Kategoriler
Yaşam

Hemen her gün tükettiğiniz, kanser yapan gıdalara dikkat!

Marketlerde satılan en lezzetli gıdaların çoğu aslında bizim için çok zararlı. Bunun nedeni ise bunların tadının harika olması için doğal malzemeler yerine yapay içerikler kullanılmasıdır. Hemen her gün tükettiğimiz gıdalar, kansere yol açabiliyor. 

Yapay maddeler içeren bu gıdaların kansere yol açmasının yanında gıdaların ambalajları da tüketicilerin sağlığını riske atmakta. Dünyadaki en büyük gıda üreticilerinin ailenizin, çocuklarınızın sağlığına ve güvenliğine müdahale etmesine izin vermeyin. ActiveFeel isimli sitede yer alan habere göre, işte piyasada satılan ve uzak durmanız gereken, kanser yapan 15 gıda:

Mikrodalgada mısır

Genel olarak mısır sağlıklı bir atıştırmalık. Ancak mısırı patlatma şekliniz onu zararlı hale getirebilir. Mikrodalga fırında patlatırsanız, mikrodalga torbaları perflorooktanoik asit (PFOA) adlı bir kimyasal maddeyle kaplı olduğu için kanser riskinizi artırır. Birçok çalışmaya göre, PFOA isimli kimyasal böbrek, mesane, karaciğer, pankreas ve testis kanserlerine neden olabiliyor.

Gazlı içecekler

Yüksek miktarda şeker içeren gazlı içecekler, kilo alımına, iltihaba, insülin direncine neden olduğu için sağlıklı değil. Aynı zamanda bu içecekler, kanser riskini arttırdığı bilinen türev 4-metilimidazol (4-MI) gibi yapay renklendiriciler ve kimyasallar da içerir.

Konserve gıdalar

Neredeyse tüm alüminyum konserve kutuları kansere neden olan bisfenol-A veya kısaca BPA ile kaplıdır. Domates veya bunun gibi asit oranı yüksek diğer gıdaların konservesini tüketmeyin. Konserve yerine taze veya dondurulmuş ürünler satın alın.

Patates cipsi

Cipsler sadece bol miktarda yağ ve sodyum içermez bununla birlikte yapay aromalar, koruyucular, gıda boyası içerir. Yüksek ısıda kızartılan patates cipsi, bu şekilde istenen çıtır dokuyu kazanır ancak bu şekilde sigarada da bulunan tanınmış bir kanserojen olan akrilamid oluşur.

İşlenmiş, tütsülenmiş ve kırmızı et

Hamburger, sosis, sucuk, salam, söğüş etlerin hepsi işlenmiş ettir. Bunlar ürünün taze görünmesini sağlayan ancak kansere yol açan sodyum nitrat gibi koruyucular içerir. Kırmızı et de her gün yenilirse kansere yakalanma riskinizi yüzde 22 artırır.

Çiftlik somonu

Vücudunuzun balıklarda bulunan sağlıklı Omega 3 yağ asitlerine ihtiyacı var. Fakat çiftlik somonu doğal olmayan, tarım ilacı, kimyasal, antibiyotik ve diğer kanserojenler içeren gıdalarla beslenir. Sonuç olarak bu balıklar kanserojendir.

Hidrojenize yağlar

Bitkisel yağların sağlıklı olması beklenir, ancak sorun doğal olarak kaynağından elde edilememesidir. Kimyasal ekstraksiyon işlemi, onu hidrojenize yapar ve daha sonra insanlar için lezzetli görünmesi için yağ daha da renklendirilir, kokusu giderilir.

Ayrıca, hidrojenize yağlar, daha uzun süre daha taze kalmalarını sağladığı için çok sayıda işlenmiş gıdada kullanılır, ancak vücutta hücrelerin yapısını ve esnekliğini etkileyerek kansere yol açabilir.

Beyaz un

Beyaz unu rafine etme işlemi, tahıllarda doğal olarak bulunan besin maddelerinin çoğunu tahrip eder. Ve daha kötüsü, değirmenler fazlası ölümcül olan bir kimyasal – klor gazı ile unu beyazlatır. Ortaya çıkan son ürün kan şekeri ve insülin seviyelerini arttıran çok yüksek bir glisemik orana sahiptir. Vücuttaki bu durum, doğrudan kanser hücrelerini besler.

GDO’lu gıdalar

Genetiği değiştirilmiş gıdalar, bir laboratuarda zararlılara karşı daha dayanıklı olması için ve nakliye koşullarına dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Bununla birlikte, bu gıdaların insanlar için sağlıklı olup olmadığına dair bir test yapılmamıştır. Fareler üzerinde yapılan yakın tarihli bir çalışmada, farelerin hepsinin araştırmanın ilk 10 günü içinde kanserli hücre büyümesi geliştirdiği biliniyor.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Bu tatlandırıcı, kanser hücrelerinin en sevdiği besin maddesidir. Bundan çok miktarda tüketmek kansere neden olmayabilir, ancak mevcut kanserin hızla çoğalmasını ve büyümesini sağlar. Genel olarak rafine şeker ve özellikle HFCS, aşırı miktarda çoğu birçok paketlenmiş gıdaya eklenir.

Yemeklerinizi evde kendiniz pişirerek ya da fırınlayıp kendinizi koruyun, böylece eklenen şekeri kontrol edebilir ve şekerin yerine daha sağlıklı alternatifler kullanabilirsiniz.

Yapay tatlandırıcılar

İnsanların kilo vermesine yardımcı olmak için özel olarak yapılmış bu şeker ikameleri, bu görevini bile yapmaz. Bunlar kan şekerini kontrol etmez ve vücudunuzun günlük kalori tüketimini doğru bir şekilde ölçmesini engeller.

Bu tatlandırıcılar aslında daha fazla tatlı istemenize neden oluyor. Ve son olarak, yapay tatlandırıcılardaki kimyasallar, özellikle aspartam, vücutta DKP adı verilen ölümcül bir toksine dönüşür. Sindirim sırasında DKP, kansere neden olan başka kimyasallar da salgılar.

Organik olmayan meyve ve sebzeler

Geleneksel olarak yetiştirilen meyvelere atrazin, tiyodikarb ve organofosfatlar gibi çok tehlikeli tarım ilaçları bulaşır. Atrazin, insanlarda ciddi sağlık ve üreme sorunlarına neden olduğu bilinen bir kimyasaldır. Ne yazık ki, ürünü yıkamak tüm kimyasal kalıntıları temizlemez, bu nedenle mümkün olduğunda organik satın almak veya yetiştirmek en iyisidir.

