Kategoriler
Sağlık

Karaciğerinizin yağlanmasını önlemek sizin elinizde!

Vücudunuzdaki atık maddeleri temizleyen karaciğer, alkol, yağlı ve şekerli gıdaların makul miktarda alınması halinde vücuda etkilerini hafifletir. Ancak, karaciğerinizi  doğal yollarda temizlemezseniz karaciğer yağlanması gibi hastalıklara davetiye çıkarırsınız.

Toksinleri atık ürünlere dönüştürmede, kanı temizlemede ve besinleri, ilaçları vücutta kullanabilmeleri için metabolize etmekte mükemmel şekilde işleyen karaciğerinizin sağlıklı olması önemli. Piyasada karaciğerinizi detoks eden pek çok ürün olsa da bunların etkinliğini destekleyen bilimsel veriler yok ve hatta bunlar sağlığınız için ehlikeli olabilirler.

Karaciğerinizin sağlıklı bir şekilde çalışması için karaciğerinizin doğal yollarla temizlenmesine özen göstermelisiniz. Bu yolların başında sağlıklı beslenme gelir. Aşağıdaki listede yer alan birçok karaciğer dostu gıdayı düzenli olarak tüketmelisiniz.

Çay-Kahve

Kahvenin karaciğer sorunlarınız olsa bile karaciğerinizi hastalıklardan koruduğu kanıtlanmıştır. Siroz ve karaciğer kanseri riskini azaltan kahve ayrıca zararlı iltihabı da en aza indiriri. Araştırmacılar, karaciğer hastalığının belirleyicilerinden biri olan yağ hücrelerinin birikmesini önleme yeteceğinden dolayı kahvenin işe yaradığını düşünüyor. Kahvenin bu etkisinden daha çok yararlanmak için en az günde en az üç fincan içmelisiniz.

Araştırmalar yeşil çay tüketiminin de karaciğer sağlığıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor, ancak bu etkisi için günde 5-10 bardak içmeniz gerekebilir. Bu nedenle siyah çay, yüksek yağlı bir diyetin etkilerini tersine çeviriyor. Her gün istediğiniz kadar çeşitli çayların tadını çıkarın, ancak bu miktar 10 bardağı aşmasın.

Greyfurt

Greyfurt içerdiği antioksidanlar nedeniyle karaciğer için idealdir. Greyfurttaki iki ana antioksidan (naringenin ve naringin), iltihaplanmayı azaltmaya ve karaciğer hücrelerini korumaya yardımcıdır. Ayrıca, aşırı bağ dokusunun büyümesini önler ve karaciğerde depolanan yağ miktarını azaltır.

Yaban mersini ve kızılcık

Yaban mersini ve kızılcık, içerisindeki meyvelere farklı renkler veren antosiyaninler adı verilen bir antioksidan sayesinde karaciğer sağlığınızı korur.

3-4 hafta boyunca her gün yaban mersini tüketilmesi halinde lezyonların, yara izlerinin ve fibrozun gelişmesi önlenmiş ve karaciğeri korumuştur. Yabanmersini ekstresi, laboratuvar ortamındaki çalışmalarda karaciğer kanseri hücrelerinin büyümesini engellese de insanlar üzerinde daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.

Üzüm

Üzümlerin özellikle kırmızı olanlarının içeriğinde bulunan resveratrol, iltihabı azaltarak ve serbest radikallerin zarar görmesini önleyerek karaciğere yardımcı olur. Düzenli tüketilmesi, kanser geliştirme riskini de azaltır.

Dikenli İncir

Türkiye’de dikenli incir olarak bilinen dikenli armut aslında yenilebilir bir kaktüs türüdür. Yapılan araştırmalarda, özellikle alkol tüketmeden önce biraz incir özü içenlerin daha az mide bulantısı, ağız kuruluğu ve genel sefalet hissettiğini belirlendi. Ayrıca bu meyve, karaciğer hastalıklarını, ülserleri, yaraları ve yorgunluğu tedavi etmek için uzun zamandır bütünsel tıpta kullanılmaktadır.

Pancar Suyu

Pancarda bulunan betalainler isimli antioksidanlar, karaciğerdeki oksidatif hasarı ve iltihabı azaltmak ve ayrıca temizleyici enzimleri arttırmak için mükemmeldir. Pancar sevmeyenler, yaban mersini ile karıştırıp buzlu içecek haline getirebilir.

Karaciğeriniz şeker, alkol ve yağlı gıdalarla fazla miktarda zehirlendiğinde, her şeyi metabolize edemez ve kendi içinde yağ birikintileri geliştirmeye başlar. Karaciğer hastalığının özü budur ve ölümcül olabilir. Ancak düzenli olarak tüketeceğiniz bu gıdalar, karaciğeri doğal yollardan temizler ve sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Çay mı kahve mi hangisi daha faydalı?

Her ikisinin de ayrı ayrı sadık bağımlıları olsa da, bugüne kadar hangisinin sağlığınız için daha yararlı olduğu tartışılıp durdu. Hangisinin daha yararlı olduğunu haberimizin devamından öğrenebilirsiniz.

Hem kahve hem de çay, içerdikleri sağlıklı maddeler sayesinde sağlığınız için yararlıdır, ancak aralarındaki dinamik etkileşim sizin için en büyük yararı oluşturabilir. Reader’s Digest’ta yer alan habere göre, çayın ve kahvenin ayrı ayrı faydalarını öğrenerek hangisinin daha yararlı olduğunu bulacaksınız.

Kahvenin faydaları neler?

Kahvenin Parkinson hastalığı ve tip 2 diyabet riskinin azalmasıyla iligili olduğunu söyleyen Miami’de yaşayan Beslenme Müdürü Kimberly Gomer,  aynı zamanda kahvenin rahim ve melanom dışındaki cilt kanseri gibi bazı kanserlere yakalanma riskini azalttığında dikkat çekti. Dünya çapında 500 binden fazla insanın katıldığı araştırmaya göre, kahve içmek çeşitli nedenlerden dolayı ölüm riskini azaltıyor. Bu durum günde sekiz bardak içen insanlarda bile geçerli. Ancak kahvenizi şeker veya kremayla doldurmayın, aksi takdirde kahvenin tüm faydaları tamamen silebilirsiniz.

