Kategoriler
Yaşam

Bazı gıdalar pişirmeden önce asla yıkanmamalı

Yemek yaparken hazırladığınız bazı gıdaları yıkamanız çok tehlikeli olabilir. Gıdaları yıkarsanız üzerindeki bakterilerin tezgahın yüzeyine ve hatta tüm mutfağa yayılmasına neden olabilirsiniz. Buna bağlı olarak da hastalanma ihtimaliniz artabilir.

Pazardan, marketten ya da kasaptan aldığınız gıdaları pişirmeden önce üzerindeki mikroplardan arındırmak için hemen herkes onları yıkamak ister. Ancak bazı gıdaların pişirilmeden yıkanması çok tehlikelidir. Reader’s Digest’ta yer alan habere göre, işte pişirmeden önce asla yıkamamanız gıdalar:

Tavuk ve balık

Marketten ya da kasaptan aldığınız tavuğu pişirmeden önce lavaboda yıkar mısınız? Öyleyse, bu alışkanlığı bırakma zamanı gelmiştir. Gıdalardan çıkan herhangi bir bakteri veya patojeni ortadan kaldırmakla kalmaz, aynı zamanda kontaminasyon (bulaşma) riskini de arttırır. Lavabonuzda çiğ tavuk ve balık yıkarsanız, tavuğun üzerindeki bakterileri, mutfak tezgahınızdaki temiz yüzeylere yayma, bulaştırma ihtimaliniz yüksektir. Bakterilerden kurtulmanın tek yolu onu pişirmek.

Kırmızı et

Aynı şekilde eti de yıkadığınızda bakteri yaymanın yanında ete nem eklersiniz. Yıkama sırasında ete ilave edilen nem, tadı da etkileyebilecek buhar oluşturur. Etin nemini almak için pişirmeden önce en fazla kağıt havluyla hafifçe bastırabilirsiniz. Eti ocağa bırakınca hemen lavabonuzu ve yakındaki yüzeyleri temizleyin. Etinizi marine etmeyi planlıyorsanız, buzdolabında saklayın ve etin içinde bulunduğu sıvının çapraz bulaşmayı önlemeye özen gösterin.

Önceden yıkanmış gıdalar ve salata

Paket üzerinde önceden yıkanmış yazan gıdaları tekrar yıkamanıza gerek yok. Suyunuzu ve zamanınızı koruyun! Ayrıca, diğer gıdaların yanında veya diğer gıdaların bulunduğu yüzeylerde daha fazla kalması çapraz bulaşma riskini arttırır, bu nedenle bu gıdaları doğrudan salata yapın veya fırına atın.

Mantarlar

Et gibi mantarlar da su ile uzun süre temas ettiğinde tat ve tutarlılık açısından değişebilirler. Temizlendikleri kap veya yakınında yüzeyler kirlenmediği sürece mantar tehlikeli olmaz. Mantarı su dolu kap içerisinde yıkamayın,  nemli bir kağıt havluyla silin. Çünkü mantar sünger gibi suyu emer.

Yumurta

Pek çok kişi, kir veya mikrop kalmadığından emin olmak için yumurtanın kabuğunu kırmadan veya onu kaynatmadan önce yumurtayı yıkar. Fakat yumurtalar paketlenmeden üretici firma tarafından iyice yıkanır ve yumurta yüzeyine yenilebilir bir mineral yağ filmi uygulanır. Bu film, bakterilerin yumurtanın içine nüfuz ederek yumurtayı kirletmesini önler. Pişirmeden önce bir yumurtayı yıkadığınızda, kabuğu gözenekli olduğundan bakterilerin yumurtanın içine girmesine neden olur.

Makarna

Makarna sizi nadiren hastalanmanıza neden olur, ancak asla yıkanmamasının nedeni başka. Pek çok insan pişirdikten sonra makarnayı durular, bu da makaranın üzerindeki faydalı nişastaları durulayıp sosların yapışmasını zorlaştırır. Bununla birlikte, pirinç veya kinoa gibi tahıllar da doğru tadı ve kıvamı elde etmeniz için her zaman sadece pişirmeden hemen önce suyla yıkanmalı. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Her gün kızarmış tavuk yiyorsanız hayatınız tehlikede

Günlük yaşamın koşuşturmasında hızlı yemek hazırlamanın yollarından biri de kızarmış gıdalardır. Ancak her gün kızarmış tavuk ya da balık tüketiyorsanız hayatınız tehlikede demektir.

Artık annelerimizin yaptığı ev yemekleri birçok evde tüketilmez oldu. Ailede çalışan bireylerin sayısı arttıkça hazır yemek ya da kızartmalar sofraların baş tacı oldu. Ancak Iowa Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, her gün kızarmış tavuk ya da balık tüketmenin ölüm riskini yüzde 13’e kadar arttırdığı belirlendi.