Salamura gıdalar

Salamura gıdalar tipik olarak nitratlar veya nitritler, tuz ve sirke kombinasyonuyla sertleştirilir. Yapay renklendirme de eklenebilir. Sirkenin kendisi bazı sağlıklı niteliklere sahipken, turşu gıdalardaki yüksek tuz seviyesi ve nitratlar/nitritler sağlığınız için gerçekten kötüdür. Her gün bu gıdaların tüketilmesinin, kolorektal ve mide kanseri riskindeki artışla bağlantısı olduğu belirlenmiştir.

Sıcak içecekler

Son zamanlarda yapılan çalışmalar, düzenli olarak çok sıcak içecekler tüketenlerin yemek borunuza zarar verebileceğini ve boğaz kanserine yol açabileceğini gösterdi. Bilim adamları, bu sıcaklığın 65 santigrat derece olduğunu söylüyor.

Kansere neden olan bu yiyeceklerin birçoğu, düzenli olarak hemen her gün yediğimiz birçok üründe bulunan bileşenlerdir. Bunlardan kaçınmak, sizi rahatlatacak sağlıklı gıdaları düşünmek çok zor olabilir. Fakat sağlıklı hissetmek için sağlıklı beslenmek zamanınızı çok fazla almayacak bu gıdalara alışınca vücudunuzun kötü gıdalara tahammül edemediğini göreceksiniz. Evde hazırlayacağınız sağlıklı, doğal gıdalarla daha iyi bir yaşam sürdürebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Hiçbir besin tek başına kilo verdirmez!

Yaz ve tatile yaklaştığımız bu günlerde kilo vermek isteyenlerin çoğu şok diyetler, bitkisel olduğu iddia edilen haplar ya da çaylar, detoks içeceklerine yönelir. Ancak, hiçbir besin, çay, karışım veya hap tek başına kilolarınızdan kurtulmanızı sağlamaz.

Baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla beraber mucize yaratması beklenen diyetler, çaylar, karışımlar da tekrar gündeme gelmeye başladı. İçinde ne olduğu bilinmeyen çayların, detoks sularının, bitkisel hapların ve şok diyetlerin sağlık için büyük risk oluşturduğunu söyleyen Diyetisyen Emre Can Karakaşlı, sağlıklı ve doğru bir şekilde kilo verebilmek için yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı ile birlikte düzenli egzersiz gerektiğini açıkladı.

Hiçbir besin, çay, karışım veya hap tek başına yağları yakmadığını belirten Karakaşlı, sağlıklı ve doğru bir şekilde kilo vermek istiyorsak mutlaka hayatımızı bir düzenlememiz ve her besini doğru miktarda tüketmemiz gerektiğini ifade ederek şunları açıkladı: “Egzersizi alışkanlık haline getirmeliyiz. Kilo vermek için pazartesiler gelir geçer, siz yeter ki kendinize inanın ve güvenin. Yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığıyla beraber düzenli egzersizi hayatınıza kattığınız zaman sonuca çok daha rahat ulaşabilirsiniz”.

İşte kışın alınan kilolardan kurtulmak için yardımcı olabilen gıdalar:

Yoğurt

Düzenli tüketildiğinde mide ve bağırsaklar için çok yararlı bir besin ve iyi bir kalsiyum kaynağı olan yoğurt, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı oluyor. Her gün iki kase yoğurt tüketmek kilo vermeye destek sağlıyor.

Yumurta

Yüksek oranda protein içeren bir besin olan yumurta, tok tutma özelliğinden dolayı diyetlerin vazgeçilmezi . Her gün kahvaltıda bir adet haşlanmış yumurta tüketmek daha sağlıklı bir beslenme düzeni takip etmenize yardımcı olur.

Yulaf ezmesi

Diyetlerin vazgeçilmezi olan ve yüksek oranda lif içeren yulaf ezmesi süt veya yoğurt ile tüketildiğinde hem enerji veriyor hem de uzun süreli bir tokluk sağlıyor.

Tarçın

Detoks sularının olmazsa olmazı, kilo verdiren baharatların gözbebeği tarçının kilo kaybındaki en büyük etkisi kan şekeri düzenleyici olması. Tokluk hissi verdiği için ani yemek krizlerini engelliyor ve kilo kaybında yardımcı oluyor.

Sirke

Kahvaltıdan önce bir su bardağı ılık suyla tüketilen sirke, metabolizmayı uyarıyor ve tokluk hissi sağlıyor.

Elma

İçerdiği yüksek oranda mineral ve vitaminlerle elma, zengin bir lif içeriğiyle tokluk hissi oluşturmada faydalı oluyor.

Brokoli

Brokoli yüksek oranda lif ve su içeriğinden dolayı diyette vazgeçilemeyen bir besin. Çok düşük bir kaloriye sahip olan brokoli, tokluk hissimizi arttırıyor ve daha uzun sürede daha düşük kalori almanızı sağlıyor.

Somon

Sağlıklı kilo vermeye yardımcı olan somon, hem protein hem de önemli yağ asitleri içeren zengin bir besindir.

Kuruyemiş

Kuruyemişler iyi birer lif, vitamin ve protein kaynağıdır. Yağ bakımdan zengin oldukları için mutlaka doğru miktarda tüketilmesi gereken kuruyemişler, kilo vermeye yardımcı oluyor.

Kategoriler
Yaşam

Kanserden korunmak için yediklerinizi ve yaşam tarzınızı değiştirin!

Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalara dikkat ederseniz, abur cubur veya fast food yerine taze sebze-meyve, kuruyemiş gibi sağlıklı gıdalarla beslenirseniz, kansere yakalanma riskiniz azalacak. Yaşam tarzınıza ve yediklerinize özen göstererek sağlıklı yaşamak elinizde.

Uzmanlar, sağlıklı gıdalar tüketildiğinde ve yaşam tarzınıza dikkat edildiğinde 16 yıl içinde kansere yakalanma oranının yarı yarıya azalabileceğini belirlediler. Foxnews’te yer alan habere göre, işte kanseri önlemenin yolları:

Nar suyu için

Wisconsin Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, nar suyunun akciğer kanseri gelişimi engelleyebildiğini tespit ettiler. Ayrıca önceki araştırmalar, nar suyunun fareler üzerinde prostat kanserini geciktirdiğini gösterdi. Araştırmacılar, günde yaklaşık 450 gram nar suyu tüketmenizi öneriyor.

