Kategoriler
Yaşam

Stresi azaltıyor, bağışıklığı güçlendiriyor

Lif, mineral ve vitamin açısından zengin kestane, stresi azaltması, kan basıncını ve kolesterolü dengelemesinin yanında bağışıklığınızı güçlendiriyor ve kalbinizi koruyor.

Sonbaharla birlikte kestane mevsimi de geldi. Sağlığınız için çok faydalı olan kestanenin 100 gramında 170 kalori bulunuyor ve 3 orta boy kestane 1 dilim ekmekle eşdeğerdir. Kestanenin stresi azalttığını, kan basıncı ve kolesterolü dengelediğini, bağışıklığı güçlendirdiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ulaş Özdemir, kestanenin besin değerleri, faydaları hakkında şunları anlattı.

B ve C grubu vitaminleri, potasyum, magnezyum, demir açısından zengin olan kestane, öğünlerde tercih edilebilir. Diyet lifi açısından 100 gram kestane günlük ihtiyacın yüzde 21’ini karşılayabilir.

Hastalıklar için koruyucu

Kestanenin C vitamini bakımından zengin olduğunu ve 100 gram kestanenin günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 72’sini karşılayabildiğini belirten Özdemir, kestanenin içerdiği antioksidan bileşenler ve C vitamini sayesinde vücudu koruyarak bağışıklığı güçlendirdiğini açıkladı. B kompleks vitaminleri açısından zengin olmasından dolayı da büyüme ve gelişmeyi destekler, kırmızı kan hücreleri oluşumuna yardımcı olur. Ayrıca gribe karşı da koruyucudur. Kestane, kolesterolü dengelemede ve koroner kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olur” dedi.

Böbrek ve şeker hastaları dikkat etmeli 

Yüksek potasyum içeriği nedeniyle böbrek hastaları doktora danışmadan kestane tüketmemeli. Diyabet hastaları ve zayıflama diyeti yapanlar da kestane porsiyonuna dikkat etmeli. Bununla birlikte kestanede gluten bulunmadığından çölyak hastaları, gluten intoleransı olanlar ve alerjisi olanlar da rahatlıkla tüketebilir.

Kategoriler
Yaşam

Sabahları ballı su içmek için birçok nedeniniz var

Sabahları bir bardak ılık su, sindirim sisteminizi düzenler, bağışıklık sistemini uyarır ve vücudunuzu toksinlerden temizlerken bal ise demir eksikliğini giderir, yara ve iltihapları iyileştirir.

Her birinin ayrı ayrı birçok faydası varken ikisinin bir arada sağlığınız için ne kadar etkili olduğunu biliyor musunuz? Lifehack isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte ballı suyun sağlığınız için  faydaları:

Kilo vermenize yardım eder

Ballı su içmek kilo vermenize yardım eder. Balın içindeki şeker, sağlıklı kalori kaynağı olan doğal şekerdir. Şekerli meşrubatlara karşı duyduğunuz istekle savaşmada önemlidir. Gazoz gibi şekerli içecekler boş kaloriyle doludur. Bunları azaltarak ve ballı suyu tercih ederek kalori alımınızı da azaltırsınız ve kilo verirsiniz.

Sindirimi düzenler

Sabahları ballı ılık bir bardak su içmek sindirim sisteminizi iyileştirmeye yardım eder. Balın antiseptik etkisi midenizdeki asitlik derecesini hafifletir. Kalın bağırsağınızın susuz kalmasını önler ve kabızlık sorunu yaşamazsınız.

Bağışıklık sistemini destekler

Bal şaşırtıcı bir bakteri öldürme özelliğine sahiptir. Sade olarak tüketecekseniz organik olmalı. Çünkü bu bal bakterilere karşı faydalı olan enzimlerle doludur. Balın içindeki antioksidanlar ise kötü olan serbest radikallerle savaşır.

Alerjileri azaltır

Çiğ ve bölgenizin balını kullanmak bölgenizin polenlerine karşı vücudunuzu alıştırmaya yardımcı olur. Ayrıca çevresel alerjilere olan hassasiyetinizi azaltmaya yardımcıdır.

Gün içerisinde enerjinizi artırır

Enerjinizi artırmak için kahve yerine ılık ballı suyu tercih edin. Vücudunuz çok az susuz kalsa bile kendinizi uyuşuk, tembel ve halsiz hissedersiniz. Bunu önlemek için kahve yerine suyun içine biraz bal ekleyip için. Çünkü kahve idrar söktürücüdür ve vücudunuzun susuzluk çekmesine yol açar.

Boğaz ağrısını hafifletir ve öksürüğü keser

Ballı sıcak su boğazdaki ağrıyı ve tahrişi azaltmaya yardımcıdır. Ilık su boğazınızı yumuşatırken bal da boğazınızın ince bir tabakayla örtülmesini sağlar. Bu yumuşatıcı etki öksürüğü de azaltmaya yardım eder.

