Kategoriler
Yaşam

Bu gıdalar sizi daha zeki yapacak

Yaşa bağlı hafıza kaybını önlediğini ve daha zeki olmanızı sağladığını bilseydiniz, çorbalarınıza nohut, salatalarınıza ise kereviz ekler miydiniz? Bu gıdaların içinde bulunan bileşenler nöronları besliyor, nörotransmitter üretimini destekliyor, iltihabı azaltıyor ve nöral bozulmaya karşı sizi koruyor.

Yıllar geçtikçe beyninizdeki hücreler ölüyor, unutkanlık başlıyor. Forbes dergisinde yer alan habere göre, yaşınız ilerledikçe beyin gücünüzden hiçbir şey kaybetmemek sizin elinizde. İşte beyin gücünüzü korumak için yemeniz gerekenler:

Çikolata

Beyin hücrelerini korumaya yardım eden ve beyne giden kan akışını hızlandıran flavanol isimli antioksidanlar açısından zengin olan çikolatanın kakao oranına dikkat etmelisiniz. En ideali bitter çikolatadır.

Ceviz

Bilim adamları Omega-3 yağ asitlerinin beyin üzerinde nasıl bu kadar koruyucu etkiye sahip olduğunu bilmiyorlar, fakat araştırmalar nörotransmitter fonksiyonlarını desteklediğini gösteriyor. Bir araştırmaya göre, yüksek seviyede Omega-3 yağ asidi içeren ceviz kalp dostudur, damarlarınızı temiz ve kan akışınızı güçlü tutar. Omega-3 kaynağı açısından en zengin yiyecek olan somon balığını içerdiği cıvadan dolayı çok fazla ve sık tüketmemelisiniz. Ancak her gün bir avuç dolusu cevizi salatalarınızda kullanabilir ya da atıştırmalık olarak yiyebilirsiniz. Ayrıca ceviz hafızayı koruyan B6 vitamini içeriyor.

Brokoli ve karnabahar

Araştırmacılar, beyin gelişiminde kolin vitaminin rolünü araştırdıklarında yeni beyin hücresi gelişimini ve nörol bağlantıları desteklediğini belirlediler. Doğum öncesi kolin takviyesi bebeğin ileri yıllardaki zekasını desteklerken kolin eksikliği ise nöral tüp defektiyle ilişkilidir. Yetişkinlerde kolin nörotransmitteri sağlıklı tutar, sizin zeki olmanızı sağlar ve hafızanızı güçlü tutar. Bir kâse rüşeym 202 miligram kolin içeriyor; sığır karaciğeri de en iyi kolin kaynaklarından biridir ve 150 gramında 473 miligram kolin bulunur. Ayrıca brokolide 182, karnabaharda ise 177 miligram kolin vardır. Bunun yanı sıra brokoli K vitamini bakımından zengindir, bu vitamin ise idrakı destekler.

Kereviz

2010 yılında yapılan araştırmaya göre, kerevizin içindeki luteolin isimli bileşenin yaşa bağlı hafıza kaybını yavaşlattığı belirlendi. Çünkü luteolin beyindeki iltihabı yatıştırıyor. Ayrıca kereviz beyindeki dejenetaratif değişiklik döngüsünü önlüyor. Luteolin bakımından en zengin kaynaklardan biri kerevizdir; diğerleri arasında ise biberler ve havuç bulunuyor.

Karabuğday

Doğal bir sakinleştirici olan karabuğdayda triptofan seviyesi yüksektir, bir kâsesi önerilen miktarın yüzde 25’ini karşılar. Karabuğday porsiyon başına 229 miligram ile iyi bir magnezyum kaynağıdır. Glutensizdir ve lif açısından zengin olan karabuğdayı çorbalarınızda, tencere yemeklerinizde kullanabilirsiniz ya da salatalarınıza ekleyebilirsiniz.

