Kategoriler
Yaşam

Teflon tencere ve tavalar güvenli mi?

Her gün yemek pişirirken kullandığınız teflon tencere ve tavaların yemeklerinize bulaştırdığı tehlikeli kimyasallar kansere, kısırlığa, böbrek ve karaciğer hasarına yol açabilir. 

Bugüne kadar güvenilir bildiğiniz teflon tencere ve tavalar, pişirdiğiniz yemeklerin içine sürekli olarak kimyasallar salıyor. Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından son zamanlarda yapılan araştırmaya göre, bu tencere ve tavalar, zehirli ve zararlı kimyasallar içerebilir. Peki her tencere ve tava zehirli mi güvenilir olanları var mı?

TEFLONUN TEHLİKELERİ NELER?

FDA, araştırmalarda katılımcıların kanında bulunan PFA (“sonsuza dek kimyasal” olarak da bilinen yaklaşık 5000  sentetik kimyasal) seviyelerinin henüz sağlığa zararlı olacak kadar yüksek olmadığını söylese de, bu durum son araştırmaların sonuçlarının rahatsız edici olmadığı anlamına gelmiyor. Sonuçta, yüksek ateşte yemek pişirirken yemeğinize karışabilen  PFA’lar, kanser, kısırlık, böbrek ve karaciğer hasarı gibi ciddi sağlık riskleri ile ilişkilendirildi. 

GÜVENİLİR TEFLON TENCERE VAR MI?

Araştırma sonucuna göre, ilerleyen zamanlarda üretilecek teflon tencere ve tavalar için birçok PFA’nın kullanımı yasaklandı. Ancak şu anda yeni bir set almayı düşünüyorsanız, yüksek seviyede PFA ve diğer kimyasallar içeren alüminyum ve teflondan uzak durun. Bunun yerine paslanmaz çelik, temperli cam veya granit gibi toksik olmayan tencere ve tavaları tercih edin. (Eda Aydan Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sağlıklı böbrekler için en iyisi doğal içecekler!

Sağlığımızın değerini ancak hastalanınca anlarız. Diğer tüm organlarımız gibi böbrekleriniz de sağlıklı kalmanızda yaşamsal rol oynar ve kanınızı bakterilerden temizlemek için durmadan çalışır. Böbreklerinizin sağlıklı bir şekilde çalışması için yiyip içtiklerinize dikkat etmelisiniz.

Daha önce böbrek taşı ağrısı yaşadıysanız, böbreklerinizin sizin için ne kadar önemli olduğunu bilirsiniz. Böbrek taşı düşürmenin doğum yapmakla aynı olduğu söylenir. Böbrek enfeksiyonları oldukça tehlikelidir. Böbrek kanseri, her yıl teşhis edilen 63 bin 990 yeni vakayla yılda yaklaşık 14 bin ölüme neden oluyor.

Health and Human Research’te yayınlanan habere göre, böbreklerinizi mutlu ve sağlıklı çalışmasına yardım etmek için bu içecekleri tüketin. Böbreklerinizi temizleyen bu içeçeklerin yanı sıra yaşam tarzınızı iyileştirmeye çalışın. Sigara, alkol ve kafein de böbreklerinize zarar verir. Düzenli aralıklarla kan basıncınızı ve kan şekeri seviyenizi kontrol edin. Kolesterolünüzü düşürmeye ve gereken şekilde kilo vermeye çalışın.

Karahindiba Çayı

Herkes etrafta uçuşan karahindibaları sinir bozucu bulsa da bu bitki yenilebilir ve özellikle böbrekleriniz için çok faydalıdır. A, B kompleksi, C ve D vitaminleri, demir, potasyum ve çinko açısından iyi bir kaynak olan karahindiba, idrar söktürücüdür ve  idrarda kaybedilen potasyumun yerini alır. Kızılderili ilaçlarında böbrek hastalığını tedavi etmek için kullanılır, iltihap karşıtıdır ve böbrek taşlarını çözer. Karahindiba çayı içmeden doktora danışın ve bir seferde sadece bir ay kullanın.