Her gün terleyin

Vermont Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, çok egzersiz yapan erkeklerde daha az aktif olanlara oranla akciğer gelişme riski yüzde 68 ve daha az kolorektal kanser riski ise yüzde 38 daha az. Kardiyo (vücudunuzun yağ oranını azaltmak ya da dengelemek için yapılan egzersizleri ) ve direnç kazandırıcı egzersizler iltihabı ve hormon seviyesini kontrol etmeye yardımcıdır ve ayrıca bu egzersizler bağışıklık sisteminizi güçlü tutuyor.

Düzenli olarak kanser taraması yaptırın

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, 50 yaş üzerindeki herkes düzenli olarak kolon kanseri için gerekli röntgenleri çektirirse bu hastalıklardan ölümlerin yüzde 60’ının önlenebileceğini tahmin ediyor. Bu nedenle kolorektal, prostat, cilt, akciğer kanseri açısından gerekli görüntülemeleri yaptırın.

Kabuklu kuruyemiş tüketin

Her gün sağlıklı selenyum kaynağı olan Brezilya fıstığından 3 tane tüketin. Harvard Üniversitesi’nde düzenlenen araştırmaya göre, bu miktar prostat kanseri gelişme riskini yüzde 48 azaltıyor.

Kızartılmış her şeyden uzak durun

Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, kızarmış patates, kızarmış tavuk, balık kızartma ya da kızarmış hamur işleri yiyen erkeklerde prostat kanseri riskinin yüzde 37 daha fazla olduğu belirlendi. Yüksek ısıda kızartılan yağ yiyeceklerin içinde kanserojen bileşenler oluşturuyor.

Lifle dost olun

“Clinical Nutrition” isimli dergide yer alan araştırmaya göre, bol miktarda lif tüketen insanlarda böbrek kanseri gelişme riski yüzde 19 daha azdır. Lif kansere yol açan toksinlerin bağırsaklardan böbreklere yolculuğunu engelleyebiliyor.

Ayakta durun

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan araştırmaya göre, yılda 92 binden fazla kanser vakasının nedeni olarak çok fazla oturmak gösteriliyor. Hatta düzenli olarak egzersiz yapsanız bile risk altındasınız. Bu nedenle her saat birkaç dakika ayakta kalmayı unutmayın. Bu şekilde vücudunuzdaki kanser riskiyle ilişkili olan moleküllerin seviyesi azalacaktır.

Yaban mersini atıştırın

Rutgers Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, yaban mersini “pterostilbene” isimli bir bileşenle doludur ve kolon kanserini önlemeye yardım ediyor. Günde bir buçuk kase yaban mersini tüketmeye çalışın. Taze olarak atıştırabilirsiniz, tahıllarla birlikte tüketebilirsiniz ya da diğer meyvelerle karışık içecek hazırlayabilirsiniz.

D vitaminine dikkat edin

American Journal of Clinical Nutrition isimli bilimsel dergide yayınlanan çalışmaya göre, her gün beslenmesini 1,000 IU D vitaminiyle destekleyen insanlarda kanser riskinin neredeyse yüzde 77 oranında düştüğü belirlenmiştir. D vitamini ihtiyacınızı somon balığı, sardalye ve Şitaki mantarı tüketerek de karşılayabilirsiniz.

Horlamayı durdurmak için yardım alın

Wisconsin Üniversitesi’nde görevli araştırmacılara göre, uyku apnesi sorunu bulunan insanların kanserden ölme ihtimali 5 kat daha fazla. Uyku apnesi sorunu bulunan kişilerin kanındaki oksijen seviyesi düşüktür. Bu da mevcut küçük tümörlerin yeni kan damarları geliştirmesine yol açar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Uzak durduğunuz fakat sizi kanserden koruyan gıdalar

Beslenme alışkanlıklarınız yaşınızdan, cinsiyetinizden, arkadaşlarınızdan, ailenizden, yaşadığınız yerden ve kültürel geçmişinizden etkilenir. Çocukluk çağında yemeklerle olan iyi deneyimleriniz faydalı olabilir. Fakat bazı nedenlerden dolayı bugüne kadar belirli gıdalardan uzak durmuş olabilirsiniz. Uzak durduğunuz bu gıdalar sizi kansere karşı koruyor.

Bazen bilim gıdaların kötü bir üne sahip olduğunu söyleyebiliyor ya da siz bazı yiyeceklerin tadını beğenmeyebilirsiniz veya farklı kültürlerin gıdaları sizin için kötü görünebilir. Uzmanlar tüm bu önyargılarınızı bir kenara bırakmanızı ve sağlıklı gıdaları denemenizi öneriyorlar. Askmen isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte bugüne kadar uzak durduğunuz ve sizi kanserden koruyan sağlıklı gıdalar:

Lahana turşusu

Herkes lahana turşusunun keskin, ekşi ve sirkeli tadını sevmez. Lahana turşusu lahananın mükemmel besleyici özelliğini fermentasyonun probiyotik gücüyle birleştirir. Fermentasyon süreci lahanadaki vitamin ve minerallerin kullanılırlığını ve yararlarını artırır. Böylece lahana orjinal halinden daha besleyici olur. Sonuç olarak lahanada yüksek miktarda C, B ve K vitaminleri ile kalsiyum ve magnezyum bulunur. Lahanadaki lifle birlikte, probiyotikler sindirimi iyileştirir ve bağırsaklarınızdaki sağlıklı florayı artırır. Sağlıklı bir bağırsaklar da sağlıklı bağışıklık sistemi anlamına gelir. Ayrıca lahana turşusu kolon, meme, prostat ve akciğer kanseri riskini azaltıyor.