Vücudunuzu toksinlerden arındırır

Ballı su vücudunuzun toksinlerden arınmasına yardım eder. Düzenli olarak içtiğinizde hastalığa yol açan toksinlerden kurtulursunuz. Bu karışıma limon eklerseniz yararını daha da artırırsınız. Böylece toksinleri vücudunuzdan daha sık atarsınız ve idrar yollarınız sağlıklı kalır.

Gaz sorununa yardımcıdır

Bağırsaklarınız ağrıyor ve gazınız varsa, bir bardak ılık ballı su içmek gaz sorununuza yardımcı olacaktır. Bal gazı etkisiz hale getirir.

Sağlığınızı korur

Ballı ılık su içmek sadece hidrasyonu artırmaz, aynı zamanda vücuduzdaki iyi kolesterol seviyesini artırmaya ve kardiyovasküler gerilimi azaltmaya yardım ediyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Çiğ fındığın faydası daha çok!

Tümüyle bir sağlık deposu olan fındık, beyin sağlığından mutluluk hormonlarına, diyabet riskini azaltmasından kanserden korumaya dek çok önemli faydalar sağlıyor. Lezzetinin yanı sıra yapısında bol miktarda lif barındırıyor.

Protein, karbonhidrat, antioksidanlar, B riboflavin, tiamin, niasin, piridoksin ve pantotenik asit gibi vitaminleri, kalsiyum, folat, çinko, potasyum, demir ve manganez gibi mineralleriyle sağlığımız açısından adeta bir hazine.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Fındığın çiğ olarak tüketilmesi durumunda besin değerlerinden çok daha fazla faydalanabiliriz. Fındığın kavrulma süresinin uzaması fındıkta besin kayıplarına sebep olurken, fındığın içerisindeki sağlıklı yağların hasar görmesine ve okside olmasına sebep olarak hücrelerimize zarar verebilecek serbest radikallerin oluşmasına sebep olabiliyor. Kavrulmamış fındıklar, kavrulmuş fındıklara oranla iki kat fazla antioksidan içerir. Bu nedenle fındık alırken çiğ (kavrulmamış) olmasına özen göstermeliyiz” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, çiğ fındıkla gelen 10 faydayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bağışıklığı kuvvetlendiriyor

Fındık yağı E vitamini açısından zengin bir kaynak. E vitamini, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasını önleyerek anemi riskini azaltıyor. Doğru kan dolaşımı, ateş, soğuk algınlığı ve diğer hastalıkların oluşma riskini azaltarak bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

Sinirleri sağlamlaştırıyor

İçerdiği besin öğeleriyle tam bir sağlık deposu olan fındık, B6 vitamini açısından da zengin. B6 vitamini; elektrik sinyallerinin hızını ve verimliliğini artıran ve sinir sisteminin düzgün şekilde çalışmasını sağlayan, sinirin kılıfı olan miyelinin yaratılması için gerekli bir vitamin olarak biliniyor. Ayrıca sinir sistemimizin sağlıklı bir şekilde işlev gösterebilmesi için seratonin, melatonin ve epinefrin gibi hormonların salgılanması B6 vitamininin desteği ile oluyor.

Beyin sağlığını koruyor

Fındıkta, protonosiyanidinler, kersetin ve kaemferol gibi fitopkimyasal maddeler bulunuyor. Bu proantosiyaninler ‘flavonoidler’ olarak adlandırılan bir gruba ait. Flavonoidler beyin sağlığını destekleyebiliyor. Ayrıca triptofan ve izolosin aminoasitlerinden zengin olduğundan zihinsel ve psikolojik olarak kişinin kendisini daha iyi hissetmesini sağlıyor.

Tok tutuyor

Fındıktaki protein, lif ve yüksek yağ kompozisyonu, tokluk hissini artırıyor, bu da aşırı yemeyi önlerken yüksek kalori alımına karşı koruyor. Ancak gereğinden fazla fındık tüketimi, tam tersi etki yaparak kilo artışına yol açıyor! Çünkü fındığın enerjisi oldukça yüksek. 1 avuç fındık yaklaşık 25 grama, o da 150 kaloriye denk geliyor. Porsiyon miktarına dikkat etmek önemli. 1 porsiyon 6-7 adet çiğ fındığa denk geliyor.

Diyabet riskini azaltıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz ”American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan 2015 çalışmasında, diyabet hastalarında düzenli olarak fındık tüketimi olduğunda daha güçlü bir etki sağladığı, diyabetik olmayanlara göre daha düşük kan yağlarına sahip olduğu görülmüştür. Diyabet hastaları günlük diyetlerine fındık eklediklerinde glukoz intoleransında iyileştirme görülmüştür” diyor.

