Kategoriler
Yaşam

Bu çiçekler hasta ediyor

Çiçeklerin bulundukları ortama güzellik kattığı bilinen bir gerçek. Ancak evde yetiştirilen bazı çiçeklerin insan sağlığını olumsuz etkilediği belirlendi.

Bir grup bilim adamı tarafından yürütülen araştırma, evin içinde saksılarda yetiştirilen çiçeklerin ve bitkilerin çevreye uçucu organik bileşenler saldığını ortaya çıkardı. Araştırmacılar evde yetiştirilen Barış Çiçeği, Paşa Kılıcı, Sarkık İncir ve Areca Palm (tropik bir bitki) gibi 4 çiçek tarafından dışarı verilen uçucu organik bileşenlerin (VOCs) miktarını tespit edip ölçtü.

Her bitkinin örnekleri cam bir kutunun içine yerleştirildi, kutulara temiz hava verildi ve açığa çıkan uçucu emisyonu ölçüldü. Barış Çiçeği’nde 23, Areca Palm’de 16, Sarkık İncir’de 13 ve Paşa Kılıcı’nda 12 uçucu bileşen bulundu. Bu bileşenlerden bazıları üretim safhasında çeşitli türlere uygulanan, tarım ilaçlarında bulunan maddelerdi. Diğer bileşenler ise bitkinin kendisinden değil, toprakta yaşayan mikroorganizmalardan kaynaklandığı ortaya çıktı.

Bunun yanında, uçucu organik bileşenlerden 11 tanesi bitkilerin içine konulduğu plastik saksılardan geliyor. Bunlardan birkaçının hayvanlar için olumsuz olarak etkileri olduğu biliniyor. Şaşırtıcı bir şekilde tüm çiçek türlerindeki VOC emisyonunun gün boyunca geceden daha yüksek olduğu görüldü. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Tükürük deyip geçmeyin, işte ilginç içeriği

Tükürüğümüz 600’den fazla bakteri çeşidine ev sahipliği yaparken bu bakterilerin oluşmasında çevre ve beslenmeyle ilişkisi olmadığı ortaya çıkarıldı.

İnsan tükürüğü birçok faydalı şeyi yapar. Çiğnemene ve yemeklerin tadına bakmana yardımcı olur. Farklı yerlerdeki insanların farklı yemek yeme alışkanlıkları olduğundan beri, Amerikalı’nın tükürüğü Güney Amerikalı’nın tükürüğünden farklı olduğunu düşünebilirsiniz.

Genome Araştırmaları dergisinde yayınlanan araştırmada, tükürükteki bakterinin çevreyle ve diyetle ilişkisi olmadığı bulundu. Gerçekte araştırmacılar, insan tükürüğünün mikrobiyomları (dildeki bakterilerin topluluğu) farklı coğrafik yerlerdeki insanlar arasında çeşitlilik gösteriyor. Bu tükürüğünüzün dünyanın öteki ucundaki birisinden ya da komşunuzdan farklı olduğu anlamına geliyor.

Almanya Leipzig’de the Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden Mark Stoneking ve meslektaşları bunun neden olduğunu ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Araştırmacılar bakterilerin türlerine bakarak, bireysel türlerin seviyesinde farklılıklar bulmaya çalışacaklar. Stoneking, tükürüğün kandan daha fazla DNA içerdiğini öğrendiğinde tükürük bakterisinin hayatta kalmasıyla ilgilenmeye başladı. İnsan kanı tahmin ettiğiniz gibi halen tükürükten daha fazla insan DNA’sı içeriyor.

Araştırmacılar, toplam 120 sağlıklı canlıdan tükürük örnekleri topladılar. Bu örnekleri, Almanya, Polonya, Türkiye, Gürcistan, Çin, Filipinler, Güney Afrika, Kongo Cumhuriyeti, Arjantin, Bolivya ve Amerika’dan topladılar.

Canlı tükürükte bulunan en yaygın bakteri türünün Streptococcus olduğunu söyleyen Stoneking, “İnsanlar bu bakterinin bazı türlerinin boğaz ağrısı, menenjit ve bakteriyel zatürre gibi hastalıklardan sorumlu olmasına rağmen tipik olarak ağızlarında Streptococcus bakterisi taşıyorlar” dedi.

Tükürüğün içinde ne var?

Tükürüğün sadece bir bileşeni beslenmeye göre değişikliğe uğradığını gösterdi. Bu da nişastayı şekere çeviren bir enzim olan amilaz. Bu enzim, aynı zamanda pankreas ve ince bağırsakta bulunuyor.

Amerikalılar kısmen tükürüklerinde çok fazla amilaza sahipler, çünkü onların beslenmesi nişastayla dolu. Ancak Afrika’da daha çok av hayvanı tükettiklerinden tükürüklerinde daha az miktarda amilaz bulunuyor.

Tükürük yiyeceklerin tadını almamız için moleküller yayıyor ve böylece biz yediğimiz bir şeyin tuzlu, ekşi, tatlı ya da acı olduğunu söyleyebiliyoruz. Aynı zamanda tükürük yiyecekleri yumuşatmada ve dişlerin arasına yaymada bize yardım ediyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Kanınızda ne kadar bileşen var?

Araştırmacılar, 3 yıllık detaylı bir araştırma ile insana ait kan örneklerinde 4 bin 229 bileşen bulunduğunu tespit ettiler.

Bir tıp doktorunun hasta kişinin kanındaki sadece 10-20 kimyasalı analiz ettiğini söyleyen Kanada’da Alberta Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, sağlık problemlerinin teşhis ve tedavisi için kanda potansiyel olarak bakabilecekleri 4 bin 229 bileşen belirlediklerini açıkladılar.

“Public Libary of Science One” isimli dergide yer alan çalışmada, doktorlar tarafından şeker hastalığı, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların teşhisinde kan kimyasalları ya da metabolitler (ara ürünler) rutin olarak analiz edildiği kaydediliyor.

Ancak araştırmacılar, kan kimyasında dengesizlikle karakterize olan diğer yüzlerce hastalığın da bu yeni araştırma sayesinde teşhis edilebileceğini belirttiler. (Vasfiye Özcanbaz)