Kategoriler
Sağlık

Kanseri önlemenin en kolay yolları!

Kanser asla bir gecede oluşmaz. anne karnından yaşlılığa kadar yediğiniz ve içtiğiniz gıdalar, yaşadığınız çevrenin koşulları (ormanlık bir alan ya da kirli, puslu, boğuk bir şehir yaşamı), sizi psikolojik olarak etkileyen ruhsal durumunuz gibi sayısız neden bir araya gelir ve kansere yakalanmanızda risk faktörü oluşturur.

Kansere yol açabilen bu nedenlerden ne kadar uzak durursanız sağlıklı bir yaşam sürüdürme ihtimaliniz o kadar artar. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, kansere yakalanmanızda risk faktörü oluşturan nedenlerden biri de tükettiğiniz gıdalar.  Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalarla kanserden korunabilir ya da kanser oluşma riskini yarı yarıya kadar indirebilirsiniz. İşte kansere yakalanmamak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Şekerli içecekleri kesin

Şekerli içecekler sadece obezite ve şeker hastalığına yol açmaz, ayrıca rahim içi kanser riskini de artırabilir. Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan araştırmaya göre, çok fazla şekerli içecek içen kadınların rahim içi kansere yakalanma olasılığı yüzde 87’ye çıkıyor.

Dirençli nişasta tüketin

Yeşil muz, kuru fasulye, kavrulmuş yulaf gibi yiyeceklerin içinde bulunan dirençli nişasta kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı.

Daha çok ayakta durun, daha az oturun

Yeni yapılan araştırmaya göre, günün çoğunu otururak geçirenlerin kolon ve rahim için kanser riskinin az oturanlara oranda yüzde 24 daha fazla. Başka bir araştırmada ise televizyon önünde daha fazla zaman geçiren insanların daha az izleyenlere oranla kolon kanseri riski yüzde 54 daha fazla.

Brokolinizi buharda pişirin

Kanseri önleyen süper bir yiyecek olan brokoliyi sık sık tüketmelisiniz. 2008 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmaya göre, buharda pişmiş brokoli haşlanmış, kızartılmış ya da mikrodalgada pişmiş olandan daha fazla sağlıklı sebze bileşeni içeriyorlar.

Sarımsak yiyin

Bağışıklık sisteminin kansere karşı doğal savunmasını harkete geçiriyor. Vücudu kansere yol açan kimyasallardan uzak tutmaya ve kanser hücrelerinin doğal olarak ölmesine yardım ediyor. Bol miktarda sarımsak yiyen kadınlarda kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.

Kıvırcık sebzeler tüketin

Çok uluslu bir araştırmaya göre, haftada en az 1 kez brokoli, karnıbahar ve lahana yiyen insanlar ayda bir kezden az tüketenlere oranla böbrek kanseri riskini azalttığı belirlendi.

Domates, zeytinyağı

2 yemek kaşığı zeytinyağında doğranmış 2 diş sarımsağı soteleyin ve sonra içine domates dilimleyin. Tam tahıllı ekmeğin yanında bunu servis edin. Sarımsağın yanında, domatesteki likopen de sizi kolon, prostat, akciğer, mesane kanserine karşı koruyor.

Kereviz yiyin

iyi bir slymarin isimli antioksidan kaynağı olan kereviz, kanser hücresi gelişimini yavaşlatıyor.

Yeterli D vitamini alın

Vücudunuzun D vitaminin neredeyse yüzde 90’ı yiyeceklerden ya da haplardan değil doğrudan güneş ışığıyla gelir. Çalışmalara göre, D vitamini eksikliği hücreler arası iletişimi azaltır ve kanser hücrelerinin yayılmasına neden olur. D vitamini düşük olan insanlarda kemik erimesi, şeker hastalığı, MS ya da yüksek tansiyonun yanı sıra göğüs, kolon, prostat, yumurtalık ve mide gibi çoklu kanser riski yüksektir.

Kivi atıştırın

Kivi küçük olmasına rağmen E ve C vitamini ile lutein, bakır gibi kanserle savaşan antioksidanlarla doludur.

Siyah üzüm tüketin

Resveratol isimli iyi bir antioksidan kaynağı olan siyah üzüm lenf bezlerinde, midede, göğüste ve karaciğerde kanser gelişimini yavaşlatabilir. Tüm üzümlerin kabukları resveratol içerirken siyah ve mor üzümde daha fazla resveratol vardır.

