Kategoriler
Sağlık

Sinüzit için evde uygulayacağınız basit çözümler!

Sinüzit olduğunuzda başınızın alın kısmında eğildikçe artan ağrıyı evde uygulayacağınız basit çözümlerle iyileştirebilirsiniz.

Sinüzite bağlı baş ağrısının oluşması için burun akıntısı ve ateşi de içeren bir sinüs enfeksiyonuna sahip olmalısınız. Healthy isimli internet sitesinde yer alan habere göre, ağrının tedavisi için de evde uygulayabileceğiniz bazı basit çözümler var.

İşte sinüzite bağlı baş ağrısının tedavisinde uygulayabileceğiniz çözüm önerileri:

Tuzlu su spreyi

Basit bir tuzlu su spreyi, sinüs baş ağrısını rahatlatmak için burun pasajlarını da temizleyebilir. Michigan Üniversitesi’ne göre, tuzlu su çözeltisi burun deliklerinde bulunan küçük tüylerin mukus ve alerjenleri burundan uzaklaştırmasına yardımcı olur.

Sıcak kompres

Yüzünüzün üzerine sıcak su torbasıyla kompres yaparak baş ağrısını hafifletebilirsiniz. Torba, burun pasajlarını ısıtacak ve tıkanıklığı açacaktır. Eğer soğuğa dayanabilirseniz, buz paketi uygulamak da rahatlama sağlayabilir.

Buhar banyosu

Buharlı bir banyoda bekleyip buharı solumak burun pasajlarını temizleyecek, rahat nefes alınca baş ağrınız da geçecek.

Nemlendirme makinesi

Kuru hava, baş ağrısına yardımcı olmaz. Texas Üniversitesi’ne göre, yatak odanızda soğuk buharlı bir nemlendirici çalıştırarak burun tıkanıklığına bağlı baş ağrısını azaltabilirsiniz. Ayrıca uyurken fazladan bir yastık ekleyin çünkü başınızın yüksekte olması sinüslerin tıkanmasını önlemeye yardımcı olabilir.

Acı gıdalar

Baharatlı bir şeyler yemek burnunuzun akmasına neden olabilir. Sinüs baş ağrısı sırasında bunu kendi yararınıza kullanmayı deneyebilirsiniz.

Ağrı kesici

Harvard Tıp Okulu’na göre, yanlış teşhis edilen sinüs enfeksiyonu durumunda gereksiz antibiyotik alabilirsiniz. Bu nedenle önce ibuprofen içeren ağrı kesicilerle sinüs baş ağrısını tedavi etmek daha mantıklıdır.  olabileceğini düşündüğünüzü tedavi etmek mantıklıdır. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Hastalara umut olacak migren aşısı yakında geliyor

Şiddetli baş ağrıları nedeniyle yaşam kalitesi bozulan migren hastaları için yakında piyasada olacak migren aşısı umut olacak.

Baş ağrısı denince genellikle akla ilk gelen, beyin tümörleri olsa da migren baş ağrısının en sık nedenlerinden biri ve beyin hastalıkları arasında en yaygın olanı. Ülkemizde her 5 kadından ve her 10 erkekten biri migren hastası. Yani her 7 kişiden biri, migren sorunuyla yaşıyor. Yaşam kalitesini bozarak mağduriyet yaratan ilk 5 hastalık arasında yer alan migren; aynı zamanda kişiler arası ilişkileri, iş, aile hayatını bozan ve ciddi özürlülük yaratır.

Migrenin hayatınızı etkilemesini önlemek için öncelikle hastalığı tanımak, tetikleyen nedenleri bilmek gerekir. Migrende hem atak geldiği zaman ağrıyı kontrol altına alabilecek hem de baş ağrısı sık ise yaşam kalitesini arttırabilecek ilaç tedavileri mümkün. Eğer kişi ayda 15 gün ve üstünde ağrılı gün yaşıyorsa yani kronik migreni varsa, bilimsel olarak etkinliği kanıtlanan botoks yöntemi kullanılıyor. Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman, Prof. Dr. Pınar Yalınay Dikmen ve Doç. Dr. Elif Ilgaz Aydınlar, en yaygın beyin hastalığı olan migren ve tedavisiyle ilgili son gelişmeleri anlattı.

MİGREN BELİRTİLERİ NELER?

Genellikle başın bir yarısındaki ağrıyla başlayan zonklayıcı tarzdaki ağrı saatlerce sürer ve kişi bazen ne sese ne ışığa ne de dokunulmaya tahammül edebilir. Eşlik eden mide bulantısı ve kusma durumu daha da vahim hale getirir.

Bu ağrı şeklinin yanı sıra yeni başlayan veya farklı nitelikte bir baş ağrısı yaşıyorsanız, ağrının şiddeti zaman içinde artıyorsa, egzersizle birlikte ortaya çıkıyorsa, belli bir huyu olmayan ve tedaviye cevap vermeyen baş ağrısı yaşıyorsanız hemen bir nöroloji uzmanına başvurmalısınız.

MİGRENİ TETİKLEYEN ETKENLER

Çevresel faktörlerle, yiyeceklerle, stresle, hormonlarla tetiklenebilen migrenin ortaya çıkmasında, kronik stres, anksiyete, depresyon gibi durumlar; gebelik, menopoz öncesi dönem; fazla parlak ışığa, gürültüye, hava kirliliğine ya da sıcak havaya maruz kalmak ve lodoslu havalar, atmosferik hava değişimleri de etkilidir. Bunların dışında fermente besinler, çikolata, kuruyemiş, balık, alkol, soya sosları ya da kafeinli içecekler veya yeterince sıvı almamış olmak da migren ataklarını başlatabilir.