Nohut

Magnezyum mesaj iletimini hızlandıran beyin hücresi reseptörleri için oldukça faydalı. Magnezyum ayrıca kan damarlarını rahatlatıyor, beyni beslemek için daha fazla kan gitmesini sağlıyor. Stres ise magnezyumun vücuttan süzülmesine yol açıyor. Bir tabak nohutta 220 miligram magnezyum bulunuyor.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler

Karalahana, pazı, ıspanak gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, B vitamini ve folik asit açısından zengindir. Bunlar da beyni yaşlanmanın etkilerinden korur. Ayrıca, bu sebzelerde kalp krizi ile kansere karşı koruyucu olan antioksidanlar bulunuyor.

Yaban mersini

Bugüne kadar yaban mersininin birçok yararı olduğunu duymuşsunuzdur. Araştırmalara göre, bol bol yaban mersini yemek daha hızlı öğrenme, daha keskin düşünme, daha iyi gelişmiş hafıza sağlar. Ayrıca yaban mersininin antioksidan gücü serbest radikalleri temizler ve nörodejeneratif oksidatif stresi azaltır.

Kırmızı et

Aşırı kırmızı et yememeniz için birçok neden var. Fakat beyin sağlığına gelince sığır, koyun etinde bol miktarda B12 vitamini bulunuyor. Enerji verici olan B12 vitamini sağlıklı beyin fonksiyonları açısından çok önemlidir. B12 vitamini eksikliğinde sinir ve beyin hasarı oluşuyor. Sığır karaciğerinde de bol miktarda B12 vitamini bulunur.

Köri

Körinin içinde kimyon, biber, zerdeçal, kişniş, karanfil, kakule, zencefil, hintcevizi, demirhindi ve acı kırmızı biber bulunuyor. Körinin içinde bulunan acı baharat tadında olan zerdeçal (Hint safranı) ve sarı renkli hardal kurkumin isimli kimyasal içeriyor. Araştırmalara göre, bu kimyasal hafızayı destekliyor, Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatıyor ve yeni beyin hücresi oluşum süreci olan sinir dokusu oluşumunu harekete geçiriyor. Ayrıca beyin ve sinir hücresi iltihabını yatıştırıyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Alzheimer’ın erken dönem belirtilerini görmezden gelmeyin

Herkesin yaşı ilerledikçe bazı şeyleri unutması normaldir. Peki bu unutkanlığı ciddi bir problem olan Alzheimer hastalığından nasıl ayırt edebilirsiniz? 65 yaş ve üzerindeki her 8 kişiden biri bunamanın bu dayanılmaz şekline yakalanıyor. Hastalığın ilk aşamalarında Alzheimer arkadaşlar ve aileler tarafından fark edilemiyor.

WebMD isimli internet sitesinde yer alan habere göre, Alzheimer’ın da dikkat etmeniz gereken erken dönem belirtileri bulunuyor. İşte siz farkına varamasanız da eşinizin, annenizin ya da babanızın Alzheimer hastalığına yakalandığını gösteren ilk belirtiler:

Hafıza ve konuşma

Uzun zaman önce yaşanan olayları hatırlamada bir problem olmazken kısa süre önce olan olaylar kolay unutuluyor. Sevdiğiniz bir yakınınız sizin hatırladığınız konuşmaları unutmuş olabilir. Daha önce cevapladığınız soruları tekrar tekrar size sorabilir. Hastalık konuşmayı bozar, bu nedenle hastalar en sık kullanılan kelimeleri hatırlamakta zorlanabilirler.

Davranışlar

Hafıza kaybına ilave olarak Alzheimer hastalığı davranış değişikliğine ve zihin karışıklığına yol açabilir. Örneğin, hasta bildiği yerlerde kaybolabilir. Her zaman şık giyinen hasta, lekeli giysiler giyip yıkanmamış saçlarla gezebilir.