Pancar suyu

Harika bir böbrek temizleyici olan pancar suyu karaciğer sağlığınızı da iyileştirir. Pancar suyu serbest radikalleri gideren antioksidanlarla doludur ve idrar asitliğini arttırır. Bu durum, kalsiyumun böbrek taşı gelişme riskini azaltmasına yardımcı olur. Pancar, böbreklerin kanınızı temizlemesine yardımcı olur.

Zencefil çayı

Araştırmalar da zencefilin faydalarını destekler. Serbest radikalleri gideren baharat, böbrek hastalığına bağlı iltihaplanmayı azaltır. Soyulmamış yıkanmış zencefili sıcak suya rendeleyin, üzerini örtün ve 5-10 dakika boyunca demlenmesini sağlayın. İsterseniz biraz bal ekleyip için. Bu çay öksürüğe de yardımcı olacak ve hamilelikte yaşanan sabah bulantıları da dahil olmak üzere midenizi yatıştırır. Ayrıca kolesterol seviyesini düşürebilir ve enfeksiyonlarla mücadele edebilir.

Isırgan otu

Geleneksel bitkisel ilaç kullanımında uzun bir geçmişe sahip olan ısırgan otunun iltihabı azalttığı biliniyor. Ayrıca antioksidanlar açısından zengin olan ısırgan otunun böbrek rahatsızlıklarının tedavisi amacıyla kullanılması birçok Avrupa ülkesinde onaylanmıştır. Isırgan otu bakterileri idrar yolundan temizlemeye yardımcı olur. Böbreklerin akmasını sağlamak için her bir bardak çay ile birlikte bir bardak su içiniz.

Alerjik olduğu için hamilelerin ısırgan otu çayı içmemesi gerekir.

Limon suyu

Birçok insan limon suyunun yağları yaktığını ve karaciğeri temizlediğini duymuştur. Limon ve portakal suyu böbreklerden kalsiyumun temizlenmesine ve böbrek taşı oluşumunu önlemeye yardım eden sitrat içerir. Dört veya beş limonu bir litre soğuk suya sıkın ve için. Hazır limon ve portakal suyu kullanmayın, hazırlarda çok fazla şeker var ve pastörizasyon işlemi besin maddelerini parçalar.

Kızılcık suyu

Mesane enfeksiyonları için sık kullanılan kızılcık suyu, böbreklerin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Mesane ve idrar yolu enfeksiyonları rahatsız edicidir. İdrar yolundan böbreklere geçen bakterilerden kaynaklanan böbrek enfeksiyonları ise ölümcül olabilir. Kızılcık suyu da böbrek taşlarını önleyebilir. Konsantre veya kokteyl olmayan normal kızılcık suyu biraz sert gelebilir, bu yüzden suyla seyreltin.

Zerdeçal çayı

Şaşırtıcı sağlık özelliklerine sahip bir baharat olan zerdeçal, güçlü bir anti-enflamatuardır ve kronik böbrek hastalığına bağlı iltihabı durdurur. Ayrıca, zerdeçal, böbrek hastalığının ikinci önde gelen nedeni olan kan basıncını düşürür. Karaciğer fonksiyonunu da arttırdığı için, zerdeçal çayı içmek harika bir böbrek temizliği sağlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Taşın sadece böbrekte olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz!

Birçok insan vücutta taşın yalnızca böbrekte veya safra kesesinde oluştuğunu sanıyor.  Fakat bu çok büyük bir yanılgı. Belirtileri dikkate almadığınız takdirde gözlerinizde oluşan taşlar, korneanızda çiziklere bile neden olabiliyor.

