Kategoriler
Yaşam

Dizi izlerken atıştırmak, bağımlılık yapıyor

Bağımlılığa yol açan etkenler sadece sigara, alkol ya da madde kullanımıyla sınırlı değil. Bunların yanı sıra size masum görünen gıdalar da bağımlılık oluşturur. Özellikle dizi ya da filmizlerken tükettiğiniz cips, kurabiye, dondurma gibi abur cuburlar bağımlılık yapan gıdaların başında gelir.

Toplumda bağımlılık denilinde akla sigara, alkol veya madde kullanımı gelir. Ancak beyinde oluşan kimyasal etki ile meydana gelen bağımlılıkların nedenleri, bunlarla sınırlı değil. Gıdaların da beyinde benzer bir bağımlılığa yol açtığını vurgulayan uzmanlar; şeker, tuz, un ve yağ içeren ürünlerin bağımlılık yapan gıdaların başında olduğuna dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezinden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol, yeme bağımlılığı hakkında şu önemli açıklamaları yaptı:

Gıdalar da bağımlılık yapıyor

Alkol ya da maddenin oluşturduğu kimyasal etki beyinde bir bağımlılık oluşturuyorsa, özgül bazı gıdalar da beyinde benzer bir bağımlılığı oluşturabilir. Bağımlılık yapan gıdalar sıklıkla şeker, tuz, un ve yağ içeriği yüksek gıdalardır. Cips, kurabiye, pasta, dondurma, çikolata gibi gıdalar en sık görülen örneklerdir.

Tok olsanız da yemeye devam edersiniz

Yeme bağımlılığı oluşan kişiler karınları tok olsalar bile bazı gıdalara karşı bir açlık hisseder. Yedikten sonra suçluluk duysalar da yemek yemeyi bırakamazlar. Bu şekilde yemenin sağlıkları için olumsuz olduğunu bilseler de aşırı yeme alışkanlığından kurtulamazlar. Kişiler zamanlarının çoğunda bu gıdaları arama, bulma, tüketme gibi davranışları gösterirler.

Dizi izlerken yenilenler, bağımlılık yapabilir!

Yeme bağımlılığı, duygusal problemlerle de tetiklenebilir. Aynı şekilde televizyonda film veya dizi izlerken olayların heyecanına kapılarak farkında olmadan tüketilen abur cuburlar, bağımlılığın gelişmesinde önemli rol oynar.

Yeme bağımlılığının tedavisi var mı?

Tedavide amacın yeme ataklarının sıklığını azaltmak, kilo kaybı sağlamak ve ilişkili psikolojik sorunların çözülmesini hedeflemek olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya Yertutanol, . genellikle kullanılan yöntemlerin bilişsel davranışçı terapiler, beslenme danışmanlığı, duruma göre antidepresan ve/veya antikonvülzan ilaçları içeren farmakoterapiler olduğunu söyledi.

Kategoriler
Teknoloji

Teknoloji bağımlısı olmamak sadece sizin elinizde

Teknolojinin hızlı gelişimiyle artık herkes telefon, bilgisayar ve televizyon ile daha fazla vakit geçirmeye başladı.  Başta anne ve babalar olmak üzere hemen hemen tüm yetişkinler teknoloji bağımlılığından dert yanıyor, çözüm arıyor. Peki bu bağımlılıktan kurtulmak için ne yapabilirsiniz?

Günümüzün en çok konuşulan konularından teknoloji bağımlılığına farklı bir bakış açısı getiren DoktorTakvimi.com Uzmanlarından Psikolojik Danışman Furkan Zenuni, “Oyun, Telefon, İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığı”na dikkat çekti.

Bağımlılık nedir?

Teknoloji bağımlılığını daha iyi anlayabilmek için teknoloji ve bağımlılık kavramlarının ayrı ayrı ele alınması gerektiğini belirten  Furkan Zenuni, bağımlılığın en genel haliyle “Bireylerin, ruhsal ve bedensel sağlığına veya sosyal yaşamlarına zarar vermesine karşın, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik karşı konulamaz bir istek duymaları.” olarak tanımlandığını söyledi.

İnsanoğlunun doğuştan gelen bir bağlanma ihtiyacı olduğunu söyleyen Psikolojik Danışman Furkan Zenuni;

“Mutlu ve sağlıklı olduğumuzda bunu çevremizdekilerle paylaşmak isteriz. Ama bunu yapamadığımızda, örneğin travmatize olduğumuz veya soyutlandığımızda bizi rahatlatan bir şeylerle bağ kurma ihtiyacı duyarız. Bu ister akıllı telefonumuzu kurcalamak, ister video oyunları oynamak, isterse de sosyal medyada gezinmek olsun bir şeylerle bağ kurarız. Çünkü bu doğamızda var.” diye konuştu.