Ketçap

Ülkemizde de hamburgerlerin içinde, patatesin yanında vazgeçilemeyen bir lezzet olan ketçapın içinde domatesten sonra yüksek fruktozlu mısır şurubu bulunuyor. Bu ucuz tatlandırıcı kan şekeri seviyenizde büyük fırlamalara yol açabiliyor ve obezite salgınının da en büyük yardımcısı. Ancak içinde mısır şurubu olmayan markalar bulursanız alın. Ketçabı sağlıklı yapan likopen içeriğidir. Likopen, E vitamininden 100 kat daha güçlü olan bir antioksidandır ve domates ile diğer parlak kırmızı meyve ve sebzelerde bulunur. Domatesi pişirirseniz likopen daha iyi emilir. Bu nedenle domates suyu, çorbası, sosu ve ketçap gibi işlenmiş domates ürünlerinde yüksek miktarda likopen konsantrasyonu bulunur. Likopen kardiyovasküler hastalık, felç, şeker hastalığı, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisine yardım eder. Ayrıca özellikle prostat kanseri gibi belirli kanser türlerinde riski azaltmada etkilidir. Ketçap almadan önce etiketine bakın, çünkü ketçap domates, sirke, tuz ve baharatlardan yapılmalıdır. Ya da kendiniz yapın. Ketçapı hamburger, sosis, kızarmış patatesle yemek yerine yumurtanın veya ızgara etin üzerine dökerek yiyin.

Kaju fıstığı

Tüm kuruyemişler yağ içerir, fakat kajuda kalori ve doymuş yağlar açısından zengindir. Ancak kaju diğer birçok kabuklu yemişten daha az toplam yağ içerir. Kajudaki yağların çoğu kalp dostu tekli doymamış yağlardır. Kavrulmuş kaju mineraller ve özellikle bakır açısından zengindir. Ayrıca kaju kanserle savaşan bileşenler içerir.

Somon balığı

Birçok insan civa içerdiği için yeterince somon balığı yemiyor. Fazla miktarda civa kanser riskini artırır ve balığı sağlıklı yapan Omega-3 yağ asitlerini tahrip eder. 2008 yılında Environmental Toxicity and Chemistry isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre, somon balığında bulunan civa ve diğer ağır metal seviyesinin güvenli olduğu belirlendi. Çiftlik somonunda daha az Omega-3 yağ asiti ve protein vardır. Ayrıca somon balığı civadan daha fazla selenyum içeriyor. Bu mineral sizi civa zehirlenmesine karşı koruyor. En önemli faydalarından biri de kolorektal kanser riskini düşürmeye yardımcı olmasıdır. Ayrıca somon balığı düzenli olarak tüketildiğinde pankreas, kolon, ağız ve mide kanserlerini önlemeye yardımcı oluyor.

Dana ciğeri

Sakatat birçok insana hitap etmez. İç organların dokusu ve metalik tadı çocuklara oldukça itici gelebilir ve çocukların büyük çoğunluğu sakatattan hoşlanmaz. Karaciğer yememeniz için popüler olan bir inanış karaciğerin toksinleri depolamasıdır. Karaciğerin toksinleri etkisiz hale getirdiği doğrudur, ancak bu toksinler karaciğerde değil vücudun yağ dokularında depolanır. Karaciğerde çinko, B12 ile A vitamini, folat, bakır ve B2 vitamini bulunuyor. Ayrıca karaciğer iyi bir protein, selenyum, niasin, B6 vitamini, fosfor ve B5 vitamini kaynağıdır. Karaciğer kansere, yorgunluğa ve amfizeme karşı sizi korur, bağışıklık sistemini, kemik sağlığını ve enerji sistemlerinizi mükemmelleştirir.

Darı

Dünyanın kurak ve yarı kurak bölgelerinin en büyük yiyecek kaynağı olan darı Kuzey Amerika ve Avrupa’da kuş yemi olarak düşünülür. Fakat darı sadece kuşlar için değildir. Glutensiz bir yiyecek olmasının yanısıra en iyi sindirilebilen ve alerji yapmayan bir tahıldır. B vitaminleri açısından zengin olan darıda niasin, B6 vitamini, folik asit, kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum ve çinko bulunuyor. Ayrıca lif ve antioksidanları da bünyesinde bulunduran darı kolon kanseri riskinizi azaltabilir. Yeni yapılan araştırmalara göre, darı kan glukozu, kolesterol ve trigliserid seyivelerini düşürüyor, iltihabı azaltıyor ve ülseri önlüyor ve yaraların iyileşmesine yardım ediyor.

Çikolata

Çikolatadan bugüne kadar sivilcelere, baş ağrısına, mide yanmasına, uykusuzluğa, obeziteye, yüksek kolesterole yol açması nedeniyle uzak durduk. Araştırmalara göre, çikolata akneye yol açmıyor, cildin susuzluğunu düzenleyip akneyle savaşıyor. Çikolatada bol miktarda doymuş yağ olduğu doğrudur. Ancak bu yağ stearik asitten (kötü kolesterolü yükseltmiyor, bazı insanlar bunu düşürüyor) geliyor. Ayrıca çikolatanın içindeki antioksidanlar yorgunluğu dindirir, kan akışını düzenler, ruh durumuyla bilişsel halinizi destekler ve felç, kardiyovasküler hastalık ve bazı kanser türlerinin görülme sıklığını azaltır. İçinde en az yüzde 70 kakao bulunan çikolatayı makul ölçelerde yiyin.

Brüksel lahanası

2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, Brüksel lahanası Amerika’da en çok nefret edilen sebze olarak seçilmişti. Nedenleri arasında, renginin yeşil olması, tadının kötü olması, korkunç görünmeleri bulunuyor. Ancak sayısız araştırma gösteriyor ki Brüksel lahanası kanseri önlemede çok etkili. vücudun detoks, antioksidan, anti-inflamatuar ile DNA onarım sistemi için besin desteği sağlıyor. Kısacası kanserden korunmanız için gerekli olan her şeyi size sunuyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Ocak ayının en besleyici süper gıdaları

Beslenmenizde daha fazla besleyici gıda bulunmasını istiyorsanız, Ocak ayında organik gıdaları mutlaka tüketmelisiniz. Yazın yediğiniz sulu domatesler ve mısırlar geçmişte kalsa da bu kışın ortasında sağlıklı beslenemeyeceğiniz anlamına gelmiyor.

Kış aylarının gelmesiyile meyve ve sebzelerin de ismi değişti. Ancak yediğiniz her gıdayı mevsiminde yerseniz sağlıklı beslenmiş olursunuz. HuffingtonPost’ta yer alan habere göre, işte ocak ayında yiyebileceğiniz en popüler gıdalar:

Mandalina

Bu tatlı narenciyenin bir tanesi günlük önerilen C vitamini ihtiyacınızın yüzde 60’ını içeriyor. Meyve olarak tüketebileceğiniz gibi yapacağınız ilk kış salatasına birkaç dilim mandalina ekleyebilirsiniz. Ispanak ya da karalahana gibi sebzelerle birlikte alındığında ise, mandalina bu yiyeceklerdeki demirin absorbe edilmesini kolaylaştırır.