Soğan yiyin

Soğan çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu bileşenlerin yanı sıra antioksidanla dolu olan gıdalardan biridir. Ayrıca flavonoidler bakımından da zengindir.

Günde 30 dakika yürüyün

Bir düzineden fazla araştırmaya göre, egzersiz yapan kadınların göğüs kanserine yakalanma riski yapmayanlara göre yüzde 30-40 daha düşüktür. Haftada 4 saat yürümek ya da hafif tempolu yürüyüş pankreas kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Kızartmaları azaltın

Yiyecekler fırınlandığında, kızartıldığında veya yüksek sıcaklıkta kavrulduğunda yiyeceklerde akrilamid isimli kensere yol açan kimyasal değişim meydana geliyor.

Süt için

Son yapılan araştırmalara göre, kalsiyum kolon kanserine karşı koruyucudur. Günde 700 miligram kalsiyum tüketimi kanser riskini yüzde 45 düşürüyor. Bir kase yarım yağlı yoğurt (345 miligram), öğlen bir fincan az yağlı süt (300 miligram) ve akşam bir kase ıspanaklı salata (292 miligram) ihtiyacınızı karşılar.

Lahana turşusu

Lahana turşusu gibi fermentasyon sürecine uğrayan yiyecekler kanserle savaşan bileşenler içeriyor. Tuz oranını azaltmak için turşuyu yemeden önce suyun altında yıkayabilirsiniz. (Vasfiye ÖZcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Dünyayı kurtarmak bu kadar kolay

Çevreyi korumak için yapmanız gerekenler düşündüğünüzden daha kolay. Sera gazlarını azaltmak ve çevre üzerinde daha az zararlı bir etki oluşturmak için her gün yapabileceğiniz çok küçük şeyler var. Dünyayı korumak, ilgilenmek sadece bir sorumluluk değil, bu bir haktır.

İşte dünyayı kurtarmak için yapabileceğiniz 10 şey:

Suyu nasıl kullandığınıza dikkat edin

Küçük şeyler büyük bir fark oluşturabilir. Dişlerinizi fırçalarken ya da traş olurken suyu her seferinde kapatmalısınız. Sızdıran tuvaletlerinizi tamir ederseniz günde 757 litre su tasarrufu yapmış olursunuz. Musluk suyu içmeyi deneyin, çamaşırlarınızı soğuk suda yıkayın.

Otomobilinizi evde bırakın

Haftada sadece 2 gün otomobil kullanmazsanız sera gazı emisyonunu ortalama yılda 721 kilogram azaltırsınız. Tüm işlerinizi bir kerede çıktığınızda halletmeye çalışın. Zamandan ve benzinden tasarruf edersiniz.

Yürüyerek ya da bisikletle gidin

Kalorilerinizi yakıp sağlığınızı iyileştirirken sera gazını da azaltırsınız. Yürüyemiyor ya da bisiklete binemiyorsanız toplu taşıma araçlarını kullanın.

Geri dönüştürün

Yediğiniz yiyeceklerin kutularını ayırıp kirliliği azaltabilirsiniz. 7 bin çalışanı olan bir şirket bir yıl için tüm kağıt çöplerini geri dönüştürürse, 400 otomobilin yollara çıkmasına eşit şekilde kirliliği azaltmış olur.

Ne kadar çöp çıkardığınızı düşünün

Bir yılda ürettiğiniz katı atık miktarını azaltırsanız çöp gazı içindeki payınızı da azaltırsınız. Gübre yapmak düşündüğünüzden daha kolaydır.

Ampüllerinizi değiştirin

Standart ampüllerden 10 kat daha uzun süre kullanabileceğiniz enerji tasarruflu ampüller kullanın. Böylece üçte 2 daha az enerji kullanırsınız. Beyaz eşya alırken de tasarruflu olanları tercih edin. Şirketinizi veya evinizi daha fazla enerji tasarrufu yapar hale getirerek, paradan da tasarruf edebilirsiniz. Yatarken klimanızın veya kombinizin ayarını düşürün.

Otomobilinizin bakımını yaptırın

Havası sönmüş lastikler yakıt tüketiminizi artırır ve kirliliğe ve daha fazla sera gazı salınımına yol açar. Ayrıca tekerleklerinizin aşınması da artar. Bu nedenle düzenli olarak lastik basıncını kontrol edin.