Yaklaşık 107 bin kadının yeme alışkanlığının incelendiği araştırmada, her gün kızarmış tavuk tüketen kadınların kanser hariç diğer nedenlerle ölüm riskinin yüzde 13 olduğu, her gün kızarmış balık tüketenlerde ise bu oranın yüzde 7 olduğu tespit edildi.

Kızarmış gıda tüketimi dünya genelinde hızla artmakta, maalesef uzmanlar kızarmış gıda tüketiminin uzun süreli etkileri ve erken ölüm arasındaki bağ hakkında henüz çok az bilgiye sahip.

Uzmanlar araştırmanın tüm kızarmış gıdalar için detaylı araştırmalar yapılmadığından henüz diğer kızarmış gıdalar için genellenemeyeceğini belirttiler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Ispanak zehirler mi?

Yediği balıktan, hazır gıdadan ya da tavuktan zehirlenen insanları hepiniz duymuşsunuzdur. Peki hiç ıspanaktan zehirlenen birini gördünüz mü ya da duydunuz mu? Yeşil yapraklı sebzeler gibi bazen hiç tahmin etmediğiniz yiyecekler sizi zehirleyebilir.

Ispanak yenmesine bağlı olarak nitrit zehirlenmeleri görülebileceğini söyleyen uzmanlar, zehirlenmenin ıspanak yüksek düzeyde nitrat içerdiği zaman oluştuğunu kaydettiler. Nitrit zehirlenmesinin ıspanaktaki nitratın ağız boşluğu ve mide içinde bakteriler tarafından nitritlere dönüşümü ile gerçekleştiği açıklayan uzmanlar, özellikle bu durumun ıspanak pişirildikten sonra 1-2 gün bekletilerek yendiğinde ortaya çıktığını vurguladılar.

6 aydan küçük bebeklere yedirmeyin

Yabancı kaynaklara göre, ıspanak ve diğer yapraklı sebzeler yüksek oranda nitrat içeriyor. Nitrat miktarı sebzenin türüne, mevsime, sebzenin yetiştiği toprağa ve sulama koşullarına bağlıdır. Nitrat tek başına tamamen zararsızdır, ancak nitrat nitrite ve sonra da bazısı kanserojen olabilen nitrozamine dönüşürse tehlikelidir. Bakterinin içindeki enzimler nitratı nitrite çevirir. Bu özellikle ıspanak saklanıp tekrar ısıtıldığında oluşur. Nitrit de kendi başına zararsız bir bileşendir, fakat 6 aydan küçük çocuklara yedirilmemelidir.

İstinye Devlet Hastanesi’nin zehirlenme rehberinde, ıspanak zehirlenmesinin özellikle bebekler için oldukça tehlikeli olduğu ve bebeklerin sindirim sisteminde yaşayan ve nitratı nitrite dönüştüren bakteriler bulunduğu belirtiliyor. Nitrit hemoglobinle tepkimeye girer. Bu durumda oluşan methemoglobin, hemoglobinin kana oksijen taşıma görevini yerine getirememesine yol açar. Bebekler solunum zorluğu çekerler. Buna “mavi bebek sendromu” denir. Çünkü bu hastalığa yakalanmış bebeklerin ciltleri mavimsi olur.

Bu nedenle, uzmanlar ıspanaktan zehirlenmemek için ıspanağı tekrar ısıtmamanızı öneriyor.

Gıda zehirlenmesinin belirtileri

Gıda zehirlenmesinin en yaygın belirtileri arasında bulantı, kusma ve ishal gelir. Bu belirtiler gıdayı yedikten saatler sonra başlar. Genellikle gıda zehirlenmesi tedavi olmaksızın kendiliğinden iyileşir, ancak bazı vakalar ciddi olabilir ve hastaneye yatmanız gerekebilir.

Gıdayı yedikten birkaç saat sonra ateşiniz çıkıyorsa, mide kramplarınız varsa kırgınlık hissediyorsanız gıda zehirlenmesi riskini göz önünde bulundurun. Eğer bu belirtiler yeterince ağırsa acil servise başvurun.

Kategoriler
Yaşam

Balık sevmiyorsanız bunları sofranızdan eksik etmeyin!

Balık yemeyi sevmiyorsanız ya da deniz ürünlerine karşı alerjiniz varsa, farklı kaynaklar tüketerek Omega 3 yağ asitlerini bünyenize katabilirsiniz. Balıktan başka kalp sağlığınızı destekleyen, beyninizi geliştiren ve iltihapla savaşmaya yardım eden birçok lezzetli gıda var.

Balıkların iyice lezzetlendiği kış aylarında siz de balık yiyemiyorsanız, farklı besinlerle Omega 3 elde edebilirsiniz. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte balık yerine yiyebileceğiniz farklı alternatifler:

Yumurta

Tavukların yemine keten tohumu ve kanola yağı eklendiğinde yumurtası zenginleştirilebilir. Bu şekilde yumurtanın içerdiği Omega-3 yağ asiti oranı 115 miligrama kadar çıkar.