KRONİK MİGREN TEDAVİSİNDE BOTOKS

Migren tedavi edilebilir bir hastalıktır. Hastanın migrenle ilgili olarak bilinçlenmesi, yaşam biçimini buna göre düzenlemesi ve hem atak sırasında hem de atakları önlemek için kendisine önerilen düzenleme ve ilaç tedavilerine uyması sayesinde migren kontrol altına alınabilir. Ancak kronik migrenin tedavisinde en etkili yöntem ise botoks uygulaması.

Acta Neurologica Belgica’nın Temmuz 2018 sayısında yayınlanan araştırmada, botoks uygulaması yapılan kronik migren hastalarının yüzde 82.8’inde tedaviden etkin sonuç alındığını; kronik migrende botoks tedavisinin migren ağrısının sıklığının ve şiddetinin azaltılabildiğini ortaya koyduklarını belirtti. Uygulama sayesinde hastalar aşırı ağrı kesici almak zorunluluğundan ve şiddetli ağrının yol açtığı psikolojik sorunlarla yaşamaktan kurtuluyor.

MİGREN AŞISI YAKINDA TÜRKİYE’DE OLACAK

Migren aşılarının 2018 yılında hem Amerika’da hem de Avrupa’da piyasaya çıktığını belirten uzmanlar, aşıların cilt altı ya da damar yolu aracılığı ile verildiğini, kullanım sıklığının ayda bir ya da üç ayda bir kez yapılan uygulamalar şeklinde olduğunu açıkladı. Bu aşıların en önemli avantajı yan etkilerinin çok az olması ve diğer kullanılan ilaçlarla olumsuz bir etkileşime girmemesi. Aşılar muhtemelen bir yıl içinde Türkiye’ye gelecek.

Kategoriler
Sağlık

Başınız ağrıyınca ilaçtan önce doğal tedavileri deneyin

Bugüne kadar yaşamı boyunca baş ağrısı sorunuyla karşılaşmayan kimse yoktur. Hatta günümüzde artık çocuklarımızın bile başı ağrıyor. Başınız ağrıdığında hemen ilaç almamalısınız.

Farklı nedenlerden kaynaklanan baş ağrısı ile mücadelede doktora danışmadan ilaç almamalısınız. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, ilaç yerine evde uygulayabileceğiniz doğal tedavilerin hazırlanması düşündüğünüzden daha kolay.

Hızlı bir iyileşme sağlayan evde tedavi yöntemlerini denemeye ne dersiniz? 

Kahve

Illinois Üniversitesi’nde yapılan klinik deneylere göre, kan damarlarının genişlemesini azaltan kafein baş ağrısının yoğunluğunu ve frekansını da azaltabiliyor. Bir gruptaki katılımcılara sadece kafein verildi ve yüzde 58’i baş ağrılarının tamamen geçtiğini belirttiler. Diğer gruptaki katılımcılar ise ibuprofen (ağrı kesici) ile birlikte kafein verildi ve katılımcıların yüzde 70’inde belirtilerin yok olduğu görüldü. Başınızın ağrıyorsa bir fincan kahve içmeyin deneyin.

Sıcak ya da soğuk uygulama

Gerilim tipi (baş ve boyundaki daralmalardan kaynaklanan veya stres, kaygı, uykusuzluk nedeniyle oluşan ) baş ağrısını ağrı kesici ilaç kullanmadan tedavi etmek için  sıcak suyun içine bir bezi batırın, sıkın ve alnınıza ya da boynunuza kompres yapın. Böylece gergin kaslarınızın gevşediğini hissedeceksiniz. 

Damarsal başağrınızı (migren, küme başağrısı) hafifletmek için soğuk su kullanarak aynı prosedürü izleyin. Çünkü soğuk su kan damarlarını daraltır, kan akışını azaltır ve başağrınızın geçmesini sağlar. 

Masaj tedavisi

Şakaklarınızın üzerine orta parmağınızı kullanarak masaj yapın. Baş ağrısını iyileştirmek için 2-3 dakika boyunca saat yönünde daireler çizerek masajı devam ettirin.

Ayak banyosu

Vücudun aşağı kısmına akan kan başınızda bulunan kan damarlarındaki basıncı azaltacaktır. Zonklama yapan damarsal baş ağrısını hafifletmeye yardım etmek için ayaklarınızı içinde hardal tozu karıştırılmış sıcak suyla doldurulmuş küçük bir küvete batırın. Yarım saat sonra hızlıca ayaklarınızı havluya sarın ve kurutun. 

Zencefil çayı tedavisi

Zencefil özellikle migren ağrısının iyileşmesinde etkilidir. 3 fincan suyun içine 2 yemek kaşığı taze rendelenmiş zencefili karıştırıp çay yapın. 4-5 dakika demlenmesini bekleyin, sonra çay fincanın içine küçük bir süzgeçle çayı süzün. Baş ağrınızın geçmesi için çayınızı yudumlayın. 

Baş bandı tedavisi

Kafatasınıza giden kan akışını azaltmak için bir fular, baş örtüsü ya da bandanayla başınızı iyice sıkın. Birkaç dakika sonra baş ağrınızın biraz geçtiğini hissedeceksiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Baş ağrınızın nedeni gözleriniz olabilir

Tedaviye rağmen geçmeyen baş ağrınızın nedeni göz tansiyonu olarak bilinen glokom glokom olabilir. Toplumda görülme sıklığı her geçen gün artış gösteren glokomun, özellikle 35-40 yaş sonrasında iyi takip edilmesi gerekir. Göz tansiyonunun yüksekliğiyle seyreden, zaman içerisinde göz sinirinde hasar oluşturarak görme alanında daralma ve görme fonksiyonu kaybına yol açan glokom tanısı konulur konulmaz tedaviye başlanması önemli.