Kötü kolesterolü düşürüyor

Fındık kalp sağlığını koruyan sağlıklı yağlar içeriyor. Oleik asit için iyi bir kaynak ki oleik asit kötü kolesterol (LDL) seviyesinin düşürülmesine yardımcı olurken, vücutta iyi kolesterolün (HDL) seviyesini yükseltmeye fayda sağlıyor. Düzenli fındık tüketimi kolestrolü yüzde 27 oranında düşürüyor. Bilimsel çalışmalar, düzenli olarak fındık tüketen kişilerin kalp krizinden dolayı ölüm riskini oldukça azalttığını gösteriyor. Aynı zamanda fındık demir, bakır, selenyum, magnezyum, potasyum, fosfor, çinko gibi minerallerin doğal kaynağı olduğu için kalp sağlığını koruyor.

Kansere karşı koruyor

Kanserli hücrelerin gelişimine neden olan faktörleri ortadan kaldırdığı düşünülen fındık, aynı zamanda vücuttaki kötü niyetli hücreleri yok etmeye yardımcı olarak kanser olasılığını önlüyor. Fındıkta bulunan bir bileşik olan beta-sitosterol meme ve prostat kanseri riskini azaltıyor.

Kabızlığı önlüyor

Fındıktaki yüksek lif içeriği, bağırsak sağlığı için oldukça yararlı bir rol üstleniyor. Yüksek lif tüketimi bağırsak hareketlerini aktif hale getirip, sindirim sisteminin işini kolaylaştırdığından, günlük yeterli miktarlarda çiğ fındık tüketimi kabızlığın tedavisinde kullanılabiliyor.

Kasları güçlendiriyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Magnezyum, vücuda giren ve çıkan kalsiyum miktarının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Doğru miktarda kalsiyum kas kasılmalarını oluşturur ve kasların ihtiyaç duyulmadığında dinlenmelerine izin verir. Magnezyum, bu sayede kas gerginliğini azaltır ve kas yorgunluğunu, spazmı, kramp ve ağrıları önlemek için mücadele eder. Yüksek magnezyum seviyeleri aynı zamanda kas gücünü artırmaya yardımcı olur” diyor.

Erken yaşlanmayı engelliyor

Fındıkta bulunan antioksidanlar, cildinize zarar verebilecek serbest radikallerle mücadele ederek, cildin daha sağlıklı görünmesine yardımcı oluyor. Aynı zamanda UVA/ UVB ışınlarının neden olduğu deri kanserinden cildi koruyor. Antioksidanlarla birlikte flavanoidler cilt hücrelerinin rejenerasyonunu uyarıyor. E vitamininin de desteğiyle ölü hücreleri ortadan kaldırarak daha sağlıklı ve daha genç görünümlü bir cilt sağlıyor.

Kategoriler
Yaşam

Siyah çayın bilmediğiniz faydaları

Sabah sofralarının ve akşam yemekten sonra vazgeçilmez olan siyah çayın faydaları da oldukça fazladır. Bugüne kadar çayın bazı kanser türlerinde etkili olduğu insanı sakinleştirdiği biliniyordu. Ancak siyah çayın bunların yanında duyulmamış ilginç yararları da bulunuyor.

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte çayın bilinmeyen yararları:

Kesikleri ve sıyrıkları onarır

Siyah çaydaki tanin açık yaralardan ya da sıyrıklardan sızan kanı durdurur. Yaralı bölgeye soğumuş çay poşetini yavaşça bastırın, acısı hafifleyecek ve şişme azalacaktır.

Ayak kokusunu yok eder

Çaydaki tanik asit, bakterileri öldürür ve gözenekleri kapatır. Böylece ayağınız daha az terler. Yarım litrelik suya 2 çay poşeti atıp 15 dakika kaynatın, sonra yaklaşık 2 litre su ekleyip suyu ılıtın. Ayaklarınızı 15-30 dakika bu suda bekletin.

Diş eti sağlığınızı iyileştirin

Diş etleriniz şiştiğinde iyileşmesi için siyah çay poşetlerini doğrudan diş etlerinize bastırın. Ayrıca diş etlerinizin sağlığı için ağzınızı çayla çalkalayın.

Bağışıklık sisteminizi destekleyin

Tufts Üniversitesi’nde görevli bilim adamları, 22 sebzeyle birlikte çayın ORAC değerini karşılaştırdılar. Bu değer yüksek olduğunda o gıda antioksidan açısından zengindir. En yüksek skorun 5 dakika demlenen yeşil çay ile siyah çayda olduğunu tespit ettiler.

Tahriş olmuş gözleri iyileştirir

Gözleriniz kuruyor ve kaşınıyorsa iki siyah çay poşetini 10 dakika ılık suda bekletin, suyun fazlasını sıkıp çay poşetlerini gözünüzün üzerinde 10 dakika kadar tutun. Kaşınma hafifleyecek ve iltihap azalacaktır.

Uçukları iyileştirir

Çaydaki flavonoidler ve kafein uçuk gelişimini bastırıyor. Uçuğun acısı başlayınca soğumuş ıslak çay poşetini 10 dakika kadar bekletin. Uçuğun şiddetini ve süresini azaltmaya yardımcı olmak için bunu günde 3-4 kez tekrarlayın.