Çayın yararları neler?

İster kafeinli ister kafeinsiz olsun çay ve yeşil çay, kanser, kardiyovasküler hastalık, kemik erimesi, ve diş eti hastalığını azaltmak gibi faydalar sunan besin maddeleri içerir. Bunlar, kan basıncını düşürmeye, bunama ile felç riskini azaltmaya ve aynı zamanda kilo vermeye yardımcı olan antioksidanlar ve polifenollerdir.

Bunların yanı sıra, araştırmalar, siyah çay içenlerin, belki de Epigallokateşin Gallat (EGCG) adı verilen bir bileşen sayesinde, vücutlarında daha az iltihaba sahip olduğunu göstermektedir. Enflamasyon (iltihap), artritten kalp hastalığına kadar birçok tıbbi duruma bağlıdır. Aynı zamanda EGCG, beyinde Alzheimer hastalığına bağlı plak oluşum riskini azaltabilir.

Peki hangisi daha sağlıklı ve faydalı?

Çay sadece bir neden dolayı sağlığınız için daha fazla yarara sahiptir: Çok miktarda güçlü antioksidanlar ve polifenoller. Bu maddeler kahvede de bulunmasına rağmen çayda genellikle daha yüksek konsantrasyonlarda bulunur.

Kahve ve çayın yararları olduğunu belirten Fonksiyonel tıp uzmanı Will Cole, tüm çayların polifenol ve antioksidan içeriği nedeniyle antibakteriyel, anti-enflamatuar ve anti-viral yarara sahip olduğunu ve ayrıca farklı çay türlerinin kendi benzersiz yararları bulunduğunu da vurguladı.

Tüm bunların yanında, kafeine karşı hassasiyetiniz varsa, ikisinden de uzak durmanız gerekebilir. Kahvenin içerisinde çaydan daha fazla kafein bulunur. Kahvede fincan başına 92 ​​miligram, çayda ise yaklaşık 50 miligram kafein mevcut.

Her ikisinin de faydasını kazanmak için düzenli olarak tüketmeniz daha iyi. Araştırmalar, her gün kahve ve çayı bir arada içenlerin, yalnızca kahve içenlere göre daha düşük ölüm riskine sahip olduğunu gösterir. Seçim sizin… (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

“Doğru gıdalar” sizi kanserden koruyor!

Tükettiğiniz tek bir gıda kanser riskinizi azaltmaz, fakat doğru gıdaların bir araya getirilmesi fark oluşturabilir. Sağlıklı beslenmek, hazır gıdalardan, şekerden ve işlenmiş ürünlerden uzak durmak sizi kansere karşı daha fazla koruyacaktır.

Kanserden korunmak için tüketmeniz gereken doğru gıdaları bilirseniz sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz. WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte kanserle savaşmak için tüketmeniz ve uzak durmanız gereken yiyecekler:

Domates

Domatese rengini veren likopen ya da başka bir şey tam olarak belli olmasa da domates kanser için çok faydalı. Bazı araştırmalar domates yemenin prostat gibi belirli kanser türlerine karşı riskinizi azalttığını gösterdi. Ayrıca domates suyu, domates sosu ya da salçası gibi işlenmiş domates ürünleri kanserle savaşma potansiyelini artırıyor.

Kanserle savaşan kahvaltı

Folat sizi kolon, rektum ve göğüs kanserine karşı korumaya yardım eden B vitamini açısından önemlidir. Kahvaltı masanızda bol bol folat içeren gıdalar yemelisiniz. Güçlendirilmiş kahvaltılık tahıllar ve tam buğdaylı ürünler iyi bir folat kaynağıdır. Ayrıca portakal suyu, kavun ve çilekte de folat boldur. Diğer folat kaynağı yiyecekler ise kuşkonmaz ve yumurtadır. Bunların yanı sıra tavuk ciğeri, fasulye, ayçekirdeği, ıspanak ya da marul gibi yeşil yapraklı sebzeler de folat içeriyor. Amerikan Kanser Derneği’ne göre, folat almanın en iyi yolu haplar değil, yeterince meyve, sebze ve zenginleştirilmiş tahıl ürünü yemektir.

Zerdeçal

Hint bitkisi olan zerdeçalın içinde bulunan “turmeric” isimli besin maddesi potansiyel bir kanser savaşçısıdır. Laboratuvar çalışmalarına göre, birçok kanser türü için kanserli hücrelerin dönüşümünü, çoğalmasını ve saldırısını baskılayabiliyor.

Hazır etlerden uzaklaşın

Sosis, salam, sucuk, hamburger gibi işlenmiş etleri azaltmak kolekteral ve mide kanseri riskinizi azaltacaktır. Aynı zamanda dumanlanarak ya da tuzlanarak hazırlanan etler yemek kansere yol açabilecek ajanlara maruz kalma riskinizi artıracaktır.

Üzüm

Özellikle kara üzüm ve üzüm suyu resveratrol isimli bir antioksidan içeriyor. Aynı zamanda anti-inflamatuar etkisi olan bu antioksidanla ilgili yapılan laboratuvar çalışmalarında, hücrelerde kanser sürecini tetikleyen hasarları önlediği belirlendi. Ancak üzüm yemenin ya da üzüm suyu içmenin kanseri önlediği veya tedavi ettiğine dair yeterince kanıt bulunmuyor.

Yabanmersini

Yabanmersininin içinde bulunan potansiyel antioksidanlar sağlığınızı destekler. Hücrelere hasar vermeden önce vücudunuzu serbest radikallerden temizleyerek kanserle savaşır. Daha fazla tüketmek için yoğurdunuza, salatalarınıza, tahıl gevreklerinize, yulaf ununuza yaban mersini ekleyebilirsiniz.

Çay

Çay özellikle yeşil çay güçlü bir kanser savaşçısı olabilir. Laboratuvar çalışmalarında, yeşil çayın kolon, göğüs, karaciğer ve prostat hücrelerinde kanser gelişimini önlediği veya yavaşlattığı belirlendi. Benzer etki akciğer dokularında ve ciltte de görülüyor. Hatta bazı uzun süreli araştırmalarda çayın mesane, mide ve pankreas kanseri riskini düşürdüğü tespit edildi.

