Kategoriler
Sağlık

Diş bakımında en sık yapılan 10 hata

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Yeni bir alışkanlığı öğrenmek yaklaşık üç hafta sürer. Her hafta diş fırçalama rutininize bir değişiklik ekleyin. Ağzınızı eskisinden daha ferah hissedeceksiniz. Ayrıca diş hekiminizi düzenli ziyaret etmek ve bu diş fırçalama hatalarından kaçınmak, dişetinizin uzun süre korunmasını da sağlar.”

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, basit ama aslında sık sık yaptığımız diş bakım hatalarını anlattı…

Diş fırçasını çok uzun süre kullanmak

Sürekli kullanımda (haftada yedi gün boyunca günde iki defa) bir diş fırçasının ortalama ömrü üç aydır. Yaklaşık 200 kullanımdan sonra fırçanızı değiştirmeniz gerekir; çünkü diş fırçasının kılları yıpranır. Kıvrılmış veya kırılmış kıllar dişlerinizi düzgün şekilde temizleyemez. Birkaç ay sonra diş fırçasında bakteri ve gıda parçacıkları birikmeye başlar. Diş fırçanızı üç ayda bir değiştirdiğinizden emin olun.

Dişlerinizi fırçalamaya yeterince zaman ayırmamak

Bir diş fırçalama seansı için önerilen süre iki dakikadır. Ortalama bir kişinin dişlerini fırçalama süresi ise sadece 45 saniyedir. 2 dakikadan kısa fırçalama, diş macunundaki florürün diş minesine ulaşması için yeterli bir zaman değildir. Fırçalama süresi kısaldıkça ağız hijyeni eksik yapılır. Çoğu zaman dişlerin kenarları veya ağzın arkası ihmal edilir. Ben bunun için zamanlayıcılarla birlikte elektronik diş fırçalarını öneriyorum. Zamanlayıcı yoksa bir kronometre, iki dakika süren bir şarkının melodisini veya telefonunuzu kullanın. Dişlerinizi iki dakikadan az fırçalamamak için elinizden geleni yapın.

Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağzı su ile durulamak

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağzınızı su ile çalkalamayın” diyor ve nedenini şu sözlerle anlatıyor: “Diş macununu tükürüp atabilirsiniz. Ancak ağzınıza su girdiğinde diş macununuzdaki florürün verimliliğini düşürür. Bazılarınız ağzını arındırmak isteyecektir. Su yerine florür içeren bir gargara veya ağız yıkama suyu kullanın. Ayrıca su içmek veya içecek tüketmek için dişlerinizi fırçaladıktan sonra en az yarım saat bekleyin.”

Diş ipi kullanmamak

Henüz günlük diş ipi kullanmayı alışkanlık haline getiremediyseniz; hemen başlamalısınız. Diş fırçanızın ulaşamadığı dişler arasındaki artıkları çıkarmak için günde en az bir kez diş ipi kullanmak gerekir. Fırçalama ve diş ipi ile çıkartılmayan artıklar dişlerinizde bakteri cenneti oluşturur. Günün sonunda hep diş ipi kullanın.

Dilinizi temizlemiyorsanız…

Dişlerinizi fırçaladıktan sonra ağız kokusunu önlemek için dilinizi mutlaka temizleyin. Dil temizleyicisi kalan bakterileri dilden sıyırır. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi temizlemek için fırçanızın kıllarını da kullanabilirsiniz. Dişlerinizi her fırçaladığınızda dili temizlemek önemlidir.

Sert diş fırçası kullanmak

“En büyük yanlışlardan bir tanesi de daha iyi temizleyeceğine inanıldığı için sert diş fırçası tercih etmektir” diyen Kökdemir, “Kıllar çok sert ise diş etinize zarar verebilirler. İhtiyacınız olan tek şey, dişlerin arasına sıkışmış yiyecek parçacıklarını çıkarmak için bir fırçadır. Yumuşak veya ekstra yumuşak kıllı diş fırçası kullanın” dedi.

Yanlış teknikle fırçalamak

Dairesel hareketler, dişler arasındaki boşlukların temizlenmesinde daha nazik ve etkilidir. Diş fırçası hem dişler hem de diş etleri ile temas etmelidir. Geniş yan yana hareketler, dişlerinizle diş etleri arasındaki yumuşak doku astarına zarar verebilir. Fırçanızı ön ve alt dişlerin arkasında dikey olarak eğin ve fırçanın sadece ön yarısını kullanarak yumuşak hareketler yapın.

Dişleri yanlış açıyla fırçalama

Fırçanızı daima 45 derecelik bir açıda tutun ve kısa dairesel hareketler yapın. En etkin temizleme açısı budur. Diş fırçasını bu şekilde kullanmak diş eti çizgisinin altında ve üstünde mükemmel temizliği garanti eder. Dişler ve diş etleri arasını temizlemek için kılların orta satırını kullanın. Diş eti çizgisini doğru şekilde temizlemek, renk kaybını ve daha da önemlisi boşlukları ve diş eti hastalıklarını önler.