Kişi yapacak bir şey bulamadığında, engellendiğinde veya soyutlandığında ulaşabildiği en kolay madde veya nesneye ulaşıyor ve bu sayede beynin ödül merkezi uyarılıyor. Madde veya nesne kullanılmaya devam edildikçe ödül merkezi de uyarılmaya devam ediyor ve bir süre sonra tolerans gelişiyor. Kişi bu aşamadan sonra kendini normal hissetmek için kullanıma devam ediyor ve bağımlılık durumu ortaya çıkıyor. Bağımlılık kişinin aile ilişkilerini, sosyal yaşantısını ve kariyerini etkilediği için kendine kapanma, yüzleşmekten kaçınma gibi durumlar oluşuyor.

Teknoloji bağımlılığına ebeveynler yol açıyor

Psikolojik Danışman Fukan Zenuni, Oyun, Telefon, İnternet ve Sosyal Medya bağımlılığının diğer bağımlılıklardan en temel farkının ebeveynlerin çocuğun beynindeki ödül merkezini uyararak, bağımlılığa sebep nesneyi kendi elleriyle vermeleri olduğuna dikkat çekiyor.

0-6 yaş temel gelişim döneminde çocuk için en güvenli varlık olan anne tarafından “oyalansın, ağlamasın, uyusun, yemek yesin” gerekçeleriyle çocuğunun önüne veya eline telefon-tablet verilmesi, çocuğunun zihnine bu cihazların güvenilir cihazlar olarak kodlanmasına sebep oluyor. İlerleyen yıllarda özellikle de ders çalışma konusu öne sürülerek “bırak artık şu telefonu-tableti” söylemi çocuğun kafasında sorgulamaya neden oluyor ve çocuğun bu sorgulaması mantıklı bir açıklamayla giderilemediği takdirde çatışma ve itaatsizliğe dönüşüyor.

Günde sadece 1 dakika kitap okuyoruz

Küçük yaşlardan itibaren sınırsız ve kontrolsüz telefon, tablet, video ve oyun kullanımı çocuklarda ruhsal ve bedensel bir takım rahatsızlıkları ortaya çıkarıyor. Her yıl yayınlanan Global Dijital Raporun 2017 yılı Türkiye verilerine göre, Türkiye’de yüzde 13 artışla 54,33 milyon aktif internet kullanıcısı ve yüzde 6 artışla 51 milyon aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Ancak TÜİK 2017 raporuna bakıldığında günlük ortalama kitap okuma süresinin yalnızca 1 dakika olduğu göze çarpıyor.

Tek çözüm bağımlılıktan korunmak

Diğer bağımlılık türlerinde çözüm süreci bireyi bağımlı olduğu maddeden tamamen uzaklaştırarak ve arındırarak ilerliyor. Oyun, Telefon, İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığının çözümünde ve sonrasında kişiyi bağımlı olduğu nesneden tamamen uzaklaştırmak, çevresel şartlar yüzünden mümkün olamıyor. Dolayısıyla Oyun, Telefon, İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığı, diğer bağımlılık türlerine nazaran çözümü handikaplı bir bağımlılık türü olarak öne çıkıyor. Psikolojik Danışman Furkan Zenuni, bu sebeple kişinin kendini ve çocuklarını Oyun, Telefon, İnternet ve Sosyal Medya Bağımlılığından korumanın çözüm aramaktan daha kolay ve mantıklı olacağını belirtiyor.

Bağımlılıktan korunmak için bunları yapın:

  • Ailelerin çocuklarının zihinsel ve duygusal tatminlerini sağlamaları çok önemlidir.
  • Çocuğun suni mutluluk kaynaklarına ihtiyacı kalmayacak şekilde yetiştirilmesine özen gösterilmelidir.
  • Oyun, telefon, internet ve sosyal medya kullanımı var olan çocuklar sistematik bir şekilde tüketen taraftan üreten tarafa yönlendirilmeli, ellerindeki teknolojik imkanları; öğrenmek, gelişmek ve üretmek için kullanmaya teşvik edilmelidir.
  • Çocuğun kodlama öğrenmesi, program veya uygulama yazabilmesi, web tasarımı bilmesi ona ileride hangi mesleği yaparsa yapsın başarı getirecektir.
Kategoriler
Yaşam

Çocuğunuz telefona düşkünse dikkat edin!