Fasulye

Vücudunuz için sağlıklı olan fasulye kanserle savaşmanıza da yardım eder. Fasulyenin içinde kansere yol açabilecek hasarlara karşı vücut hücrelerinizi koruyan fito-kimyasallar bulunuyor. Bu maddeler tümör gelişimini yavaşlatıyor ve tümörlerin yayılıp çevredeki hücrelere zarar vermesini önlüyor.

Su ve diğer sıvılar kanseri önleyebiliyor

Sadece susuzluğunuzu geçirmek için değil mesane kanserinden korunmak için de su içmelisiniz. Su mesanenizdeki kansere yol açan potansiyel ajanların yoğunluğunu sulandırıyor ve mesane kanseri riskini azaltıyor. Bol sıvı tüketimi daha fazla idrar boşaltmanızı sağlar. Böylece bu ajanlar mesanenizde daha az süre kalırlar.

Çilek türleri

Çilek ve kızılcık ellagic asit olarak bilinen bir fito-kimyasal içeriyor. Bu güçlü antioksidan çeşitli şekillerde kanserle savaşmaya yardım ediyor. Kanser hücresi gelişimini yavaşlatıyor, kansere yol açan belirli maddelerin aktif olmasını engelliyor.

Lahana ailesi

Brokoli, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası ve karalahana gibi turpgillere özgü sebzeleri sotelemek, yemeğini veya dolmasını yapmak ya da salatalarda kullanmak sizin için çok faydalıdır. Bu sebzelerin içindeki çok önemli bileşenler kolon, göğüs, akciğer ve serviks gibi kanser türlerine karşı vücudunuzun savunmasına yardım eder.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler

Hardal, karalahana, ıspanak, marul ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda lif, folat ve karotenoid vardır. Bu besin maddeleri ise sizi ağız, larenks, pankreas, akciğer, cilt ve mide kanserine karşı koruyamaya yardım eder.

Renklerle kanserle savaşın

Kanserle savaşan besinler açısından zengin olan meyve ve sebzeler daha renklidir ve daha fazla besin maddesi içerir. Bu yiyecekler sağlıklı kiloya ulaştığınızda ve sağlıklı kiloda kaldığınızda kanser riskini düşürmeye yardım eder. Fazla kilolu olmak kolon, özofagus ve böbrek kanseri gibi kanser türlerinin riskini artırır. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve yemeye çalışın.

Pişirme yöntemlerine dikkat

Eti farklı şekillerde pişirmenin kanser riskini artırdığını biliyor musunuz? Yüksek sıcaklıkta eti kızartma, ızgara ve kavurmak kanser riskini artıran kimyasalların oluşmasına neden olur. Ancak güveç, tencerede yavaş yavaş pişirmek veya buharda pişirmek ise bu kimyasalların daha az üretilmesini sağlar. Eti güveç şeklinde pişirirken bol miktarda sağlıklı ve koruyucu sebze eklemeyi unutmayın.

Şekeri azaltın

Şeker doğrudan kansere yol açmaz. Kansere karşı sizi koruyan besin maddesi bakımından zengin olan yiyeceklerin etkisini değiştirebilir. Şeker, aşırı kilo ile obezitede rol oynayan kalori sayımını artırır. Aşırı kilo da kanser riski anlamına gelebiliyor.  Vitaminle dolu olan meyveler şekerin iyi bir tatlı alternatifi olabilir.

Gıda takviyelerine güvenmeyin

Vitaminler sizi kansere karşı koruyabilir. Fakat, bunları yediğiniz yiyeceklerle doğal yollardan aldığınız takdirde bu geçerlidir. Amerikan Kanser Derneği ve Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü kanserle savaşan besin maddelerinin kabuklu kuruyemiş, meyve ve yeşil yapraklı sebzelerden geldiğini vurguluyor. Bu nedenle vitamin hapı almak yerine sağlıklı beslenmek en iyisi.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Çay, hararetinizi almasının yanında soğuk algınlığına da iyi geliyor

Meyve, sebze, kuru bakliyat, tahıllar ve sütün yanı sıra hararet gidermek ve keyif yapmak için içtiğimiz çay da içerisindeki antioksidanlar sayesinde vücudunuzun güçlü olmasını sağlayıp sizi soğuk algınlığı gibi çeşitli mevsim hastalıklarına karşı koruyor.

Sebze ve meyvelerin yanısıra balık, sarımsak, yoğurt ve kefir gibi gıdalar da sizi hastalıklardan koruyor. Health isimli internet sitesinde yer alan habere göre, sadece sebze ve meyveler değil, her besin grubundan gıda sizi soğuk algınlığı ve gribe karşı dirençli hale getiriyor. İşte bunlardan bazıları:

Sarımsak

Bu keskin kokulu sarımsak dişleri yemeklerinize lezzet katmaktan fazlasını yapıyor. İçerisinde çözündüğü zaman antioksidanlar üreten sülfürik bir bileşen olan “Allicin” bulunuyor. 2001 yılında “Advances in Therapy” isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre, 12 hafta boyunca (Kasım-Şubat ayları arasında) sarımsak takviyesi alan insanların almayanlara göre daha az soğuk algınlığı geçirdikleri tespit edildi. Sarımsak çiğ olarak tüketildiğinde ise en büyük antioksidan kaynaklarından biridir.

Balık

Somon, ton balığı ve istavrit gibi yağlı balıklar vücutta zararlı iltihabı azaltmaya yardımcı olan bileşenler yani Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Kronik iltihaplanma bağışıklık sisteminin uygun şekilde çalışmasını önlüyor ve ciddi hastalıkların yanı sıra soğuk algınlığı ve gribe yol açıyor. Omega-3 yağ asitleri ise bu iltihabı azaltıp soğuk algınlığıyla savaşıyor.

Narenciye

En son yapılan araştırmalar, C vitaminin soğuk algınlığını önlemede düşünüldüğü kadar faydalı olmadığını gösterdi. Buna rağmen, hastalığın başlangıcında C vitamini almak hastalığın süresini yaklaşık 1 gün azaltıyor. Çok fazla narenciye tüketmek (portakal, greyfurt, limon dilimleri) bu faydalı besinden fazla almanızı sağlar.