Alerjiyle savaşır

Siyah çay iltihaba karşı koruyucu bitki kimyasalları olan flavonoidler açısından zengindir. Günde birkaç bardak çay içerek alerji belirtilerini hafifletebilirsiniz.

Zehirli sarmaşığın etkisini hafifletir

Banyo küvetine 3-5 poşet çay atın ve iyice karıştırdıktan sonra içine girip uzanın. Çaydaki tanik asit iltihabı ve kaşıntıyı azaltıp iyileştirir.

Göz iltihabını azaltır

İltihap olan gözünüze ılık çay poşetini 5 dakika bekletin ve sonra 2 dakika soğumuş çay poşetini gözünüzün üstünde tutun. Çaydaki tanin iltihabı ve şişliği azaltır. Günde birkaç kez bu işlemi tekrarlayın.

İshali rahatlatır

Çaydaki tanin maddesi vücudun sıvıyı emmesine yardımcı olan bağırsaklardaki mukus zarı üzerinde etkilidir. En iyi etki için kafeinsiz çayı tercih edin. İshal için doğal tedavi olan bal ile çayınızı tatlandırabilirsiniz.

Çıbanları iyileştirir

Çaydaki tanin maddesinin antibakteriyel özelliği sayesinde ılık çay poşetiyle çıbanın üzerine 10-15 dakika kompres yapın. Bunu günde 4-5 kez tekrarlayın.

Hemoroidi tedavi eder

Ağrılı şişliklerin üzerine doğrudan ılık çay poşetini yerleştirin. Tanik asit şişliği azaltır, poşetin ılıklığı ağrıyı hafifletir ve kanamanın durmasına yardımcı olur. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Mide bulantılarına karşı taze Hindistan cevizi

Vitamin, antioksidan ve mineraller bakımından zengin olan taze Hindistan cevizi hamilelik döneminde kadınların en destekleyici yiyeceklerinden biri.

Hindistan cevizi, mide bulantılarını gidermesinin yanında suyunun sıfır kolesterol içermesiyle de anne adayının fit görünümünü korumasına yardımcı oluyor.

Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli, taze Hindistan cevizinin faydalarını şu şekilde açıklıyor:

MİDE BULANTISINI ÖNLÜYOR, BAĞIŞIKLIĞI DESTEKLİYOR

Young Coconut olarak da bilinen taze Hindistan cevizi oldukça önemli ve hamileler için özellikle mide bulantısında birebir etkilidir. Bu meyvenin hamilelik süresince oluşan anomalileri de engellerken, suyunun ise bağışıklık sistemini destekleyerek anneyle bebeği oluşabilecek hastalıklara karşı koruyor.

PARAZİTİ ÖNLÜYOR, TİROİDİ TEDAVİ EDİYOR

Taze Hindistan cevizi suyu düzenli olarak tüketildiğinde çocuklarda parazit oluşumunu önlüyor. Tiroid hastalığında iyileştirici özelliği bulunuyor. Ayrıca bu tropikal meyvenin suyu özellikle epilepsi tedavisinde de kullanılıyor. Düzenli olarak her gün Taze Hindistan Cevizi suyu içen çocuklarda epileptik tedaviler uygulandığında ciddi anlamda düzelmeler kaydedilmekte. Bu arada çok ciddi sakinleştirici etkisi var. Kansere karşı savaşçı olma özelliği de bulunan bu özel meyvenin kemik erimesinden ülsere kadar pek çok hastalığa iyi geldiği söylenebilir.

KARIN YAĞLARINI ERİTİYOR

Taze Hindistan Cevizi, ciddi derecede tok tutucu özelliği ile çok acıkanlar için bir panzehir görevi gördüğünü dile getiriliyor. Sıcak mevsimlerde düzenli kullanılması halinde ise karın yağlarını eritiyor.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Bugünlerde günde 5 porsiyon meyve ve sebze tüketin

Gribal enfeksiyonlara karşı vücudun bu geçiş döneminde hassasiyetinin arttığını vurlayan uzmanlar, bu durumla baş edebilmek için bağışıklık sistemini meyve ve sebze tüketerek güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bahar aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek çok önemli. Bağışıklık sitemini güçlendirmek için C vitamini, A vitamini ve E vitaminine olan ihtiyacın fazla olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek “Yeşil sebzeler karnabahar, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerde bulunan E vitamini açısından güçlüyken, yumurta, süt, balık, ıspanak, havuç, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini de güçlü bir antioksidandır. Probiyotikler bağışıklık sistemini güçlendirerek sindirimi kolaylaştırır ve bağırsaklarda üretilen vitaminlerin sentezinde rol alırlar. Düzenli spor yapmak, düzenli beslenmek, vitamin ve mineral eksikliklerini gidermek, sigaradan uzak durmak, bol su tüketmek ve uykuya dikkat etmek bağışıklık sistemine ek olarak bahar yorgunluğunu da önler” dedi.