Kendine yeterince güvenmeyen, çevresiyle rahatça sosyal ilişki kuramayan çocuklar cep telefonuna daha fazla düşkün olabiliyor. Siz de çocuğunuzun cep telefonuyla fazla zaman geçirdiğini düşünüyorsanız uzmanların önerilerine kulak verin.

Özgüveni yetersiz, sosyal ilişki problemi yaşayan çocukların telefona daha düşkün olabildiğini belirten uzmanlar, çocuğa önce fazla kullanımın zararlarını anlatmanın sonra da kullanımın sınırlanması bakımından örnek olmak gerektiğini vurguluyor. Hayatımızın parçası haline gelen cep telefonlarının artık çocuklar için de vazgeçilmez olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Eda Yavaş Togaer, çocuklarda ortaya çıkan “sorunlu kullanım” kavramına değindi.

Cep telefonu çocuğa biz veriyoruz

18 yaşından önceki yaş grubu için bağımlılık kelimesini kullanmak istemediklerini, bunun yerine “sorunlu kullanım” ifadesini tercih ettiklerini belirten Eda Yavaş Togaer, çocukların modelleme ile öğrendiklerini hatırlatarak şunları söyledi:

“Akıllı telefonları önce yetişkin olarak biz kontrollü kullanmalıyız ki çocuğa uygun ve doğru model olalım. Çocuk iletişim kurmaya başladığı andan itibaren yemek yemesi için veya işlerimizi yapabilelim diye çocuğun eline cep telefonunu biz veriyoruz. Çocuk, televizyon gibi cep telefonu gibi sürekli uyaran veren bir alet ile odaklanmayı öğreniyor. Zaman içerisinde cep telefonuyla oyun oynamak gibi daha farklı yollarla sosyalleşmeyi öğreniyorlar. Bu yüzyılda artık cep telefonunu tamamen hayatımızdan çıkaramıyoruz. Çocuklar akranları ile sohbet edebilmek ve dünyayı takip edebilmek için cep telefonuna ihtiyaç duyuyorlar.”

Çocuk cep telefonuyla ne yapıyor?

“Sorunlu kullanım” olması için çocuğun hayatının nasıl etkilendiğine bakılması gerektiğini belirten Togaer, arkadaşları ile bire bir ilişkiden kaçınan çocukların cep telefonuna yönelebildiğini söyledi.

Sorunlu kullanım diyebilmek için çocuğun hayatını ne kadar etkilediğine bakmamız gerektiğini söyleyen Togaer, “Çocuğun okul başarısı iyi, cep telefonunu sadece sosyalleşmek için mi kullanıyor yoksa hiç odasından dışarı çıkmayıp sadece telefon ile mi uğraşıyor? Kendisini arkadaşları içinde rahat hissetmeyen çocuklar, bire bir iletişimden kaçınan çocuklar, cep telefonuna yönelebiliyor. Sadece oyun oynamak isteyebilir veya aile ile vakit geçirmek istememek de çocukları telefona yönlendirebilir. Aile bu noktalara dikkat ederek çocuğu çok iyi takip etmeli ve bu sorulara net cevaplar vermeli. Özgüveni yetersiz çocuklar, sosyal ilişki problemi yasayan çocuklar, telefona daha düşkün olabilirler” diye konuştu.

Cep telefonunun zararlarını anlatın

Cep telefonunu çocuğun hayatından tamamen çıkarmanın doğru olmadığını belirten Togaer, doğru kullanım ile ilgili bilgilendirme yapılabileceğini söyleyerek şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocukları mutlaka iyi anlamak ve bu konudaki yönelimlerinin nedenlerini iyi araştırmamız lazım. Kendi kendimize kurallar ve yasaklar uygulamak yerine çocukla karşılıklı konuşmak ve ortak bir yol bulmak daha yararlı ve etkili olur. Çocuğa fazla kullanımın zararlarını çok net anlatmak ve bir zarar algısı oluşturmak gerekir. Çocukla işbirliği yaparak belirlenecek kurallara uyum da daha yüksek olur. Telefonu tamamen çocuğun hayatından çıkarmak çok ciddi reaksiyona neden olur. Önce ders çalıştığı takdirde cep telefonuyla ortak belirlenecek süre içerisinde kullanım sağlaması sağlıklı bir yol olarak kullanılabilir. Herkesin evinin kuralları farklıdır. Sizin evinizde belirli bir yaşta cep telefonu almak konusunda bir kural var ise buna da uyulmasının anlatılması gerekiyor.”