Anason tohumu

Meyankökü tadındaki bu tohumların antibakteriyel özellikleri var. Öksürüğü hafifletiyor, üst solunum yollarınızın tıkanmasını önlüyor. Anason tohumunu kurabiyelerinizde ve dürümlerinizde kullanabilirsiniz. Fakat soğuk algınlığıyla savaşmak için genellikle çayı kullanılıyor.

Yoğurt ve kefir

Bakterileri genellikle kötü bir şey olarak düşünürüz, fakat bu organizmaların bazıları sağlığınız için zorunludur. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik gıdalar yemek faydalı bakteri türlerinin yeniden doldurulması için iyi bir yoldur. Bu bakteriler sindirim sağlığını destekler ve mide rahatsızlığını önlemeye yardım eder. Mide ve bağırsak yollarında 10 trilyon bakteri yaşıyor.

Rezene

Anason gibi rezene de doğal bir balgam söktürücüdür. Ayrıca göğüs tıkanıklığını açar ve inatçı öksürüğü yumuşatır. Rezene çiğ olarak ya da kavrulmuş şekilde tüketilebilir. Soğuk algınlığıyla savaşmak için rezene tohumlarından çay yapmalısınız. Bir fincan kaynamış suya 1,5 çay kaşığı rezene tohumu atıp 15 dakika demlendirin, süzün ve balla tatlandırıp için.

Kırmızı biber

Narenciyeler gibi kırmızı biberlerde de bol miktarda C vitamini bulunuyor. Gerçekte, sadece bir tane kırmızı biber kadınlar için önerilen günlük miktarın 2 katı kadar (150 miligram) C vitamini içeriyor. Araştırmalar ise gribe karşı savaşmanız için daha fazla C vitaminine ihtiyacınız olduğunu gösteriyor.

Çay

Herkes bir bardak sıcak çayın göğüs darlığına iyi geldiğini, boğaz ağrısını yumuşatmaya yardımcı olduğunu biliyor. Siyah, yeşil ya da beyaz çay olmak üzere tüm çaylar griple savaşan kateşin isimli antioksidanlar içeriyor. 2011 yılında Japonya’da yapılan araştırmada, 5 ay boyunca kateşin kapsülü kullanan katılımcıların kullanmayanlara göre gribe yüzde 75 daha az yakalandıkları belirlendi. Ayrıca  kateşinler metabolizmanızı hızlandırıyor, bağışıklığınızı artırıyor ve kanser ile kalp hastalığına karşı koruma sağlıyor.

Bitter çikolata

Saf kakao birçok çilek türünden daha fazla hastalıkla savaşan antioksidan içeriyor, ayrıca bitter çikolata çinkoyla doludur. Ancak çikolata yerken kakao oranı en az yüzde 70 ve üzeri olan bitter çikolatayı tercih etmelisiniz.

Derisiz hindi göğsü

Derisi alınmış hindi göğsü gibi yağsız proteinler, griple savaşmada önemli yer tutar. Genellikle kas yapmak için bu proteine ihtiyacımız olduğunu düşünürüz, fakat vücutta antikor üretimi ve enfeksiyonlarla savaşmak için yağsız proteine ihtiyaç duyarız. Aynı şekilde tavuk göğsü de iyi bir yağsız protein kaynağıdır. Et yemiyorsanız kuru fasulye, kabuklu kuru yemiş ve süt ürünleri de tüketebilirsiniz.

Süt

Vücudumuzun güçlü kemik üretimi için gerek duyduğu D vitamini  kalp hastalığına karşı savunma sağlıyor, bağışıklık sisteminizi destekliyor. Bu kilit vitamin süt, portakal suyu ve kahvaltılık tahıl gibi güçlendirilmiş yiyeceklerde de bulunuyor. İhtiyacınız olan günlük D vitaminini almanız sizi soğuk algınlığından korumaya yardım eder. 2012 yılında yapılan araştırmaya göre, D vitamini takviyeleri çocukların kışın soğuk algınlığıyla savaşmasına yardım ediyor.

Mantar

Tüm mantar türleri potasyum, B vitamini ve lifin yanı sıra bağışıklık sisteminizi destekleyen antioksidanlar içeriyor. Özellikle Uzakdoğu mutfağında kullanılan Şitaki mantarının içerdiği “lentinan” isimli besinin kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.

Yulaf

İster kasede isterseniz çikolatanın içinde yiyin, yulaf beta-glukan olarak isimlendirilen bir tür lif içerir. Bunun da kolesterolü düşürücü ve bağışıklığı destekleyici özellikleri bulunuyor. Araştırmalara göre, yulaftan aldığınız beta-glukan üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardım ediyor. Ayrıca insanlarda beyaz kan hücresi aktivitesini düzenliyor.

Yeşil yapraklı sebzeler

Koyu yeşil yapraklı sebzeler daha fazla besin maddesi içerir. Soğuk algınlığı ve grip mevsimi için vücudunuzu marul, karalahana ve rokayla güçlendirebilirsiniz. Ayrıca roka gibi biraz acı yeşillikler göğsünüzdeki tıkanıklığa, öksürüğe ve burun akıntısına iyi gelir.

Yaban mersini

Bu antioksidan deposu meyve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. 2007 yılında, Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, bilim adamları vahşi yaban mersininin herhangi bir taze meyveden çok daha fazla aktif antioksidan içerdiğini tespit ettiler.

Havuç ve tatlı patates

Havuç ve tatlı patates gibi turuncu meyve-sebzeler beta-karoten açısından zengindir. Bu yiyecekleri yediğimizde vücudumuz bu organik bileşeni A vitaminine çeviriyor. A vitamini ise güçlü bir bağışıklık sistemi için zorunludur. Özellikle soğuk algınlığına yakalandığınızda A vitamini önemlidir. Mukus zarının sağlıklı kalmasında ve fonksiyonlarını iyi bir şekilde yerine getirmesinde etkilidir.

Ay çekirdeği

Akşamları dizi izlerken çıtırdattığınız ay çekirdeği en iyi doğal E vitamini kaynaklarından biridir. Hücre duvarlarını hasardan koruyan bir antioksidan olan E vitamini vücudunuz için önemlidir. Sadece 30 gram ay çekirdeği günlük ihtiyacınız olan E vitaminin yüzde 30’unu karşılar. E vitamini ayrıca akciğerlerinizin sağlığı için de önemlidir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Mevsim geçişlerinde griple mücadele yolları

Mevsim geçişiyle birlikte gribin vakalarının hızla arttığı bugünlerde siz de gribe yakalanmak istemiyorsanız uygulayacağınız çok basit yöntemlerle gripten kurtulabilirsiniz.