Belirtileri görmezden gelmeyin

Sevdiğiniz bir kişinin Alzheimer hastalığına yakalandığını kabul etmeniz çok zor olabilir, ancak bu belirtiler varsa vakit geçirmeden doktora götürün. Teşhisi zor olmasına rağmen hastalığın bugünkü tedavisi hastalığın başlangıcında daha fazla işe yarıyor.

Alzheimer’ın teşhisi

Alzheimer için basit bir test yok, bu nedenle doktorlar hastada görülen değişiklikleri sizin anlatmanıza bakarak yorumluyorlar. Bazen mini zihinsel test ya da diğer görüntüleme testleri, kişinin zihinsel fonksiyonları ile kısa süreli hafızasını değerlendirmeye yardım edebiliyor. Nörolojik testler ve beyin taramaları da beyin hakkındaki diğer bilgileri de edinmenize yardım ediyor.

Alzheimer ve beyin

Hastalık, beynin her yerinde sinir hücresi ölümüne ve doku kaybına yol açıyor. Hastalık ilerledikçe beyin dokuları küçülür ve karıncıklar genişler. Hasar beyin hücreleriyle felce uğramış hafıza, konuşma ve anlayış arasındaki iletişimi kesiyor.

Alzheimer’ın ilerlemesi

Hastalık her hastada farklı bir yol izler. Bazı insanlarda, birkaç yıl içinde ciddi hafıza kaybı ve zihin karışıklığı gibi belirtiler kötüleşirken, diğerlerinde hastalığın ilerlemesi dereceli olarak 20 yılı bulabiliyor. Hastalığın teşhisinden sonra kişilerin hayatta kalma süresi 3-9 yıl arasında değişiyor.

Alzheimer günlük yaşamı nasıl etkiliyor

Hastalık konsantrasyonu etkilediği için hastalar fatura ödeme ya da yemek pişirme gibi sıradan işleri yapma yeteneklerini kaybedebiliyorlar. Hastalık daha da kötüleşince, hastalar tanıdıkları insanları ya da yerleri hatırlayamıyorlar. Hastalığın ilerleyen aşamalarında denge problemleri, konuşmayı unutma ve idrar kaçırma gibi problemler yaygınlaşıyor.

Alzheimer ve Egzersiz

Egzersiz, Alzheimer hastalarının bazı kas gücü ve koordinasyon problemleriyle baş etmesine yardım ediyor. Ayrıca egzersiz ruh durumunu geliştiriyor ve bunalımı azaltıyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Unutkanlığı önlemenin yolları

Unutkanlık şikayetleri sadece yaşlıların değil, yoğun iş temposu ve teknolojiyle birlikte gençlerin de hayatında önemli bir yer tutuyor. Günlük yaşamın hareketliliğinden kaynaklanan küçük hafıza sorunlarından, birkaç püf noktasına dikkat ederek kurtulmak mümkün olabiliyor.

Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Türker Şahiner, hafızayı canlı tutmanın yolları hakkında bilgi verdi.

Önleminizi yaşlanmadan alın

Sıklığı gün geçtikçe yaygınlaşan unutkanlık, halk arasında genellikle Alzheimer hastalığını akla getirmektedir. Ancak Alzheimer hastalığında gün içinde yaşanan masum unutkanlık şikayetlerinin yanında; unutkanlığı inkar, becerilerin kaybedilmesi ve kişilik bozukluğu gibi farklı sorunlar da görülmektedir. Beyin sağlığı bakımından unutkanlık şikayetlerinin önemsenmesi ve erken dönemde uzman kontrolünde önlemlerin alınması ilerde yaşanacak ciddi sorunların önüne geçebilmektedir. Ciddi hafıza sorunları veya ileri dönemde Alzheimer hastalığına yakalanmamak için; kalp damar sağlığına dikkat etmek, düzenli spor, beyin egzersizleri, sağlıklı beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmelidir.

Hafızanızı canlı tutun

Yoğun iş hayatı ve teknolojinin her geçen gün daha fazla insan hayatına girmesi küçük hafıza sorunlarına neden olabilmektedir. Hafızayı canlı tutmak için basit ipuçları yardımcı olabilmektedir.