Dişlerinizi fırçalama rutinini değiştirmemek

Dişlerimizi her gün iki kez fırçaladığımız için sürekli aynı hareketleri yapar, hep aynı alanları fırçalarız. Farklı bir alandan başlayarak ve düzensiz bir desen izleyerek rutininizi değiştirin. Elektrikli bir diş fırçasını kullanmanın avantajı ise, daha az çaba sarf ederek ağzınızda ulaşılması zor yerlere ulaşmanın daha kolay olduğudur.

Dişleri günde dört kez fırçalamak

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Dişlerinizi günde iki defadan fazla fırçalamaya gerek yoktur. Bazı insanlar dişleri günde üç veya dört kez (genellikle her yemekten sonra) fırçalamanın daha uygun olduğunu düşünür. Ben buna katılmıyorum. Günde iki defadan fazla fırçalamak diş ve diş etlerinize zarar verebilir” diyor.

Kategoriler
Sağlık

Bakımsız dişler bu hastalıklara yol açıyor

Ağız ve diş bakımının yetersiz olduğu durumlarda ağızda biriken mikroplar, kalp ve damar hastalığı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ağız bakımının yetersiz olduğu durumlarda diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın neden olduğu enfeksiyonların kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğine değinen İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, yetersiz diş bakımının ölümle sonuçlanabilecek vakalara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

TÜİK verilerine göre ülkemizde ölüm nedenlerinin ilk sırasında yüzde 40 ile kalp-damar sistemi hastalıkları yer alıyor. Çiftlikli, ağız bakımının yetersiz olduğu durumlarda diş yüzeylerinde biriken mikrobiyal dental plağın neden olduğu enfeksiyonların kalp ve damar hastalıklarına yol açabileceğine vurguladı.

DAMAR SERTLEŞMESİ ÖLÜME YOL AÇIYOR

Kalp-damar hastalığının ağız bakımıyla olan ilişkisine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Çiftlikli, damar sertleşmesinin (ateroskleroz) damar duvarında kolesterol, iltihabi hücreler ve bakteriler gibi bazı maddelerin birikimiyle oluşan ateromlar nedeniyle ortaya çıktığı bilgisini paylaştı. Aterom oluşumunun bu bölgelerde zamanla yırtılma ve parça kopması ile kopan parçanın başka bir damarı tıkaması, damarlarda daralma ve anevrizmalarla sonuçlanabildiğini belirten Çiftlikli, aterosklerozun özellikle kalbi besleyen damarlarda görüldüğünde hayati sonuçlara yol açtığını söyledi.

DİŞETİ KANAMASINA DİKKAT!

Enfeksiyona karşı dişetinin verdiği iltihabi cevap sonucunda periodontal hastalıklar ortaya çıkar. Periodontal hastalıkların en belirgin bulgusu dişeti kanamasıdır. Diş fırçalama esnasında veya başka bir nedenle dişetinde meydana gelen kanama ile ağız ortamındaki bakterilerin kana karıştığı ve ateromlar içerisine yerleşebildiği bilinmektedir. Aterom içerisine yerleşen periodontal bakteriler burada lokal bir iltihaba yol açarak aterom oluşumunu daha fazla tetikler ve ateromda yırtılmalar ile kopmalara neden olabilir” şeklinde konuşuyor.

DOĞRU AĞIZ BAKIMI KALP-DAMAR SAĞLIĞINI KORUYOR

Periodontal iltihabın tüm vücutta düşük dereceli bir iltihaba yol açarak ateroskleroz oluşumunu kolaylaştırdığını ve bireyi kalp-damar sistemi hastalıklarına ve bu hastalıkların yol açtığı komplikasyonlara yatkın hale getirdiğinin altını çiziyor. Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli, yapılan araştırmaların periodontal hastalığın tedavisi ile kalp-damar hastalığı riskinin azaldığını gösterdiğini ortaya koyuyor. Doğru ağız bakımı, periodontal hastalıkların tedavisi ve düzenli diş hekimi kontrolleri ile ağız ve diş sağlığının korunmasının yanında enfeksiyonun ve iltihabın sistemik etkilerini ortadan kaldırmak ve kalp-damar sağlığının korunması açısından önem taşıyor.

Kategoriler
Sağlık

Dişhekimlerinden çok önemli ‘flor’ açıklaması

Yüksek dozda flor alımının zekâ geriliğine yol açtığı iddiaların son zamanlarda basında sıklıkla yer alması üzerine Türk Dişhekimleri Birliği ve Türk Pedodonti Derneği ortak bir basın toplantısı düzenledi.

Bilimsel kanıtlara dayanmayan açıklamalardaki yanlışları ortaya çıkarmak üzere bir rapor hazırlayan Türk Diş Hekimleri Birliği, raporla florun ağız diş sağlığındaki etkisine dikkat çekti. Dişlerin sağlığı, ağız içerisindeki ekolojik ortamda bulunan dinamik dengeye bağlıdır. Ağız boşluğunda bulunan bakteriler ile şeker, bu dengeyi olumsuz yönde etkilerken, tükürük ve florun dişlerin sağlam kalmasında olumlu etkisi olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Diş çürüklerinin kontrolü ve engellenmesi için florların kullanımı dişhekimliği alanında uzun yıllardır güvenli ve etkili bir yöntem olma özelliğini sürdürmektedir.