Gözlerde oluşan yanma, batma veya kaşıntının sebebi gözünüzdeki taş olabilir. Her 10 kişiden 1’inde görülen göz taşı; düzensiz uyku, sigara ve alkol kullanımı, yetersiz su ve meyve tüketimiyle beraber gelişebiliyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatih Atmaca: “Göz taşı temizlenmediğinde; göz dokusunda oluşan kronik tahriş ile enfeksiyona zemin hazırlar. Temizlenmeyen taş aynı zamanda kornea çiziklerine de neden olabilir” diyerek göz taşı ile ilgili uyarıları ve önerilerde bulundu.

Göz taşı nedir?

Vücudumuzda taş oluşumu böbreklerde ve safra kesesinde olabildiği gibi, gözlerimizde de olabilir. Göz taşı her yaşta görülebilmekle beraber ilerleyen yaşlarda göz taşına daha sık rastlanmaktadır. Göz taşının tıp dilindeki adı: Konkresyon’dur. Konkresyon, genellikle kalsiyum ve lökosit birikintileri içerir. Genellikle düzensiz beslenenlerde, sigara ve alkol kullananlarda, şeker hastalığı olanlarda, konjonktivit gibi kronik göz enfeksiyonu olanlarda, blefarit (göz kapağı iltihabı) gibi tekrarlayan göz kapağı enfeksiyonu olanlarda, trahom hastalarında, göz yaşı fonksiyon bozukluğu olanlarda, kişinin göz kapağındaki yağ bezlerinin iyi çalışmadığı durumlarda ve kuru göz hastalığında göz taşına rastlanmaktadır.

Hastalığın belirtileri nelerdir?

Gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kaşıntı, göz içerisinde yabancı cisim hissi, gözleri sık ovalama isteği ve göz kapaklarında şişlik gibi bulgular göz taşı hastalarında sıkça karşımıza çıkan belirtilerdendir. Hastalığın teşhisi için detaylı göz muayenesi çok önemlidir. Muayene esnasında da göz kapaklarının iç kısmını detaylı bir şekilde kontrol etmek gerekmektedir. Bunun için muayene esnasında hastanın göz kapakları çevrilerek detaylı bir şekilde gözün iç kısımlarına bakmak lazım. Muayene esnasında tespit edilen göz taşları herhangi bir ameliyat, cerrahi bir ameliyat gerektirmeden, özel bir aparat ile gözlerden temizlenir.

Nasıl tedavi edilir?

Gözlerinde batma, yanma, kızarıklık gibi şikayetlerle gelen hastalara kimi zaman suni göz yaşı tedavisi uygulanmaktadır. Ancak hastalar uzun süre suni göz yaşı kullanmasına rağmen, gözündeki şikayetlerin geçmediğinden yakınmaktadır. Böyle hastaları detaylı bir şekilde muayene ettiğimizde gözünün iç kısımlarındaki taşları görebilmekteyiz. Taşları temizleyip, uygun göz damlaları ile hastanın tedavisi tamamlanır. Tedaviden sonra hastalar mevcut şikayetlerinden tamamen kurtulmaktadır. Hasta tedavi edilmezse batma, yanma, kızarıklık vb. şikayetler kendi kendine düzelmez ve hastalık kronik bir hal alır. Göz taşı temizlenmediğinde; göz dokusunda oluşan kronik tahriş ile enfeksiyona zemin hazırlar. Temizlenmeyen taş aynı zamanda kornea çiziklerine de neden olabilir.

MEYVE TÜKETMEYENLERDE GÖRÜLÜYOR

Göz taşı oluşumuna karşı nasıl beslenmeli?

Yeteri kadar sıvı almayanlarda, sigara kullananlarda, uyku düzensizliği olanlarda ve meyve tüketmeyenlerde göz taşının daha sık görüldüğünü söyleyen Yrd. Doç. Dr. Fatih Atmaca: “Göz taşı oluşumunu önlemek için düzenli uyuyun, düzgün beslenin ve bol bol su için” dedi. Göz taşından korunmak için bulunulan ortama da dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Yrd. Doç. Dr. Atmaca: “Klimalı ortamlarda fazla bulunmamak, içerisinde bulunulan mekanı sık sık havalandırmak, fazla aydınlatılmış ortamlarda uzun süre kalmamak, ekran veya cep telefonu karşısında saatlerce vakit geçirmemek; hem göz taşı oluşumuna tedbir olacak, hem de göz sağlığını korumaya yardımcı olacaktır ” dedi.