Genellikle belirti vermeden ilerleyen ve yeni doğan bir bebekte bile görülebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Doç. Dr. Abdullah Özkaya, glokom ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

40 yaştan sonra yılda bir kez göz kontrolü yaptırın

Yeni doğan bir bebekte bile görülebilmekle birlikte temel olarak 40 yaş ve üzeri grupta ortaya çıkan ve genellikle belirti vermeden ilerleyen hastalıkta görme alanı kaybını hastanın anlaması oldukça güç olur. Asimetrik şekilde gelişen hastalık öncelikle tek bir gözün görme alanını etkiler. Diğer göz görevini yapmaya devam edeceği için hastanın glokomu erken aşamada yakalaması oldukça güçtür. Bu nedenle 40 yaş üzeri yılda bir kez mutlaka göz muayenesi yaptırmalıdır. Çocuk yaş grubunda da görülen glokomun çok tipik bulguları olur. Bunlar; göz yaşarması, kızarıklık ve gözün biraz büyümesidir. Erken dönemde görülen bulgular çok belirgin olduğu için göz tansiyonunu çocuklarda erken saptamak daha kolaydır.

Yarım taraflı baş ağrınız varsa doktora gidin

Glokomun açık açılı ve kapalı açılı olarak iki türü vardır. Kapalı açılı glokom daha çok hipermetrop hastalarda görülür. Bu hasta grubunda göz küçüktür ve gözün ön kısmında darlık olması kapalı açılı glokoma yol açabilir. Hasta bazen karanlıkta ışıkların etrafında hareler görme, basınç tarzında ağrı gibi şikayetleri olduğunu dile getirebilir. Glokom şikayetleri özellikle göz tansiyonu 21 mmHg ve üzerine çıktığında belirginleşir. 40-50 mmHg seviyelerine ulaşmadığı sürece ağrı gibi şikayetlere yol açmaz ancak 30-35 mmHg gibi seviyeler de oldukça yüksektir. Eğer 45-50 mmHg’nin üstüne çıkarsa gözde kızarıklık, sulanma ve hangi tarafta yüksekse o tarafta yarım baş ağrısı şeklinde şiddetli baş ağrısı yapar.

Tedavi edilmezse körlüğe neden olur

Glokom tedavisi; ilaç tedavileri, lazer tedavileri ve cerrahi tedaviler olmak üzere 3 gruba ayrılır. Glokom, şeker hastalığı, damar tıkanıklığı, katarakt veya başka bir nedene bağlı gelişen bir tür ikincil glokom değilse -yani en sık glokom türü olan sebebi bilinmeyen (primer) glokom grubundansa- ilk tedavi seçeneği damla uygulaması olur. Etkin göz damlaları sayesinde çoğu hastanın göz tansiyonu damla tedavisiyle kontrol altına alınır. Tedavide göz tansiyonunun göz sinirlerine zarar vermeden düşürülmesi hedeflenir. Glokomun çok ilerlediği hasta grubunda ileri göz siniri harabiyeti olacağı için ilaç tedavisine hiç başlamadan cerrahi de önerilebilir. Glokomun körlük yapan bir hastalık olduğu unutulmamalıdır. Tedavi önemsenmez ve aksatılırsa son safhasında maalesef ışık kaybına kadar gidebilir. Bu nedenle özellikle 35-40 yaş sonrası mutlaka düzenli ölçüm yaptırılmalıdır.

Kategoriler
Sağlık

Baş ağrısından kurtulmak için altın tavsiyeler

Bazen stresten, bazen uykusuzluktan bazen de az su içmek gibi yaptığımız hatalı davranışlardan sık sık baş ağrısı yaşıyoruz. Genellikle hafif veya orta şiddette tüm baş bölgesinde ağırlık, gerginlik olarak hissedilen gerilim tipi baş ağrıları pek çoğumuzun yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.

Günlük hayatımızda yapacağımız ufak değişikliklerle gerilim tipi baş ağrısından korunabileceğimiz söyleyen Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Dr. Aylin Öztürk Yavuz alınması gereken önlemlerin şunlar olduğunu söyledi:

Ilık duş alın

Gün içinde gerilen kasları gevşetmek için ılık bir duş yapın. Ne çok sıcak ne de çok soğuk olmalı. Ilık duş kasları gevşeterek baş ağrısından korunmazında yardımcı olacaktır.

Stresten uzak durun

Günlük yaşam kalitesini bozan depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik bozukluklar baş ağrısını tetikleyen önemli etkenlerden. Yoğun stres altında olduğumuz dönemlerde çok kısa süreliğine de olsa ortamdan uzaklaşmak, kendimize zaman ayırmak, stresten ve baş ağrısından korunmamızı sağlayacaktır.

Dinlenin

Aşırı yorgunluk da gerilim tipi baş ağrısına neden oluyor. Bu yüzden dinlenmek ya da istirahat etmek ağrıyı önlemek için çok önemli. Dinlenmeye geçildiğinde kan dolaşımı düzenlenmeye başlıyor, böylece tüm organlara, özellikle de beyne oksijen girişi artıyor. Beyinde artan oksijen girişi ağrıda koruyucu etki gösteriyor.

Soğuk – sıcak uygulaması yapın

Sıcak veya soğuk uygulaması özellikle gerilim tipi baş ağrılarından kurtulma da çok işe yarıyor, gergin kasları gevşeterek baş ağrısından kurtulmada yardımcı oluyor. Sıcak uygulamayı ılık bir havluyla, soğuk uygulamayı ise bir beze küçük buz torbalarıyla yapabilirsiniz. Şakak ya da boyun bölgesi üzerinde bir süre tutun ardından 20 dakikada bir olmak üzere uygulamayı 3 kere tekrarlayın. Baş ağrısından kurtulmanızda yardımcı olacaktır.

Bol bol su tüketin

Yaşam kaynağımız olan su, kan dolaşımını kolaylaştırıyor ve vücuda gerekli olan elektrolit ile minerallerin dengesini sağlıyor ve baş ağrılarında koruyucu etki yapıyor. Bu nedenle günde 2 litre su tüketmek çok önemli. Alkol, kafein ve şeker tüketimini de azaltmak kan dolaşımını rahatlatıyor ve ağrı yapıcı maddeleri uzaklaştırıyor.