Gribe yakalandığınızda hem işe gidemiyorsunuz hem de ev halkına yardım edemiyorsunuz. Hastalığı bulaştırma riskiniz yüksek olduğundan gripten bir an önce kurtulmalısınız. USNews isimli sitede yer alan habere göre,  işte ucuz ve doğal yollarla griple mücadele etmenin yolları:

Kurumuş burun kenarlarınızı yağlayın

Grip olduğunuzda sürekli burnunuz aktığı ve siz de sildiğiniz için burun deliklerinizin çevresi kızarır, tahriş olur ve çatlar. İşte burnunuzun çatlayan dış bölümlerine vazelin sürün.

Sıcak çay için

Susuzluğunuzu gideren çay kaşınan boğazınıza da iyi gelir. Çay içmek sağlığınıza yararlıdır. Bir bardak çay kendinizi iyi hissetmenizi sağlar. Çayı sıcak sıcak ve yavaş bir şekilde içmelisiniz.

Fazladan yastık ekleyin

Uyurken nefes alıp vermenizi kolaylaştırmak için başınızı yükseltmek için başınızın altına fazladan bir yastık ekleyin. Böylece burun yolunuz bir miktar açılacaktır.

Sıcak bir duş alın

Grip olduğunuzda buharlı bir duşa girin. Duştayken, nemli hava sinüslerinizin içine girer, nazikçe buharı tek tek burun deliklerinizden üfleyin. Ayrıca bir avuç dolusu duş suyunu burnunuza çekip sümkürün. Burun yollarınız açılacaktır. Bunun yanı sıra, sıcak su musluğunu açın, bir havluyla başınızın etrafını örtün, sıcak ve nemli havayı soluyun.

C vitamini, ekinezya ya da çinkoya para vermeyin

Uzmanlar, gribe iyi geldiği iddia edilen bu takviyelerin çok da faydası olmadığını söylüyor. Griple mücadele için çay için ve reçetesiz satılan ilaçları tercih edin. Bunların yanı sıra okyanus suları ile soğuk buhar makinesi de rahat nefes almanıza yardım eder.

Susuz kalmayın

Gribe yakalanmamak için ve gripten bir an önce kurtulmak için bol bol sıvı tüketmelisiniz. Birkaç saatte bir büyük bir bardak su içerseniz vücudunuz susuz kalmaz, daha hızlı iyileşirsiniz. Suyun yanı sıra çay, taze sıkılmış meyve suları tüketmelisiniz. Ancak grip olduğunuzda kahve, asitli içecekler gibi idrar söktürücü içeceklerden uzak durun.

Tavuk çorbası için

Bugüne kadar annelerimizin ve ninelerimizin hastalanınca içmemiz için hazırladıkları ilk şey tavuklu şehriye çorbasıdır. Bu çorba hem susuz kalmanızı önler hem de sindirimi kolay olduğu için faydalıdır. İçerisindeki limon ve karabiber de vücudunuzu destekler.

Yapabiliyorsanız egzersize devam edin

Egzersiz yapma gücünüz varsa yapın. Yapacağınız hafif egzersizler kendinizi daha iyi hissetmenize yardım eder. Ağırlık kaldırma ya da koşma gibi ağır egzersizler yapmayın.

Hijyene dikkat edin

Hastalığınızda diğer kişilere bulaştırmamaya veya başkasından hastalık kapmamaya özen gösterin. Öksürürken ve hapşırırken ağzınızı kapatın, tek kullanımlık mendilleri tercih edin ve bir kez kullandıktan sonra hemen atın, mikrop bulaşan yerleri dezenfekte edin ve ellerinizi iyice, sık sık yıkayın.

Reçetesiz satılan ilaçları deneyin

Öksürük şurupları ile grip ilaçları biraz iyileşme sağlayabilir. Bunun yanında alerjik ilaçlar gözlerinizin sulanmasını, hapşırmanızı azaltmaya yardım eder. Okyanus suları burnunuzu nemlendirir. Ibuprofen ve asetaminofen içeren ilaçlar vücut ağrılarını hafifletir ve ateşi düşürür.

Antibiyotik kullanmayın

Gribin virüs nedeniyle oluştuğunu ve antibiyotiklerin ise bakteriyal enfeksiyonları tedavi ettiğini unutmayın. Doktorunuzdan ya da eczacınızdan antibiyotik istemeyin. Hatta burnunuzdan akan sıvı yeşil bile olsa antibiyotik size yardımcı olamaz.

Tuzlu suyla gargara yapın

Boğaz ağrınızı iyileştirmenin daha az lezzetli olan bir yolu daha vardır. Günde birkaç kez ılık su ve tuz karışımıyla gargara yapmalısınız. Böylece boğaz ağrınız hafifleyecektir.

Biraz dinlenin

Grip olduğunuzda kendinizi biraz yorgun hissedersiniz. Mümkün olduğunca yatıp dinlenin, akşamları erken yatın, iyice dinlenip kendinizi toparlayın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Çayın şaşırtıcı faydaları!

Çeşidi fark etmeksizin çay içmeyi seviyorsanız çok sevineceğiniz bir haberimiz var. Çayın kilo kontrolünden hastalıklarla savaşmaya, enerji desteğinden stres azaltmaya kadar birçok sağlık problemine faydası var.

Kahvenin yanı sıra çayın da sağlığınız için birçok yararı bulunuyor. Huffington Post’ta yer alan habere göre, sadece yeşil çayın değil her gün sık sık içtiğiniz siyah çay sizin için şifa kaynağı oluyor.

Çay sağlıklı bir kiloda kalmanıza yardım eder

2011 yılında Obesity isimli dergide yayınlan araştırmaya göre, bol yağlı yiyeceklerle beslenen farelere yeşil çayda bulunan bileşenler verildi. Bu farelerin yeşil çay bileşeni verilmeyenlerden daha yavaş kilo aldıkları belirlendi. Yeşil çay özlerinin vücutta yağ oluşumuna engel olduğunu tespit eden araştırmacılar, ancak yeşil çaya çok fazla şeker atarsanız bu özelliğinden faydalanamayacağınızı ifade ettiler. Bu nedenle çayı gerçek formuna uygun şekersiz içmelisiniz.

