Kategoriler
Yaşam

Doğayı kirletmeyen plastik, ağaçlardan üretilecek

Dünyayı korumak ve gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak için bilim adamları yeni bir hammadde buldular. Artık plastikler fosil yakıtlardan değil oksijen kaynağımız ağaçların öz suyundan üretilecek.

Amerika’nın bilim dergisi “Scientific American” da yer alan habere göre, 2012 yılında bir firmanın mısır nişastasından ürettiği plastik tabak, bardak, çatal ve kaşıkların kullanılmaya başlandığı açıklanmıştı. Bu ürünler 6 – 8 hafta içinde tamamen toprağa karışabiliyor ve geri dönüştürülebiliyor. Artık bunun yanı sıra South Carolina Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, kozalaklı ağaçlardan elde edilen reçineyi plastik üretmede kullanacaklar.

Ağaçlardan elde edilen özsu ham petrol gibi yapışkan, kıvamlı ve ağaçlar delinerek çıkarılıyor. Araştırmanın lideri Chuanbing Tang’e göre, reçineler petrole benzeyen hidrokarbon bakımından zengindir. Bu maddenin polimerizasyon için oldukça iyi olduğunu söyleyen Tang, bu yöntemlerin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirtti. Ortamda çabucak parçalanan malzemeyi üretmeyi başardıklarını açıklayan araştırmacılara göre plastik üretiminde kullanılacak olan bu yenilenebilir kaynağın esas faydası çevreye zarar vermemesi. Mısır temelli plastikler gibi, ağaç reçinesinden yapılan plastikler bozulmadan sorumlu bakterilere karşı daha hassas olacaklar.

Sonuç olarak okyanusta ve denizlerdeki canlıların yaşamı plastik torbalardan dolayı daha az zarar görecek. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Aktüel

Bu dağdaki her rengin farklı bir anlamı var

Dünyanın çeşitli yerlerindeki yeryüzü şekilleri bugüne kadar bize dünyamızın geçirdiği aşamalar, depremler, seller, yangınlar gibi çeşitli felaketler hakkında bilgi veriyor. Hatta bazıları bundan milyonlarca yıl öncesi dönemlerin nasıl olduğuna dair ipuçları taşıyor.

Peru’da bulunan Ausangate Dağı’nın eteklerinde gördüğünüz bu renkler gezegenimizin tarihi hakkındaki hikayeyi anlatıyor. BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, şeritlerin her biri zamandaki bir anı gösteriyor. Bu 50 milyon yıl önceki Paleosen Dönemi’ndeki binlerce ya da on binlerce yıl içindeki değişimleri ortaya çıkarmıştır. Tüm kayalar göllerden, nehirlerden gelen kum ve çamurla şekillenen tortulardır. Kayaların renkleri de kayaların nasıl sertleştiğini açıklıyor.

Her renk ayrı bir dönemi işaret ediyor

Kırmızı şeritler, rengini kantaşı olarak bilinen demir oksit mineralinden almıştır. Imperial Colloge London’da Earth and Planetary Science bölümünde görevli Dr. Matt Genge, bu mineralin aynı zamanda çorak bir ortam olan Mars’a da kırmızı rengi veren mineral olduğunu belirtti. Burada kaya sertleşmeden önce bu tortuyu biriktiren bir göl kurumuştur. Böylece kırmızı şeritler ortaya çıkmıştır.

Sarı ve kahverengi katmanlar ise sırasıyla limonit (Sarı veya kahverengi doğal hidratlı demir oksit) ve goethite (sulu demir-oksit) minerali tarafından oluşturulmuştur. İkisi de su içerir ve bölgenin tarihinde daha nemli dönemlerin de olduğunu gösterir.

Yeşil katmanlar ise yine nemli dönemde çok fazla bitki cevheri bulunduğunda oluşmuştur. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Dünyadaki herkes bir anda vejetaryen olsaydı ne olurdu?

İnsanların vejetaryenliği seçme nedenleri çok farklıdır, kimileri hayvanların acı çekmesine dayanamazken kimisi de sağlıklı beslenmek için vejetaryenliği tercih ediyor. Peki dünyadaki insanların hepsi bir anda vejetaryen olsaydı ne olurdu?

Bugün böyle bir düşünce oldukça ütopik görünse de ilerleyen yıllarda insanların çoğunun sebze-meyve ağırlıklı beslenmesinin, geleceğimiz için olumlu sonuçları olsa da dezavantajları da bulunuyor. Örneğin, herkesin vejetaryenliği seçmesi halinde hayvancılıkla uğraşan birçok insan işsiz kalacak.