Greyfurt

C vitamini kaynağı olara bilinen greyfurt ayrıca sizi tok tutmaya ve kolesterolünüzü düşürmeye yardım eden lif açısından da zengindir. Ayrıca 2006 yılında obeziteyle ilgili yapılan araştırmada, yemeklerden önce yarım greyfurt tüketen katılımcıların daha fazla kilo verdikleri belirlendi. Yüzde 90’dan fazla su içeren su içeren greyfurt sayesinde vücudunuz susuz kalmaz. Kırmızı greyfurt türü ise domateste bulunan ve antioksidan olan likopen bakımından zengindir. Bu antioksidan sizi belirli kanser türlerinden ve UV ışınlarından kaynaklanan cilt hasarından korur. Ancak greyfurt bazı ilaçlarla tehlikeli bir etkileşim oluşturduğundan buna dikkat edin.

Brüksel lahanası

Yeşil yapraklı sebzelerin tadı size hoş gelmese de brokoli, brüksel lahanası, karnabahar gibi bu süper gıdalar, iltihapla savaşır ve belirli kanser türlerine karşı koruma sağlar. Lif, potasyum, A ve C vitamini ile demir bakımından zengin olan brüksel lahanasını biraz zeytinyağı ve sarımsakla soteleyip tüketebilirsiniz. Ya da biraz haşlayıp salata olarak da yiyebilirsiniz.

Havuç

Kütür kütür yiyebileceğiniz bu köklü sebze, gözleriniz için oldukça faydalıdır. Bir kase doğranmış havuç günlük almanız gereken A vitamini ihtiyacınızın yüzde 400’ünden fazlasını içeriyor. Ayrıca tatlı patates olarak bilinen yer elmasında da aynı oranda A vitamini bulunuyor. Bu sebzelerin doğal tatlı tadı kişileri diş çürüklerinden korumaya yardımcı olur. Havucu çiğ olarak tüketebileceğiniz gibi kış çorbalarına ekleyebilir ya da bezelye, türlü gibi yemeklerinizde de kullanabilirsiniz.

Karalahana

Süper yiyecek olarak düşünülünce ilk akla gelenlerden biri olan karalahana A, C vitamini ile demir, potasyum ve kalsiyum açısından zengindir. Salatalarınızda zeytinyağıyla birlikte çiğ olarak tüketebileceğiniz  karalahanadan sarma da yapabilirsiniz. Bu yağlar karalahananın içerisindeki besin maddelerinin daha iyi emilmesine yardım eder. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Bebeğiniz için 12 besleyici gıda

Tüm anne-babalar bebeğinin ilk gıdalarının sağlıklı ve doğal olmasını ister. Geçmişte herkes bebekler için en iyi ilk gıdanın beyaz pirinç olduğunu söylerdi. Birkaç modern araştırmadan sonra, doktorların ve beslenme uzmanlarının çoğu zamanın değiştiğini ve bu fikrin iyi bir seçenek olmadığını kanıtladı.

Önceleri bebekler ek gıdaya geçerken pirinç, meyve suyu ve haşlanmış sebze ile besleniyordu. Ancak uzmanlar bunların iyi bir seçenek olmadığını açıkladılar.

İşte bebeğiniz için besleyici, antioksidanlarla dolu süper sağlıklı yiyecekler:

Tatlı patates

En besleyici sebzelerden biri de tatlı patatestir. C ve A vitaminiyle dolu olan tatlı patates fito-besinler açısından da zengindir. Doğal olarak tatlı ve yumuşak olduğu için bebeğiniz için kolay bir seçenektir.

Muz

En mükemmel gıdalardan biri olan muz, doğal olarak tatlıdır ve vitaminle doludur.

Organik tam yağlı yoğurt

Bebeğiniz 6 aylıksa ve süte karşı alerjisi yoksa probiyotiklere başlamanın en iyi yolu evde mayalayacağınız yoğurttur. Daha fazla vitamin için farklı meyve ve sebze püreleriyle yoğurdu tatlandırabilirsiniz .

Avokado

Bebeğiniz için en mükemmel yiyecek olan avokadonun sindirimi ve hazırlaması kolaydır. Sadece kesin ve bebeğinize yedirin. Avokado Omega-3 de dahil sağlıklı besin öğeleriyle doludur.

Ev yapımı çorba

Ev yapımı sebze çorbası lezzetlidir ve sağlıklı bir bebek yiyeceğidir. Hazırladığınız bu çorbaya tuz eklemeyin.

Yulaf

Bir başka protein kaynağı olan yulaf ile çocuklarınıza kahvaltı hazırlayabilirsiniz. Fitokimyasallar, E vitamini ile demir, çinko ve magnezyum gibi birçok mineral açısından da zengin olan yulafa biraz meyve veya bal ekleyerek tatlandırabilirsiniz.

Yaban mersini

Diğer süper gıdalardan biri de yaban mersinidir. Lif, C ve A vitamini açısından zengin olan yaban mersininde bol miktarda antioksidan bulunuyor. Yaban mersini, kalp, gözler ve beyin gibi bebek vücudunun her parçası için sağlıklıdır.

Taze fasulye

Süper gıdalardan biri olan fasulye portakal gibi birçok meyvenin içinde bulunan antioksidanların 10 katını içeriyor. Lif, protein ve B vitamini açısından zengin olan taze fasulye bebeğinizin kabız olmasını engelleyecektir.

Yumurta

Çok fazla besin değeri ve protein için organik yumurtalar bulmaya çalışın. Ayrıca yumurtada Omega 3 yağ asitleri, kolin ve önemli bir B vitamini var. Hazırlaması kolay olan yumurta bağışıklık sistemini de desteklemenin en iyi yoludur.

Kış kabağı

Bebekler için en iyi gıdalardan biri olan kış kabağının bir düzine çeşidi bulunuyor ve hepsinin tatları farklıdır. Kabağı fırınlayın, kaynatın ya da buharda pişirin ve biraz sebze suyun ekleyin sonra püre yapın. Biraz daha büyük çocuğunuz için iri parçalı olarak hazırlayabilirsiniz.