Ergenlik döneminde çatışmalar artıyor

Cep telefonu kullanımı ile ilgili ergenlik döneminde yaşanan sorunların biraz daha zor olduğunu belirten Eda Yavaş Togaer, “Bu süre ailelerin çocuklarla daha fazla çatışma yaşadıkları bir dönemdir. Ergene evin kurallarını anlatmak ama öncesinde de onu çok iyi anladığınızı ihtiyaçlarını önemsediğinizi belirtmeniz gerekir. Her iki tarafın anlaştığı sınırlar konulursa, daha sağlıklı bir iletişim olur. Ancak her durumda çocuğun cep telefonunu ne için kullandığından haberdar olmak ve takip etmek gerekir” diye konuştu.

Kategoriler
Yaşam

Bilgisayar oyunları çocuklarda bağımlılık yapabilir!

Teknolojinin günlük hayatımıza iyice girmesiyle özellikle çocuklar teknolojiyi bir eğlence aracı olarak görüyor ve vaktinin çoğunu teknolojik oyunlarla geçiriyor. Ancak bu durum onlarda bağımlılık oluşturuyor.

Bunun faydaları olduğu kadar zararlarının da olduğunu söyleyen  Psikolojik Danışman Özge Sarsılmaz, anne ve babalara önerilerde bulunuyor.

Teknoloji çağıyla birlikte çocukların oyun alanları da değişti. Artık bilgisayarın önünden kalkmakta ya da akıllı telefonları ellerinden bırakmakta zorlanıyorlar. Çünkü hepsi onlar için yeni ve bağımlılık yapan birer oyuncak. Elbette teknolojinin hayatımıza kattığı olumlu pek çok yön var ancak henüz gelişim döneminde olan çocukları düşündüğümüzde bilgisayar oyunlarının psikolojik ve sosyal açıdan birçok olumsuz yönü ile karşılaşıyoruz.

Teknolojinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri

Teknoloji, sanal bir alan yaratıyor. Gününün çoğunu sanal bir ortamda, gerçek kişilerin olmadığı yerde geçiren çocuklar zamanla gerçek dünyadan kopuyor.
Gerçek dünya ile arasına set koyan çocuklar, sosyal bir ortama girdiğinde bocalamaya başlıyor. Kendilerine yarattıkları sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki farklar, çocukların üstesinden gelemeyeceği kadar anlaşılmaz olabiliyor. Bu yüzden çocuklar yalnızlaşmaya başlayabiliyor.
4-12 yaş arasındaki çocuklar henüz oyun çağındadır. Ancak oyun çağını bilgisayar oyunları ile geçiren çocukların oyuncaklar ile oynama süreleri kısalıyor. Oyuncaklardan aldıkları haz da zamanla azalıyor. Ancak gelişimi düzgün tamamlamak için çocukların oyun çağını da sağlıklı biçimde tamamlamaları önemli. Bilgisayar oyunlarıyla fazla zaman geçiren çocuklar oyun döneminden erken çıkma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor.
Sanal oyunlarda daha çok saldırganlık ve güç temaları yaygın. Yapılan araştırmalar, şiddet içerikli bilgisayar oyunları oynamanın saldırgan davranışlarda anlık artışlara yol açtığını gösteriyor. Ayrıca şiddet içeren oyunları oynayan çocukların yaşıtlarına göre daha saldırgan olduğu da araştırmalar neticesinde ortaya çıkıyor.
Şiddet içerikli oyunlar ayrıca kaygı düzeyi yüksek çocukların da ortaya çıkmasına sebep oluyor. Bu çocuklar aileleri ya da öğretmenleri tarafından konulan kuralla uymamaya daha yatkın oluyor.
Bilgisayar oyunlarının içerisine fark edilmesi güç pek çok reklam yerleştiriliyor. Bu reklamlar genellikle “ürün konumlandırma” biçiminde oyunlara yerleştiriliyor. Bu da çocukları o ürünü alma konusunda heveslendiriyor. Ancak bu ürünlerden bazıları çocukların zihinsel ya da fiziksel sağlığını tehdit edebilir düzeyde olabiliyor.

Anne ve babalar ne yapmalı?