Kanola yağı

Her gün yemeklerinizde kullanmanız gereken bu yağın içinde yüksek miktarda omega-3 yağ asiti bulunuyor. Bu yağ 243 derecede dumanlandığı için kızartmalarda, fırında ve yemek pişirmede rahatlıkla kullanılabiliyor.

Soya fasulyesi

Yarım kase haşlanmış ve kabukları soyulmuş soya fasulyesi (diğer adıyla edamame) 300 miligram bitki bazlı Omega-3 yağ asidi içeriyor. Vejetaryenler için iyi bir besin olan edamame protein ve lif açısından da zengindir. Sağlıklı bir atıştırmalık olarak tüketebilirsiniz.

Ceviz

Kalp dostu çoklu doymamış yağlar açısından zengin olan cevizde bol miktarda Omega-3 (30 gramında 2,600 miligram) yağ asiti bulunuyor. Omega 3 yağ asitinden daha fazla faydalanmak için sebzelerinizi ve kızartmalarınızı zeytinyağı yerine ceviz yağıyla hazırlayın.

Keten tohumu ve keten tohumu yağı

Alfa-linoleik asit (ALA) isimli omega-3 yağ asidi açısından zengin olan keten tohumunun yağını meyve suyunuzda ve keten tohumunu da yağıyla birlikte fırında ekmek yaparken kullanabilirsiniz. 2 yemek kaşığı keten tohumu yağında 3,800 miligram Alfa-linoleik asit bulunur.

Brokoli ve karnabahar

Turpgiller ailesine mensup olan bu sebzelerde bol miktarda omega-3 yağ asiti bulunuyor. Bu sebzeler içerdiği omega-3 yağ asitleri sayesinde vücutta varolan iltihabı giderir.

Basmati (Hint) pirinci

Yarım kase Basmati pirinci 240 miligram Omega-3 yağ asiti içeriyor. Ayrıca Basmati pirincinde iki kat protein ve kahve rengi pirinç kadar lif bulunuyor. Ayrıca B vitaminleri, manganez, çinko, potasyum, fosfor ve magnezyum açısından zengin ve kalorisi düşüktür.

Ispanak

Karalahananın yanı sıra yarım tabak ıspanakta 100 miligram Omega-3 yağ asidi bulunuyor.

Tofu

Vejetaryenler arasında oldukça popüler olan tofu bol miktarda omega-3 yağ asiti içerir. 115 gramlık porsiyonda 300 miligram omega-3 yağ asiti bulunuyor. Kızartmalarınızda, salatalarınızda ve çorbalarınızda tofuyu kullanabilirsiniz.

Zenginleştirilmiş süt ürünleri

Çayırlarda beslenen inekler, keçiler ve koyunlar diğer yemlerle beslenenlere oranla omega-3 yağ asiti yüksek süt üretir. Bu sütlerin 225 miligramında 100 miligram omega-3 yağ asiti bulunuyor. Balık yağıyla zenginleştirilmiş süt ürünlerini tercih edin. Deniz ürünlerine alerjiniz varsa bu gıdaları rahatlıkla tüketebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Evcil hayvanlarınızdan öğrenebileceğiniz çok şey var!

Evcil hayvanlarınızdan farkında olmasanız da birçok faydalı şey öğrenebilirsiniz. Şekerleme yapmaktan her gün yürüyüş yapmaya, anı yaşamaktan balık tüketiminize kadar sağlığınız için faydalı birçok şeyi can dostunuz kedinizden ya da köpeğinizden görüyorsunuz.

WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte evinizde beslediğiniz kedinizden ya da köpeğinizden öğrenebileceğiniz birçok faydalı şey:

Şekerleme yapın

Kedileri sık sık şekerleme yaparken görebilirsiniz. İnsanlar üzerinde de şekerlemenin faydası olduğuna dair iyi bir kanıt var. 24 bin kişiyi kapsayan çalışma, düzenli olarak şekerleme yapan insanların ara sıra şekerleme yapanlarla karşılaştırıldığında kalp hastalığından ölme yatkınlığının yüzde 37 daha az olduğunu gösteriyor. Kısa şekerlemeler aynı zamanda zindeliğinizi ve iş performansınızı artırıyor.

Balık yiyin

Kedilerin yaptığı gibi siz de balığı beslenmenizin düzenli bir öğünü haline getirin. Somon balığı, ton balığı, alabalık ve diğer yağlı balıklar Omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir. Bu asitler kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve eklem iltihabı riskinizi azaltır. Ayrıca, Rush Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar haftada en az 1 kez balık yiyen insanlarda Alzheimer gelişme riskinin yüzde 60 daha az olduğunu tespit ettiler.

