var.

Tedavi:

Virüsle savaşabilecek herhangi bir ilaç olmamasına rağmen araştırma ekibi kişinin belirtilerini tedavi etmek için temel destek tedavisi uyguluyor. Serum verip insanların susuz kalmasını önlüyor, oksijen veriyorlar, kan basıncı düzenliyorlar, enfeksiyonu varsa onu tedavi ediyorlar. Kişinin hayatta kalması kişinin bağışıklık sisteminin iyi çalışıp çalışmamasına bağlıdır. Ne kadar erken tedaviye başlanırsa, iyileşme şansı o kadar artıyor.

Eboladan sonra:

Eboladan kurtulanlar vücutta hastalığın aynı ırkına karşı kişiyi 10 yıldan fazla koruyan antikor olarak isinlendirilen belirli proteinlere sahip olurlar. Fakat hiç kimse virüsün diğer türlerinden hasta olup olunmadığını bilmiyor. Hastalıktan kurtulan erkeğin vücudunda virüs 3 ay canlı kalabiliyor. Anne sütünde ise 2 hafta kadar canlı kalıyor, bu nedenle anneler bu süre boyunca bebeklerini emzirmemeli.

Nasıl önleyebilirim?

Eboladan uzak durmanın en iyi yolu virüsün yaygın olduğu yerden uzak kalmaktır. Hastalık bulaşmış kişilerden, onların vücut sıvılarından ve hastalıktan ölmüş kişilerden uzak durun. Hayvanlara ve onların etine yaklaşmayın. Ellerinizi sık sık yıkayın. Bölgeden ayrıldıktan sonra, 21 gün boyunca sağlığınızdaki değişiklikleri izleyin ve herhangi bir belirti görürseniz doktora gidin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Lösemi aşısı çok yakında geliyor

Bilim adamları, yılda binlerce kişinin hayatını kurtaracak kanser aşısını insanlar üzerinde denemeye başladılar.

Daily Express’te yer alan habere göre, İngiltere’de bulunan Southampton Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar bağışıklığı destekleyen grip aşısının kronik ya da akut miyolid lösemi hastaları üzerinde denenmeye başlandığını açıkladılar.

Denemelerde başarılı olması halinde aşının 5 yıl içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor. Lösemi ve Lenfoma Araştırma Derneği’nden yetkililer de oldukça heyecanlı olduklarını belirterek, bu aşının gerçekten umut vaat ettiğini ifade ettiler.(Vasfiye Özcanbaz)