Öğün atlamayın

Uzun süren açlık baş ağrısını tetikleyebiliyor. Bu yüzden öğün atlamamak gerekiyor. Ara öğünlerle birlikte günde 5-6 öğün beslenmeyi ihmal etmeyin.

Gevşeyin

Baş ağrılarını önlemek için stresten uzak durmak ve mümkünse gevşeyebilmek çok önemli. Bunun için derin nefes alma, yoga, davranış terapileri ile akupunktur gibi gevşeme terapilerinden faydalanabilirsiniz. Gevşemeyi başardığınızda beyninizdeki serotonin düzeyi artacak ve baş ağrısından korunacaksınız.

Uyku düzeni çok önemli

Kaliteli uyku sağlığımız için en az su içmek kadar kaliteli büyük önem taşıyor. Özellikle uyku sırasında salgılanan melatonin hormonu, vücudumuz için oldukça faydalı. İyi bir uykunun başlıca ölçüsü ise sabah dinç uyanmak ve gün içinde zinde hissetmek. Uyku düzeninizi günde 6 saatten az, 10 saatten de fazla olmamak şeklinde düzenleyin.

Duruşunuza dikkat edin

Yanlış duruş kasların gerginliğini artırarak sağlık açısından pek çok probleme yol açabilir. Kasların gerginliğini azalmak ve baş ağrılarını önlemek için doğru duruş çok önemli. Vücudunuzun dik olmasına dikkat etmelisiniz.

Düzenli egzersiz yapın

Düzenli egzersiz demek baş ağrılarının azalması demek. Düzenli yapılan egzersiz mutluluk hormonunun salınmasını sağlıyor, kan dolaşımını düzenliyor ve kasları gevşetiyor.

Kategoriler
Sağlık

Görmezden gelmemeniz gereken 7 ağrı türü

Vücudunuzda bir sorun olduğunda ağrı bunun habercisidir. Bu nedenle bir yeriniz ağrıdığında dikkatli olmalısınız ve görmezden gelmemelisiniz. Peki, hangi ağrılarda hastaneye başvurmanız gerektiğini biliyor musunuz?

WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, kardiyoloji, iç hastalıkları, psikiyatri ve yaşlıların hastalıklarıyla ilgilenen doktorlar hangi ağrı türlerini niçin önemsemeniz ve ne zaman doktora gitmeniz gerektiğini açıkladı.

Çok şiddetli baş ağrısı

Çok şiddetli bir baş ağrınız varsa hemen bir hastaneye gidin. Grip olursanız sinüse bağlı baş ağrısı olabilir. Fakat beyninizde tümör ya da kanama da olabilir. Nedenini bilmediğiniz baş ağrısı olursa hemen doktora başvurun. Uzmanlar, çok şiddetli baş ağrısının beyin anevrizmasının belirtisi olabileceğini söylediler.

Göğüs, boğaz, çene, omuzlar, kol ya da karında ağrı veya rahatsızlık

Göğüs ağrısı zatürre ya da kalp krizi olabilir. Ancak kalp sorunlarında ağrıdan önce huzursuzluk hissi vardır. Kalbinizin üzerinde bir baskı hissediyorsanız, ağrı oluşmasını beklemeden doktora gidin. Kalp hastalığıyla ilgili huzursuzluk göğsün üst kısmında, boğazda, çenede, sol omuz ya da kolda ya da karında olabilir ve buna mide bulantısı da eşlik edebilir. Ancak heyecana, duygusal karışıklığa veya emek harcamaya bağlı olan huzursuzluğu da unutmayın. Örneğin, bahçe işleriyle uğraşırken hissettiğiniz huzursuzluk oturunca, dinlenince geçiyorsa bu spazm olabilir, genellikle de soğuk ya da sıcak havalarda bu ağrı artar.

Sırtın alt kısmında ya da kürek kemiği arasındaki ağrı

Bu ağrıların çoğunun eklem iltihabı olduğunu söyleyen uzmanlar, diğer ihtimaller içinde ise kalp krizi ya da karına bağlı sorunlar olabilir. Ya da geçmeyen veya ani ağrıyla kendini gösteren aort duvarında yırtılma da diğer bir tehlikedir. Yüksek tansiyonu, şeker hastalığı ve dolaşım problemi olan kişiler ile sigara içenler de bu açıdan risk altındadır.

Şiddetli karın ağrısı

Apandisitiniz patlamak üzere olabilir. Ayrıca safra kesesi ve pankreas sorunları, mide ülserleri, bağırsak tıkanıklıkları gibi sorunlar da tedavi gerektiren şiddetli karın ağrısına yol açabilir.

Baldır ağrısı

Daha az bilinen tehlikelerden biri de Derin Ven Trombozu(DVT) isimli hastalıktır. Bu bacak, kol, göğüs ve karındaki toplardamarlarda pıhtı oluşmasıdır. İnsan hayatını tehlikeye atabilir. Buradan kopacak bir pıhtı akciğere giderse “akciğer embolisi” olarak isimlendirilen nefes darlığı, öksürük ve göğüs ağrısı ile kendini gösteren ve bazen ölümcül olabilen bir durum gelişebilir. Risk faktörleri arasında kanser, obezite, uzun süreli yatak istirahatı ya da uzun yolculuklar nedeniyle hareketsizlik ve ilerlemiş yaş bulunuyor.

Ayakta ya da bacaklarda yanma hissi

Amerikan Diyabet Derneği’ne göre şeker hastası olan yaklaşık 27 milyon Amerikalının dörtte birinin hastalığı teşhis edilmedi. Şeker hastası olduğunu bilmeyen bazı insanlarda görülen uyuşma problemi ilk belirtilerden biridir. Bu sinir hasarına işaret eden ayaklarda veya bacaklarda görülen yanma ya da karıncalanma hissidir.