Aynı anda birden fazla iş yapmayın

Köpekler bir şeyle uğraşırken tüm ilgilerini ona verir. Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, insanlar aynı anda çalışıp, e-postalarına bakar ve internette sörf yaparsa dikkatlerinin dağıldığını ve hafızalarının zorlandığını tespit ettiler. Başka çalışmalar da çoklu görevlerle ilgilenen çalışanların gerçekten zaman kaybettiklerini gösteriyor.

Arkadaşlıkları geliştirme

Arkadaşlıkların sağlığa faydası çoktur. Avustralya’daki araştırmacılar 10 yıl boyunca bin 500 yaşlı insanı takip ettiler. Çok fazla arkadaşı olanların birkaç arkadaşı olan yaşlılara göre daha fazla yaşadıklarını tespit ettiler.

Susadığınız zaman su için

Köpekler çok fazla oyun oynadıklarında sporcu içeceklerinden içmezler. İnsanların çoğunun da buna ihtiyacı yoktur. Sıradan bir egzersiz süresince, su içmek susuzluğunuzu gidermenin en iyi yoludur. Su kaslarınıza ve dokularınıza kalori eklemeden yaşamsal sıvıyı verir. Çok fazla terlediğinizde ve havanın çok sıcak olduğu günlerde daha fazla su içmeyi unutmayın.

Her gün yürüyün

İster iki ayağınız ister 4 ayağınız olsun, yürümek kalori yakmanın ve kalp sağlığını korumanın en kolay ve güvenilir yoludur. Düzenli yürüyüşler yapmak, depresyonla savaşma, kilo verme, tip 2 diyabet ile göğüs, kolon kanseri riskinizi azaltma, kemiklerinizi güçlendirme, zekanızı keskinleştirme gibi konularda size yardımcıdır.

Merakınızı koruyun

Bir söz vardır “Merak kediyi öldürür” diye. Aynı şey insanlar için geçerli değildir. Araştırmacılar, daha meraklı olan insanların hayatta bir amaçları olduğunu söylüyorlar. Başka araştırmalar, merak ile psikolojik olarak iyi olmak arasında bir bağ bulunduğunu açıkladılar.

Anı yaşayın

Evcil hayvanlardan öğrenebileceğiniz en önemli derslerden biri de anı yaşamaktır. Harvard Üniversitesi’nde görevli psikologlar, egzersiz gibi zihninizin odaklanmasını gerektiren aktiviteler yaptıklarında insanların çok mutlu olduğu sonucuna vardılar. Ancak planlama, bir şey hakkında düşünme ya da bir şeyi hatırlamak ise mutluluğu azaltıyor.

Vücut dilinizi öğrenin

Köpekler diğerlerinin niyetini vücut dilinden okumada mükemmeldir. İnsanlar böyle değildir. Birçoğumuz duygularımızı duruş, göz teması ve söz kalıplarıyla açığa çıkarıyoruz. Ancak diğer insanlar bu ipuçlarını okumada genellikle iyi değiller. İnsanlar yaşları ilerledikçe vücut dilini çözmeye başlarlar.

Bir programa uyun

Evcil hayvanlar bir rutin oluşturmayı severler. İnsanın vücut saati için de aynısı geçerlidir. İnsanlar hafta sonları da dahil olmak üzere her gün aynı saatte uyur ve uyanırlarsa, uykularını daha iyi alırlar. Banyo yapma, üst değiştirme ve yemek yeme gibi her şeyi programlı olarak yapmak uyku kalitenizi de geliştirecektir.

Oyun oynayın

Oyun oynamak sadece çocuklar ve yavru kediler için geçerli değildir. Oyun uyku, yemek yemek gibi insani bir ihtiyaçtır. Oyun zekanızı, hayal gücünüzü, problem çözme ve sosyal yeteneklerinizi geliştirir. Bu nedenle siz de kediniz ya da köpeğiniz gibi sizi eğlendirecek bir oyun bulun ve ara ara oynayın.

Birini seviyorsanız, bunu gösterin

Köpekler sizi sevdiğinde ve siz de ona sevginizi gösterdiğinizde sizinle oynamaktan büyük zevk alırlar. Bu sizin de ilişkilerinizi güçlendirmeniz için iyi bir yaklaşımdır. “Personal Relationships” isimli dergide yayınlanan çalışma, küçük ve özenli jestlerin ilişkilerde büyük etkiye sahip olabileceğini açıklıyor.

Geçmişi düşünmeyin

Geçmişte olanları hatırlamak, o günleri düşünmek sizi yıpratır. Bağışlama, affetme kan basıncını ve kaygıyı azaltırken kronik öfkenin akciğer fonksiyonlarında bir düşüşle ilgisi olduğu belirtiliyor.