Daha akıllıca otomobil kullanın

Saatte 110 kilometre yerine 95 kilometreyle gitmek daha az yakıt harcamanız anlamına gelir. Sert fren yapmak da yakıt ekonominizi azaltır. Çevreyi korumak için otomobil kullanırken bunlara dikkat etmelisiniz.

Işıkları kapatın!

Odada olmadığınızda ışığı kapatın ve kullanmadığınızda cihazların fişini çekin. Çevreye faydalı olmak için tüm bunların fişini çekmek ya da ışıkları kapatmak sadece bir saniyenizi alır.

Kategoriler
Teknoloji

Süper akıllı ve çevreci evler geliyor

Çok yakında arabanız caddeki diğer arabalarla ne kadar enerji tükettiklerini konuşacaklar, buzdolabınız ise size sormadan elektrik voltajındaki dalgalanmalara karşı kendini koruyacak.

BBC Focus’ta yer alan habere göre, 2020 yılına kadar Avrupa, yeşil ev gaz emilasyonunu azaltmak, daha az enerji tüketimi sağlamak ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak için çalışmalar yapacak. Bu çalışmaların içinde ‘süper akıllı’ evler yer alıyor. Bu evler enerji ihtiyacını otomatik olarak kendisi sağlıyor ve enerji fazlalığı olduğu takdirde üretilen enerjiyi elektrik şebekesine dağıtıyor ve üstelik tamamen çevreci.

İşte geleceğin süper akıllı evleri…

Mikrojenerasyon: Küçük ölçekli rüzgar türbinleri, güneş enerjisi, ortak ısıtma ve güç sistemleri, evin elektriğini sağlıyor. Elektrik fazlalığı olması durumunda şebekeye geri gönderiliyor ve yerel olarak dağıtılıyor.

Dinamik cevap ve akıllı uygulamalar: Kamu şirketleri, evlerinde dinamik cevap uygulamasını kullanan müşterilerine daha ucuz fatura gönderecek. Dondurucular, döner kazanlı çamaşır kurutucuları ve klima sistemleri şebeke frekansındaki iniş çıkışları hissedebilecek ve enerji kullanımını buna uygun olarak düzenleyecek. Başka bir seçenek olarak, arz ve talebi dengelemek için kamu şirketleri müşterisinin akıllı sayaç bilgisini kullanabilir, sonra müşterilerinin onayı ile uygulamayı uzaktan kısabilir ya da kapatabilir.

Dağıtılan üretim: Nükleer güç istasyonları ya da hidroelektrik fabrikalar gibi merkezileşmiş enerji kaynakları güvenilir toptan elektrik sunarken daha küçük, lokalize olmuş kaynaklar aynı zamanda elektrik bağlantısı ile sağlanacak ve mevcut olanlardan daha fazla yaygınlaşacak. Bu nakil ve dağıtım süresince, elektrik kaybı miktarını azaltıyor. Bu meltem, dalga ve med-cezire ait bir güç gibi daha fazla yenilenebilir enerji kaynağını geçerli hale getirecek.

Enerji depolama: Aralıklı rüzgar gücü gibi enerji kullanımının yoğun olmadığı saatlerde üretilen fazla elektrik enerjisi , öncekinden daha etkili bir şekilde depolanacak. Sodyum sülfür aküler, hidro pompalama hizmeti ve sıkıştırılmış havayla çalışan türbinler gibi rakip teknolojiler yerin altında depolanacak.

Süper enerji şebekesi: İngiltere ve Kıta Avrupası arasında daha fazla ara bağlayıcılar, Danimarka’daki rüzgar çiftlikleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına artan erişim imkanı veriyor, güneş enerjisi ise daha yoğun olarak Akdeniz kıyılarında üretiliyor.

Elektrikli araçlar: Portatif elektrikli taşıtlar, evinizin ana güç kaynağından şarj ediliyor. Civardaki akıllı sayacınız eş zamanlı olarak şarjdan kaynaklanabilecek kesintilerden kaçınmak için zaman çizelgesini düzenliyor. Şarj edilen ve kullanılmayan arabalar eve güç sağlamaya yardımcı olabilir ya da geçici depolama aygıtı olarak kullanılabilir.