Beslenme yaşa ve cinsiyete göre olmalı

Fiziksel aktivitenin azaldığı kış aylarından sonra spor ya da yürüyüş yapmanın kilo vermeyi de kolaylaştırdığını söyleyen Örnek “Bununla birlikte bağışıklık sistemimizi zayıf düşürmeyecek kişiye özel hazırlanmış beslenme programına uyum sağlamak çok önemli. Her yaşta ve dönemde enerji ve protein gereksinimleri farklılık gösterebilir. Büyüme ve gelişme çağında, gebe-emziklilik gibi dönemlerde protein ve kalsiyumun uygun miktarlarda alındığından emin olunmalı. Yaş arttıkça gençlik dönemlerine göre metabolizma yavaşlayacağından kalori kısıtlaması gerekebilir. Kadınların genel olarak yağ oranı erkeklerden daha fazladır. Bu nedenle erkeklerin metabolizmaları daha hızlı çalışır. Kadınların menopoz döneminde metabolizması biraz daha düşerken bu dönemde kalsiyum alımına da dikkat edilerek süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler tüketilmeli. Kalp hastalıkları ise erkeklerde daha sık rastlanıyor. Bu nedenle erkeklerin az yağlı, şekersiz, lifli ve dengeli beslenme ile birlikte fiziksel aktivitelerini arttırmaları gerekiyor” şeklinde konuştu.

Sebze ağırlıklı beslenme sadece sebze tüketmek demek değil

Sebze ağırlıklı beslenmenin doğru olduğunu ancak sadece sebze yemek şeklinde olmaması gerektiğine değinen Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek “Beslenmede diğer besinlerle bir denge oluşturmalı. Vitamin-mineral veya diğer besin destekleri takviyesi sağlıklı ve dengeli beslenen, ideal kilosunu bu şekilde koruyabilen, kronik bir hastalığı olmayan, eksikliği görülmemiş kişilerde gerekli değil” dedi.

Kronik hastalığı olanlar bahar aylarında enfeksiyonlara karşı dikkatli olmalı

Bahar aylarında en çok dikkat etmesi gereken hasta gruplarının başında kanser hastalarının geldiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuba Örnek “Bağışıklık sistemi zayıflayabilen kanser hastalarının bahar aylarında dikkat etmesi gerekir. Ayrıca diyabet hastaları için enfeksiyon metabolik olarak sıkıntılı süreçlere sokabileceği için onların da dikkatli olması gerekir. Mevsim geçişlerinde kanser, akciğer hastaları, astım hastaları, alerjik kişiler, diyabet hastaları enfeksiyon riskine açık oldukları için özellikle etkilenebilirler” açıklamasında bulundu.

Kategoriler
Yaşam

Bağışıklığınızı böyle güçlendirin!

Kış mevsimi hastalıkları da beraberinde getiriyor. Yoğun iş temposu nedeniyle yetersiz ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının vücudun savunma mekanizmasını yavaşlatıyor.

Hastalıklara karşı tıbbi tedavi yöntemlerine başvurmadan önce, vücudun doğal bağışıklık sistemini güçlendirmenin önemini hatırlatan Diyetisyen Sibel Mumcu, “Virüs, bakteri, mantar ve parazit gibi mikroorganizmaların neden olduğu hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlü olması oldukça önemlidir. Gün içinde rahatlıkla uygulayabileceğiniz sağlıklı beslenme önerileriyle vücudunuzun doğal bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve hastalıklardan korunabilirsiniz” dedi.

Diyetisyen Sibel Mumcu, bağışıklık sistemini güçlendirecek 6 etkili adımı şu şekilde sıralıyor:

“Besin Çeşitliği”

Her besin farklı besin öğesi içerir, ancak hiçbiri hepsini aynı anda ve ihtiyacımız olan miktarlarda içermez. Yani sadece belli besinleri tüketmek, aynı zamanda diğer besinlerin sağladığı faydalardan mahrum kalmak demektir. Bu nedenle sağlıklı ve dengeli beslenmenin en önemli adımlarından biri besin çeşitliliğidir. Öğünlerinizi, et ve süt ürünlerinden oluşan zengin protein kaynaklarının yanı sıra; sebze, meyve ve tam tahıl ürünleriyle çeşitlendirerek, bağışıklık sisteminizi hastalıklara karşı doğal kalkan haline getirebilirsiniz.

Yeterli ve dengeli beslenin!

Bağışıklık sistemini çok yemek değil, dengeli ve kaliteli bir beslenme güçlendirir. İhtiyacımızdan fazla enerji alımına neden olacak beslenme şekli kilo alımı ile sonuçlanabilir. Yapılan birçok araştırma kilo fazlası olan kişilerin bağışıklık sisteminin daha zayıf olduğunu ve fazla yağ dokusunun bağışıklığı olumsuz etkilediğini göstermiştir. Siz de sağlıklı ve yeterli beslenmenin yanı sıra düzenli olarak yapacağınız egzersizlerle kilo kontrolünüzü sağlayabilir, bu sayede hem yaşam kalitenizi, hem de bağışıklık sisteminizi koruyabilirsiniz.