BBC Focus dergisinde yayınlanan habere göre, işte herkesin bir anda veganizme geçmesi halinde karşılacağımız durumlar:

Metan gazı salınımı azalacak

Küresel ısınma ve sera gazı salınımı konuları tartışılırken karbondioksit gazının doğaya verdiği zarar konuşulsa da; aslında insan kaynaklı sera gazı salınımının 4’te biri gıda üretimi sırasında gerçekleşiyor. Hayvanların gaz çıkarması ve dışkıları, küresel ısınmaya büyük oranda katkı sağlıyor. Bitki bazlı diyetlere küresel bir geçiş,  hayvansal gıda üretiminden kaynaklanan emisyonları yüzde 28 azaltacaktır. Bu oran Hindistan’ın karbon nötrleşmesine eşdeğerdir.

Toprakların kullanımı artacak

Şu anda, tarım arazilerinin yüzde 68’i hayvan besiciliği için kullanılıyor. Bunun beşte birine ekin dikmek, tüm hayvanlar kadar aynı miktarda yiyecek üretecektir. Böylece, 26 milyon kilometrekarelik (Rusya’nın 1.5 katı büyüklüğünde bir alan) alan boşaltılacak. Daha sonra biyo-çeşitliliği iyileştirmek amacıyla çayır veya ormanla kaplanacaktır.

Ölümler azalacak

Herkes et yemeği bırakırsa, kalp ve damar hastalıkları, diyabet, inme ve bazı kanserlerde azalma olacağı için ölüm oranları da azalacak. Böylece her yıl 8 milyon insanın ölümü engellenecek. Ancak çoğu bitkisel ürün, kalori başına, ete göre daha düşük seviyelerde mikro besin (özellikle A, B12 ve D vitaminleri ve bazı esansiyel yağ asitleri) içeriyor. Yetersiz beslenmeye neden olmamak için bitkisel ürünlerin porsiyonlarının mutlaka ayarlanması gerekiyor.

Hayvanlar her şekilde ölecek!

Veganizm, hayvanlara karşı tüm zulmleri dışarıda tutmayı amaçlıyor. Çiftliklerin kapasitesi şu an mevcut olan 3,5 milyar besi hayvanı ve 19 milyar tavuk stoğunu karşılamaya yeterli olmazdı. Çoğu açlıktan ölür ya da yırtıcı hayvanlar tarafından yenilirdi.

(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Aktüel

Dünyanın en ilginç canlıları bu sularda yaşıyor!

Venezuela’da doğmuş olan sualtı fotoğrafçısı, dünyanın birçok kıyı ülkesi ve adalara seyahatler yaparak harika koylarda dalışlar yaparak dünyanın en ilginç canlılarını görüntüledi. sualtı canlılarının en ilginci de Endonezya sularında bulunuyor.

Tüm dünyadaki sualtı makro fotoğrafçılığı için en iyi yerin Endonezya’daki Lembeh Boğazı olduğunu söyleyen Alexis Golding, bugüne kadar Galapagos, Bahamalar, Yucatan Peninsula, Küba, Bonaire (Karayip Denizi’nde bir ada), Kanarya Adaları ve Endonezya gibi birçok farklı ve harika yerde dalışlar yaptı.

Kurbağa balıkları da bu sularda…

Kabuğu olmayan bir salyangoz türü olan nudibranch’lerden kurbağa balıklarına kadar küçük türlerin zenginliği ve dünyanın en zehirli ahtapotunu fotoğraflamak fotoğrafçının her dalışını sihirli hale getirmiş. Aşağıdaki fotoğraflarda hayatta kalmak için kamuflajı kullanan birçok deniz canlısını görebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Dünyayı kurtarmak bu kadar kolay

Çevreyi korumak için yapmanız gerekenler düşündüğünüzden daha kolay. Sera gazlarını azaltmak ve çevre üzerinde daha az zararlı bir etki oluşturmak için her gün yapabileceğiniz çok küçük şeyler var. Dünyayı korumak, ilgilenmek sadece bir sorumluluk değil, bu bir haktır.

İşte dünyayı kurtarmak için yapabileceğiniz 10 şey:

Suyu nasıl kullandığınıza dikkat edin

Küçük şeyler büyük bir fark oluşturabilir. Dişlerinizi fırçalarken ya da traş olurken suyu her seferinde kapatmalısınız. Sızdıran tuvaletlerinizi tamir ederseniz günde 757 litre su tasarrufu yapmış olursunuz. Musluk suyu içmeyi deneyin, çamaşırlarınızı soğuk suda yıkayın.

Otomobilinizi evde bırakın

Haftada sadece 2 gün otomobil kullanmazsanız sera gazı emisyonunu ortalama yılda 721 kilogram azaltırsınız. Tüm işlerinizi bir kerede çıktığınızda halletmeye çalışın. Zamandan ve benzinden tasarruf edersiniz.