Akıllı sayaçlar: Her evdeki ekranlar müşterinin ne kadar elektrik kullandığını, ne kadar para harcadığını ve ne kadar karbonu dışarı verdiğini gösterecek. Enerji sayaçları muhtemel kablosuz dokunmatik ekranlı bir cihaz olacak, yüzde 100 yenilenebilir veya en ucuz enerji kaynaklarından elektriği alacağınız yeri seçmenize izin verecek. Bu yeni akıllı sayaçlar tahmini faturalamanın ise pabucunu dama atacak. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Blog

Ne kadar vergi, o kadar emisyon!

NASA’nın geçtiğimiz yıllarda açıkladığı hava kirliğine ilişkin uydu haritalarını incelendiğimizde, son 10 yılda dünyada kirlilik azalırken İstanbul’da yüzde 50 oranında arttığı net bir şekilde gördük.

Peki, gelişmiş batı şehirlerindeki kirlilik oranları azalırken, ülkemizin en büyük şehirlerinin hava kalitesinin düşüşün sebebi ne? Bu sebepler arasında sabah erken ve akşam geç saatlerde yaydıkları dumanların kendilerini ele verdiği sokak aralarındaki küçük sanayi kuruluşları ile son zamanlarda sayılarında artış gösteren ısınma ihtiyacı doğalgaz haricindeki katı yakıt türleriyle karşılanan konutları da sayabiliriz. Ancak en önemli etkenlerden birinin motorlu taşıtlar olduğu kuşku götürmez bir gerçek.

HAVA KALİTESİ GÖZLE GÖRÜLÜR ŞEKİLDE DÜŞÜYOR

NASA’nın araştırmasını kapsayan ilk tarih olan, geceleri otomobilime park yeri bulmak için 2-3 sokak dolaşmak zorunda olmadığım dönemlerden olan 2004 yılında Türkiye’deki motorlu taşıt sayısının 10 milyon 236 bin adet olduğunu kayıtlardan görebiliyoruz. Yani bugünle karşılaştırdığımızda tam 8 milyon 600 bin adet daha az. Otomobil satış rakamları ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde sürekli artış halinde. Fakat solunabilir hava kalitesi iyileşen gelişmiş ülkelerde, özellikle son yıllarda doğa dostu araçların satış rakamlarında çok ciddi artışlar yaşanıyor. Bunu sağlamak için de birçok ülkesinin elini taşın altına koymaktan geri kalmadığını, gerekli teşvik ve kolaylıkları sağladıklarını küçük bir araştırma yaptıktan sonra herkes görebilir.

ÇEVRECİ OTOMOBİLE TEŞVİK YOK

Dünyanın pek çok ülkesinde, elektrikli ve hibrit araçların satışını teşvik etmek için önemli oranlarda vergi indirimi, hatta “sıfır vergi” imkanı mevcut. Bunun yanı sıra Avrupa’nın bazı büyük kentlerinde çevreci araçları kullananlara sağlanan, şehir içinde bazı ücretli yollara her hangi bir bedel ödemeden girip çıkabilme, park ayrıcalıkları, ücretsiz şarj istasyonları gibi ilave imkanlarla bu otomobiller daha da cazip kılınmaya çalışılıyor. Hükümet desteğini ve teşvikleri arkasına alan bu araçların yaygınlaşması tek başına bir sebep olamaz mutlaka ama Batılılar belki de bunun karşılığını eskisine göre daha temiz bir şehirde yaşayarak alıyor.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİL İÇİN ALT YAPI OLUŞMADI

Elektrikli otomobillere ülkemizde de teşvik mevcut. ÖTV’de motor gücüne bağlı olarak yüzde 3 ila yüzde 15 oranları arasında değişen kademeli indirimler mevcut. Ancak bu indirim tek başına elektrikli otomobillerin satışını ivme vermek için yeterli değil. Refah seviyesi ve geliri bizden kat kat üstün olan Avrupalıya göre elektrikli araçlara daha pahalıya ulaşabilmemiz bir kenara dursun, hızlı şarj istasyonlarının yaygınlaşmaması zaten menzili çok fazla yeterli olmayan elektrikli araçların önündeki yıllardır giderilemeyen en büyük sıkıntı. Bir yılda ancak parmakla sayılabilecek kadar az kişinin satın aldığı elektrikli araçların akülerini doldurabilmek için evde veya iş yerindeki garajında elektrik prizi uzun saatler harcamanın çoğu kimseye cazip gelmediği de aşikâr.