Belirsiz, birleşik ya da tıbbi olarak açıklanamayan ağrılar

Depresyonda çeşitli ağrılı fiziksel belirtiler görülür. Hastalar baş ağrısından, karın ya da kol ağrısından ve hatta bazen bunların hepsinden şikayet ederler. Çünkü ağrı kronik olabilir ve sizi güçten düşürmeyebilir. Depresyondaki kişiler, aileleri ve sağlık uzmanları bu belirtileri genellikle kabullenmezler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Haftada 1 fincan kahve saçlarınızı parlatıyor

Yoğun bir çalışma saatinin ardından ya da eve gelen bir arkadaşımızla birlikte sohbet ederken içeceğimiz kahve kadar insana iyi gelen bir şey yoktur. Çoğu insana göre kahve yorgunluğu alır, insanı mutlu eder, baş ağrısını azaltır. Ancak fazla içildiği takdirde yararından çok zararı olur. Peki kahvenin içmek dışında başka faydaları da olduğunu biliyor muydunuz?

Sağlığınıza faydalarının yanında kahveyle otomobilinizi temizleyebilir, kahveyi bahçenizde gübre olarak kullanabilir ve hatta saçlarınıza canlılık vermek için kullanabilirsiniz. Reader’s Digest dergisinde yayınlanan habere göre, işte kahvenin sıradışı kullanım alanları:

Baş ağrısına yardımcı

Illinois Üniversitesi’nde yapılan klinik bir deneyde, kan damarlarının şişmesini azaltan kafeinin baş ağrısının sıklığını ve şiddetini azalttığı belirlendi. Bir gruptaki gönüllülere sadece kafein verildi ve bunların yüzde 58’i ise tümüyle baş ağrılarının geçtiğini ifade etti. Diğer gruptakilere ise ibuprofen ile birlikte kafein verildi. Bu gruptakilerin yüzde 70’inde belirtilerin yok olduğu tespit edildi.

Mobilyalarınızı düzenleyebilirsiniz

Sadece yeterli miktardaki suya 2-3 çorba kaşığı sentetik kahveyi karıştırın ve diş macunu kıvamına getirin. Mobilyalarınız kırmızı, bordo tonlarında ise bu karışıma birkaç damla tentürdiyot ekleyebilirsiniz. Bu macun kıvamındaki karışımı küçük bir spatulaya ya da plastik bıçağa sürün ve mobilyalarınızdaki çatlakları doldurmak için kullanın. Çatlakların dışına taşan fazla macunu nemli bir bezle silin. Bu karışımın tamamen kurumasını bekleyin ve mobilya cilasıyla cilalayın.

Otomobilinizi temizleyebilirsiniz

Otomobilinizin temiz ve güzel kokması için, içerisine taze dövülmüş kahve çekirdekleriyle doldurulmuş küçük bir kap yerleştirin. Bu çekirdekler otomobilinize sinebilecek içecek ya da sigara gibi kötü kokuları absorbe edecektir.

Çiçeklerinizi canlandırır

Bahçenizdeki çiçeklerinizin daha hızlı büyümesini istiyorsanız, bakteri popülasyonunu artırmak ve toprağın daha hızlı gübrelenmesine yardım etmek için toprağınıza kahve, çay ya da kafeinli içecek dökün.

Bitkileriniz için gübre olarak kullanabilirsiniz

Dövülmüş kahvenin içinde sadece açelya ya da gül ağacı gibi bitkilerin sevdiği kafein yok. Kahvenin sağladığı asitlik derecesi ve havalandırmadan daha çok nitrojen, fosfor ve mineral de sağlıyor. Dövülmüş kahve çekirdeklerinin rütubet olmaması için toprağı kazıp gömdüğünüzden emin olun. Ancak gömerken aşırıya kaçmayın. Köklerin yanına bir bardağın dörtte üçü oranında dövülmüş kahve çekirdeği gömün, bunu ayda bir tekrarlayın. Asit seven bitkiler için bile olsa kahve çekirdekleriyle gübrelemek toprağın asitlik derecesini istenmeyen düzeylere kadar artırabilir. Burada dikkat etmek önemli.

Evcil hayvanlarınızın kokusunu yok edebilirsiniz

Bazı evcil hayvan sahipleri evindeki kokuyu bir fincan dolusunu taze kahve çekirdeğini dökme demir tava içinde düşük sıcaklıkta ısıtarak yok edebiliyor. Kahvenin kokusu eve dağılır dağılmaz tavanızı ocaktan alın ve bir nihalenin üzerine koyup kokunun evinize yayılmasını sağlayın. Kahve çekirdekleri soğuduğunda evcil hayvanınızın kokusu da gitmiş olacaktır.

Yüzünüzü temizleyebilirsiniz

Cildinizdeki ölü deriyi dövülmüş kahve çekirdekleriyle pul pul döküp cildinizin yenilenmesine yardım edebilirsiniz. Vücudunuzdaki ölü deriden kurtulmak için nemli dövülmüş kahve çekirdeklerinizi nazikçe cildinize sürün ve sonra durulayın.

Daha parlak saçlara sahip olabilirsiniz

Saçlarınız kuru ve temizken saçınıza ekstra güçlü kahve sürüp saçlarınızı daha da parlatabilirsiniz. Kahveyi demledikten sonra soğutun ve yaklaşık 20 dakika boyunca saçınızda kahveyi bekletin. Daha sonra durulayın. En iyi sonucu elde etmek için 7 günde bir bunu tekrarlayın.

Etinizi lezzetlendirin

Kuzu güvecinize güzel bir kahverengi vermek için, yemeğin pişirilme süresinin yarısında güvecinizin içine biraz siyah kahve ekleyin.