Çocukların sanal oyunlarda kendilerine farklı bir dünya yaratmaya çalışmalarının sebebi, aile içi iletişim eksikliği olabilir. Bazen hep birlikte oturup televizyon izlemek, birlikte zaman geçirmek gibi gelebilir. Fakat bu noktada birlikte zaman geçirmekten çok, birlikte “verimli” zaman geçirmenin önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Aile bireylerinin birbiriyle etkileşime dayalı aktiviteler yapılması hem aile birliğini güçlendirecek hem de çocuğun kendisi için yararlı olmayan aktivitelere yönlenmemesini sağlayacaktır.
Çocukların anlatmak istediklerine kulak vermek onlar için etkili olacaktır. Aileler onları dinlemeli ve sorunlarına birlikte çözüm bulmalıdır. Onları yargılayıcı söylemlerden uzak durulmalıdır.
Çocukla birlikte, gelişimini destekleyici oyunlar oynanmalıdır. Ancak bu oyuncağı öncelikle anne ve babalar test etmelidir. Zararlı olup olmadığı kanaatine varıldıktan sonra çocukla birlikte oynanmalıdır. Ailenin çocuğa zaman ayırması, kendisini değerli hissetmesini sağlayacaktır.
Bilgisayar oyunlarını oynama saatlerine kısıtlama getirilmelidir. Tamamen kendi başına bırakılan çocuk, zamanını değerlendirmede ne yazık ki başarılı olamamaktadır. Günlük ya da haftalık konulan sınırlamalar ile daha iyi bir rutin oluşturulabilmektedir.

Kategoriler
Yaşam

Şeker bağımlılık yapıyor!

Çocuklarınızı şekerle ödüllendirirken tekrar düşünün. Çünkü, çocukluğunda şekere bağımlı olanların ileride alkol kullanım bozukluğuna aday kimseler olduğu belirtildi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Onur Noyan, çocukluğunda şekere bağımlı olanların ileride alkol kullanım bozukluğuna aday kimseler olduğunu söyledi.

Bağımlılık tedavisinde ilaçlara karar verirken dönem dönem hangi hastaya hangi ilaçla devam edileceğine dair kararsızlıklar yaşayabildiklerini söyleyen Noyan, “Özellikle alkol kullanım bozukluğu olan hastalarda bazı ilaçlar var, ilacın fayda etmesi için kritik incelikler söz konusu oluyor. Uzun soluklu olarak yapılan genetik analizler ve başka incelemeler mümkün ancak pratik bir yöntemle geçmiş döneminde yani çocukluğunda şeker bağımlılığı olan, şekere yatkınlığı olan, şeker yemeyi çok seven ve ondan haz alan kişiler, alkol kullanım bozukluğu ya da alkol bağımlısı olduklarında bu tedavide kullanılan ilaçlardan fayda görüyor” diye konuştu.

Şeker bağımlılık yapıyor

Şekerin kendisinin de aslında bir bağımlılık oluşturduğuna dikkat çeken Noyan, çocukluğundan itibaren şeker tüketmeye alışkın olan bir kişinin beyninin, uyuşturucu madde kullanıyormuş gibi ödül ceza sistemini aktive edip, dopamin salgıladığını söyledi. Sonrasında bu kişinin şekere ya da maddeye bağımlı hale geldiğini kaydeden Noyan, şeker bağımlılığının aynı zamanda yeme bağımlılığının farklı bir boyutu olduğunu kaydetti.

Şeker bağımlısı çocuğu bekleyen riskler!

“Çocukluk döneminde şeker bağımlılığı ya da şekere yatkınlığı olan çocukların daha dürtüsel olduklarını da vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Noyan, bu kişilerin başka hastalıklara da aday olduklarını ifade ederek şunları söyledi:

“Çocukluk döneminde şeker bağımlılığı ya da şekere yatkınlığı olan çocukların, dürtüsel olmakla birlikte, dikkat eksikliği hiperaktive bozukluğuna yakalanma riski de artıyor. Sonraki hayatlarında bu kişilerin alkol kullanım bozukluğuna yakalanma ihtimali de artıyor. Çocukluğunda şekere bağımlı olanlar ileri yaşlarda bağımlılığa da aday”

Davranışsal bağımlılıklara da adaylar!

“Yediğimiz şekere karşı verdiğimiz cevap bedenimizin ödül-ceza merkezinin verdiği bir tepkidir” diyen Noyan, “Bu çocukluğumuzdan ve biyolojik, genetik olarak aktarılıyor. Sonradan edinilmiş bir şey değil. Genetik yapımız buna müsait ise şekerden keyif alıyoruz. Ödül eksikliği sendromu dediğimiz yani beynimizde dopaminerjik yolakları eksi olan kişiler stresle baş etmeye yetersiz olduklarında ya da hayattan keyif alamadıklarında alkol, madde nikotin gibi maddeleri kullanır, yemek karbonhidrat, şeker ve benzeri şeyleri yemeye daha yatkın oluyor. Bu kişiler seks, kumar ve oyun gibi davranışsal bağımlılıklara da aday oluyorlar” diye konuştu.