Eşyalarınız için belirli bir yeriniz olsun

Anahtarlık, gözlük gibi yerini hatırlamakta zorlanan nesneler için, kullanılmadığı zamanlar için konulmak üzere sabit bir yer belirlenmelidir.

Sık sık not alın

Telefon numaraları veya randevular hatırlanamıyorsa, bunların listelenmesi ve görülebilecek yere asılması olumlu sonuçlar vermektedir.

Yaptığınız işleri yüksek sesle söyleyin

“Ocağı kapatmış mıydım?” ya da “”Ütüyü fişten çektim mi?” gibi soruları sık sık kendinize soruyorsanız yapılan işleri yüksek sesle söylemek genellikle işe yaramaktadır. Örneğin, ocağı kapattıktan sonra kendi kendinize “Ocağı kapattım” demeniz, daha sonra ocağın kapatıldığını hatırlatacaktır. Bu yöntem insanlarla tanışırken de isimlerini hatırlama konusunda faydalı olmaktadır.

Hafıza yardımcılarını kullanın

Cep telefonu anımsatıcılarının, kol saatinin alarmının ve ses kaydedicilerinin kullanılması, küçük hafıza sorunlarında yardımcı olabilmektedir.

Görsel imgelerden faydalanın

Bir kişinin ismi gibi yeni bir bilgi öğrenildiğinde akıldan bir görüntü oluşturulmalıdır. Bu görüntüler, bilginin unutulmasını önlemeye yardımcı olur.

Anımsatıcıları gruplayarak kullanın

Anımsatıcılar, hatırlamakta kullanılan bir tekniktir. Örneğin; listeler veya isimleri kısaltma haline getirilerek ezberlenebilir. Başka bir anımsatıcı tekniği de akrostiştir. Hatırlamak istenilen her öğenin ilk harfi kullanılarak akrostiş yazılabilir. Tekerlemeler veya hatırlanması gereken her öğeyi bağlayan hikayeler de yararlı olabilmektedir.

Konsantre olun ve rahatlayın

Birçok çevresel etken, dikkati dağıtabilmektedir. Bir şey hatırlamak istenildiğinde, unutulmaması gereken öğeler üzerinde yoğunlaşmak gerekir. Aynı şekilde yeni bir bilgi öğrenilirken o bilgiye yoğunlaşılmalı ve dikkat dağıtıcı faktörler engellenmelidir. Anksiyete ve stres de hatırlamayı engelleyebilmektedir. Derin nefes almak ya da kas gevşetici egzersiz uygulamaları gibi rahatlama tekniklerini öğrenmek yararlı olabilmektedir.

Uykunuzu alın

Uyku esnasında beyin yeni bilgileri pekiştirir. Araştırmalar, iyi bir gece uykusunun ardından daha önce öğrenilen bilgilerin daha iyi hatırlandığını göstermektedir.

Doktora gitmekten çekinmeyin

Hatırlama güçlükleri yaşanılıyorsa, doktora danışmaktan çekinilmemelidir. Depresyon, işitme veya görme kaybı, tiroit fonksiyon bozukluğu, kullanılan ilaçlar, vitamin eksiklikleri ve stres, düzeltilebilir hafıza sorunlarına neden olabilmektedir.

Kategoriler
Sağlık

Hipertansiyon unutkanlığa sebep oluyor

Amerikalı bilim insanları tarafından yapılan araştırmada yüksek tansiyonu olan kişilerin hafıza problemlerine yatkın olduğunu belirlendi.

Yüksek tansiyonu olan kişilerin hafızayla ilgili problemleri olduğunu ve bunun zihinsel değerin düşüklüğü olarak isimlendirilebileceğini ifade eden Alabama Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar, bu çalışmanın yüksek kan basıncı ve hafıza problemleri arasındaki ilişkinin incelendiği, bugüne kadar yapılan en kapsamlı araştırma olduğu belirtildi.