DÜNYA GENELİNDE KULLANILIYOR

Flor kullanımında genellikle iki yöntem uygulanır. Bunlar topikal (diş macunu, gargara, vernik, jel) veya sistemik (flor takviyesi, florlu sular ve tuzlar) yöntemlerdir. Günümüzde flor koruyucu etkisinden topikal uygulamalar ile daha fazla yarar sağlandığı bilinmektedir. Topikal florlar oldukça etkilidirler ve flor içeren diş macunları dünya genelinde kullanılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), Avrupa Pediatrik Dişhekimliği Birliği (EAPD) ve Amerikan Pediatrik Dişhekimliği Birliği (AAPD), toplumsal bir sağlık problemi olan diş çürüğünün azaltılmasında, içme sularının florlanması da dâhil olmak üzere çeşitli yöntemlerle flor uygulamalarının etkili olduğunu bilimsel raporlarla açıklamışlardır. Günde 2 kere dişhekiminin önerdiği miktarda florlu diş macunu ile dişlerin fırçalanması çürüğün azaltılmasında önemli rol oynamakta, ayrıca yüksek çürük riski taşıyan bireylerde dişhekimi tarafından uygulanan flor uygulamalarının da çürük oluşumunu engellemede etkili olduğu bilinmektedir.

KAMUOYU YANLIŞ BİLGİLENDİRİLİYOR

Son zamanlarda basında yer alan yüksek dozda sistemik flor alımının zararlı etkilerinin zekâ geriliğine ve bazı sağlık problemlerine yol açtığı iddia edilmektedir. Söz konusu haberlere konu olan bilimsel araştırmalarda çok yüksek toksik dozda flor içeren doğal içme suları kullanılmıştır.

Yüksek doz sistemik flor alımının düşük IQ ile ilişkisini gösteren çalışmalar doğal içme sularında kabul edilen optimum seviyeden çok daha yüksek seviyelerde florbulunan Çin, Moğolistan ve İran gibi ülkelerin fakir ve kırsal topluluklarında yapılmıştır. Bu çalışmalarda, IQ seviyesi üzerinde çok etkili olduğu bilinen ebeveynlerin eğitim düzeyleri, sosyoekonomik durumları, hava su kirliliği gibi faktörler değerlendirilmemiştir. Bu çerçevede IQ seviyesi ve içme suyundaki flor seviyesi arasında ilişkinin bu çalışma sonuçlarına göre kurulması şüphe uyandırmaktadır.

Deney hayvanlarında yapılan bir çalışmada, 3 hafta süresince hamile hayvanlara 0.5ppm, 30ppm ve 100ppm olacak şekilde florlu su içirilmiştir. 0.5ppm ve 30ppm flor ilave edilmiş su içen hayvanlarda beyinde herhangi bir değişiklik izlenmezken 3 hafta boyunca 100ppm flor içirilmiş hayvanlarda kronik flor toksisitesi meydana gelmiştir. Kronik flor toksisitesinin uzun süreli olduğu durumlarda, nöronal ve serebrovasküler bütünlük bozulmakta, anormal davranış paternleri açığa çıkmakta ve beyinde metabolik lezyonlar meydana gelmektedir. Yüksek dozda uzun süre flor alımını içeren hayvan çalışmaları sonuçlarına dayandırılarak insanlarda da uzuvlarda paraliz, vertigo, eklemlerde spastisite ve mental keskinlikte bozulma gibi nörolojik komplikasyonların olabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. Ancak bu hayvan çalışmalarında deney grubu hayvanları tarafından tüketilen flor dozu insanlar için optimal olarak belirtilen dozun çok çok üstündedir.

HALK SAĞLIĞI SORUNU YARATIYOR

Tüm bu bilgiler ışığında günde 2 kere yaşa uygun dozda florlu diş macunu ile dişlerin fırçalanması ve çürük risk grubuna uygun topikal flor uygulaması yapılması diş çürüğünün azaltılmasında önemli rol oynar. Topikal uygulamalar sonrası yutulan flor miktarının tehlike arz etmediği gösterilmesine karşın özellikle tükürme kabiliyeti olmayan küçük çocuklarda kullanılan yüksek konsantrasyonlu topikal flor ajanlarının konsantrasyonu, uygulama protokollerine uyulması, yutulmasının önlenmesi için tükürük emici kullanımı, uygulama sıklığı gibi faktörler çocuk tarafından alınan günlük flor miktarının doğru değerlendirilmesi bakımından çok önemlidir.

Küçük çocuklarda yutma riskinden dolayı toksik riski azaltmak amacıyla flor verniği kullanımı önerilir. Uygulama aralığı ve sıklığı da çürük risk grubuna göre planlanmalıdır. Bu anlamda, bahsi geçen yazıda belirtildiği gibi “kan yoluyla dişe gitmesi” ifadesi bilimsel olarak alt yapısı olmayan ve içi boş bir ifadedir. Güncel araştırmaların güvenirliğinin en yüksek derecede kanıtlandığı meta-analizler ve kılavuzları (guideline) içeren araştırma sonuçları incelendiğinde flor verniğinin yılda 2 kez uygulanmasının A (en güçlü) kanıt seviyesinde olduğu görülmektedir Ülkemiz içme sularındaki flor oranı göz önüne alındığında, bahsi geçen yazıdaki olasılıklar mümkün görülmemekte ve kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir.