Elinizdeki kokuları yok edin

Sarımsak, balık ya da kişniş gibi gıdaların kokusu piştiğinde çok güzel olur. Ancak saatler sonra bile elinizde bunların istenmeyen, kötü kokusu kalır. Bu kokulardan kurtulmak için bir avuç dolusu kahve çekirdeğini ellerinizin içinde ovalayın ve sonra ellerinizi ılık suyla durulayın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Ergenlik dönemindeki gence anne-babalar nasıl davranmalı?

“Bizim zamanımızda ergenlik mi vardı!”  “Evde bir ergen var ki!”… gibi serzenişleri ergen anneleri ve babalarından sıkça duyar olduk. Ergenlik döneminin sancıları hele de modern çağ ile birlikte günümüzde çok daha karmaşık ve zorlu yaşanıyor; hal böyle olunca gençte baş ağrılarından öfke patlamalarına hatta intihara dek ciddi tehlikelere yol açabiliyor.

Ergenlikte stresin azaltılabilmesinde ebeveynlere çok önemli görevler düştüğünü söyleyen Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk ve Adolesan Sağlığı Merkezi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, kazandırılacak sağlıklı yaşam biçimi ve sağlıklı iletişim ile aşırı stresin yönetilebileceğini vurguluyor. Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu ergenlikte stresi azaltabilecek 8 etkili öneriyi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

7’den 70’e modern çağın ayrılmaz bir parçası olan stres, dozunda ve hedefe yönelik olduğunda kişinin etkinliğini artırarak, performansının yükselmesini sağlayabiliyor ve bu yönüyle yararlı olabiliyor. Kişiyi olası risklere karşı uyanık tutarak koruyabiliyor. Ancak aşırı ve yönetilemeyen stres hem fiziksel hem psikolojik sorunlara yol açarak kişinin sağlığını tehdit etmesinin yanı sıra, yaşam kalitesini de ciddi ölçüde düşürüyor. Hele bir de ergenlik dönemiyse!

Alikaşifoğlu, 10-19 yaş arasını kapsayan ergenlik çağında gençlerin fiziksel, cinsel ve psikososyal alanlarda pek çok gelişim ve değişim yaşadığını ve bu yaşanan değişimlerin etkisiyle ortaya çıkan stresle baş etmek zorunda kaldıklarını belirterek “Ergenler bu dönemde bedenlerinde oluşan hızlı değişime uyum sağlamak, ebeveynleri ile ilişkilerini yeniden şekillendirerek bağımsız bir birey olmak, akademik gereklilikleri yerine getirip kendileri için bir meslek seçmek, akranları ve diğer bireylerle etkileşime geçerek bulundukları sosyal ortamlara uygun sosyal rolleri edinmek, kısacası kendilerine özgü bir değerler sistemi oluşturarak ‘Ben kimim?’ sorusuna yanıt bulmak çabası içindedirler. Bu süreçlerin her biri ergen için ayrı bir stres kaynağı olabilir” diyor.

Baş ağrısından depresyona!

Gencin stresle uygun baş etme becerileri geliştirmesinin gerek ergenlik gerekse yetişkinlik döneminde ona büyük yararlar sağlayacağını, kontrol edebildiği taktirde stres sayesinde hem fiziksel hem psikolojik kazanımlar yaşayacağını belirten Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu; stresi yönetme becerisi edinememiş ergende ise uzun süreli stresin pek çok fiziksel, duygusal ve davranışsal sorunlara yol açabildiğini vurguluyor. Baş, karın ve sırt ağrısından öfke patlamalarına, aşırı kaygıdan uyku bozukluklarına, şiddet eğilimi, depresyon hatta intihar eğilimine kadar pek çok ciddi sorun ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, ailelere çok önemli görevler düştüğünü belirterek “Ergenin stresle baş etme becerilerinin henüz tam olarak gelişmemiş olduğunu, etkin baş etme becerilerini geliştirebilmek için anne babasının deneyimlerine ve desteğine gereksinimi olduğunu unutmayın. Her çocuğun özerk olduğunu, bazı alanlarda başarılı olabileceğini kabul edin. Arkadaşları ile kıyaslamayın” diyor.

Stresle baş edebilmesi için bu 8 davranışı kazandırın!

Peki ebeveynler, çocuklarına stresle etkin baş etme becerilerini nasıl kazandırabilirler? Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu önerilerini şöyle sıralıyor;

Sorun saptama ve çözme

Sorun çözmeyi yani sorunu tanımlamayı, çözüm için uygun seçenekleri gözden geçirmeyi, yardım alabileceği kişileri ya da şeyleri saptamayı öğretin. Kendi çözüm yollarını bulmalarına olanak verin, en sonunda sonucu birlikte değerlendirin.

Düzenli ve kaliteli uyku

Uyku düzeni oluşturmasına yardım edin. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar, yeterli ve kaliteli uykunun hem fiziksel hem zihinsel hem de ruhsal açıdan sağlığa olumlu etkilerini açıkça ortaya koyuyor.

Sağlıklı beslenme alışkanlığı

Güne iyi bir kahvaltıyla başlama ve sağlıklı beslenme davranışı kazandırın. Beslenmesinin B grubu vitaminleri (tahıllar, bezelye, kuru kayısı vb), C vitamini (yeşil yapraklı, turuncu ve kırmızı sebze ve meyveler), triptofan (tavuk, balık, et), seratonin metabolizmasında rol oynayan demir (kırmızı et, brokoli, domates vb) ve magnezyumdan (muz, avokado, kereviz vb) zengin olmasına, yeterli D vitamini almasına özen gösterin. Şekerli gazlı içeceklerden, fast-food ve şekerli gıdalardan uzak durmasını özendirin. Böylece edineceği sağlıklı beslenme davranışı uzun sürede bir alışkanlığa dönüşerek hem ergenlik hem de yetişkinlik döneminde stresle daha kolay baş etmesine ve onun zararlı etkilerinden korunmasına yardımcı olacaktır.