Yürüyerek ya da bisikletle gidin

Kalorilerinizi yakıp sağlığınızı iyileştirirken sera gazını da azaltırsınız. Yürüyemiyor ya da bisiklete binemiyorsanız toplu taşıma araçlarını kullanın.

Geri dönüştürün

Yediğiniz yiyeceklerin kutularını ayırıp kirliliği azaltabilirsiniz. 7 bin çalışanı olan bir şirket bir yıl için tüm kağıt çöplerini geri dönüştürürse, 400 otomobilin yollara çıkmasına eşit şekilde kirliliği azaltmış olur.

Ne kadar çöp çıkardığınızı düşünün

Bir yılda ürettiğiniz katı atık miktarını azaltırsanız çöp gazı içindeki payınızı da azaltırsınız. Gübre yapmak düşündüğünüzden daha kolaydır.

Ampüllerinizi değiştirin

Standart ampüllerden 10 kat daha uzun süre kullanabileceğiniz enerji tasarruflu ampüller kullanın. Böylece üçte 2 daha az enerji kullanırsınız. Beyaz eşya alırken de tasarruflu olanları tercih edin. Şirketinizi veya evinizi daha fazla enerji tasarrufu yapar hale getirerek, paradan da tasarruf edebilirsiniz. Yatarken klimanızın veya kombinizin ayarını düşürün.

Otomobilinizin bakımını yaptırın

Havası sönmüş lastikler yakıt tüketiminizi artırır ve kirliliğe ve daha fazla sera gazı salınımına yol açar. Ayrıca tekerleklerinizin aşınması da artar. Bu nedenle düzenli olarak lastik basıncını kontrol edin.

Daha akıllıca otomobil kullanın

Saatte 110 kilometre yerine 95 kilometreyle gitmek daha az yakıt harcamanız anlamına gelir. Sert fren yapmak da yakıt ekonominizi azaltır. Çevreyi korumak için otomobil kullanırken bunlara dikkat etmelisiniz.

Işıkları kapatın!

Odada olmadığınızda ışığı kapatın ve kullanmadığınızda cihazların fişini çekin. Çevreye faydalı olmak için tüm bunların fişini çekmek ya da ışıkları kapatmak sadece bir saniyenizi alır.

Kategoriler
Soru-Cevap

Yerçekimi olmasaydı ne olurdu?

Yerçekimi olmasaydı ne olurdu? Hergün üzerinde düşünmediğimiz ve doğal karşıladığımız bu yerçekiminin her zaman var olacağını ve asla değişmeyeceğini düşünürüz. Peki yerçekimi değişseydi ya da olmasaydı neler olurdu?

Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, Dünya’nın yerçekimi önemli derecede değişseydi, hemen hemen her şeyin üzerinde büyük bir etkisi olacaktı. Çünkü, birçok şey yerçekiminin mevcut durumu etrafında tasarlandı.

Yerçekimindeki değişikliklere bakmadan önce, yerçekiminin ne olduğunu anlamak daha faydalı olur. Yerçekimi herhangi iki atom arasındaki çekim gücüdür. Dünya üzerinde yerçekiminin asla değişmemesinin nedeni, Dünya’nın kütlesinin asla değişmemesidir. Yerçekimini değiştirmenin tek yolu, gezegenin kütlesinin değiştirilmesidir.

Yerçekimi olmadan hayatta kalabilir miyiz?

Fiziği görmezden gelin ve bir gün gezegenin yerçekiminin kapandığını ve dünyada yerçekimi olmadığını hayal edin. Bu durum güzel bir günü felakete dönüştürecektir. Arabalar, insanlar, mobilyalar, masanın üstündeki kalem ve kağıtlar gibi birçok şeyi yerde kalmak için yerçekimine ihtiyaç duyar. Yere bağlı olmayan herşeyin yerde kalmak için nedeni kalmaz, sürüklenmeye başlar.

Yerçekimi olmazsa sadece mobilyalar, arabalar gibi araçlar sürüklenmez, bunun yanında hayatımız için çok önemli olan atmosfer ile okyanus, göl ve nehirlerdeki sular da havada sürüklenecektir. Yerçekimi olmadan, atmosferdeki hava da uzaya akacak. Atmosfer olmazsa, herhangi bir canlı yaşayamaz ve hemen ölürdü. Başka bir deyişle, yerçekimi olmazsa hiçkimse hayatta kalamazdı. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Dünyadaki en üstün renk hangisi?

Dünya yüzeyinin yüzde 70’inden fazlası okyanuslarla kaplı olduğu için, gezegenimizin baştan başa renginin mavi olduğunu tahmin edebilirsiniz.

NASA’nın Voyager 1 isimli uzay aracı, tüm zamanların en heybetli fotoğraflarından birini çekince astronotlar 1990 yılında bu rengin mavi olduğunu kanıtladılar. 6 milyon kilometre uzaklıktan, gezegenimiz küçük mavi nokta gibi görünüyor.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Soru-Cevap

Dünya daha hızlı dönseydi ne olurdu?