Pediatristler ve dişhekimleri arasında bu koruyucu ve durdurucu tedaviler büyük önem taşımaktadır. Çocuklar için koruyucu bakımı reddeden ebeveyn ve bakıcılarda önemli bir halk sağlığı sorunu olmaktadır. Çürük önlemek için kullanılan oral flor kaynakları toksik dozda flor içermemektedir ve güven vericidir. Dişhekimleri flor uygulamalarında gereken önlemleri alacak eğitim ve beceriye sahiptirler. Dişhekimlerinin önerdiği uygun miktarlarda kullanılan flor insan sağlığı üzerine hiçbir yan etki oluşturmamaktadır.

macun

Kategoriler
Yaşam

Parlak bir gülüş için olmazsa olmaz

Dişlerinizin parlak ve sağlıklı olması gülüşünüzün de etkileyici olmasını sağlar. Peki bunun için neler yapmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Vücudunuzun sağlığı için dişlerinizin temiz ve sağlıklı olması en önemli kuraldır. Çünkü dişinizdeki çürükler kalp romatizması, böbrek hastalıkları gibi çok ciddi problemlere yol açabiliyor. Bu nedenle sağlığınızı korumak için dişlerinize özen göstermeniz ve yılda en az 2 kez diş hekimine gitmeniz gerekiyor.

Foxnews’te yer alan habere göre, işte parlak ve sağlıklı dişlere sahip olmak için yapmanız gereken 10 şey:

Şekerli atıştırmalıklardan ve sigaradan uzak durun: Sigarayla birlikte bol miktarda kalori içeren asitli ve şekerli içecekler dengeli beslenmenin parçası değildir. Fakat diş çürüğüne yol açan şekere ilave olarak, gazozların asitli yapısı dişin minesini aşındırabilir.

Dişlerinizi güçlendiren yiyecekler tüketin: Süt ürünleri kalsiyumla doludur ve diş minesinin en dış katmanını güçlendirir. Diğer yandan soğanda bulunan sülfür bileşenleri bakterilerle savaşır. Soğan ağız kokusuna yol açabilir, ancak çiğneyeceğiniz sakız ile hem nefesinizi tazelersiniz hem de diş plağının kaldırılmasına yardım edersiniz.

Yemek yedikten sonra dişlerinizi hemen fırçalamayın: Eğer yemekten hemen sonra dişlerinizi fırçalarsanız öğle yemeği artıklarından daha fazlasını dişlerinizin üzerinden kaldırırsınız. Yemekten sonra 30 dakika beklemezseniz, diş minesinin katmanları da fırçalamayla gider.

Yılda 2 kez dişlerinizi beyazlatın: Günde bir fincan kahve dişlerinizde ciddi şekilde lekelenmeye yol açabilir. İyi ki evde diş beyazlatma sistemleri dişlerinizi temizliyor. Bunların hepsi etkili, kullanımı kolay ve maddi açıdan da fiyatı makuldür.

Dil spatulası kullanın: Nefesiniz kötü mü kokuyor? Dilinizin üzerinde bakterilerin oluşması bu kokunun nedenidir. Diş fırçanızı ağzınızın içinde yanaklarınıza ve dilinizin üstüne sürtebilirsiniz. Ancak bunun yerine dil spatulası kullanırsanız bu bakterilerin tümünden kurtulursunuz.

Diş fırçanızı kapalı bir şekilde temiz bir yerde saklayın: Diş fırçanızı banyoda saklamanız normaldir. Fakat ılık, nemli ortam mikroplar için iyi bir ortamdır. Her kullanımdan sonra diş fırçanızı ılık suyla durulayın ve bir dolabın içine ya da çekmeceye dik olarak koyun. Böylece tamamen kuruyacaktır.

Diş fırçanızı ya da fırça başlığınızı düzenli olarak değiştirin: Her 3 ayda bir diş fırçanızı yenileyin. Fırçanızın kılları tam olarak bozulmamış olsa bile en az 4 ayda bir yenisiyle değiştirin. Ancak hastalanırsanız ya da başka biri fırçanızı kullandıysa hemen yeni fırça alın.

En az yılda 2 kez diş hekimine gidin: Hemen hemen herkesin yılda bir kez dişlerini profesyonel olarak temizletmesi gerekiyor. Fakat, çok az kişi yılda bir kez diş hekimine gidiyor.

Haftada 3-4 kez diş ipi kullanın: Diş ipleri gıda artıklarını yok etmez. Bunun yerine çürüklerden, dişeti iltihabı ve diş kaybından sorumlu olan diş plağının yok edilmesiyle ilgilidir. Diş ipiyle sadece 60 saniye yapacağınız temizliğin çok büyük yararı vardır. Bu işlem sırasında dişetlerinizde kanama oluyorsa, diş hekimine gitme zamanınız gelmiştir.

Günde en az 2 kez 2 dakika boyunca dişlerinizi fırçalayın: Dişlerinizi ve dişetlerinizi temiz tutmanız için yapılması gereken en önemli şeylerden biri diş fırçalamaktır. Sabah ve geceleri yatmadan önce dişlerinizi mutlaka 2 dakika süreyle fırçalayın.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Daha parlak ve beyaz dişler elinizde

Dişleriniz her zamanki beyazlığını kaybetmeye mi başladı, sarı lekeler mi oluştu? Yaşınız ilerledikçe dişlerinizde lekeler oluşmaya başlıyor. Fakat bazı yiyecekler, içecekler ve hatta ağız gargaraları bile dişlerinizin lekelenmesine yol açabiliyor. Peki bu durumda neler yapabilirsiniz?

WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, evde kendi kendinize uygulayabileceğiniz tedaviler dişlerinizi beyazlatmaya yardımcıdır. Ayrıca dişlerinizin lekelenmesine yol açan maddelerden uzak durmak da bu renk bozulmasını durdurabilir. İşte daha parlak bir gülüşe ve daha beyaz dişlere sahip olmanın sırları:

Kendinizin uygulayabileceği diş beyazlatma sistemi

Yüzeysel lekelerden kendiniz de kurtulabilirsiniz. Bir dizi evde diş beyazlatma ürünleri (kitler, diş macunları, şeritler) lekelerin rengini açabilir. Eczanelerde bulabileceğiniz diş beyazlatma ürünlerini sararan dişleriniz için kullanabilirsiniz. Diş macunlarında ise lekeleri çıkarmak için kimyasallar ve aşındırıcılar kullanılıyor. Kullandığınız bu ürünlere rağmen çıkarmakta zorlandığınız lekeler için diş hekiminin yardımına ihtiyacınız var demektir.

Ev tipi beyazlatma şeritleri

Şeritler diş lekelerinden kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Bu şeritler çok ince, hemen hemen görünmez, peroksit bazlı beyazlatma jeliyle kaplı. Bir hafta ya da daha uzun bir süre günde birkaç dakika bu şeritleri kullanabilirsiniz. Sonuçlar sadece birkaç gün içinde görünmeye başlar. En az 1 yıl bunları kullanmanız gerekiyor.

Beyazlatıcı macunlar

Reçetesiz satılan macunlar, jeller ve sıvılar bazı yüzeysel lekelerin çıkmasına yardım eder. Bu ürünlerin birçoğu hafif aşındırıcılar, kimyasallar ya da cilalama ajanları içeriyor. Dişin doğal rengini değiştirmez.

Daha beyaz dişler için evdeki çareler

Bazı insanlar evde karbonat ve diş fırçası ile dişlerini kibarca fırçalamanın dişleri beyazlatmayı tercih ederlar. Ayrıca elma, armut, havuç, kereviz gibi bazı yiyecekler tükürük artışını tetikliyor ve yiyeceklerin dişlerinizin üzerindeki girinti-çıkıntılardan temizlenmesine yardım eder. Şekersiz sakız çiğnemek de dişlerinizi temizleyen bir eylemdir ve sakız da tükürük artışını tetikler. Fazla tükürük ise diş çürüğüne yol açan asitleri nötralize eder.

Diş beyazlatma ve yapılmış dişleriniz

Eğer dişlerinizde kaplama, dolgu, kompozit dolgu, kuron ve köprüler varsa diş beyazlatma yaklaşımına dikkat etmelisiniz. Beyazlatma işlemi bu dişleri beyazlatmayacaktır. Bu yapay dişler beyazlamış doğal dişlerinizin arasında kötü duracaktır.

Dişlerinizdeki lekeleri önleyin

Yaşlandıkça dişinizin mine tabakası aşınır, altındaki dentin isimli tabaka da sarar. Dişinizin rengini bozan yiyeceklere ve içeceklere karşı dikkatli olursanız beyazlatma işleminin etkisi 1 yıl kadar sürer.

Dişlerinizi beyaz tutmak için sigara içmeyin

Sigara dişlerinizde lekeye yol açan en kötü suçlulardan biridir. Tütün diş minesini çukurlaştıran ve bu çukurların içine işleyen kahverengi lekelere yol açar. Tütün lekesi sadece diş fırçalamakla çıkmayacak kadar kalıcıdır. Ne kadar uzun süre sigara içerseniz lekeler de o kadar çok yerleşir. Sigara içmek ayrıca ağız kokusuna ve dişeti hastalığına yol açar.

Diş lekelerine yol açan gıdalar

Bazı yiyecekler dişlerinizin rengini bozar. Diş hekimleri beyaz gömleğinizi lekeleyen her şey dişlerinize de leke yapar der. Örneğin kahve, çay, asitli içecekler ve meyve suları dişlerinizi sarartır. Bu diş lekeleri yavaş yavaş genişler ve yaşlandıkça daha fazla fark edilir. Antioksidan bakımından zengin olan, sağlığınıza iyi gelen kızılcık, üzüm gibi meyvelerin suyu dişlerinizde kolayca leke oluşturur. Ancak bu içecekleri bırakmanız anlamına gelmez. Bu içecekleri içtikten sonra ağzınızı çalkalamayı veya fırçalamayı ihmal etmeyin.

Dişlerinizde lekeye yol açan daha fazla yiyecek

Meyve ve sebzelerin koyu renkli olanları size doğal bir enerji verir. Fakat yaban mersini, böğürtlen ve pancar gibi yiyecekler rengini dişlerinizin üzerinde bırakır. Bu lekelenmeyi önlemek için de bunları yedikten sonra da hemen dişlerinizi fırçalayın.

Sporcu içecekleri de dişlerinizde renklenmeye yol açar mı?