Nöroloji isimli tıp dergisinde de yayınlanan çalışmaya göre, yüksek tansiyonun önlenebildiğini ya da tedavi edilebildiğini ifade edilirken, bunamanın habercisi olabilen zihinsel değer düşüklüğünü de potansiyel olarak önlenebileceği söylendi. Felç geçirmeyen 45 yaş ve üzerindeki yaklaşık 20 bin kişi üzerinde çalışan araştırmacılar, bu kişilerin yüzde 7’sinden fazlasının hafıza problemlerine sahip olduğunu ve hemen hemen yarısının yüksek tansiyon ilacı kullandığını kaydettiler. Yüksek tansiyon değerlerinin 14/9 olduğunu belirten araştırmacılar, bu verilerin yüksek tansiyonun zihinsel düşüş için risk faktörü olduğunu, ancak neden-sonuç ilişkisini anlamak için daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu da sözlerine eklediler.

HER 3 KİŞİDEN 1’İ YÜKSEK TANSİYON HASTASI

Yüksek tansiyon tüm dünyada yaşanan sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Amerikan Kalp Derneği’ne göre Amerika’da her üç kişiden birinde yüksek tansiyon var. Belirti vermediği için, birçok kişinin farkında olmadan yüksek tansiyonla yaşadığı belirtiliyor. Araştırmacılar, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun felç, kalp krizi, kalp ya da böbrek yetmezliğine yol açabileceğini söylediler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Yüksek tansiyon hafıza sorunlarına yol açıyor

Amerikalı araştırmacılar, yüksek tansiyonu olan kişilerin hafıza problemlerine daha yatkın olduğunu ortaya çıkardı.

Nöroloji isimli tıp dergisinde yayınlanan çalışmaya göre, araştırmacılar yüksek tansiyonu olan kişilerin hafızayla ilgili problemleri olduğunu ve bunun zihinsel değerin düşüklüğü olarak isimlendirilebileceğini açıkladılar. Bu çalışmanın yüksek kan basıncı ve hafıza problemleri arasındaki ilişkinin incelendiği, bugüne kadar yapılan en kapsamlı araştırma olduğu belirtildi.

Yüksek tansiyonun önlenebildiğini ya da tedavi edilebildğini belirten Alabama Üniversitesi’nden araştırmacılar, bunamanın habercisi olabilen zihinsel değer düşüklüğünü de potansiyel olarak önleyebileceklerini söylediler.

Felç geçirmeyen 45 yaş ve üzerindeki yaklaşık 20 bin kişi üzerinde çalışan araştırmacılar, bu kişilerin yüzde 7’sinden fazlasının hafıza problemlerine sahip olduğunu ve hemen hemen yarısının yüksek tansiyon ilacı kullandığını kaydettiler. Yüksek tansiyon değerlerinin 14/9 olduğunu belirten araştırmacılar, bu verilerin yüksek tansiyonun zihinsel düşüş için risk faktörü olduğunu, ancak neden-sonuç ilişkisini anlamak için daha fazla araştırmanın gerekli olduğunu da sözlerine eklediler.

Amerikan Kalp Derneği’ne göre Amerika’da her üç kişiden birinde yüksek tansiyon var. Belirti vermediği için, birçok insanın farkında olmadan yüksek tansiyonla yaşadığı belirtiliyor. Araştırmacılar, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun felç, kalp krizi, kalp ya da böbrek yetmezliğine yol açabileceğini söylediler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sigara bunamayı artırıyor

Yapılan yeni bir araştırma, sigara içen orta yaş grubunda bunama riskinin içmeyenlere oranla, yüzde 70 daha fazla olduğunu gösterdi.