Biraz maskara olun

Biraz komiklik hayatınız için ciddi sağlık faydaları sağlar. Maryland Üniversitesi Tıp Merkezi’nde görevli kardiyologlar sağlıklı bir kalbe sahip olanların mizah duyularının daha güçlü olduğunu tespit ettiler. Konu kalbi korumaya gelince gülmek en iyi ilaçtır. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sinirlerinizi yatıştıracak 7 gıda!

Yoğun bir çalışma temposunun ardından sinirleriniz gerilmiş olabilir. Fakat gün boyunca çalışırken ya da akşam eve geldiğinizde yediğiniz gıdalara dikkat ederek bu stresinizi atabilir ve akşam saatlerini sakin bir şekilde geçirebilirsiniz.

Foxnews’te yer alan habere göre, işte sinirlerinizi yatıştıracak gıdalar:

Yulaf unu

Karmaşık karbonhidratlarla dolu olan bir kase ılık yulaf unu gevşemenizi sağlayan serotonin hormonu seviyesini artırır. Vaktiniz varsa hazır olanların yerine kendiniz evde pişirip hazırlayın. Bunda daha fazla lif bulunur ve çok az işlenmiştir. Sindirilmesi uzun sürer ve ruhsal durumunuza iyi gelir. Enerjik olmanız için de doğranmış fındık ya da fıstık ezmesi gibi protein ekleyebilirsiniz.

Yaban mersini

Sakin ve sağlıklı olmanın basit ve lezzetli yollarından biri de yaban mersinidir. Mükemmel bir C vitamini kaynağı olan yaban mersini stresinizi yatıştırır. Araştırmalara göre C vitamini stres seviyesinin artmasını engelliyor. Yemesi kolay olan bu meyvelerin bir kasesi sadece 85 kaloridir ve günlük C vitamini ihtiyacınızın neredeyse yüzde 25’ini karşılar.

Tahıllar

Kinoa, kahverengi pirinç, yulaf unu ve tam tahıllı ekmek ile hamur işleri gibi tam tahılların stresi azaltmada çeşitli faydaları bulunur. Tam tahıllardaki karbonhidratlar ile lif sakinleşmenize yardım eden istikrarlı bir serotonin desteği sağlıyor. Tam tahıllar magnezyum açısından da zengindir. Magnezyum eksikliği ise anksiyeteye yol açar. Folik asitle zenginleştirilmiş tahıllar ise depresyona girmenizi önlemeye yardımcıdır.

Narenciyeler

Portakal, mandalina ve greyfurt gibi narenciyeler sadece C vitamini açısından zengin değildir, ayrıca bunlar iyi bir glütasyon kaynağıdır. Bu da bağışıklık sisteminizi güçlendirerek vücudunuzu serbest radikallerden korur ve antioksidan koruması sağlar. Glütasyon taze meyve-sebzelerde ve bazı etlerde bulunur. Fakat gıdalar çiğ olarak tüketilmelidir.

Yağlı balık

Omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan yağlı balıklar stres hormonundaki taşkınlıkları önlüyor ve kalp hastalığı ile depresyona karşı sizi koruyor. Amerikan Psikiyatri Derneği’ne göre, balıktaki yağ asitlerini depresyon tedavisinde etkili bir şekilde rol oynuyor. Somon, ton balığı, kedi balığı gibi balıklarda civa oranı düşüktür, Omega-3 yağ asitleri yüksektir.

Kabak çekirdekleri

Magnezyum eksikliği başağrısını ve yorgunluğu tetikler, stresin etkilerini kötüleştirir. Kabak çekirdeklerinde bol miktarda bulunan magnezyum stres hormonu olan kortizolu düzenlemeye yardımcıdır. Bir avuç dolusu kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacınızın yüzde 19’unu karşılar. Ayrıca badem, ayçekirdeği, çam fıstığı, pekan fıstığı, kaju, keten tohumu ve fıstıkta da bol miktarda magnezyum bulunur.

Bitki çayları

Kendinizi stresli hissettiğinizde kafeinden uzak durun, bitki çaylarını deneyin. Doğal olarak kafeinsiz olan bitki çaylarının çoğunda sakinleştirici bileşenler bulunur. Papatya, nane, arpa, çarkıfelek çiçeği ile kediotu çaylarının sakinleştirici etkisi olduğu biliniyor. Ancak bunları kullanmadan önce doktora sormanız daha iyi. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sağlığınız için yararlı Omega-3 yağ asitleri

Beyin ve sinir sistemi fonksiyonları için gerekli olan Omega-3 yağ asitleri kalbiniz için de faydalıdır. Çünkü bunlar aritmi riskini azaltır, trigliserid seviyesini ve kan basıncını düşürür, damarlarınızı tıkayan plakları uzak tutar. Peki hangi balıklarda daha fazla bulunur?