General Dentistry’de yer alan bir araştırmaya göre, tatlandırılmış tüm içecekler dişlerinizin için zararlıdır. Ancak bazı enerji ve sporcu içecekleri daha da zararlı olabilir. Araştırmacılar bu içeceklerin uzun süre kullanımından sonra diş minelerini aşınabildiğini tespit ettiler. Bu nedenle de dişin rengi değişir. Diş erozyonunu önlemek için bu içecekleri uzun süre kullanmayın ve içtikten sonra da ağzınızı suyla çalkalayın.

Kullandığınız ilaçlar da dişlerinizi sarartabilir

Tetrasiklin grubu antibiyotikler çocukların dişlerinin renginin grileşmesine yol açıyor. Klorheksidin ya da setilpridinyum klorid içeren antibakteriyal ağız temizleme suları da dişlerde leke yapabiliyor. Bazı antihistaminler, antipsikotik ilaçlar ve tansiyon ilaçları da en az demir ve aşırı florid gibi dişlerinizde leke yapabiliyor.

Dişlerinizin günlük bakımını aksatmayın

Dişlerinizi fırçalamak gibi basit bir strateji de dişlerinizin beyaz kalmasına yardım eder. Dişlerinizi günde en az 2 kez fırçalayın ve günde en az bir kez diş ipi kullanın. Hatta daha iyisi her yemekten ve atıştırmalıktan sonra dişleriniz fırçalayın. Diş fırçalama lekelenmenin ve sarı dişlerin oluşumunu önlemeye yardım eder. Elektrikli ve sonic diş fırçaları dişlerinizin üzerindeki plağı ve yüzey lekelerini kaldırmada geleneksel diş fırçalarından daha faydalı olabilirler.

Düzenli olarak diş hekimine gidin

Düzenli kontrol ve profesyonel diş temizliği için diş hekimine gidin. Diş hekiminizin kullanacağı abrazyon ve parlatma yöntemleri yiyeceklerin ve sigaranın yol açtığı birçok diş lekesini yok edebilir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Diş çürükleri başlamadan lazerle tespit edilebilecek

Yeni geliştirilen lazerle çürük tespiti yöntemi sayesinde, dişleriniz daha çürümeye başlamadan gerekli tedaviyi uygulatıp dişlerinizi kurtarabileceksiniz.

Peki bu teknik nedir, nasıl çalışıyor?

BBC Focus dergisinde yer alan haberde, lazer çürük tespiti sisteminin nasıl işlediğini, tüm dişhekimleri tarafından ne zaman kullanılabileceğini öğrenebilirsiniz.

Bu nedir?

Dişlerinizde eğer çürük belirtisi varsa, lazerin o bölgede harekete geçmesini sağlayan tekniktir. Midesi çabuk bulanan biriyseniz, bu işlem dişhekiminin dişinizi kazımasından daha az travmatik bir durum olacaktır. Bu sistem çürüğü çok erken aşamada görebiliyor.

Nasıl çalışıyor?

Dişinizin bir alanı lazerle ışıklandırılıyor ve ısıtılıyor. Lazer daha doğru ultrasonik yüzey akustik dalgası üretmek için kullanılıyor. Dişhekimi titreşimi ölçerek, çürüğün yerini tespit edebiliyor.

Titreşim ile çürük arasındaki bağ nedir?

Diş ağırlıklı olarak devamlı eklenen ya da çıkarılan minerallerden oluşuyor. Eğer ağzınız asitli hale gelirse, daha çok mineral aşınıyor, diş üzerinden atılıyor ve zamanla bu aşınma çürükle sonuçlanıyor. Eğer bir dişin mineral içeriği düşerse diş daha az titreşiyor.

Titreşim nasıl ölçülüyor?

Uygulanan testlerde, ikinci bir lazer diş üzerine yansıtılıyor, geriye yansıyan ışığın miktarı, titreşim seviyesini gösteriyor.

Bu tekniğin arkasında kim var?

Teknik, Sidney Üniversitesi’nden Profesör Dr. Simon Fleming’in liderliğinde Avustralya ve Tayvan’daki bilimadamları tarafından geliştirildi.

Tüm dişhekimleri bu yöntemi ne zaman kullanmaya başlayacak?

Bu biraz zaman alabilir. Bugüne kadar, bu sadece çekilmiş dişlerde test edilebiliyordu. Fakat, araştırmacılar, probun (Analitik, elektromanyetik ya da ultrasonik aygıtların ucunda bir alıcı bulunan hareketli kısmı) büyüklüğünü azaltmayı umuyorlar. Bir santimetre kare genişliğinde olursa, bir hastanın ağzında kolayca kullanılabileceğini belirtiyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Çocukların diş sağlığında yapılan en büyük hatalar

Çocukların dişlerini çürüklerden korumak için çok dikkat etmeniz gerekiyor. Düzenli diş fırçalama, sağlıklı beslenme ve düzenli diş hekimi ziyaretleri çocuklarda diş çürüklerini önlemenin en iyi yollarındandır. Ancak tüm bunlara rağmen uzmanlar bazı ailelerin ağız hijyeni konusunda hatalar yaptığını belirtiyor.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin verilerine göre, gerçekte 2-11 yaş aralığındaki çocukların yüzde 42’sinin süt dişlerinde çürükler bulunurken yaşları 6-11 olan çocukların yüzde 21’inin kalıcı dişlerinde de çürükler var.