Kinoa

Proteinle dolu olan kinoa özellikle et, balık, tavuk gibi yiyecekler yiyemeyen bebekler için mükemmeldir. İyi bir lif kaynağı olan kinoada bol miktarda demir bulunuyor. İçinde gluten bulunmayan kinoa çölyak hastalığı olan çocuklarda rahatça kullanılabilir.

Hindistan cevizi

Tadının güzel olmasının yanı sıra hindistan cevizi anne sütündekine benzer yağlı bir asit içeriyor. Hindistan cevizi bebeğin sindirimini geliştirir ve kan şekerini dengeler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Görmenizi doğal olarak iyileştirmenin yolları

Hepimiz yaşlandıkça bazı organlarımız görevlerini yeterince yerine getiremiyor. Göz de bunlardan biridir. Gözümüze gençliğimizde iyi bakmazsak, yaşlanınca körlüğe bile yol açan bazı hastalıklar oluşabilir. Ancak siz bu hastalıkları yıllarca yediğiniz yiyeceklerle önleyebilirsiniz.

Amerikan Optometri Derneği’ne göre, dünya çapında 25 milyondan fazla insan, 55 yaş üstü insanlarda körlüğe yol açan yaşa bağlı maküler dejenerasyon ve katarakttan etkileniyor. Bu hastalıklar genellikle gözün oksidasyonu ve iltihaplanmasıyla oluşuyor, fakat araştırmacılar lutein ve zeaxanthin isimli besin maddeleri açısından zengin yiyeceklerin kronik göz hastalığı riskini azaltabildiğini belirlediler.

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte size görmenizi geliştirmek için 6 gıda:

Karalahana

Kanserle savaşan antioksidanlar ve vitaminler açısından zengin olan karalahana iyi bir beta-karoten ile hem lutein ve hem de zeaxanthin kaynağıdır. Bir kase karalahananın içinde 23,8 miligram lutein ve zeaxathin bulunuyor. Ayrıca karalahanayı salatalarınızda kullanabilirsiniz veya yemeğini ve dolmasını yapabilirsiniz.

Mısır

Lezzetinin yanında mısırın içinde de lutein ve zeaxanthin var. “Journal of Agricultural Food and Chemistry” isimli dergide yer alan araştırmaya göre, mısırı daha fazla pişirmek porsiyon başına içerdiği lutein ve zeaxanthin miktarını artırıyor. Ayrıca mısırı salatalara, çorbalara, tencere yemeklerine ekleyebilirsiniz.

Ispanak

Bir tabak ıspanakta 20,4 miligram lutein ve zeaxanthin bulunuyor. Sandviçlerinize ıspanak ekleyebilirsiniz, ıspanaktan salata olarak faydalanabilirsiniz ya da ıspanağı farklı sebzelerle su haline getirip içebilirsiniz. Ispanağı pişirerek yerseniz vücudunuz luteini daha iyi absorbe eder.

Brokoli

Lif bakımından zengin olan brokoli bol miktarda C vitamini içeriyor. Bunların yanı sıra brokolide görmenizi iyileştiren lutein ve zeaxanthin gibi beta-karotenler bulunuyor. Pişmiş brokoliyi omletinize veya salatalarınıza ekleyebilirsiniz. Hatta brokoli çorbası yapabilirsiniz.

Yumurta

Güne başlamanın en sağlıklı yolu proteinle dolu yumurtadır. Ayrıca yumurta diğer besin maddeleri ve vitaminlerin yanı sıra lutein, E vitamini ve Omega-3 içeriyor.

Portakal

Ulusal Göz Enstitüsü tarafından finanse edilen araştırmaya göre, kış aylarının vazgeçilmezi olan bu narenciyede bol miktarda C vitamini bulunuyor. Gözde C vitamini E vitamini gibi diğer önemli antioksidanların yeniden üretilmesine yardım eder. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Kalp hastalığını önlemenin yolları

Bugüne kadar kalp hastalıklarını önlemenin sizin elinizde olabileceğini eminiz ki hiç düşünmemişsinizdir. Ancak yediğiniz ve içtiğiniz gıdalar ile yaşam tarzınız kalp hastalığı riskinizi etkiliyor. Ömür boyu dikkat ederseniz kalp hastalığına yakalanma ihtimalinizi azaltabilirsiniz.

Uyku ve yemek saatlerinize, yediğiniz ve içtiğiniz gıdalara dikkat ederek kalp hastalığı riskinizi azaltabilirsiniz. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte kalp hastalığını azaltmak için yapmanız gerekenler:

En güçlü ilaç gıdalar

Onlarca yıldır bitki temelli beslenmenin kalp krizi oranlarını azaltmaya yardımcı olduğu tıp literatüründe de belirtilmişti. Eti ölçülü tüketip sebze ağırlıklı beslenmelisiniz.

Günde en az 5 kase sebze tüketin

En büyük araştırmalardan ikisi yeme alışkanlığının kronik hastalıkları nasıl etkilediğini gösterdi. Günde 8 ya da daha fazla porsiyon sebze yiyenlerin kalp krizi ya da felç geçirme riskinin günde 1,5 ya da daha az porsiyon sebze tüketenlere göre daha düşük olduğu belirlendi. Bu nedenle günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmelisiniz.

Günde 3 fincan çay için

Yeşil, siyah veya Çin çayı gibi çay türlerinin hepsi toplam kolesterolü ve trigliserid seviyesini düşürmeye, kan şekerini düzenlemeye ve iltihabı iyileştirmeye yardım eder.

Eti sade şekilde tüketin

Hayvan ürünlerini yemeyi tamamen bırakmak ciddi bir değişiklik olabilir. Bu nedenle en azından sosis, salam ve sucuk gibi işlenmiş etlerden uzak durun. Harvard Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar haftada birden fazla yenen 50 gram işlenmiş etin kalp hastalığı riskini yüzde 42 oranında artırdığını tespit ettiler. Ayrıca hormonsuz, antibiyotiksiz ve katkı maddesi içermeyen et tüketmeye özen gösterin. Yediğiniz hayvanın çayırda beslenmiş olması hayvanın yediği omega-3 yağ asitleri nedeniyle kalp hastalığı riskine karşı sizi koruyabilir.

Balık önemli

Sardalye, hamsi, istavrit, somon ve ringa gibi balıklar kalp dostu Omega-3 yağ asitleri açısından en zengin kaynaklardır. Omega-3 yağ asitlerinin iltihabı, kalp ritm bozukluğunu, trigliserid seviyesini ve kan basıncını azalttığı biliniyor. Ayrıca bu balıklarda diğerlerine göre daha az toksin var.