Bu davranışlarda bulunduklarında keyif aldıklarını gören kişilerin davranışlarını devam ettirdiklerini vurgulayan Yrd.Doç.Dr. Onur Noyan, şeker ve maddenin beyinde aynı etkiyi yaptığını belirtti. Yurt dışında yapılan çalışmalar, ailelerinde alkol bağımlılığı olan kişilerin çocuklarının şeker bağımlısı olduğu görülmüş. Şeker bağımlılığı olan çocuklu ailelerde alkol bağımlısı çok fazla olduğu tespit edilmiş.

Kategoriler
Sağlık

Her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor

Depresyon dünyanın büyük bir bölümünü etkiliyor. Avusturyalı Queensland Üniversitesi’nin, 2013 yılında yürüttüğü depresyon vakalarıyla ilgili araştırmasına göre, dünyanın yüzde 4’ü (yaklaşık 300 milyon kişi) depresyonda. Tedavi için uzmanlara başvurmayanlar da dahil edildiğinde rakamın çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın 2 Şubat 2015 tarihinde Türkiye’deki antidepresan ilaç kullanımıyla ilgili açıkladığı verilere göre Türkiye’de, her 10 kişiden 1’i antidepresan kullanıyor ve antidepresan kullanımında kadınlar erkekleri ikiye katlıyor.

Antidepresan kullanırken bunun doktor takibinde sürdürülmesinin ve sonlandırılacağı zamana doktorla birlikte karar verilmesinin en doğrusu olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Hızlan, “Bir doktorun önerisi ve takibi altında olduğu sürece antidepresanların güvenli ilaçlar olduğunu söyleyebiliriz” dedi.

Antidepresan kullanan kişi ilaç hakkında bilgilendirilmeli

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayımladığı “2014 Ruh Sağlığı Atlası”na göre 2030 yılında depresyon küresel bir kriz yaratacak. Antidepresan kullanımını doktor önermiş olsa bile bir ilacın neden kullanıldığı, ilaçtan ne bekleyebileceğimiz, gerekliliğinin nereden doğduğu gibi konularda ilacı kullanan kişinin bilgi sahibi olması yalnızca birtakım soruların yanıt bulması için değil, tedavinin de etkinliğine katkıda bulunacak önemli bir unsur. Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Hızlan, antidepresanların özellikle “mutluluk hormonu salgılatması”nın tamamen yanlış bir inanış olduğuna dikkat çekerek antidepresan kullanımına ilişkin önemli bilgiler paylaştı.

Günümüzde antidepresanların birkaç farklı problemde kullanıldığını belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Hızlan özellikle depresyon ve anksiyete bozukluklarının antidepresanların en yaygın kullanıldığı sorunlar olduğunu söyleyerek “Ayrıca somatoform bozukluklar (Birden fazla ruhsal sorundan dolayı ortaya çıkan ruhsal bozukluk), yeme bozuklukları, bazı kişilik bozukluğu tipleri gibi pek çok farklı durumda da yaygın bir kullanım alanına sahip” açıklamasında bulundu.

Antidepresanlar “mutluluk hapı” değil

Antidepresanların duyguları değiştirerek; mutluluğu artırdığı yönünde bir algının olduğunu ancak bunun yanlış olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Cem Hızlan “Hatta popüler alanda, ‘mutluluk hapı’ olarak da adlandırılırlar. Bu tamamen yanlış bir kanıdır. Antidepresanların asıl etkisi bizim duygu halimizde bir değişiklik yapmaktan çok, aksamakta olan birtakım zihinsel foksiyonları düzenlemek şeklindedir. Yani antidepresan kullanırken olaylar karşısında yine üzülür, kızar, paniğe kapılırız fakat bunlar olayların gerektirdiği boyutlarla sınırlı kalır ve kısır döngü halini alıp hastalığa dönüşmez” dedi.

Antidepresanlar bağımlılık yapmaz

Antidepresanların bir uyuşturucu ya da uyarıcı olmadığı için bağımlılık yapmadığının altını çizen Dr. Cem Hızlan “Gerektiği takdirde çok uzun süreler güvenle kullanılabilir. Genel bir tıbbi uygulama popüler alanda yanlış bir kanı yaratmıştır. ‘Bir antidepresanı kullanmaya başlarsan altı ay boyunca kesemezsin’ kanısı doğru değildir, çok kısa etkili bir-iki antidepresan dışında antidepresanlar kolaylıkla ve azaltmaya gerek olmadan kesilebilir, bırakılabilir. Burada sorun ilaçla ilgili değil, durumla ilgili. Antidepresan kullanırken zamanından önce kesildiğinde hastalığın belirtileri kısa zamanda tekrarlar. Antidepresan kullanımı, hastalığın tekrarlamayacağından emin olana kadar sonlandırılmamalı. Bu da tabii ki doktor kontrolüyle mümkündür. Bir antidepresan kullanırken bunu doktor takibinde sürdürmek ve sonlandırılacağı zamana doktorla birlikte karar vermek en doğrusu” dedi.