Yeşil çay daha iyi görmenizi sağlıyor

Vücudun diğer herhangi bir organı gibi gözünüzde de oksidatif stres sorunu görülebilir ve bu durum da gözünüzün hastalıklara daha eğilimli olmasına yol açar. Eğer günlük beslenmenizde yeşil çay tüketirseniz bu sorunla başa çıkabilirsiniz. 2010 yılında yapılan bir araştırmaya göre, yeşil çayda bulunan bileşenler gözün dokularını (özellikle retinayla ilişkili dokular) pozitif olarak etkileyebilir.

Beyaz çay daha genç görünmenize yardım edebilir

Türkiye’de üretimi bulunmayan beyaz çay Çin’in Fujian bölgesinde yetiştiriliyor. Beyaz çayda yüksek miktarda polifenol bulunuyor. Bir araştırmada, bu çayı içenler gençliğin kaynağını bulduklarını açıkladılar. Çalışmaya göre, beyaz çayın içindeki özler elastin ve kolajen isimli proteinleri güçlendirerek kırışıklıkları önlüyor. Ayrıca 2011 yılında yapılan başka bir araştırmaya göre ise beyaz çay eklemlerinizin daha genç kalmasına yardım ediyor.

Siyah çay stres seviyesini azaltmaya yardımcı

Çok stresli bir işte mi çalışıyorsunuz? İhtiyacınız olan şey bir bardak siyah çay olabilir. Bir araştırmaya göre, siyah çayın stres hormonu seviyesini düşürmeye yardımcı olduğu belirlendi. Ayrıca siyah çayın bir başka faydası ise kan basıncıyla ilgilidir. Stres yükselirken kan basıncı da artar ve kalp krizi veya felç gelişme riskini artırır. “Journal of the American Medical Association” isimli dergide yayınlanan araştırmada, 6 ay boyunca tüketilen siyah çayın büyük tansiyonu düşürdüğü tespit edildi.

Çay şeker hastalığıyla savaşmada önemlidir

2010 yılında yürütülen bir araştırma, kafeinli çaylardaki kafeinin şeker hastalığı riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösterdi.

Çay kalbinizin daha güçlü olmasını sağlayabilir

Bir araştırmaya göre yeşil çay tüketiminden sonra hızlı bir şekilde endotelyal (Dolaşım sisteminin tüm yapılarının (kalp boşlukları, atardamarlar, kılcal ve toplardamarlar, lenf damarları) iç yüzünü örten çok ince katmana (yaprağa) verilen ad.) fonksiyonu geliştirmeye yardımcı olduğu belirlendi. Ayrıca çaydan başka sütteki kazein isimli madde de kalbi koruyucu etki oluşturuyor.

Çayın bu faydalarından sonra ister poşet çay ister demleme çay, ister sıcak ister soğun düzenli olarak çay içmeyi ihmal etmeyin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Genel Yaşam

Dişlerinizi doğal yöntemlerle nasıl beyazlatırsınız?

Her gün tükettiğiniz çay, kahve veya sigara nedeniyle dişleriniz zamanla sararıyor. Hatta yiyip içtiğiniz gıdalar ve içeceklerin bile dişlerinizin rengi üzerinde etkisi bulunuyor. Bu konuya dikkat ederek dişlerinizin pırıl pırıl olmasını sağlayabilirsiniz.

Uzun yıllar içinde sararan dişlerinizi birçok kimyasal madde içeren beyazlatma kitleri yerine doğal yollardan beyazlatabilirsiniz. HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, İşte beyaz dişlere sahip olmanın 5 doğal yolu:

Dişlerinizi düzenli fırçalayın ve diş ipi kullanın

Ağız sağlığınız için yapmanız gereken mümkünse her yemekten sonra ya da en az günde 2 kez dişlerinizin fırçalanmasıdır. Düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı diş çürüğünün yanı sıra diş eti hastalığına iyi geliyor. Plağı kaldırmada yardımcıdır. Ağız bakımının iyi olması koroner kalp hastalığı ve felç gibi diğer kalp sorunlarınının riskini azaltıyor.

Çilekle fırçalayın

Küçük çilekler yüksek kan basıncı, kardiyovasküler hastalık ve kanser riskini düşürmeye yardım etmesinin yanında dişlerinizi beyazlatmada faydalıdır. Çileğin içindeki C vitamini plak oluşumunu yok eder. Ayrıca çilek türlerinde bulunan doğal bir burukluk hissi veren malik asit dişinizdeki yüzey lekelerinin çıkmasına yardımcıdır. Çileği ezin ve bir diş fırçasıyla bunu dişlerinize uygulayın. 5 dakika bekledikten sonra ağzınızı suyla iyice yıkayın. Limon suyu ve tuzla hazırlayacağınız macun çileğin yerini alabilir.

Peynir tüketin

Yemeklerden sonra peynir yemek çürükleri önlemeye yardım eder ve diş minesinin yeniden canlanmasını destekler. Peynirde bulunan ve süt proteini olan kazein diş minesinin daha güçlü olmasını sağlar.

Kabartma tozuyla dişleri cilalayın

Kabartma tozunun gülüşünüzün parlamasına yardım ettiği birçok kişi tarafından bilinir. Kabartma tozunu limonla karıştırıp macun haline getirin ve diş fırçasıyla dişinizi fırçalayın ve 1 dakika bekleyin. Sonra iyice fırçalayıp dişlerinizi iyice durulayın. Bu karışım diş minesindeki yüzey lekelerini yok etmeye yardımcıdır. Diş ve diş etleriniz hassas ise tek başına karbonat tozu kullanın. Bu karışımı sadece haftada bir kez uygulayın ve bir dakikadan daha uzun süre dişlerinizde bekletmeyin.