Bağışıklığınızı bu besinlerle destekleyin!

Besinlerden kolaylıkla alabileceğiniz B6 vitamini, folik asit ve çinko vücudun bağışıklık sistemi için gerekli olan antikor ve bağışıklık hücrelerinin yapımı için gereklidir. Özelikle süt, et, karaciğer ve yumurta gibi protein zengini besin kaynaklarında bulunan B6 vitamini antikor üretiminde etkin rol oynarken, yetersizliğinde bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve enfeksiyona karşı duyarlılıkların artmasına neden olur. Yoğurt, yumurta ve kuru baklagillerin yanı sıra zengin olarak karaciğer ve diğer organ etlerinde bulunan folik asit, vücudu savunmak için akyuvarların yapımında görev alır. Fındık, süt, yumurta ve kuru baklagillerde bolca bulunan çinko ise bağışıklık hücrelerinin çoğalmasını sağlar. Bu besinleri öğünlerinize ekleyerek tüm bu etkilerinden faydalanabilir, bağışıklık hücrelerinizi destekleyebilirsiniz.

Antioksidanların gücünden yararlanın

Birçok meyve ve sebzede doğal olarak bulunan antioksidanlar, vücudu zararlı maddelerden koruyarak mikroplara ve enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemiyle birlikte savaşır. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzelerde ve turunçgillerde bulunan E ve C vitaminlerinin sağladığı antioksidanlar bağışıklık hücrelerinizin serbest radikaller tarafından zarar görmesini engellerken; turuncu, kırmızı, yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta karoten ise bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar.

A vitamini mucizesine sofranızda yer açın!

Karaciğer, yumurta sarısı, süt yağı (tereyağı), havuç, kayısı, domatesin yanı sıra; pazı ve ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunan A vitamini hem bağışıklık sistemini güçlendirmede, hem de kanserden korunmada önemli rol oynar. Kandaki alyuvar sayısının artmasını da sağlayan A vitamini, kanserin sizden uzak durmasına da yardım eder.

Yeterli su tüketin 

Hastalıklardan korunmada ya da mücadele etmede sağlıklı ve yeterli beslenme kadar su ve bol sıvı tüketimi de oldukça önemlidir. Günde mutlaka 8-10 bardak içilmesi gereken su, oluşan atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasının en etkili aracıdır. Ayrıca C vitamini yönünden zengin olan taze sıkılmış meyve ve sebze suları da sıvı tüketimini artırmak için tercih edilebilir.

Kategoriler
Yaşam

Bitki çaylarını karıştırmayın!

Soğuk kış aylarında bağışıklık sistemini güçlendirmek ya da grip ve soğuk algınlığını daha çabuk atlatmak amacıyla içilen bitki çaylarının tüketiminde bazı noktalara dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar çayların sade tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.

Diğer bitkilerle karıştırıldığında bitki çaylarının etkisinin azaldığını söyleyen Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, özellikle kış aylarında tüketimi artan bitki çaylarının karıştırılması halinde etkilerinin azalabileceğine dikkat çekerek bir arada değil, tek tek içilmesini önerdi.

Tek tek karıştırmadan hazırlanan bitki çaylarını çocuk, yetişkin ya da yaşlıların günde 2 fincan tüketebileceğini belirten Gizem Köse, “Kantaron, enginar, hindiba, karabaş, civanperçemi gibi çaylar içerdikleri farklı etken maddeleri ile ilaç etkileşimlerine sebep olabilmektedir. Dolayısıyla bu gruplarda özellikle ilaç kullanan bireyler öncesinde doktoruna danışmalı ve bu konuda onay almalıdır” uyarısında bulundu.

Bazı karışık bitki çaylarının karaciğeri yorduğunu böylece bağışıklık sistemini güçlendirmek bir yana daha da zayıflatabildiğini belirten Köse, “Benim önerim her bitki çayının sade olarak tüketilmesi ve boğazda ağrı var ise ılıkken bal eklenmesi yönündedir” dedi.

Bitki çayları hangi hastalıklara iyi geliyor?

Her bitki çayının farklı etkileri olduğunu belirten Köse, şu tavsiyelerde bulundu:

“Kış çayı olarak satılan çayların çok karışık olmamasına dikkat edilmelidir. Kuşburnu, adaçayı, karanfil, tarçın, zencefil, papatya gibi karışımlar tüketime uygundur. Ancak mümkün oldukça her çayı tek başına tüketerek bağışıklık sisteminizi daha güçlü hale getirebilirsiniz. Her çay ayrı ayrı tüketildiğinde gün içerisinde birkaç seçeneğiniz de olmuş olur.

Özellikle adaçayı antimikrobiyal etkisi ile mikroplardan ve bakterilerden koruma özelliği vardır. Hafif yorgunluk belirtisi durumunda hastalıklardan korunma amaçlı adaçayı tüketilmesi önerilmektedir.