Her akşam, yatmadan önce 10 dakika, göz kapaklarına papatya çayı ile nemlendirilmiş pamuk uygulayarak gözlerin arınmasını ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz.

İşte, gözler için besleyici ve arındırıcı bir tarif:

Malzemeler: Kale sebzesi, Havuç, Yaban mersini, Ev yapımı yoğurt.

İnce doğranmış kale sebzesi ve rendelenmiş havuç, 1 kase ev yapımı yoğurt ile karıştırılır. Üzerine az miktarda yaban mersini eklenip tüketildiğinde gözler için oldukça faydalı olacaktır.

Kategoriler
Yaşam

Fazla proteinin zararları da var

 Protein kaslarınızın mutlu olmasını sağlar, sizi tok, metabolizmanızı da canlı tutar. Fakat diğer iyi şeyler gibi herşeyin fazlası zararlıdır. Protein içeren gıdaları fazla tüketirseniz çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşabilir ve kilo alırsınız.

Foxnews’te yer alan habere göre, işte proteinin sizin için olan yan etkileri:

Nefesiniz kötü kokar

Bol proteinli bir diyete başlayınca karbonhidrat tüketiminizi en aza indirirsiniz. Böyle yapınca vücudunuz ketozis isimli duruma girer. Kilo verme için iyi olsa da sağlığınız için tehlikelidir. Çünkü vücudunuz yağ yaktığında keton isimli kimyasallar salınır ve ağzınızda asetona benzeyen bir koku oluşur. Bu ağız kokusu içinizden geldiği için diş fırçalama, diş ipi ya da gargaralar kokuyu geçirmeyecektir.

Ruh haliniz dalışa geçer

Spor salonlarındaki Hulk’ a benzeyen vücut geliştiriciler çok yoğun çalıştıklarından dolayı sızlanabilir. Ya da ruhsal açıdan berbat halde olabilir. Beyniniz ruhsal durumunuzu düzenleyen serotonin hormonu üretimini harekete geçirmek için karbonhidrata ihtiyaç duyar. Bunu beslenmenizden çıkarırsanız daha mızmız, asabi ve stresli olursunuz.

Böbreklerinize zarar verebilirsiniz

Fazla protein tükettiğinizde nitrojen yan ürünlerini de vücudunuza alırsınız. Böbrekleriniz bunları kandan süzmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Normal miktarda protein yerseniz nitrojeni idrarla dışarı atabilirsiniz. Zamanla böbreklerinizde hasar oluşma ihtimali de var.

Mide ve bağırsak hastalıklarına yakalanırsınız

Tavuk göğsü ve köy peyniri kas depolamak için harika seçimlerdir. Fakat bunlar sindirim sisteminizin düzenli çalışması için gerekli olan liflerden hiçbirini içermez. Hayvansal protein yerine çok fazla karmaşık karbonhidrat (tam tahıllar, fasulye, sebze ve meyve) tüketirseniz günlük almanız gereken 25-35 gram lifi elde etmekte zorlanırsınız. Sonuç olarak kabızlık, şişkinlik ve hazımsızlık hissedersiniz.