Antidepresanların yan etkileri ilaca bağlı olarak değişiklik gösterir

Antidepresanların genelde uzun vadede bilinen kalıcı bir yan etkisinin olmadığını belirten Dr. Cem Hızlan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yan etkiler genelde günlük yaşam aktiviteleri üzerinde görülür ve seçilen ilaca göre değişiklik gösterebilir. Genelde en çok sorulan yan etki, uyku yapıp yapmadığıdır. Fakat antidepresanların pek çoğu hiç uyku yapmaz, aktif hayatı etkilememesi için genelde uyku yapmayan ilaçlar tercih edilir, bu tipteki ilaçların dikkat ve hafıza üzerine de herhangi bir yan etkisi yoktur. Uyku yapıcı özellikteki ilaçlar genelde ağır uyku bozukluğu da varsa tercih edilir.

Avustralya Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, depresyon dünyada en çok Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde görülüyor. Sonuçlara göre, dünyanın en bunalımlı ülkesi her beş kişiden birinin depresyonda olduğu Afganistan. En mutlu ülke insanları ise Japonlar…

Kategoriler
Yaşam

Çocuğunuz oyun bağımlısı mı?

Bilgisayar oyunu oynayan bazı çocuklar ve gençler bu oyunların bağımlısı haline geliyor. Uzmanlar, çocukların eğlence amacıyla oynadıkları bu oyunların okuldaki başarılarına ve sosyal hayattaki aktivitelerini olumsuz etki yaptığını söylüyor.

Psikolojik Bilim dergisinin Mayıs ayında yayınlanacak çalışmada, araştırmacılar video oyunu oynayan 8-18 yaş arası gençliğin yüzde 8,5’inin kolektif bağımlılık belirtileri gösterdiğini buldular. Iowa State Üniversitesi’nden Doç. Dr. Douglas Gentile, “Video oyunlarının kumar oynamaya benzediğini sanıyorum. Ancak tam anlamıyla kumarın aynısı değil. Çocukların video oyunu oynama şekline bakarsak, oyunlar kumardan farklı görünüyor” dedi.

Bin 178 çocuk arasındaki video bağımlılığı, okulda dikkat sorunlarına, şiddete yol açarken oyun oynamayanlara göre 2 kat daha fazla dikkat eksikliği bozukluğu görüldüğü belirtildi. Online anket ile gerçekleştirilen çalışma, gençler arasındaki video oyunu bağımlılığına yönelik ilk belge.

Sürekli e-postalarını kontrol eden yetişkinlerinde benzer bağımlılığı olduğundan şüphelenen Gentile, “En yaygın rapor edilen patolojik belirtiler arasında, problemlerden ve kötü duygulardan kaçmak, oyun planlama ya da oyun hakkında düşünürken daha çok zaman harcama, video oyunları oynamak için ev ödevlerini aksatmak ve oyun oynamadan dolayı düşük not alıyorlar” diye konuştu.

Gentile, hangi gençlerin daha fazla risk altında olmadığını söyledi. Çalışmada, erkeklerin kızlardan daha çok ve daha uzun süre oynadıkları da vurgulandı. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Kaç sigarayla bağımlı olunur?

Nikotin bağımlılığı Fagerstrom Test (Nikotin Bağımlılık Testi) ile tayin edilir. Bu test günde kaç sigara içtiğiniz ve uyandıktan sonra ilk sigarayı ne zaman içtiğiniz tarzında soruların bulunduğu bir testtir.

Sigara müptelası olmak için tek sigaradan fazlası gerekiyor. Genç içicilerdeki bağımlılık tipik olarak sigaraya başlanılan ilk yıl içinde tespit ediliyor.

Kategoriler
Teknoloji

İnternet bağımlılığı yalnızlaştırıyor

Toplumda sosyalleşme sorunu yaşayan gençlerin, sanal ortamda kendilerini daha rahat ve özgür hissetmesi nedeniyle internete olan bağımlılıkları da aynı oranda artıyor.