About isimli internet sitesinde yer alan habere göre, Amerikan Kalp Derneği haftada en az 2 kez balık yemenizi öneriyor. Balık DHA ve EPA isimli en zengin iki çeşit Omega 3 yağ asiti açısından zengindir. Bitkiler tarafından üretilen alfa-linolenik asit (ALA) ise EPA ve DHA’ dan biraz farklıdır.

Vücudunuz gerektiğinde ALA’yı DHA veya EPA’ya çevirse de en iyi Omega 3 kaynağı yine de balıktır. Fakat tüm balıklar eşit miktarda Omega 3’e sahip değildir. Aşağıda belirtilen 8 balığın hepsinde bol miktarda bu yağdan bulunur.

Somon

Somon filetosunu fırınlayabilir, ızgarada pişirebilir, soteleyebilir ya da kaynayan suda pişirebilirsiniz. Somonu salatalarınıza ya da sandviçlerinize de ekleyebilirsiniz. Somonda protein, magnezyum, potasyum, niyasin , B-12 vitamini ve A vitaminleri de bol miktarda vardır.

İstavrit

Daha çok tütsülenen ya da konservesi yapılan istavriti taze olarak kızartabilir, ızgarada ya da fırında da pişirebilirsiniz. Omega 3 yağ asitinin yanı sıra bu balıkta yüksek miktarda B-12 vitamini, selenyum, magnezyum, demir, potasyum ve protein bulunur.

Sardalya

Bu küçük yağlı balığın konservesini de satın alabilirsiniz. Tazesini de ızgara, fırında ya da tavada pişirebilirsiniz. Sardalya D vitamini, niyasin ve kalsiyum açısından zengindir.

Hamsi

Özellikle ülkemizde bol miktarda bulabileceğiniz hamsiyi ızgarasını yapabilir, tavada kızartabilir, buharda pişirebilir ve pilavla birlikte bile hazırlayabilirsiniz. Yüksek miktarda protein, kalsiyum, potasyum, selenyum, B-12 vitamini ve niyasin içerir.

Halibut

Yağlı okyanus balığının ağır kokusunu, tadını sevmeyenler için iyi bir balıktır. Omega-3 yağ asidinin yanı sıra iyi bir protein, potasyum ve niyasin kaynağıdır.

Çelikbaş alabalık

Beyaz bir balık olan alabalık somon ya da ton balığını sevmeyenler için idealdir. Bu balıkta da protein, kalsiyum, magnezyum ve niyasin bol miktarda mevcuttur.

Ton balığı

Izgarada, fırında pişirebileceğiniz gibi ton balığını kebap bile yapabilirsiniz. Ayrıca konservesini salatalarınıza ve sandviçlerinize, makarnalarınıza ekleyebilir, pizzanın üzerinde kullanabilirsiniz. Ton balığı protein, magnezyum, potasyum, B-12 vitamini ve niyasin açısından zengindir.

Ringa

Daha çok salamurası yapılan ya da aperitif olarak sunulan bu küçük balığı ızgarada, fırında ya da ocağın üzerinde pişirebilirsiniz. Ayrıca bu balık protein, kalsiyum, magnezyum, potasyum, niyasin (B3 vitamini), B-12 vitamini ve selenyum açısından da zengindir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Balık, kilo vermeyi kolaylaştırıyor

Haftada birkaç kez yenen balık kilo vermeye yardımcı oluyor. Araştırmaya göre, her çeşit balık yiyenler daha kolay kilo veriyor.

Norveç’in Bergen Üniversitesi beslenme ve beslenme fizyolojisi uzmanlarından Lise von Krogh, yapılan araştırmalara göre balık içeren diyetler ile kilo vermenin daha kolay olduğunu belirterek, “Kilo vermek istediğinizde, tercihen haftada bir kaç kez balık yiyin. Birden fazla araştırma, balık içeren diyetlerle daha kolay kilo verildiğini göstermektedir. Bu durum, hem morina/kod balığı gibi yağsız balık hem de somon gibi yağlı balıklar için geçerlidir” diye konuştu.

Haftada birkaç kez tüketin

Balığın kilo verme üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalardan yola çıkan Norveç’in Bergen Üniversitesi beslenme fizyolojisi uzmanı Lise von Krogh, kilo vermek isteyenlere haftada bir kaç kez balık yemelerini tavsiye ediyor. Lise von Krogh, “İspanya, Portekiz, İzlanda ve Hollandalı bir grup araştırmacı tarafından yapılan araştırmalara göre, kalori miktarı aynı olmasına rağmen balığın dahil olduğu diyetlerde kilo vermenin daha kolay olduğu görüldü. Daha sık balık yiyerek, daha kolay kilo verebilirsiniz. Bunun sebebi, balık proteinlerinde bulunan bir aminoasit olabilir. Hem yağlı balığın, hem de yağsız balığın bulunduğu diyetler ile daha kolay kilo verebilirsiniz” dedi.