Akşam yemeğini erken yiyin

Vücudunuz metabolik fonksiyonları tamir etmek için dinlenmeye, ara vermeye ihtiyaç duyar. Bu nedenle gece yarısı yatmadan bir şeyler atıştırırsanız iltihap, kan şekeri, kan yağları ve hücre yaşlanmasında artışa yol açarsınız. Bu nedenle geceleri mutfağa girmeyin, en ideal akşam yemeği saati 7’dir.

Aktif olun

Daha fazla oturarak zaman geçiren insanlarda kalp hastalığı riskini artıran metabolik sendrom gelişme riski yüzde 73 daha fazla. Yakın mesafede bir yere gidecekseniz otobüse, minibüse binmek yerine yürüyerek gidebilirsiniz. Çok yüksek katlarda oturmuyorsanız evinize çıkarken asansör yerine merdivenleri kullanın.

Evcil hayvan sevin

Evcil hayvanların stres, kortizol seviyesi ve kan basıncı üzerinde inanılmaz pozitif etkisi bulunuyor. Evcil hayvanların sakinleştirici enerjisi sizi etkiliyor. Sahibi ile evcil hayvan arasındaki bağ, uyumluluk kalp sağlığını iyileştirmeye yardım ediyor.

Saunaya gidin

Saunalarda ve buhar odalarının kapısında kalp hastalarının tedbirli olmaları tavsiye ediliyor. Ancak Japon araştırmacılar “kızılötesi sauna” olarak isimlendirilen özel bir tür buldular. Bu sauna geleneksel kuru saunadan daha fazla cildin içine enerji işliyor, böylece kalbe yardımcı oluyor. Haftada en az 2 kez bu terapiyle tedavi olan kalp hastalarının 5 yıllık sürede hastaneye yatışları ve ölüm oranları yüzde 50 azaldı.

Her gün şükrettiğiniz şeyleri yazın

Connecticut Üniversitesi’nde görevli psikolog kalp krizi geçirip iyileşen 287 kişiyle görüştü ve hayatta kaldıkları için şükredenlerin 8 yıl içinde başka bir kriz geçirme riskinin düştüğünü tespit etti. Her gün şükrettiğiniz birkaç şeyin listesini yapın ve bunları haftada bir kez okuyun.

Camlarınızı açın

Evinizin içindeki hava dünyanın en kirli şehirlerindeki havadan daha fazla kirlenmiş olabilir. Saç spreyi, mumlar ya da ocaktaki yapışmaz tava, tencerelerden çıkan duman gibi birçok neden evinizi kirletebilir. Tek başlarına küçük gibi görünse de birbirleriyle karışıp yakıcı bir buhar oluşturduklarında iltihaba, kan basıncının artışına ve damarların sertleşmesine yol açabilir. Bu nedenle havaların ılık olduğu günlerde camlarınızı açın ve evinizi havalandırın.

Doğal temizlik ürünleriyle temizlik yapın

Çevreci oldukları ambalajlarında yazsa bile birçok temizlik ürünü felce, yüksek kan basıncına yol açan kimyasallar içeriyor. Mümkünse özellikle mutfağınızı sirke, limon, kabartma tozu ve mısır nişastası gibi doğal temizlik ürünleriyle temizleyin.

Plastik saklama kaplarınızı atın

Plastiğin içindeki BPA ve fitalat gibi kimyasallar yiyeceklere geçebiliyor. Vücudunuzda bu kimyasal tortuları birikince bunlar hormonal sistemi devreden çıkarıyor. Yapılan araştırmalara göre insanların idrarındaki BPA seviyesi ile kalp hastalığı riski arasında bir bağ olduğu belirlendi. Bu nedenle yiyeceklerinizi saklamak için cam, seramik ya da paslanmaz çelik kaplar kullanın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Markette az harcama yapmanın yolu bu önerilerden geçiyor

Herkes market alışverişini akıllı ve planlı bir şekilde yaptığını sanır. Eğer aldığınız gıdalar siz onları pişirene kadar çürüyorsa ya da eve geldiğinizde ihtiyacınız olmayan gıdalar da aldığınızı fark ediyorsanız bu işte başarılı değilsiniz demektir.

Peki akıllı ve tutumlu alışverişin sırrı nedir? HuffingtonPost’ta yer alan habere göre, insanların çoğu gıdalarla dolu bir mağazayla yüzleştiğinde kendilerini bunalmış ve endişeli hissediyor. İşte bu ruh hali içinde marketlerde yapılan 5 önemli hata şunlardır:

Markete haftada sadece 1 kez gitmek

Bu durum özellikle çalışan ailelerde oldukça sık görülüyor. Bir hafta boyunca alınması gerekenler biriktiriliyor ve haftasonları toplu olarak satın alınıyor. Bu stratejiden dolayı, insanlar raf ömrü uzun olan gıdalardan daha fazla satın alıyorlar. Bu da işlenmiş gıdalar anlamına geliyor. Birçok insan market alışverişinin çok pahalı olmasından şikayetçi. Ancak bu durum hazır gıdaların pahalı olmasından kaynaklanıyor. Taze olan gıdaları yemediğinizde ya da dondurmadığınızda kısa sürede bozuluyor. Hazır gıdaları daha az sıklıkla alırsanız para biriktirebilirsiniz ve daha çok taze gıda yemiş olursunuz.

Plansız alışveriş yapmak

Birçok insan alışverişe çıkmadan önce liste hazırlar. Fakat bazen bu listedeki gıdalar iyi düzenlenmemiş olabiliyor. Alışverişe gitmeden önce 2-3 gün için ihtiyacınız olan gıdaların listesini yapın. Yapacağınız yemeğin içine koyacağınız malzemelerin listesini yapıp sadece onları satın alın. Markette rastgele havuç, lahana, patates gibi çabuk bozulacak sebzeleri hemen pişirmeyecekseniz satın almayın.

Karnınızı doyurduktan sonra alışverişe çıkın

Karnınız çok acıktığınızda alışverişe çıkmak korkunç bir fikirdir. Çünkü insan karnı aç olduğu zaman ihtiyacı olmadığı halde gereksiz birçok şey satın alabiliyor. Bunun yanı sıra insanların karnını çok fazla doyurup alışverişe gittiklerinde ise kağıt havlu ve sabun, deterjan gibi ihtiyaçlardan çok fazla aldıkları görülmüştür. Bu nedenle alışverişe çıkarken karnınız çok tok ya da çok fazla aç olmasın.