Kuşburnu kısa sürede demlenmeli

Kuşburnu iyi bir C vitamini kaynağıdır. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde en çok kullanılan bitkidir. Ancak demlenmesi sırasında kayba uğrayabilmektedir. Bu yüzden uzun süreli demleme işlemi uygulanmamalı, mümkün oldukça hızlı bir şekilde bitirilmelidir. Çünkü uzun süre beklendiğinde içerisindeki C vitamini okside olarak kaybolmaktadır.

Ateşli hastalıklarda zencefil ve nane kullanılabilir

Nane çayı gribal enfeksiyonlarda ateş durumu da varsa vücudun ısınmasını ve terlemesini sağladığı için kullanılmaktadır. Tüketilen çaya taze olarak da eklenebilir. Aynı şekilde zencefil de ateşli hastalıklarda kullanılabilir ayrıca akciğerlerdeki enfeksiyonun vücuttan çıkarılmasında da yararlıdır.

Kırmızı çay, vücut direncini artırıyor

“Kırmızı çay” olarak da bilinen roibos bitkisinin çayı da vücut direncini arttırmaya yardımcı olur. Ayrıca tarçınla beraber tüketildiğinde iştah kontrolünü de destekler. Günde 1 fincan içilmesi uygundur.

Kasları yasemin ve papatya ile dinlendirin

Yasemin ve papatya çayları yorgunluk ve halsizlik durumlarında kasların dinlenmesini sağlar. Özellikle kış aylarında günde 1 fincan tüketilmesi önerilmektedir. Akşam saatlerinde tüketildiğinde uykunun düzenlenmesine yardımcı olur. Düzenli uyku, vücudun toparlanmasını ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar. Böylece dolaylı yoldan enfeksiyonlara karşı koruyucu olabilmektedir.”

Kategoriler
Yaşam

Bağışıklık sisteminizi bunlarla güçlendirin

Sağlıklı kalmak için öncelikle günlük yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmek gerekiyor. Alınacak birkaç basit önlem ile bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklara dur demek mümkün olabiliyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolunun sağlıklı yaşam tarzını benimsemek olduğunu söyleyen Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, hastalıklardan korunmak için vücut direncini artırmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Strese dikkat edin!

Bağışıklık sistemi yalnızca hastalıklarla ilgili değildir; yani bu sistemin çökmesinde sadece virüsler değil, duygularımız da büyük önem taşımaktadır. Örneğin; ağır stres altında kalındığında dudakta çıkan uçuk da, aşırı yorgunluk ve uykusuzluğa bağlı olarak görülen solunum yolu hastalıkları da bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır.

Bazı ilaçlar da önemli

Karaciğer, diyabet, kalp-damar hastalıkları ile kanserlerin de bağışık sistemini zayıflatmaktadır. Hastalıkların yanı sıra kullanılan bazı ilaçlar da bağışık sistemini olumsuz etkileyebilir. Kortizon ve kanser ilaçları kişiyi zayıf düşürürken, yetersiz ve sağlıksız beslenme ile alkol ve sigara tüketimi de hastalıklara davetiye çıkarabilir.

Sık hastalanıyorsanız uyanık olun

Bir kişi sık hastalanıyorsa, bu durum bağışıklık sisteminin zayıfladığını göstermektedir. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolu sağlıklı yaşam tarzını benimsemektir. Sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, düzenli egzersiz ve stresten uzak kalmak gerekir. Ayrıca meyve-sebze tüketimini artırmak, kimyasallardan uzak durmak ve iklime göre giyinmek de bağışıklığı kuvvetlendirmek için dikkat edilmesi gereken kurallardır.

Portakal ve biberden C vitaminini alabilirsiniz

Bağışıklık sistemini güçlendirmek denilince akla ilk C vitamini, dolayısıyla portakal ve mandalina gibi meyveler gelmektedir. Mevsiminde tüketilen C vitamininden zengin meyveler oldukça faydalıdır. Bu şartlar yerine getirildiğinde multivitamin kullanımına gerek kalmaz. Yine biber de C vitamini içeren önemli bir besindir. Eğer tüketilen meyvelerden alınan C vitamin yeterli gelmezse, doktor tavsiyesi ile bitkisel takviyeler kullanılabilir. Ayrıca bu dönemde kalp-damar sağlığı için çok önemli olan omega-3 ile selenyum ve koenzim Q10 de alınabilir.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için öneriler

1. Ellerinizi sabun ve bol su ile düzenli olarak yıkanın.

2. Kişisel temizliğinize özen gösterin.

3. Meyve ve sebzeleri akan su (musluk) altında iyice yıkandıktan sonra tüketin.

4. Günlük sıvı ihtiyacınızı mutlaka su ile karşılayın.

5. Gıdaları olabildiğince taze tüketin ve gerekli hallerde buzdolabında saklayın.

6. Pastörize edilmiş ya da UHT yöntemi ile paketlenmiş uzun ömürlü sütleri tercih edin. Çiğ süt tüketecekseniz kaymak tuttuktan sonra karıştırarak 5-7 dakika kaynatıp, olabildiğince kısa sürede soğutun.