“Britain’s Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry” isimli tıp dergisinde yer alan ve yaşları 46 ile 70 arasında değişen 11 bin kişinin incelendiği çalışmada, sigara içen ve yüksek kan basıncı ya da şeker hastalığı olanlarda bunama oluşma riskinin artığı görüldü. 55 yaşın altındaki sigara içenlerde risk içmeyenlere göre 5 kat artarken, 46-76 yaş arasındaki sigara tiryakilerinde kronik hafıza kaybı gelişme riski yüzde 70 daha fazla olduğu görüldü. Araştırmacılar, şeker hastalarında bunama gelişme riskinin ise 3 kattan daha fazla olduğunu buldular.

Ayrıca, American Journal Neurology dergisinde yayınlanan bir başka çalışma ise insanların kitap okuma, yazma ya da kart oyunları oynama gibi günlük aktivitelerle beyni düzenli olarak harekete geçirerek, bunama saldırısını önleyebileceğini gösterdi.

İngiliz dergisinde yayanlanan bu sonuçlar, orta yaştaki insanların sigarayı hemen bırakmalarını ve emekli olana kadar beklemek yerine bunama riskini kontrol altına almaya yardımcı olacak yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları gerektiğini açıkladı.

İngiltere’de sadece 700 bin insanda bunama şikayeti olduğunu söyleyen araştırmacılar, 2025 yılına kadar bu sayının 1 milyondan fazla olacağını tahmin ediyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Beyin egzersizi hafıza kaybını engelliyor

Kitap okumak ve hatta örgü örmek gibi beyni meşgul eden faaliyetlerin hafızayı güçlendirerek ileriki yaşlarda hafıza kaybının önüne geçtiği tespit edildi.

Webmd.com adlı sitede yer alan haberde, yeni yapılan araştırmaya göre, orta yaşlarda dergi okumak, örgü örmek, dikiş dikmek ve sosyal aktivitelere katılmak 70’li ve 80’li yılarda hafıza kaybı oluşumu riskini 3’te bir oranında düşürüyor.

Amerikan Nöroloji Akademisi’nin yıllık toplantısında sunulan çalışmada, 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200 kişi, bu sorunu yaşamayan bir grupla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, katılımcılara son bir yıl içinde günlük faaliyetleri ve 50 ile 65 yaş arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları hakkında sorular sordu.

Orta yaşta okuyan, oyun oynayan veya dikiş dikmek, örgü örmek gibi el sanatı ile uğraşanlarda hafıza kaybı riskinin yüzde 40 oranında azaldığı belirlendi. İlerleyen yaşlarda ise aynı faaliyetlerin bu riski yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna varıldı.

Mayo Clinic nöropsikiyatristi Yonas Geda ise, “70-80 yaşlarında olsanız bile bu beyin egzersizlerinden faydalanmakta geç kalmış sayılmazsınız” dedi. Geda, bu bulguların doğruluğunun onaylanması için daha fazla araştırma gerektiğini de sözlerine ekledi. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Teknoloji

Yıllardır cevabını bulamayan soru: Wi-Fi sağlığınız için tehlikeli mi?

Kabloların ayağına dolanmasından bıkan insanlar kablosuz bağlantıya geçti, ancak kablo karmaşasından bizi kurtaran Wi-Fi teknolojisi sağlanızı tehdit ediyor mu?

Natural On isimli internet sitesinde yer alan habere göre, kablosuz router ve modemler duvarların içinden elektromanyetik radyasyonla bilgisayarlarınıza sinyal gönderiyor. Bu radyasyondur. Peki bu radyasyon duvarlarınızın içinden geçebiliyorsa insan vücuduna niye girmesin? Evinizde ya da ofisinizde kablosuz router varsa tehlikeli bir radyasyon havuzunda yaşıyorsunuz demektir.

Bununla ilgili sorunlardan biri birçok insanın kablosuz modemini fişten çıkarmamasıdır. Böylece 7 gün, 24 saat bu radyasyona maruz kalıyorsunuz. Apartmanınızdaki komşuların da Wi-Fi kullandığını unutmayın. Böylece etrafınız radyasyonla çevreleniyor.