Hobiye teşvik edin

Prof. Dr. Müjgan AliKaşifoğlu “Hobi edinmesini, yapmaktan zevk aldığı etkinliklere zaman ayırmasını ve katılmasını sağlayın. Ergenler akranlarıyla gruplar halinde yaptıkları spor, müzik, sanat ve sosyal etkinliklerden çok hoşlanırlar ve keyif alırlar. Bu etkinlikler bir yandan onların sağlıklı gelişimlerini desteklerken, bir yandan bir şey üretme ya da bir amaca odaklanma duygusunu yaşamalarına ve özdenetimlerinin gelişmesine yardımcı olur. Böylelikle stresle baş etmeleri kolaylaşır” diyor.

Sporla ilgilenmesini sağlayın

Ekran karşısında geçirdiği süreyi (telefon, tablet, oyun konsolu ve TV dahil) karşılıklı anlaşarak günlük 2 saatin altına indirmesi, hareketsizlikten kaçınması ve sporla ilgilenmesi konusunda teşvik edin. Fiziksel etkinlik, özellikle bireyin zevkle katıldığı bir etkinlik stresin en önemli ilacı olan endorfin salınımını artırarak stresle baş etmeyi kolaylaştırıyor. Ayrıca bedenin dayanıklılığını artırarak zor işlerin yapılmasını kolaylaştırıyor ve kişinin özgüvenini olumlu yönde etkiliyor.

Ödevini onun yerine siz yapmayın

Anne babalar zaman zaman çocuklarının yerine okul ödevlerini yapmaya kalkabiliyorlar. Oysaki bu durum çocuğunuzun kendini yetersiz hissetmesine yol açabiliyor. Onun asıl gereksinimi ders çalışma saatlerini düzenlenmesine ve ders çalışmak için uygun ortamın sağlanmasına yardım etmeniz. Tek başına ders çalışmasını teşvik edin, ancak gereksinim duyduğunda yardıma hazır olun. Böylece güven ve dayanışma duygularının gelişmesine destek olarak akademik yaşantısında karşılaşacağı stresin etkilerini azaltabilirsiniz.

Onu dinleyin

Ergenlik çağında ebeveynlerden akranlara yönelim olsa da, ebeveynlerin sağladığı sosyal destek hem ergenin sağlıklı gelişmesi hem de stresli yaşam olayları ile baş edebilmesi açısından önemli.

Eleştirmeden, yargılamadan duygu ve düşüncelerini paylaşmasına izin verin. Bir sorunu olduğunda paylaşım tercihini ona bırakın, paylaşması konusunda zorlamayın. Böylece aile içinde kendisini güvende hissetmesini sağlayın. Güven ve dayanışma duygusunun yaşandığı aile içinde yetişen, yaşayan birey dış dünyanın yaratmış olduğu sıkıntı ve kaygılarından kendisini koruyabilir.

Eski başarılarını hatırlatın

Prof. Dr. Müjgan Alikaşifoğlu, ”Kendiyle ilgili olumsuz duygularına odaklanmak yerine, sonuca yönelik cesaretlendirici konuşmalar yapın. Strese neden olabilecek bir duruma girmeden önce çocuğunuzu buna hazırlayın. Örneğin; sınav öncesi daha önce başarılı olduğu sınavları anımsatın. Başarılarını düşünerek kendi kendisini coşturmasına destek olun” diyor.

Kategoriler
Yaşam

Salep, kış hastalıklarından koruyor

Soğuk kış günlerinin vazgeçilmez içeceklerinden salep, vücut sıcaklığını artırması ve hoş kokusu ile insanın içini ısıtıyor. Sütle hazırlandığı için güçlü bir kalsiyum ve protein kaynağı olan salebi kilo almadan tüketmek de mümkün.

Salebin faydaları hakkında bilgi veren Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ezgi Mumcu,  “Salep, kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmektedir. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir” dedi.

Kış hastalıklarından korunmada etkili

Salep, kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmektedir. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir. Bu hastalıkların sık görülen şikayetlerinden öksürüğün azalmasına yardımcıdır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan salep, göğsü yumuşatır ve boğaz ağrısına iyi gelir. Hastalık belirtileri vücutta hissedildiğinde sıcak bir salep içmek şikayetlerin önemli ölçüde azalmasını sağlayacaktır.

Süper ikili; salep ve tarçın

Salep denilince akla gelen lezzetlerden biri tarçındır. Bu ikili bir araya geldiğinde sağlığa faydaları çok daha fazla artmaktadır. Öncelikle tarçın, tatlı yemekten kendini alıkoyamayan kişiler için iyi bir dengeleyicidir. Kan şekerini kontrol altına aldığı için aniden ortaya çıkan tatlı krizlerini engeller. Bu sayede evde, sağlıklı koşullarda hazırlanan salep ile aç kalmadan kilo vermek de mümkün olabilir. İyi bir ara öğün alternatifi olan salep-tarçın ikilisi, midede uzun süre kalacak ve tokluk hissi sağlayacaktır.

Yağ yakma hızını artırıyor

Sütle pişirilen salep, içerdiği kalsiyum ve protein desteğiyle vücudun daha fazla yağ yakmasına olanak sağlar. Sağlıklı kilo vermede elzem bir kural vardır: kasları korumak ve kötü yağ hücrelerinin yakılmasını sağlamaktır. Bu şekilde verilen kilo da daha kalıcı olacaktır. Süt ile hazırlanan salebin mucizevi özelliklerinden biri de yağ yağma hızını artırmasıdır. Bunun için 1 su bardağı 190 kalori olan salebe kış aylarında beslenme programında özel bir yer ayırılması önemlidir

Baş ağrısına iyi geliyor

Soğuk havalar nedeniyle kapalı ve havasız ortamlarda geçirilen süreler de uzar. Yoğun iş temposu ve koşuşturma içerisinde belli aralıklarla havalandırılmayan yerlerde uzun saatler kalmak kişinin kendisini hem yorgun hissetmesine hem de baş ağrısı yaşamasına neden olabilir. Bazen iş yerlerinde verilecek küçük bir mola ve bu molada tüketeceğiniz bol tarçınlı bir salep hem kişinin rahatlamasını sağlayacak hem de baş ağrısına iyi gelecektir.