Kilo alırsınız

Bol protein ağırlıklı beslenme kıs sürede kilo vermenize yardım edecektir. Fakat diğer tıka basa yemeyi kesmeden yumurtanın beyazı ve Whey protein (peynir altı suyu proteini) tüketirseniz kilo vermek yerine kilo alırsınız. 7 binden fazla yetişkinin katıldığı uzun süreli bir araştırmaya göre, çok fazla protein yiyenlerin az yiyenlere göre aşırı kilolu oldukları belirlendi.  Başka bir deyişle mucize gıda diye bir şey yoktur, her yiyecekten aşırıya kaçmadan uygun miktarda tüketmelisiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Böbreğinize zarar veren alışkanlıklar

Türkiye’de her 7 kişiden birinde görülen kronik böbrek rahatsızlıklarının en yaygın nedeni, sağlıksız ve bilinçsiz yaşam alışkanlıkları olarak belirtiliyor. Tansiyon ve kandaki alyuvar dengesini sağlayan, vücudu atıklardan arındırma gibi önemli görevleri olan böbreklerin sağlığını korumak için ise bazı pratik önlemler almak önem taşıyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Böbrek Nakli Medikal Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, böbrekleri tehdit eden hatalı davranışlar ve dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi.

Fazla tuz kullanımı

Sağlıklı bir insan için günde 4 gram yemek tuzu tüketimi yeterlidir; ancak dünya oranlarına bakıldığında Türkiye en fazla tuz tüketen ülkelerden biridir. Fazla tuz kullanımının, kan basıncını artırarak kalp ve damar hastalıkları ile birlikte böbrek hastalıklarını da tetiklediği unutulmamalıdır. Bunun için ilk adım olarak masadan tuz kaldırılmalıdır.

Yeterince su içmemek

Su içmek, insan metabolizmasının sağlıklı işleyişi için önemlidir. Vücut susuz kalırsa, ilk olarak böbreklere etki eder. Çünkü su içmemek kan basıncını yavaşlatır. Normal süreçte bir dakikada kalpten pompalanan kanın yüzde 20’si ise böbreklerden geçer. Böylelikle vücudun susuz kalması ile ilk olarak böbrekler alarm verir. Sağlıklı bir insanın günde 1.5-2 litre su içmesi gereklidir. Vücudun ihtiyacı olan suyun alınmaması halsizliğin yanı sıra böbreklerde de taş oluşumuna yol açabilir.

İdrarı tutmak

Su içmek ne kadar rutin bir alışkanlıksa, idrar yapmak da zararlı olan sıvı atıkların atılması için gerekli bir eylemdir. Ancak birçok kişi hijyenik sebepler ya da bir takım yanlış alışkanlıklar sebebiyle idrarını gün içerinde sıklıkla tutmaktadır. İdrar tutmak tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına, mesane yapısının bozulmasına ve böbrek yetmezliğine kadar ilerleyen ciddi tablolara yol açabilmektedir. Bir kişinin normal bir süreçte günde 4-6 kez idrarın yapılması gerekir.

Fazla protein tüketmek

Birçok böbrek hastalığında idrarda atılan protein miktarı artar. İdrardaki bu artmış protein zamanla böbrek yapısında geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabilir. Bu durumda fazla protein tüketmek, böbrek hastalığının hızlanmasına yol açar. Birçok gencin vücut geliştirme adına kontrolsüz bir şekilde aldığı takviye proteinler de akut böbrek yetmezliğine yol açabilir.

Sigara içmek

Sigara kullanımı, kalp gibi tamamen damarlardan yapılı bir organ olan böbreklerimizde de damar tıkanıklıklarına yol açar. Dolaylı olarak da kan basıncını artırarak böbreklere zarar verir. Böbrek hastalarında sigara içimi ölüm riskini en az 4 kat artırmaktadır.

Bilinçsiz ilaç kullanmak

Bilinçsiz bir şekilde antibiyotik ve ağrı kesici kullanımı böbrek yetmezliğine yol açabilmektedir. Doktor tarafından önerilmedikçe asla antibiyotik ve ağrı kesici alınmamalıdır. Aksi durum hekim tarafından önerilmedikçe ağrı kesici olarak etken maddesi parasetamol olan ilaçlar tercih edilmelidir.

Tansiyonu kontrol altında tutmamak

Kan basıncı yüksekliği kalp ve damar hastalıklarına yol açmasının yanı sıra, böbrek yetmezliğine de neden olabilir. Tansiyon hastalarının ilaçlarını kullanmaları, kan basınçları ideal seviyelerde olmadığı sürece bir anlam ifade etmez. Kan basıncı mutlaka büyük 130 ve küçük 80 ve altında olmalıdır.