İşte çocukların diş sağlığı için anne ve babaların yaptığı en büyük hatalar:

Çocukların dişlerini kendilerinin fırçalamasına izin vermek: Birçok çocuk 8 yaşına gelene kadar dişlerini etkili şekilde kendi fırçalama yeteneğine sahip değildir. Anne veya babalar diş fırçalamayı denetlemeli ve her dişin yüzeyinin temizlendiğinden emin olmalıdır.

Çocuğa yatakta biberon vermek: Diş çürüğüne neden olmanın en kolay yolu budur. Araştırmaya göre, ailelerin yüzde 85’i bebeklere yatakta biberonla içecek vermenin iyi bir düşünce olmadığını söylüyor. Ancak sadece yüzde 20’si bunu uyguluyor. Ağızda biberon olma alışkanlığı ağızdaki şeker ve bakteri seviyesini yüksek tutar. Bebeğiniz gece uyanınca beslerseniz ağzının içini gazlı bezle silin veya dişleri varsa dişlerini fırçalayın.

İlk dişhekimi randevusunu geçe bırakmak: Uzmanlar çocukların çürüklerini ve enfeksiyonlarını 2-3 yaşlarında genel anestezi altında yaptıklarını söylüyorlar. Çünkü aileler bebeklerini dişhekimine yeterince erken yaşta götürmüyor. Uzmanlar, bebeğin ilk dişi çıktığında ya da ilk doğum gününe kadar bebeğin dişhekimine götürülmesini öneriyor. Dişhekimi ziyaretleri her 6 ayda bir tekrarlanmalı.

“Sağlıklı” gıdalar: Muz, kuru üzüm, tam tahıllı krakerler sağlıklı görünür, fakat bu gıdalar yapışkandır ve dişin üzerindeki çukurlarda birleşip şekerleşir ve çürüklere neden olur. Bu yiyecekleri yalnız yemek yerine başka yiyeceklerle birlikte tüketin ve mutlaka dişinizi fırçalayın.

Diş çürüklerinin büyük sorun olmadığını düşünmek: Diş çürüğünün basit bir şey olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat çürükler çocuğun tüm hayatını etkiler. Sağlıklı süt dişleri kalıcı dişlerin yerini muhafaza eder. Eğer çürük enfekte olursa kalıcı dişin gelişimini de etkileyebilir. Abse olursa çocuğun tedavi için anesteziye ihtiyacı olur. Erken yaştaki çürükler tedavi edilmeyince konuşma sorunlarına, uykusuzluğa ve hatta kendine olan saygının azalmasıyla, okul performansının düşmesine yol açar.

Florür kullanmak mı, kullanmamak mı?: Florür tartışmalı bir konu olmasına rağmen, uzmanların çoğu diş çürüklerini önlemenin en iyi yollarından birinin florür olduğu konusunda hem fikir. Bunun için uygun doz çok önemli. 3 yaş ve altı çocuklar için pirinç tanesi kadar macun, 3-6 yaş çocuklar için ise bezelye kadar macun yeterli.

Çocukların şekerli, gazlı ve sporcu içecekleri tüketmesi: Büyük çocuklarda diş çürüklerinin en yaygın nedeni öğle yemeğinde, oyun oynarken ya da evde gazlı ve sporcu içecekleri içmeleridir. Tüm gün dişlerin asitle yıkanmasıyla ağzınızdaki pH dengesi yenilenemiyor ve dişler çürüyor. Bu içecekleri sınırlandırmalısınız ve içtikten sonra dişlerini fırçalamasını sağlamalısınız. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Dişlerinizi beyazlatmanın 5 doğal yolu

Çay, kahve bir yana dursun yiyip içtiğiniz yiyecek ve içecekler dişlerinizi zamanla sarartır. Eski görünümünü kaybeden dişlerinizi kimyasal madde içeren beyazlatma kitleri yerine doğal yollarda yeniden bembeyaz yapabilirsiniz.

İşte beyaz dişlere sahip olmanın 5 doğal yolu:

Düzenli olarak dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın: Ağız sağlığınız için yapmanız gereken mümkünse her yemekten sonra ya da en az günde 2 kez dişlerinizin fırçalanmasıdır. Düzenli diş fırçalama ve diş ipi kullanımı diş çürüğünün yanı sıra dişeti hastalığına iyi gelir. Plağı kaldırmada yardımcıdır. Ağız bakımının iyi olması koroner kalp hastalığı ve felç gibi diğer kalp sorunlarının riskini azaltıyor.

Çilekle fırçalayın: Küçük çilekler yüksek kan basıncı, kardiyovasküler hastalık ve kanser riskini düşürmeye yardım etmesinin yanında dişlerinizi beyazlatmada faydalıdır. Çileğin içindeki C vitamini plak oluşumunu yok eder. Ayrıca çilek türlerinde bulunan doğal bir burukluk hissi veren malik asit dişinizdeki yüzey lekelerinin çıkmasına yardımcıdır. Çileği ezin ve bir diş fırçasıyla bunu dişlerinize uygulayın. 5 dakika bekledikten sonra ağzınızı suyla iyice yıkayın. Limon suyu ve tuzla hazırlayacağınız macun çileğin yerini alabilir.