Araştırmanın detayları şöyle

“Nutrition, Metabolism & Cardiovascular Diseases tarafından 2009 yılında yayınlanan ‘Aşırı kilolu gençler ve obez yetişkinler için 8 haftalık enerjisi azaltılmış diyette morina balığı tüketimi’ araştırmasında, içinde deniz ürünü bulunmayan diyetlere kıyasla, balığın bulunduğu diyetlerde kilo vermenin daha kolaylaştığı görüldü.

Araştırmanın dikkat çekici yönü, az yağ ve Omega-3 bulunan balıkla, çok yağ ve/veya Omega-3 yağ asiti bulunan balığın, diyet içinde aynı etkiyi vermiş olması. Sekiz hafta süren araştırmada 20 ila 40 yaş arasında 324 aşırı kilolu erkek ve kadın dört gruba ayrılıyor. Gruplar, sadece ayçiçek yağı kapsülleri yiyen ancak deniz ürünü yemeyen, haftada üç kez 150 gr. morina balığı yiyen, haftada üç kez 150 gr. somon balığı yiyen ve sadece balık yağı kapsülleri alan fakat deniz ürünü tüketmemiş olanlar şeklinde ayrılıyor. Araştırmaya katılanlar arasında, balık ya da balık yağı alan erkeklerin kadınlara nazaran daha iyi kilo verdikleri görülüyor. Morina, somon ya da balık yağı tüketen erkekler, sekiz hafta içinde 6,5-7 kilo verdi. Bu sonuç kadınlar ve erkekler arasında bulunan doğal ayrımlara yüklenebileceği gibi, genel kalori alımının kadınlar için daha az olmasına da yüklenebilir.”

Daha çok balık yiyen daha fazla kilo verdi

Yenilen balık miktarıyla verilen kilo arasındaki bağlantıya dikkat çeken Krogh, şu örneği paylaştı:

“International Journal of Obesity’nin 2007 yılında yayınlamış olduğu ‘Genç yetişkinler için balık ve balık yağı içeriğiyle çeşitlendirilen kilo verme diyetleri’ araştırmasında da, haftada 5 kez balık yiyenlerin, haftada sadece 3 kez balık yiyenlere nazaran daha iyi kilo verdikleri tespit edildi.

Balıktaki amino asit kilo vermeye yardımcı olabilir

Diyetin balık içermesi sayesinde verilen kiloların, sadece Omega-3 yağ asitlerine ya da genel olarak proteine bağlanamayacağını, sadece balık yağı kapsülleri alanların da daha iyi kilo verdiğini vurgulayan Krogh, şöyle devam etti:

“Araştırmacılar, balık içeren diyetlerin başarısının, balık proteinin sağladığı tokluk hissi ile bağlantılı olabileceğine ve balığın, özellikle morinanın “taurin” diye adlandırılan bir özel amino asitten fazlaca içermesinin önemine işaret ediyorlar. İnsanlar ve hayvanlar üzerinde “taurin” ile yapılan deneylerin, henüz sebebi tam olarak belirlenemeyen bir kilo kaybı sağladığını tespit ediyorlar. Balık sağlıklıdır ve çoğu kez yağlı balığın daha fazla Omega-3 içerdiği için daha sağlıklı olduğu söylenir. Bu doğrudur, fakat yağsız balık ile kombinleyerek tüketmek, arada değiştirmek gerekir. “

Kategoriler
Yaşam

Buzdolabınızdaki gizli tehlikeler!

Aldığınız sebzeler, meyveler ya da yumurta veya peynir bozulmadan ne kadar süre dolapta duruyor. Peki, bu gıdaların bozulup bozulmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

Foxnews.com isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte buzdolabınızda sizi bekleyen 7 gizli tehlike:

Meyve ve sebzeler

Meyve ve sebzelerinizi uzun süre dolapta bekletirseniz, bir süre sonra sararmaya, buruşmaya ve bozulmaya başlayacaktır. Bugünlerde aldığınız pahalı meyve ve sebzelerinizi çöpe atmak istemiyorsanız, sık sık alışveriş yaparak bunları uzun süre dolapta bekletmeyin. Her seferinde en fazla 3-5 günlük sebze ve meyve satın almak para kaybınızı önleyecektir.

Küf

Küf, miktarına ve hangi yiyeceklerde olduğuna bağlı olarak tehlikeli olabilir. Eğer küf yiyeceğin yüzeyinin büyük çoğunluğunu kapladıysa, bu gıdayı atabilirsiniz. Dolabınızdaki herhangi bir et çeşidinde küf belirtileri varsa, hemen çöpe atmalısınız.

Ekmekte, reçellerde, yoğurtta, fındıklarda ve önceden pişmiş artan yemeklerinizde küf olup olmadığını kontrol edin. Bu yiyecekleri atmanız hastalanmanızdan iyidir.