Böbrekleriniz bu belirtilerle alarm veriyor olabilir!

Ayak bilekleri, el ve yüzde şişme
Çabuk yorulma
Bulantı ve kusma
Geceleri nedensiz yere idrara çıkma ve idrar alışkanlığında değişiklik
Tansiyonun yüksek olması
Nefes darlığı, nefes almada zorluk
Tat almada bozukluk
Kötü nefes kokusu

Kategoriler
Yaşam

3 kat fazla tuz tüketiyoruz

İçeriğindeki sodyum sayesinde vücutta; sıvı, elektrolit dengesi ve kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynayan tuz, aşırı tüketildiğinde ciddi hastalıkları tetikliyor. Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği oranın 3 katı tuz tüketiliyor.

Türkiye’deki aşırı tuz tüketimine dikkat çeken Diyetisyen Sibel Mumcu, “Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği oranın 3 katı tuz tüketiliyor. Bu da hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, beyin, böbrek ve göz sorunlarının artmasına neden oluyor” dedi.

En çok kalp, beyin ve böbrekler etkileniyor

Sağlıklı bir insanın günlük tüketmesi gereken tuz miktarı 5 gram iken Türkiye’de ortalama günlük kişi başı tuz tüketimi 15 grama kadar çıkıyor. Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükselterek hipertansiyona neden olduğunu söyleyen Mumcu, “Tüm organ ve dokular damarlar aracılığı ile beslendiği için hipertansiyon sorunu tüm vücudu etkiliyor. Bu noktada, en çok etkilenen organlar kalp, beyin, böbrekler, atardamarlar ve gözlerdir. Fazla tuz tüketimi ayrıca, idrarla kalsiyum atımına neden olarak kemiklerden kalsiyum kaybını da tetikliyor. Şeker hastalarında da günlük tuz tüketiminin sınırlandırılması, kan şekeri kontrolüne yardımcı oluyor” diye konuştu.

Tuz tüketimini azaltmanın yolları:

İçeriğindeki sodyum miktarı düşük olduğu için taze meyve ve sebzeler tüketin

Hazır yerine evde hazırlanmış besinleri tercih edin

Yemeğin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçin

Taze baharatlar, maydanoz, nane, kekik, dereotu, fesleğen gibi taze otları yemeklerinize lezzet katmak için kullanmayı deneyin

Salamura besinler, turşu, peynir, zeytin, soya sosu, bulyonlar, hazır salata sosları, hazır çorbalar, kuru yemişler, cipsler, kabartma tozu eklenmiş besinler, tütsülenmiş yiyecekler, tuzlu bisküviler, şarküteri ürünleri yüksek oranda sodyum içerir. Bu besinleri az tüketin.

İşlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışın, alışveriş yaparken bu ürünlerin gıda etiketlerini kontrol etmeyi alışkanlık haline getirin. Tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ibarelerinin bulunduğu ürünleri tercih edin

 

Kategoriler
Sağlık

Kışın ayağınızı sıcak tutmalısınız!

Kadınlarda ve kız çocuklarında daha fazla görülen idrar yolu enfeksiyonu, sık idrara çıkma, şiddetli ağrılara ve bazen de idrarda kanamaya yol açarak kişinin hayat kalitesini bozabiliyor. Soğuğun idrar torbasının üzerindeki olumsuz etkileri idrar yolu enfeksiyonlarına yakalanma ihtimalini artırabiliyor.

İhmal edildiği takdirde ise ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Central Hospital’dan Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Temiz, “Kış aylarında özellikle ayakların ve bacakların aşırı soğuk hava ile temas etmesi idrar yolu enfeksiyonunu kolaylaştırır” diyor.