Gezegenlerin dönmesinin sebebi güneş sisteminin yapısıyla bağlantılıdır. Güneş, başlangıçta rastgele kıvrılmış toz ve gaz bulutlarıyla çevrelenmişti.

Yer çekimi tarafından Güneş’e doğru çekilen bu bulutlar, hareketin yönüne göre iç çarpışmalar nedeniyle ağırlaştı. Tapa deliği çevresinde suyun girdap oluşturması gibi, başlangıçta gezegenleri oluşturan gaz bulutunun hızı çok yavaştı ama soğudukça ve küçüldükçe daha da hızlı dönmeye başladılar. Örneğin, Satürn’ün uydusu Hyperion’un şekli geçirdiği çok şiddetli çarpışmalar nedeniyle uzayda düzensizce yuvarlanan patatese dönüştü.

Kategoriler
Aktüel

Dünya 500 yıl sonra nasıl olacak?

Bundan 500 yıl öncesini hayal edebiliyor musunuz? 1500’lü yıllarda 500 milyon olan dünya nüfusu 20’inci yüzyılda 5 milyarı aştı.
Buna karşılık dünya üzerindeki birçok canlı türü de kirlilik ve küresel ısınma sonucu kayboluyor. Sizce, artan insan nüfusu ve hızla ilerleyen küresel ısınma sayesinde dünyamız 500 yıl sonra nasıl olacak?
Sorulan kişiye bağlı olarak, 26. yüzyılın çok soğuk ya da aşırı sıcak olacağı belirtiliyor. Bazı solar üretim modellerinin 2500’lü yıllarda kullanılacağı ve dünyanın ikliminin buz çağı gibi soğuyacağı ima ediliyor. Diğer çalışmalar ise devam eden iklim değişikliği ve fosil yakıt kullanımının ise 2300 yılına kadar dünyayı insan yaşamı için çok sıcak hale getireceğini gösteriyor.
Bazı uzmanlar iklim değişikliğinin başlangıcı olarak 1800’lü yıllarda Sanayi Devrimi’ni görüyorlar. Diğerleri ise tarih öncesi zamanlarda zirai uygulamaları işaret ediyor. Her iki şekilde de insanlar kendi ortamlarını değiştiriyor ve buna bağlı olarak 26. yüzyılın araç-gereçleri gerçekten etkileyici olabilir.
Kuramsal fizik uzmanı Michio Kaku, sadece 100 yıl içinde insanlığın dünyanın enerjisinin tümünü çalışabilir hale getireceğini tahmin ediyor. 26. yüzyıl insanları füzyon ve solar güç gibi temiz enerji teknolojilerinin ustaları olacak. Gezegenin enerjisini küresel iklimi kontrol altında tutmak için yönlendirebilecekler. Fizikçi Freeman Dyson ise bu durumun 200 yıl içinde olacağını tahmin ediyor.
Teknoloji 1500’lü yıllardan beri katlanarak ilerledi ve bu durum gelecek yüzyıllarda da devam edecek. Bilgisayarların hızı ve karmaşıklığı her 18 ayda bir ikiye katlanacak ve bu çalışmalardan bazısı çok akıllı makineler tarafından yapılacak. Yazar Adrian Berry ise 26. yüzyıl dünyasında ortalama insan ömrünün 140 yıla çıkacağına inanıyor. İnsanlar okyanuslarda çiftçilik yapacaklar, uzay gemileriyle yolculuğa çıkacaklar ve insanlar ayda ya da Mars’ta yaşayacaklar. Peki, buradan sonra nereye gideceğiz? Bunu da torunlarımızın torunları görür artık. (Vasfiye Özcanbaz)
Kategoriler
Yaşam

Meğer dünyada petrol tükenmiyormuş

ABD’nin New Orleans’ın kentinin güneybatısında ve denizin yaklaşık bir mil altında petrol bulundu. Ancak yetkililer bu petrolü yüzeye çıkarmanın ucuz bir süreç olmayacağını belirtiyorlar.

Bir analiste göre, Heidelberg petrol sahası günde 100 milyon varil petrol sağlıyor. Amerika günde 5 milyon varil petrol üretiyor ve 10 milyon varil ise ithal ediyor. Andarko şirketi ise keşfedilmiş petrol rezervlerde 2,4 milyar petrol çıktığını iddia ederken, Kanada ise rezervlerde 180 milyar varil olduğunu savunuyor.

Eğer Andarko’nun Körfez petrol sahası fikri gerçekleşirse bu petrol fiyatlarının yükseleceği anlamına geliyor. Fakat bu alternatifin otomobil yakıtı fiyatları için daha dik bir tırmanış olması bekleniyor. (Vasfiye Özcanbaz)