Sebze ve meyve çiğnemek

Akşam yemeğinden sonra havuç veya çiğ kereviz gibi sebzeler ya da elma ve armut gibi meyveler çiğnemek dişlerinizi cilalar ve diş minesinin üzerindeki lekeleri çıkarır. Sert meyve ve sebzeler tükürük üretimini artırır ve tükürük de dişlerinizi diş çürüğüne yol açan bakterilerden korur. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Siyah çayın bilmediğiniz faydaları

Sabah sofralarının ve akşam yemekten sonra vazgeçilmez olan siyah çayın faydaları da oldukça fazladır. Bugüne kadar çayın bazı kanser türlerinde etkili olduğu insanı sakinleştirdiği biliniyordu. Ancak siyah çayın bunların yanında duyulmamış ilginç yararları da bulunuyor.

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte çayın bilinmeyen yararları:

Kesikleri ve sıyrıkları onarır

Siyah çaydaki tanin açık yaralardan ya da sıyrıklardan sızan kanı durdurur. Yaralı bölgeye soğumuş çay poşetini yavaşça bastırın, acısı hafifleyecek ve şişme azalacaktır.

Ayak kokusunu yok eder

Çaydaki tanik asit, bakterileri öldürür ve gözenekleri kapatır. Böylece ayağınız daha az terler. Yarım litrelik suya 2 çay poşeti atıp 15 dakika kaynatın, sonra yaklaşık 2 litre su ekleyip suyu ılıtın. Ayaklarınızı 15-30 dakika bu suda bekletin.

Diş eti sağlığınızı iyileştirin

Diş etleriniz şiştiğinde iyileşmesi için siyah çay poşetlerini doğrudan diş etlerinize bastırın. Ayrıca diş etlerinizin sağlığı için ağzınızı çayla çalkalayın.

Bağışıklık sisteminizi destekleyin

Tufts Üniversitesi’nde görevli bilim adamları, 22 sebzeyle birlikte çayın ORAC değerini karşılaştırdılar. Bu değer yüksek olduğunda o gıda antioksidan açısından zengindir. En yüksek skorun 5 dakika demlenen yeşil çay ile siyah çayda olduğunu tespit ettiler.

Tahriş olmuş gözleri iyileştirir

Gözleriniz kuruyor ve kaşınıyorsa iki siyah çay poşetini 10 dakika ılık suda bekletin, suyun fazlasını sıkıp çay poşetlerini gözünüzün üzerinde 10 dakika kadar tutun. Kaşınma hafifleyecek ve iltihap azalacaktır.

Uçukları iyileştirir

Çaydaki flavonoidler ve kafein uçuk gelişimini bastırıyor. Uçuğun acısı başlayınca soğumuş ıslak çay poşetini 10 dakika kadar bekletin. Uçuğun şiddetini ve süresini azaltmaya yardımcı olmak için bunu günde 3-4 kez tekrarlayın.

Alerjiyle savaşır

Siyah çay iltihaba karşı koruyucu bitki kimyasalları olan flavonoidler açısından zengindir. Günde birkaç bardak çay içerek alerji belirtilerini hafifletebilirsiniz.

Zehirli sarmaşığın etkisini hafifletir

Banyo küvetine 3-5 poşet çay atın ve iyice karıştırdıktan sonra içine girip uzanın. Çaydaki tanik asit iltihabı ve kaşıntıyı azaltıp iyileştirir.

Göz iltihabını azaltır

İltihap olan gözünüze ılık çay poşetini 5 dakika bekletin ve sonra 2 dakika soğumuş çay poşetini gözünüzün üstünde tutun. Çaydaki tanin iltihabı ve şişliği azaltır. Günde birkaç kez bu işlemi tekrarlayın.

İshali rahatlatır

Çaydaki tanin maddesi vücudun sıvıyı emmesine yardımcı olan bağırsaklardaki mukus zarı üzerinde etkilidir. En iyi etki için kafeinsiz çayı tercih edin. İshal için doğal tedavi olan bal ile çayınızı tatlandırabilirsiniz.

Çıbanları iyileştirir

Çaydaki tanin maddesinin antibakteriyel özelliği sayesinde ılık çay poşetiyle çıbanın üzerine 10-15 dakika kompres yapın. Bunu günde 4-5 kez tekrarlayın.

Hemoroidi tedavi eder

Ağrılı şişliklerin üzerine doğrudan ılık çay poşetini yerleştirin. Tanik asit şişliği azaltır, poşetin ılıklığı ağrıyı hafifletir ve kanamanın durmasına yardımcı olur. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Uyumak için bunlardan uzak durun

Geceleri iyi uyumak istiyorsanız akşam et yemeyin, kahve içmeyin. Reader’s Digest dergisinde yayınlanan habere göre, vücudunuzun kendisini yenilemesi için kaliteli bir uyku gerekiyor. Kaliteli uyku için ise akşam saatlerinde yağlı yiyeceklerden, etten ve kahveden uzak durmalısınız.

İşte uyku ile beslenmeniz arasındaki 7 bağlantı:

Çok yemek

Çok fazla yemek ya da çok az yemek uykunuzu bölebilir. Yatmadan önce hafif bir atıştırmalık uykunuzu artırabilir. Ancak çok fazla yemek ise hazımsızlık yapar ve uykunuzu kaçırır.

Çay, kahve

Kafein uykunuzu bozabilir. Bazı insanlarda kafein içeren herhangi bir yiyecek ya da içecek uyku kalitesinin bozulmasına yol açar. Eğer siz de kafeine duyarlıysanız öğleden sonra ve akşamları kafein içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durun.

Yağlı yiyecekler

Yağı kesin. Akşam yemeğinde yağlı bir et ya da yemek yerseniz, hazımsızlık çekebilir ve mide yanması sorunuyla karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle de uykunuz kaçabilir.

Gece yemekleri

Gece geç saatlerde yemek yemeyin. Reflüsü ya da mide yanması şikâyeti olanların gece geç saatlerde midenin boş kalmasını geciktiren ağır yemeklerden kaçınması gerekiyor. Dolu bir mideyle yatmak asitlerin ve mide sularının yemek borusuna doğru gelmesine yol açıyor. Bu da mide yanması oluşturup uykuyu bölüyor.

Sıvılar

Yatma saatine yakın sıvı tüketimi problemlere yol açıyor. Akşam yemeğinden sonra gece boyunca tuvalete kalkmamak için ihtiyacınızdan fazla içecekten uzak durun.