7. Et ve yumurtaları iyice pişirin.

8. Taze peynir tüketmeyin.

9. Düzenli egzersizi ihmal etmeyin

10. Kaliteli uykuya özen gösterin

11. Aşı ile korunabileceğiniz hastalıklara karşı aşı yaptırın.

Kategoriler
Yaşam

Çocuğunuz hastalanmadan önleminizi alın!

 

Havaların soğumaya başlamasıyla çocuklarda görülen hastalıklar artıyor. Ateş, burun akıntısı, hırıltılı öksürük, halsizlik, iştahsızlık gibi şikayetler çocukların günlük yaşantısını olumsuz etkiliyor.

Okul döneminde olan çocuklarda grip gibi sürekli görülen üst solunum yolu hastalıklarının yanı sıra, mide ve bağırsak enfeksiyonlarıyla da sık karşılaşıldığını söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Erkan Uçlar, soğuk havalarda çocuk sağlığını korumanın yollarını açıkladı.

Çocukların bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi önemli 

Sağlıklı bağışıklık sistemi için en önemli anahtarlar, düzenli uyuma, dengeli beslenme ve yeterli sıvı alımının sağlanmasıdır. Demir, multivitamin, çinko, D vitamini eksikliği tespit edildiği durumlarda tedavi edilmesi çok önemlidir. İştahsız ve sağlıksız beslenen çocukların alamadığı vitamin ve mineraller zaman zaman multivitamin içeren şuruplarla giderilmelidir. Ihlamur, ekinezya gibi bitki çayları, taze sıkılmış meyve suları, pekmez ve bal gibi besinlerin özellikle kış aylarında tüketilmesine özen gösterilmelidir.

Çocuklarda sık görülen kış hastalıkları;

Nezle

Burun akıntısı ve tıkanıklığı, hapşırma, boğazda kaşıntı hissi, hafif dereceli ateş ve eklem ağrısı ile kendini belli eder. Kuru öksürük ile seyreden, antibiyotik gerektirmeyen hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonudur.

Grip

Yüksek ateşle başlayıp takiben şiddetli eklem, kas ağrıları, baş ve boğaz ağrısı, öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığı şikayetleriyle ortaya çıkar. Farenjit, sinüzit, zatürre, bronşit gibi ciddi hastalıklara yol açabileceği için tedavi edilmesi önemlidir.

Farenjit- Tonsillit

Bademciklerin ve boğaz dokusunda meydana gelen bir hastalıktır. Yutma güçlüğü, yüksek ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve kusma, karın ağrısı gibi belirtiler vermektedir. Hastalıkta beta mikrobu belirlenirse mutlaka antibiyotik tedavisine başlanmalı ve bu tedavi 10 gün sürdürülmelidir.

Zatürre

Daha çok kış mevsiminde görülen akciğer dokusunun tek veya iki taraflı enfeksiyonudur. Soluk almada güçlük, yüksek ateş, şiddetli öksürük, koyu kıvamlı balgam çıkartma gibi şikayetlere sebep olabilir. Hastalığın şiddeti artabilir hatta hayati tehlikeye kadar neden olabilir. Küçük çocuklarda, yaşlılarda ve kronik bir hastalığı bulunan kişilerde daha ağır seyredebilir.

Bronşit

Özellikle 3 yaş altında nefes darlığı ve öksürük, hışıltılı solunum, hafif ateş, burun akıntısı ile kendini gösterir. Komplikasyon olarak pnömoniye ve ağır solunum sıkıntısına sebep olabilir. Bu nedenle tedavisi ihmal edilmemelidir.

Sinüzit

Yüz kemikleri arasında bulunan sinüs boşluklarındaki doku enfeksiyonudur: Sıklıkla soğuk algınlığını takip eden sürekli burun akıntısı, sabah öksürükleri ve giderek artan baş ağrısı- ile ateş gibi şikayetlere sebep olur.

Rotavirüs ishali

Rotavirüslerin neden olduğu kış aylarında en sık görülen kusma, ishal ve ateş ile seyreden bağırsak enfeksiyonudur.

Hastalıklardan korunmak için;

Çocuklara dengeli beslenme ve düzenli uyuma alışkanlığı kazandırılmalı
Çocukların yaşına uygun aşılamaları tamamlanmalı, gerekli ise grip aşısı yaptırılmalı
Sigara dumanı ve kirli havalı ortamlardan çocuklar uzak tutulmalı
Ev ve okullardaki klima bakımları düzenli yaptırılmalı
El yıkama alışkanlığı kazandırılmalı
Bebeklerin yatarak beslenmesi ve ağızda biberonla uyuması engellenmeli
Anne sütüyle beslenme özendirilmeli