Böbrek enfeksiyonuna yol açabilir

İdrar yolu enfeksiyonları mikroorganizmaların neden olduğu bir rahatsızlıktır. Ancak soğuk hava gibi dış etkenler vücudun bağışıklık sistemini zayıflatabileceği gibi bazı bölgelerdeki (örneğin; idrar yolları, üst solunum yolları vs) kan akımını azaltarak veya mikroorganizmaları vücut dışına atmaya yardımcı mekanizmaların çalışmasını engelleyerek enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kış aylarında idrar yolu enfeksiyonlarında artışlar görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonları tedavisi kolay olan bir hastalık olsa da erken teşhis ve tedavi edilmez ya da ihmal edilirse ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabilir. Ayrıca tedavi süreci de güçleşebilir.

Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür

İdrar yolu enfeksiyonu hem kadın hem de erkekte görülebilir. Hastalık kadınlarda sistit (idrar torbası iltihaplanması) veya böbrek enfeksiyonu (piyelonefrit) şeklinde gelişirken, erkeklerde sistit, prostatit (prostat bezi iltihabı) veya piyelonefrit olarak ortaya çıkar. Ancak kadınlar erkeklere nazaran anatomik yapıları nedeniyle idrar yolu enfeksiyonlarına karşı daha yatkındırlar.

Enfeksiyonun belirtileri

İdrar yolu enfeksiyonu olan bir hastada; sık idrara çıkma, acil idrara çıkma isteği, devamlı idrar yapma hissi, idrar yaparken yanma, kesik kesik idrar yapma, kötü kokulu idrar, alt karın bölgesinde basınç-ağrı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtiler gözlemlenir. Bu bulgulara bulantı, kusma, ateş ve titreme de eşlik ediyorsa enfeksiyon böbreklere geçmiş olabilir.

Ayaklarınızı sıcak tutun

Kış aylarında özellikle ayakların ve bacakların aşırı soğuk hava ile temas etmesi de idrar yolu enfeksiyonunu kolaylaştırır. Kış aylarında ayak ve bacak bölgesinin soğuğa maruz kalması damar duvarının kasılmasına sebep olur. Bunun neticesinde idrar yolu bölgesindeki mukozada kanlanma azalacağından bu bölgeden girecek mikroplara karşı direnç de azalacaktır.

Korunmak için..

Kış aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına yakalanmamak için öncelikle soğuk havadan korunmak gerekir. Günlük sıvı tüketimine de özen gösterilmelidir. İdrar rengi sarı ise yetersiz sıvı alımı, idrar rengi su rengine ne kadar yakın ise de o kadar ideal sıvı alımı yapılıyor demektir. Çay, kahve ve gazlı içecekler yerine su tercih edilmelidir. Baharatlı ve ekşili gıdalardan uzak durulmalı, C vitamini yönünden zengin besinler tüketilmelidir. Sigara ve alkol kullanımı varsa da bırakılmalıdır.

İdrar tutmak sakıncalı

İdrarı uzun süre tutmak mesane kasının fazla gerilmesine yol açar. Bu durum sıkça tekrar edilirse de kas zayıflar ve idrar tam olarak boşaltılamaz. Bu nedenle idrar asla tutulmamalı, tuvalet ihtiyacı geldiğinde hemen giderilmelidir.

İdrar tetkikleri tekrarlanmalı

İdrar yolu enfeksiyonları genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Bu ilaçlar çoğunlukla 3, 7 ya da 10 gün süresiyle kullanılır. Kadınlarda enfeksiyon hafif derecedeyse 3 günlük kısa bir antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Erkekler için de çoğunlukla benzer bir tedavi yolu izlenir ancak tedavileri daha uzun sürelidir. Enfeksiyonun vücuttan tam olarak atıldığından emin olabilmek içinse tedavi sonrası idrar tetkikleri tekrarlanmalıdır.

Kategoriler
Sağlık

Böbrek hastası olduğunuzu gösteren belirtiler!