Uykunuzu getiren gıdalar

Süt ve bal uykunuzu destekler. Süt doğal uyku başlatıcı amino asit olan triptofan içeriyor. Triptofan ise beyinde doğal bir yatıştırıcı olan serotonin miktarını artırıyor. Bu nedenle yatmadan önce bir kaşık bal ile tatlandırdığınız sütünüzü içmeyi unutmayın. Karbonhidratlar da triptofanın beyne girişini kolaylaştırıyor. Örneğin, içinde hindi eti bulunan sandviç uykunuzu getiren triptofan ve karbonhidrat birleşimidir. Muzlu süt de size triptofanı serotonine çevirmeye yardım eden B6 vitamini sağlıyor.

7. Birçok şifalı bitkinin uykunuzu getirmede faydalı olduğu söyleniyor. En çok bilinenlerden biri de kediotudur. Bitkinin yatıştırıcı olarak kullanımını araştırmalar da destekliyor. Kediotunun kökündeki aktif içerikler merkezi sinir sistemini zayıflatıyor ve düz kas dokusunu gevşetiyor. Kediotu çay olarak ya da sıvı ilaç ve hap şeklinde alınabiliyor. Ancak, hamilelik ve emzirme döneminde kullanılmaması öneriliyor. Uyku problemleri için önerilen diğer bitkisel çaylar arasında papatya çayı, şerbetçiotu, oğulotu ve nane yer alıyor. Fakat bu bitkilerin işe yaradığını gösteren bilimsel kanıtlar çok değil. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Kışın ayağınızı sıcak tutmalısınız!

Kadınlarda ve kız çocuklarında daha fazla görülen idrar yolu enfeksiyonu, sık idrara çıkma, şiddetli ağrılara ve bazen de idrarda kanamaya yol açarak kişinin hayat kalitesini bozabiliyor. Soğuğun idrar torbasının üzerindeki olumsuz etkileri idrar yolu enfeksiyonlarına yakalanma ihtimalini artırabiliyor.

İhmal edildiği takdirde ise ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Central Hospital’dan Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Temiz, “Kış aylarında özellikle ayakların ve bacakların aşırı soğuk hava ile temas etmesi idrar yolu enfeksiyonunu kolaylaştırır” diyor.

Böbrek enfeksiyonuna yol açabilir

İdrar yolu enfeksiyonları mikroorganizmaların neden olduğu bir rahatsızlıktır. Ancak soğuk hava gibi dış etkenler vücudun bağışıklık sistemini zayıflatabileceği gibi bazı bölgelerdeki (örneğin; idrar yolları, üst solunum yolları vs) kan akımını azaltarak veya mikroorganizmaları vücut dışına atmaya yardımcı mekanizmaların çalışmasını engelleyerek enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Bu nedenle kış aylarında idrar yolu enfeksiyonlarında artışlar görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonları tedavisi kolay olan bir hastalık olsa da erken teşhis ve tedavi edilmez ya da ihmal edilirse ciddi böbrek enfeksiyonlarına yol açabilir. Ayrıca tedavi süreci de güçleşebilir.

Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür

İdrar yolu enfeksiyonu hem kadın hem de erkekte görülebilir. Hastalık kadınlarda sistit (idrar torbası iltihaplanması) veya böbrek enfeksiyonu (piyelonefrit) şeklinde gelişirken, erkeklerde sistit, prostatit (prostat bezi iltihabı) veya piyelonefrit olarak ortaya çıkar. Ancak kadınlar erkeklere nazaran anatomik yapıları nedeniyle idrar yolu enfeksiyonlarına karşı daha yatkındırlar.

Enfeksiyonun belirtileri

İdrar yolu enfeksiyonu olan bir hastada; sık idrara çıkma, acil idrara çıkma isteği, devamlı idrar yapma hissi, idrar yaparken yanma, kesik kesik idrar yapma, kötü kokulu idrar, alt karın bölgesinde basınç-ağrı ve idrarda kan görülmesi gibi belirtiler gözlemlenir. Bu bulgulara bulantı, kusma, ateş ve titreme de eşlik ediyorsa enfeksiyon böbreklere geçmiş olabilir.

Ayaklarınızı sıcak tutun

Kış aylarında özellikle ayakların ve bacakların aşırı soğuk hava ile temas etmesi de idrar yolu enfeksiyonunu kolaylaştırır. Kış aylarında ayak ve bacak bölgesinin soğuğa maruz kalması damar duvarının kasılmasına sebep olur. Bunun neticesinde idrar yolu bölgesindeki mukozada kanlanma azalacağından bu bölgeden girecek mikroplara karşı direnç de azalacaktır.

Korunmak için..

Kış aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına yakalanmamak için öncelikle soğuk havadan korunmak gerekir. Günlük sıvı tüketimine de özen gösterilmelidir. İdrar rengi sarı ise yetersiz sıvı alımı, idrar rengi su rengine ne kadar yakın ise de o kadar ideal sıvı alımı yapılıyor demektir. Çay, kahve ve gazlı içecekler yerine su tercih edilmelidir. Baharatlı ve ekşili gıdalardan uzak durulmalı, C vitamini yönünden zengin besinler tüketilmelidir. Sigara ve alkol kullanımı varsa da bırakılmalıdır.

İdrar tutmak sakıncalı

İdrarı uzun süre tutmak mesane kasının fazla gerilmesine yol açar. Bu durum sıkça tekrar edilirse de kas zayıflar ve idrar tam olarak boşaltılamaz. Bu nedenle idrar asla tutulmamalı, tuvalet ihtiyacı geldiğinde hemen giderilmelidir.

İdrar tetkikleri tekrarlanmalı

İdrar yolu enfeksiyonları genellikle antibiyotiklerle tedavi edilir. Bu ilaçlar çoğunlukla 3, 7 ya da 10 gün süresiyle kullanılır. Kadınlarda enfeksiyon hafif derecedeyse 3 günlük kısa bir antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Erkekler için de çoğunlukla benzer bir tedavi yolu izlenir ancak tedavileri daha uzun sürelidir. Enfeksiyonun vücuttan tam olarak atıldığından emin olabilmek içinse tedavi sonrası idrar tetkikleri tekrarlanmalıdır.