Çok fazla işleme tabi tutulmuş gıda satın almak

Marketlerde paketlerine bakınca sağlıklı gibi görünen ancak yüzlerce işlenmiş ve kısmen işleme tabi tutulmuş ürün bulunuyor. Ambalajlarında glutensiz, organik ya da doğal yazan bu ürünler tam olarak sağlıklı birer seçenek değildir. Bu nedenle paketlenmiş gıdalar yerine taze gıdaları tercih edin.

Gıdaların ne kadar taze olduğuna dikkat etmemek

Marketinizin ne zaman yeni ürün aldığını bilmiyorsanız birkaç gün önce gelmiş ve bayatlamaya, bozulmaya başlamış gıdaları satın alabilirsiniz. Markete gittiğinizde marketin hangi günlerde taze sebze ve meyve getirdiğini öğrenin ve alışveriş gününüzü buna göre ayarlayın. Aynı şekilde etin, kıymanın ve tavuk ürünlerinin de üretim ve son tüketim tarihlerine mutlaka bakın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Saçlarınızdaki kepekten doğal yöntemlerle kurtulun

Kepek sorununuz var, fakat bir türlü kurtulamıyorsanız kepek şampuanlarından uzak durun ve omzunuza dökülen beyaz pulcuklardan evinizde her zaman kullandığınız gıdalar ve içecekler sayesinde kurtulun.

Kuru saç derisinin ya da sebore dermatit olarak isimlendirilen cilt probleminin bir sonucu oluşabilen kepek, ayrıca egzema, Malasseziya isimli mantar türü, sedef hastalığı sonucu da meydana gelebiliyor. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, saçlarınızda oluşan kepeği eczanelerde satılan çeşitli şampuanlarla tedavi edebileceğiniz gibi ev yapımı ilaçlarla da kepekten kurtulabilirsiniz.

Aspirin

Kepek şampuanlarında bulunan salisilik asit aspirinde de var. İki aspirini parçalayın, toz haline getirip her seferinde kullandığınız normal şampuanın içine ekleyin. Saçınızı şampuanlayıp 1-2 dakika bekleyin, sonra iyice durulayın ve normal şampuanla tekrar saçınızı yıkayın.

Çay ağacı yağı

Bir araştırma göre, yüzde 5 çay ağacı yağı içeren şampuanların kepeğin şiddetini azalttığı belirlendi. Her zaman kullandığınız şampuanınıza birkaç damla çay ağacı yağı ekleyebilirsiniz.

Kabartma tozu

Saçınızı ıslatın ve sonra bir avuç kabartma tozuyla saç derinizi kuvvetli bir şekilde ovalayın. Şampuanlamadan saçınızı iyice durulayın. Kabartma tozu, kepeğe yol açan aşırı aktif olan mantarı azaltıyor. Başta saçınız kuruyabilir, ancak birkaç hafta sonra saç deriniz doğal yağlar üretmeye başlayacak, saçlarınız daha yumuşak olacak ve kepekler yok olacak.

Elma sirkesi

Dr. Mehmet Öz, elma sirkesinin kepeği tedavi edebildiğini söylüyor. Elma sirkesinin asitlik oranı cildinizin pH seviyesini değiştiriyor ve kepek oluşumunu zorlaştırıyor. Çeyrek bardak suyla, çeyrek bardak elma sirkesini sprey şişesinin içinde karıştırın ve saç derinize püskürtün. Saçlarınızı havluyla sarın ve 15-60 dakika oturup bekleyin, daha sonra saçınızı her zamanki gibi durulayın. Bunu haftada 2 kez yapın.

Ağız temizleme suyu

Yoğun kepek probleminizi tedavi etmek için, saçınızı her zamanki gibi olarak şampuanlayın ve sonra ağız yıkama suyuyla durulayın. Sonra da saç kreminizi kullanın. Ağız yıkama suyunun mantar karşıtı özelliği kepek oluşumunu önlemeye yardım eder.

Hindistan cevizi yağı

Güzel kokan Hindistan cevizi yağı iyi ve denenmiş bir kepek tedavisidir. Duş almadan önce, 3-5 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağıyla saç derinize masaj yapın ve yaklaşık bir saat bu şekilde bekleyin. Sonra normal olarak şampuanlayın. Ayrıca Hindistan cevizi yağı içeren şampuan kullanabilirsiniz.

Limon

Saç derinize 2 yemek kaşığı limonla masaj yapın ve sonra suyla durulayın. Daha sonra 1 fincan suyun içine 1 çay kaşığı limon suyu karıştırın ve bununla saçınızı durulayın. Kepeklerinizden kurtulana kadar bunu her gün tekrarlayın. Limonun asitlik seviyesi cildinizin pH dengesine yardım ediyor ve saçınızı kepekten uzak tutuyor.

Tuz

Sıradan sofra tuzunun asidi sayesinde saçınızı şampuanlamadan önce kepek döküntülerini tuzla ovalamak oldukça işe yarar. Tuzluğu elinize alın ve kuru olan saç derinize biraz tuz serpin. Yavaş yavaş saç derinize masaj yapın. Kuru ve kepekli cildinizin iyileştiğini ve şampuan için hazır hale geldiğini göreceksiniz.

Aloe vera

Saçlarınızı şampuanlamadan önce alove verayla masaj yaparsanız saçınızın kaşınmasından kurtulursunuz. Aloe veranın serinletici etkisi kaşınmayı hafifletecektir.

Sarımsak

Sarımsağın anti-mantar özelliği kepeğe yol açan bakteriyi bertaraf etmede mükemmeldir. Sarımsağı ezin ve saç derinizi bununla ovalayın. Sarımsağın kokusundan kurtulmak için ise ezilmiş sarımsağı balla karıştırın, bu karışımla saçınıza masaj yapın. Saçınızı normal şekilde durulayın.

Zeytinyağı

10 damla zeytinyağıyla saçınıza masaj yapın ve saçınızı sarıp sabaha kadar bu şekilde yatın. Sabah olunca normal şampuanınızla saçınızı yıkayın. Daha hızlı bir iyileşme için zeytinyağı içeren şampuan kullanın. (Vasfiye Özcanbaz)