Dünyada çok sayıda insan böbrek hastalığıyla yaşıyor, diyalize giriyor ya da böbrek nakli olmayı bekliyor. Bunun yanı sıra hasta insanların yüzde 90’ndan fazlası da böbrek hastası olduğunu bilmiyor.

Böbrek hastalığı için en önemli risk faktörleri arasında yüksek kan basıncı, diyabet, ailede böbrek yetmezliği olması ile 60 yaş ve üzerinde olmak bulunuyor. Böbrek hastalığı genellikle ileri aşamalara kadar belirti vermiyor. Böbrekler iflas ettiğinde ya da idrarda yüksek oranda protein tespit edildiğinde böbrek hastalığı ortaya çıkıyor.

İşte böbrek hastası olup olmadığınızı gösteren belirtiler:

Yorgun olma, enerjinin az olması veya konsantrasyon güçlüğü: Böbrek fonksiyonlarındaki ciddi yetersizlik kanda toksin ve saf olmayan maddeler birikmesine yol açar. Bu da kendinizi yorgun hissetmenize ve konsantre olmada güçlük çekmenize neden olur. Böbrek hastalığının diğer komplikasyonu anemidir ki bu da güçsüzlüğe ve yorgunluğa yol açar.

Uyku sorunları: Böbrekler yeterince idrar süzmediğinde toksinler kanda kalır. Bu durum uyumanızı zorlaştırır. Obeziteyle de kronik böbrek hastalığı arasında bir bağlantı var ve uyku apnesi kronik böbrek hastalığında yaygın görülür.

Cildin kuru ve kaşıntılı olması: Sağlıklı böbrekler birçok iş yapar. Vücuttan atıkları ve fazla sıvıyı atar, kırmızı kan hücresi yapımına yardım eder, kemikleri güçlü tutar ve kanda doğru miktarda mineralin olması için çalışır. Kuru ve kaşıntılı cilt, ilerlemiş böbrek hastalığına eşlik eden mineral ve kemik hastalığının belirtisi olabilir.

Sık idrara çıkma hissi: Özellikle geceleri sık idrar yapıyorsanız böbrek hastası olabilirsiniz. Böbreğinizin filtreleri hasar gördüğünde daha fazla idrar yaparsınız. Ayrıca sık idrar yapma idrar yolu enfeksiyonunun ya da erkeklerde büyümüş prostatın belirtisi de olabilir.

İdrarda kan görme: Sağlıklı böbrekler kan hücrelerini vücutta tutar, ancak böbrekler hasar gördüğünde bu kan hücreleri idrarın içine sızmaya başlar. İdrarda kan aynı zamanda böbrek tümörünü, böbrek taşlarını ya da bir enfeksiyonu işaret edebilir.

Köpüklü idrar: İdrardaki aşırı köpükler idrardaki proteini işaret edebilir. Bu köpük yağda pişen yumurtadaki köpükler gibidir. Çünkü idrarda bulunan protein olan albümin yumurtadaki proteinle aynıdır.

Göz çevresinde inatçı şişlik: İdrardaki protein idrara sızarak böbreklerin filtrelerinin hasar gördüğünün erken dönem belirtisidir. Göz çevresindeki şişlik, böbreklerin idrara fazla miktarda protein kaçırdığını gösterir.

Ayak bilekleriniz ve ayaklarda şişlik: Azalan böbrek fonksiyonu sodyum tutulmasına yol açar, böylece ayaklarınızda ve ayak bileklerinizde şişmeler oluşur. Az olan şişlikler kalp, karaciğer ve kronik bacak damarı sorununun belirtisi olabilir.

Kas krampları: Elektrolit dengesizliği ve kramplar, hasar görmüş böbrekler nedeniyle oluşur. Örneğin, düşük kalsiyum seviyesi ve kontrol edilemeyen fosfor kas kramplarında rol oynar.

Sizde de bu belirtiler varsa mutlaka bir doktora gidip kan ve idrar tahlillerinizi yaptırın. (Vasfiye Özcanbaz)