Et

Etiniz buzdolabında güvendeyse son tüketim tarihini kontrol etmelisiniz. Etiniz güzel görünmesine, kokmasına ve tadının iyi olmasına rağmen tehlikeli olabilir. Biftek ya da diğer kırmızı etler, paketteki tarihin üzerinde 4 gün geçerse yenmemelidir. Donmuş et daha uzun süre dayanır, ancak çözdükten sonra asla yeniden dondurmayın. Et kayganlaşmışsa, rengi ve kokusu tuhafsa, hemen çöpe atılmalı.

Don yanığı

Et ya da tavuktaki beyaz kuru yerler don yanığının işaretidir. Çok uzun süre dondurulan veya paketlemesi tam olarak yapılamayan et ve tavukta bu yanmalar meydana gelebilir. Bu ürünler kullanmak güvenlidir ama don yanığından dolayı yanan kısımların tadı ve kokusu güzel değlidir. Don yanığı, beslenme değerinin düşmesine de neden oluyor. Bunu önlemenin en iyi yolu gıdayı dondurmadan önce güzelce paketlemektir.

Balık

Taze çiğ balığın raf ömrü buzdolabında çok kısadır. Sadece 1-2 gün dolabınızda saklayabilirsiniz. Eğer balığınızı satın aldığınız tarihi hatırlamıyorsanız, balık buzdolabınızda ağır bir koku yayması bozulduğu anlamına gelir. Balığınız balık gibi kokmalı, bayıltıcı bir kokusu olmamalı.

Yumurta

Marketten çok sayıda yumurta alıp saklayabilirsiniz. Çünkü kabuklu taze olan yumurtayı buzdolabınızda 3-5 hafta arasında saklayabilirsiniz.

Süt ürünleri

Süt, bozulunca en kolay anlaşılan gıda maddesidir. Eğer, sütünüz ekşi kokuyorsa hemen dökmelisiniz.

Krema, çiftlik peyniri ve ekşi kremanın ise bozulup bozulmadığını anlamak biraz daha marifet ister. Bunlar genellikle üretim tarihinden itibaren yaklaşık 10 gün boyunca taze kalıyor. Yoğurt, en geç son tüketim tarihi geçtikten birkaç gün içinde tüketilmelidir. Ancak, bu kadar süre beklerseniz yoğurdun tadı ve besin değerini kaybeder.

Peynir ve tereyağı daha uzun süre dayanabiliyor. Ancak, siz yine de bunları 1 ay içinde tüketin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Bu gıdalar ağrınızı azaltıyor

İlaç kullanmadan dizlerinizdeki ağrıyı ve iltihabı azaltmak için bu yiyecekleri beslenmenize ekleyin.

Reader’s Digest dergisinde yayınlanan habere göre, milyonlarca insan osteoartritten kaynaklanan dizlerde ağrı ve tutulmadan şikayet ediyor. Araştırmalar, ce18rrahi müdahale, kilo verme gibi tedavilerin yanında daha lezzetli bir yolun dizağrısında işe yaradığını gösteriyor. İşte diz ağrınızı hafifletmeye yardımcı 3 yiyecek:

Soya

Oklahama Eyalet Üniversitesi’nin araştırmasına göre, dizağrısı olanlar, 3 ay boyunca her gün soya yedikten sonra daha az ağrı tedavisi gördüklerini ve daha az huzursuzluk hissettiklerini belirttiler. Antiflamatuar özelliği bulanan soya, bol miktarda isoflavone konsantresi içeriyor. Araştırmacılar, soya sütü, edamame (haşlanmış ve tuzlanmış taze soya fasulyesi) ya da soya burgeri şeklinde tüketilirse de aynı etkiden faydalabileceğinizi açıklıyorlar.

Meyve

293 Avustralyalı yetişkinin katılıdığı araştırmada, bol miktarda meyve yiyenlerde kemik iliği lezyonu gelişme riskinin düştüğü görüldü. Dizağrısının dostu olan meyvelerin daha çok C vitamini içeren kivi, mango, greyfurt ve kavuna benzeyen papaya meyvesi olduğu açıklandı.

Balık

Yapılan birçok araştıma, balık ve balık yağının eklem ağrısını ve romatoid artrit tutulmasını hafiflettiğini gösteriyor. Şimdilerde yeni yapılan bir araştırma ise, balıkta bulunan omega-3 yağ asitlerinin sadece osteoartrite yol açan kimyasalları engellemediğini, ayrıca diz kıkırdağını aşındırdığı bilinen proteinlerini de durdurduğunu ortaya çıkardı. Beslenme uzmanı, haftada 2 porsiyon yağlı balık (somon ya da uskumru gibi) yemenizi ya da her gün 1 gramlık omega-3 kapsüllerinden içmenizi öneriyor. (Vasfiye Özcanbaz)