Router’lar elektromanyetik radyasyonu düşük gigahertz seviyesinde yayar. Sorun ise elektro manyetik frekansın (EMF) test edilmemiş olması yani 7 gün 24 saat kullanılmamış olmasıdır. Ev veya ofis ortamında Wi-Fi modemler radyo sinyallerini kabaca mikrodalga fırındakiyle aynı frekansta sinyal gönderiyor.

Kesin olmasa da Wi-Fi router’ların oluşturduğu EMF dalgalarına uzun süre maruz kalmanın beyin hasarına, hafıza kaybına ve hatta tümörlere neden olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Bu düşük frekanstaki EMF insan vücudunun kendi enerji alanını rahatsız edip yorgunluğa, kansere ve DNA değişikliğine yol açıyor. Bir grup insan Wi-Fi’ye maruz kaldığı için düzensiz kalp atışı, baş dönmesi, baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, sindirim problemleri, anksiyete veya depresyon ya da aşırı yorgunluk gibi sağlık sorunları yaşadıklarını iddia ediyor. Birçok insan da Wi-Fi’lerini kapadıklarında ya da Wi-Fi sinyali olan ortamdan ayrıldıklarında hemen iyileştiklerini belirtiyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Danimarka’da tamamlanan ilginç bir araştırma var. Danimarkalı öğrenciler 400 tere tohumu aldılar ve onları iki oda arasında paylaştırdılar. İki odadaki tohumlara da aynı özen gösterildi, ancak odalardan birinde tohumların yanına 2 tane Wi-Fi router yerleştirildi. 12 gün sonra Wi-Fi sinyallerinin bulunduğu odadaki tohumlar filizlenmezken diğer odadaki tohumlar gayet iyi filiz verdi.

Wi-fi modemlerin sağlık açısından risk oluşturup oluşturmadığı konusundaki karar size kalmış. En azından internetle işiniz olmadığında modeminizi kapatın.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Hafızanızı öldüren 5 şey

Hafızanın henüz tam anlaşılmayacak kadar karmaşık olduğunu söyleyen uzmanlar, hafızanın insan biyolojisinin harikası olduğunu de açıkladı. Ancak, hayatınız için büyük öneme sahip olan hafızanızı korumak için sizin de yapmanız gerekenler var.

Foxnews’te yer alan habere göre, psikolojik bir süreç olarak, bilginin depolanması ve geri çağırılması eksik olabiliyor ve böylece belirli yıkıcı güçler karşısında hafıza savunmasız oluyor. Bu güçler hem iç hem de dıştan gelebiliyor ve kısa süreli veya uzun süreli hafızanın herhangi bir alanını etkileyebiliyor.

İşte kaçınmanız gereken hafıza öldürücüler:

Sigara içmek: Birçok araştırma sigara içenlerin özellikle orta yaş döneminde ve yaşlılıklarında hafızalarında ve genel bilişsel yeteneklerinde artan bir azalma olduğunu gösterdi.

Kötü beslenme: Beyninizin yakıta, özellikle glukoza ihtiyacı vardır. Eğer beslenmenizi kısıtlarsanız, beyin gücünüzde de azalma olacaktır. Aç ya da aşırı yorgun olduğunuzda, yoğun ve belirsiz duygular hissedersiniz. Kötü beslenmeden başka, Korsakoff sendromu gibi daha ciddi bozukluklar ile sonuçlanabilir. Bu sendrom, özellikle B1 vitamini gibi az vitamin alınması ya da vitaminlerin yetersiz emilimi sonucu oluşan bir vitamin eksikliği belirtisidir.

Herpes: Alzheimer, felç ya da depresyon gibi çeşitli sağlık koşullarından ya da bozukluklarından biri olan Herpes, gerçek bir hafıza öldürücüdür. Birçok herpes vakası iş arkadaşınızın ismini unutmanıza ya da anahtarlarınızı unutmanıza yol açmaz. Ancak herpes simplex encephalitis olarak bilinen ciddi bir enfeksiyon şekli ciddi hafıza kaybına yol açıyor.