ÖTV İNDİRİMİ BİR YANA FİYATLARI ADETA SERVET DEĞERİNDE

Şehir içi dur-kalk trafiğinde elektrikli motoru ile hareket ederek, bu esnada yakıt tasarrufu yapan ve çevreye zararlı gazlar yaymayan hibrit araçlardaki tablo ise ülkemizde daha vahim. Bu otomobillerin ÖTV ve MTV’den muaf tutulması bir yana üst vergi diliminde yer aldığı için adeta bir servet fiyatına satılıyor. Orta ve alt segmentlerde yer alan iki hibrit modelden biri olan Toyota Prius Almanya’da 26 bin 800 Euro’ya satılırken, Türkiye’de fiyatı 52 bin Euro’ya yükseliyor. B segmentinde yer alan Yaris hibrit ise neredeyse orta donanım seviyesine sahip C segmenti fiyatına satılıyor.

GENİZ YANIĞINA DEVAM!

İstanbul’da artık sabahın çok erken saatlerinde bile trafik yoğunluğunun yaşandığı günümüzde çevreci taşıtlara devlet teşviği, konutlara doğalgaza indiriminin yanı sıra, yollarımızda egzozundan zehir saçan taşıtlara ve bacasından zehir saçan işletmelere ciddi bir çevre denetimi gelmediği sürece büyük şehirlerimizde rahatça soluyabileceğimiz bir hava bulmak, genzimiz yanmadan dolaşmak hatıralarımızda kalacağa benziyor. (Aydın Özcanbaz)

Kategoriler
Aktüel

Konutta yeni moda yüzlerce metrelik dikey ormanlar!

İsviçre’de 117 metre yüksekliğinde adeta dikey bir ormana benzeyen apartman inşa edilecek. Bina, kışın bile yapraklarını dökmeyen ağaçlarla bezenmiş ilk bina olacak.

Yenilikçi çevreci binalarla ilgilenen İtalyan mimar Stefano Boeri, İsviçre’nin Lozan şehrinde 117 metre yüksekliğinde bir apartman kulesi inşa etmek için harekete geçti.

‘Sedir Kulesi’ adı verilen 36 katlı yeşil bina, 3 bin metrekarelik yeşil alanıyla 100’den fazla ağaca, 6 bin fundaya ve 18 bin bitkiye ev sahipliği yapacak. Bitkiler apartmanı sert rüzgarlardan, tozdan ve gürültü kirliliğinden koruyacak ve şehire hoş bin manzara manzara oluşturacak.

Lozan’da inşa edilecek nu kule Boeri’nin ikinci eseri olacak. Mimarın İtalya’nın Milan şehrinde tasarladığı ve inşa edilen 112 metrelik ikiz kulenin çevresinde yer alan balkonlarda da benzer şekilde yeşil bitkiler yer alıyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Hangisi daha çevreci: Sabun mu duş jeli mi?

Sabun mu yoksa duş jelinin mi çevreye daha az zarar verdiği konusunda tartışmalar devam ediyor. İkisinin de üretiminde kullanılan maddeler çevre için zararlı olabiliyor. Peki bu durumda hangisini tercih etmeliyiz?

Duş jelindeki temizleyici madde petrokimyasal bir üründür, bu nedenle fosil yakıt rezervlerini tüketir ve doğada tam olarak çözünmez. Ayrıca duş jelleri doğada çözünmeyen plastik kaplara dolduruluyor.

Sabun ise bitki ya da hayvansal yağların sodyum hidroksit ile reaksiyona girmesiyle üretilir. Çok az enerji ve gliserin gibi yan ürün gerektiren etkili bir yöntemdir. Bu nedenle toprağa ya da kanalizasyona atılan çok fazla kimyasal yoktur.

Diğer yandan birçok sabun üreticisinin neredeyse tamamı palm yağı kullanıyor. Palm yağı elde etmek için kesilen ağaçlar nedeniyle, Endonezya ve Malezya’daki yağmur ormanları ve içinde yaşayan canlıların nesli tükeniyor. Sabun da duş jeli gibi bazı temizleyiciler içeriyor.

En çevreci çözüm ise palm yağı kullanılmadan üretilen doğal sabun kullanmak. (Vasfiye Özcanbaz)