Peynir tüketin: Yemeklerden sonra peynir yemek çürükleri önlemeye yardım eder ve diş minesinin yeniden canlanmasını destekler. Peynirde bulunan ve süt proteini olan kazein diş minesinin daha güçlü olmasını sağlar.

Kabartma tozuyla dişleri cilalayın: Kabartma tozunun gülüşünüzün parlamasına yardım ettiği birçok kişi tarafından bilinir. Kabartma tozunu limonla karıştırıp macun haline getirin ve diş fırçasıyla dişinizi fırçalayın ve 1 dakika bekleyin. Sonra iyice fırçalayıp dişlerinizi iyice durulayın. Bu karışım diş minesindeki yüzey lekelerini yok etmeye yardımcıdır. Diş ve dişetleriniz hassas ise tek başına karbonat tozu kullanın. Bu karışımı sadece haftada bir kez uygulayın ve bir dakikadan daha uzun süre dişlerinizde bekletmeyin.

Sebze ve meyve çiğnemek: Akşam yemeğinden sonra havuç veya çiğ kereviz gibi sebzeler ya da elma ve armut gibi meyveler çiğnemek dişlerinizi cilalar ve diş minesinin üzerindeki lekeleri çıkarır. Sert meyve ve sebzeler tükürük üretimini artırır ve tükürük de dişlerinizi diş çürüğüne yol açan bakterilerden korur. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Çocuklara ağız hijyenini nasıl öğretirsiniz?

Çocuklara dişlerini temizlemeyi öğretmek onların ileride sağlıklı birer yetişkin olması açısından oldukça önemlidir.

Çünkü diş çürükleri birçok ciddi sağlık sorununa yol açabilir. Peki çocuklarınızın dişlerini nasıl koruyabileceğinizi biliyor musunuz?

Ehow isimli internet sitesinde yer alan habere göre, diş fırçalama, diş ipi ve durulama diş kaybının yanı sıra diş çürüklerini ve hastalıklarını önlemede yardımcı olacaktır. Anne-babalar çocuklara göstererek ve örnek olarak diş temizliğinin nasıl yapılacağını öğretmeli.

BEBEKLERDE DİŞ TEMİZLİĞİ

Bebeğin ilk dişi çıktıktan sonra dişlerini günde 2 defa yumuşak bir ıslak bezle ya da gazlı bezle temizleyin. Bebeklerin diş minesi yetişkinlerinkinden daha incedir ve uygun bir temizleme ile diş çürüklerini önleyebilirsiniz. 2 yaşına kadar su ya da bezelye büyüklüğünde florürlü diş macunu kullanın. Böylece hem çocuğunuzun dişlerini temizlersiniz, hem de dişetleri için yatıştırıcı bir etki oluşturursunuz. Bebeğinizi en geç 1 yaşına geldiğinde çocuk diş hekimine (pedodontist) götürün. Diş hekimi hem çocuğunuzun dişlerinde bir problem olup olmadığını kontrol edecek hem de ağız hijyeni konusunda sizi yönlendirecektir.

3-7 YAŞ ARASI DİŞ TEMİZLİĞİ

3 yaşından sonra çocuklar sizin gözetiminiz altında yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla dişlerini fırçalayabilir. Çocuklar yetişkinleri taklit etmeyi severler, bu nedenle bu yaşlarda diş fırçalamayı aile aktivitesi haline getirin ve dişlerin nasıl fırçalanması gerektiğini uygulamalı olarak gösterin. Diş fırçalarını her 6-12 ayda bir değiştirin. Fırçanın büyüklüğünü çocuğunuzu yaşına göre ayarlayın. Küçük başlı ve orta yumuşaklıkta bir fırça seçin.

7 YAŞINDAN SONRA

Doğrudan denetim yapmanıza gerek yok. Ancak, anneler babalar çocuklarının nasıl diş fırçaladığını periyodik olarak takip etmeli. Çünkü bazen çocuklar alışkanlıklarını kötü yönde değiştirebilirler. Çocuğunuzun dişlerinin sağlıklı olması için 6 ayda bir diş hekimine gidin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Niçin dişlerimizi günde sadece 2 kez fırçalamalıyız?

Dişlerimiz çok sert görünmesine rağmen asitlere ve bakterilere karşı oldukça hassastır. Dişlerimizi düzenli fırçalamazsak diş minesi zarar görür, dişlerimiz çürür.

İnsan vücudundaki en sert yapı dişlerimiz olmasına rağmen en savunmasız, kırılgan yapı yine dişlerimizdir. Diş minesi çok serttir çünkü minenin neredeyse hepsi Hidroksiapatit isimli inorganik bir bileşenden oluşur. Fakat asitler inorganik minerallere saldırabilir.

Asitler ya doğrudan meyvelerin içinde bulunuyor ya da şekerleri sindirirken ağzımızdaki bakteriler tarafından üretiliyor. Daha kötüsü diş minesi diş oluştuktan sonra yenilenmiyor. Bu da şu anlama geliyor: diş minesindeki herhangi bir hasar tüm yaşamınız boyunca birikiyor.

Dişlerinizi düzenli fırçalamak ağzınızdaki pH dengesinin düşmesini engelliyor ve böylece ağzınızda bakteriler üreyemiyor. (Vasfiye Özcanbaz)