Hipnoz: Hipnoz altında yapılan şeyler unutulabilir. Bu olağanüstü olayda, her ne kadar etkisi geçici de olsa “posthypnotic amnesia (hipnoz sonrası amnezi)” aşaması oluyor, bu aşamada bazı olayları ya da tamamen geçmişi unutabiliyorsun.

Stres: Araştırmalar, stresli olayların hafızayı bastırdığını gösteriyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Zihnizi dinç tutmak için 5 faydalı beyin egzersizi

Formda kalmak için egzersiz yapmanın yanında zihninizi de aktif tutmak için beyninizdeki bağlantıları ve nöral ağları da geliştirmelisiniz. Peki bunu nasıl yapacaksınız?

Askmen isimli internet sitesinde yer alan habere göre, her gün beyninizin 5 büyük zihinsel fonksiyonunu başarılı bir şekilde çalıştırmanız için çeşitli egzersizler ve aktiviteler var.

Fikirlerimiz 5 temel zihinsel fonksiyondan oluşuyor; hafıza, dikkat, dil, görsel-uzamsal yetenekler ve idari fonksiyon. Keskin bir zekaya sahip olmak için bu 5 fonksiyonu harekete geçirmek ve etkili şekilde egzersiz yaptırmak gerekiyor.

Hafıza: Beyinde hafızayı canlı tutmak için çeşitli egzersiz türleri var. Hafızanız zayıflamaya başladığında zihinsel yeteneklerin de yavaşladığını anlarız. İyi bir hafızaya sahip olmak için beyninizi düşündüğünüzden de kolay şekilde çalıştırmalısınız. Müzik dinlemek sadece eğlenceli değil, hafızanızı geliştiren ve yetenekleri inşa etmeye yardım eden asetilkolin seviyesini artırıyor.

Dikkat: Hafıza okuduğunu anlama, gürültüye ve karmaşıklığa rağmen konsantrasyon gibi tüm zihinsel aktivitelerde ciddi bir rol oynuyor. Rutin işlerimizi değiştirerek dikkatimizi geliştirebiliriz. İşe gidiş yolunuzu, masanızı düzenleme şeklinizi değiştirin. Bu, alışkanlıklarınızdan kurtulmanızı ve daha fazla dikkat etmenize yardım eder. Koşarken sesli kitap dinlemek gibi birleştirilmiş aktiviteler zihninizin aynı süre zarfında daha fazla çalışmasını sağlar.

Dil: Dil aktiviteleri bizim hatırlama, anımsama ve kelimeleri anlama yeteneğimizi geliştirir. Ayrıca akıcılığımızı, dilbilgisi yeteneğimizi ve sözcük bilgimizi dener. Düzenli egzersizle yeni kelime bilginizi artırabilir ve alışılmış kelimeleri daha kolay hatırlayabilirsiniz.

Görsel-uzamsal yetenek: Renkli ve 3 boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. Görsel bilgileri analiz etme çevremizle hareket etme açısından gereklidir. Bu zihinsel fonksiyonu çalıştırmak için bir odada yürümeyi ve 5 nesne ve yerlerini beyninize yerleştirmeyi deneyin. Odadan çıktığınızda 5 nesnenin ne olduğunu ve nerede durduğunu hatırlamaya çalışın. Kolay mı? İki saat bekleyin ve tekrar hatırlamaya çalışın. Bu hafızanızı kullanmak için sizi zorlayacak ve beyninizi bir noktada odaklamaya çalışacaksınız.

İdari fonksiyon: Farkına varmasanız da siz karar verirken, varsayım oluştururken ve hareketlerinizin muhtemel sonuçlarını göz önüne alırken mantığınızı ve muhakeme yeteneğinizi kullanırsınız. Bir arkadaşınızla birlikte geziye çıkmak zihinsel performansınızı geliştirecektir. Video oyunları da problem çözme ve strateji oluşturma yeteneklerine yardım eder. (Vasfiye Özcanbaz)