Yeşilay’ın akademik dergisi Addicta, genç yetişkinlerde internet bağımlılığının yol açtığı yalnızlık üzerine yapılan araştırmanın çarpıcı sonuçları, “sanal ortam yalnızlığı” sorununda artışa dikkat çekiyor

Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Durmuş Ümmet ve Medeniyet Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Füsun Ekşi tarafından yapılan, Türkiye’deki genç yetişkinlerde internet bağımlılığının incelendiği araştırma, gençlerin yüzde 57’sinin sosyalleşmek için sanal ortamları kullandığını, yüzde 45’inin de yalnızlığını sanal paylaşımlarla gidermeye çalıştığını ortaya koyuyor. 70 erkek ve 167 kadın denek üzerinde yapılan çalışmada, gençlerin yüzde 51,2’sinin ortalamanın üzerinde yalnızlık çektiği, yaklaşık yüzde 18’inin yüksek düzeyde yalnızlık yaşadığı ortaya çıkıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 40’ı ise sanal ortamda bulunmalarına rağmen sosyal paylaşımlardan uzak duruyor.

GENÇLER SANAL ORTAMDA KENDİNİ KONTROL EDEMİYOR

Gençlerin hemen hemen yarısının sanal ortamda kendini kontrol etmekte zorluk yaşadığını dile getirirken, yüzde 36’sı her seferinde internette daha fazla zaman geçirme isteği duyduğunu söylüyor.

Gençlerin yüzde 36’sının internet bağımlığı nedeniyle gerçek yaşamdaki sosyal ilişkilerinde çeşitli zorluklar yaşadığına dikkati çekilen araştırmaya göre, sanal ortamda sosyalleşme düzeyleri ve sanal paylaşım davranışları artan kişilerin daha fazla internet bağımlılığı yaşadığı görülüyor.

GENÇLER SANAL ORTAMDA PAYLAŞIMLARLA SOSYALLEŞİYOR

Araştırmayı gerçekleştiren akademisyenler, sosyal ortamda kendilerine doyurucu ilişkiler bulamayan ya da gerçekleştiremeyen ve bu nedenle yalnızlık yaşayan bireylerin, bu olumsuz durumdan kaçabilmek için sanal ortamlardaki paylaşımları ile sosyalleşmeye çalıştıklarını ifade ediyorlar.

Söz konusu araştırma, genç yetişkinlerin reel yaşamda yalnızlık duygusu hissettikçe ve sanal ortamda sosyalleştikçe daha fazla kontrol kaybı yaşadıklarını gösteriyor.

Kategoriler
Sağlık

Sigarayı bırakmaya yardımcı öneriler

Sigarayı bırakmayı deneyip başarısız mı oldunuz? Her insanın sigarayı bırakırken geçtiği süreçler aynı değildir. Ancak buna inanırsanız, kararlı olursanız her gün sizi ölüme bir adım daha yaklaştıran sigaradan kurtulabilirsiniz.

Ehow isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte sigarayı bırakmanıza yardımcı olacak öneriler:

Sigarayı bırakmaya karar verdiğinizde önünüzdeki 2 gün içinde bir tarih belirleyin. Bazı insanlar yıldönümleri ya da çocuğunun doğum günü gibi bazı özel günleri seçerler. Sigarayı bırakma kararını verdiğinizde bırakma tarihini iyice ezberleyin.

Sigarayı bırakmayı düşündüğünüzü ailenize, yakın arkadaşlarınıza söyleyin. Böylece arkadaşlarınız ve aileniz de size destek olup sorumluluk alacaktırlar. Bu sayede nefsinizle savaşmak daha da kolaylaşacaktır. Sigarayı bırakma kararınızı başkalarına söylemenin bir başka faydası da sigarayı daha önce bırakmış kişilerden deneyimlerini öğrenebilmenizdir. Size sigarayı bırakırken yaşadıklarını anlatabilir, size tavsiyelerde bulunabilirler.

Sigarayı bırakma süreci oldukça zordur. Bu nedenle bu zorluklara karşı kendinizi hazırlamalısınız. Canınızın ne zaman sigara istediğini düşünün, nelerin sizi sigara içmeye yönelttiğini tespit edin ve bu hissi tetikleyen sebepleri ortadan kaldırmak için adım atın. Örneğin, öğle yemeğinden sonra sigara içme alışkanlığınız varsa her gün yemekten sonra kısa bir yürüyüş yapın ve bunu alışkanlık haline getirin.

Evinizden, arabanızdan ve işyerinizden sigaraları ve diğer tütün ürünlerini tamamen kaldırın. Her yerin iyice temiz olduğundan emin olun.

Uzmanlardan da yardım alabilirizsiniz. Bu kişilerin size sigarayı bıraktırabilecek bir çok deneyimleri vardır. Size sigara içme isteğinizi azaltmak için önemli yardımlarda bulunabilirler. (Vasfiye Özcanbaz)