Salep içmek için 5 neden daha

Hemoroit şikayetlerinin azaltılmasında etkin rol oynar.
Kabızlık ve şişkinliği giderir, sindirimi kolaylaştırır.
Hafızayı ve zihni güçlendirir.
Adet düzensizliğine iyi gelir.
Cinsel gücü artırıcı özelliktedir.

Kendi salebinizi hazırlayın

Evde hazırlayacağınız salep, şeker oranını kendinize göre belirlemeniz ya da hiç kullanmamanıza olanak sağlayacağı için çok daha iyi olacaktır. Kilo vermenize yardımcı olacak kaliteli bir ara öğün alternatifi olan lezzetli salep tarifimiz şu şekilde;

Diyet Salep

Malzemeler: 1 litre light süt, 3 yemek kaşığı toz salep, tarçın, isteğe bağlı toz tatlandırıcı

Yapılışı: 1 litre light sütü bir tencereye koyun. Toz salebi içine yavaş yavaş ekleyin ve topaklanma oluşmaması için sürekli karıştırın. Süt ve toz salep karışımı kaynayınca kısık ateşte birkaç dakika daha karıştırıp, ocaktan alın. İçine toz tatlandırıcıyı ekleyin ve üzerine bol tarçın ekleyerek servis edin.

Kategoriler
Yaşam

Uykunun 10 faydası 

Kaliteli uyku en iyi ilaçlardan birisidir. Enerjinizi artırır, stresle mücadelenize yardım eder ve sağlığınızı iyileştirir. Uzmanlar geceleri 7-8 saat uyumanızı öneriyor. Uyku vücudunuzun iyileşmesi, yeniden şarj olması ve kendini onarması için çok önemlidir.

HuffingtonPost’ta yer alan habere göre, işte uykunun vücudunuza en büyük 10 faydası:

Uyku kalbinizin sağlıklı olmasını sağlar

Uykusuzluk yüksek kan basıncından kalp krizine kadar çeşitli kalp sorunlarına yol açan nedenlerden biridir. Uykusuzluk halinde kortizol gibi stres hormonlarında artış olur. Bu nedenle kalbiniz daha çok yorulur.

Kilo alımını önler

İyi bir gece dinlenmesi kilo verdirmez, ancak istenmeyen kilolardan sizi korur. Öncelikle uykusuzluk iştahınızı artıran grelin hormonu üretimini artırırken doyduğunuzu gösteren leptin hormonunuzu da azaltır. Bu nedenle kilo almamak için uyku düzenine dikkat edin.

Kaza yapma ihtimalinizi azaltır

Uykusuzluk tepki sürenizi düşürür ve odaklanma yeteneğinizi azaltır. Her gece düzenli olarak 6-7 saat uyuyanların kaza yapma riski en az 8 saat uyuyanlara göre iki kat fazladır. 5 saatten az uyku ise kaza riskinizi 4 kat artırır.

Uyku bağışıklık sisteminizi güçlendirir

Kaliteli uyku alışkanlığı bağışıklık hücrelerinizi ve bağışıklık sistemi proteinlerinizi hastalıklarla savaşır halde tutmanıza yardım eder. Bu da grip, soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlarla mücadele yeteneğinizi geliştirir. Ayrıca uyku aşıların daha etkili olmasını sağlar.

Uyku beyninize iyi gelir

Yeterli uyku almanız konsantrasyonunuzu geliştirir ve zihinsel fonksiyonlarınızın daha iyi çalışmasına yardım eder. Hatta uykusuz geçireceğiniz bir gece bile başınızın ağırlaşmasına, sersemlemenize yol açar. Gün boyu odaklanma sorunu yaşarsınız.

Baş ağrılarını önler

Strese bağlı baş ağrınız varsa dinlenmek ağrılarınızın artmasını önler. Uykusuzluğun ise baş ağrısı üzerinde dolaylı bir rolü bulunuyor. Ayrıca uykusuzluk stres ve anksiyeteyle mücadele yeteneği azalıyor.

Spor yaparken formda olmanızı sağlar

Kaliteli uyku doğanın spor takviyesi gibidir. Hızınızı, el-göz koordinasyonunuzu, tepki sürenizi ve kas iyileşmesini geliştirir. Kısa süreli uykusuzluk bile tüm bunları bozar, spordaki performansınızı düşürür.

Ruh halinizi destekler

Uykunuzu yeterince aldığınızda kendinizi daha iyimser ve hayat dolu hissedersiniz. Enerjiniz yüksektir, daha az sinirlenirsiniz. Bir gece bile uykusuz kalsanız ertesi gün sinirli ve huysuz olursunuz. Uykusuzluk halinde strese ve kaygıya karşı ise daha savunmasız hale gelirsiniz.

Uyku ağrı eşiğinizi artırır

2012 yılında Sleep isimli dergide yayınlanan araştırmada katılımcılar iki gruba ayrıldı: biri geceleri 9 saat uyudu ve diğer grup ise her gece 7 saat uyudular. Sonra katılımcılar ısı yayan sıcaklık kaynağına parmaklarını tuttular. 9 saat uyuyan grup sıcaklığa yüzde 25 daha uzun süre dayandı. Benzer araştırmalara da bakılarak uzmanlar uzun gece uykusunun ağrıya karşı direnci artırdığını belirttiler.

Bağlarınızı destekler

Az uyku uyuyanların aynı fikirde olmama veya empati kurma yeteneğinde azalma gibi eşleriyle veya ailenin diğer üyeleriyle daha çok sorunu vardır. Uyku alışkanlıklarınız çevrenizdeki insanlar üzerinde düşündüğünüzden daha geniş etkiye sahiptir. (Vasfiye Özcanbaz)