Kategoriler
Sağlık

Fazla kahve, miyom riskini artırıyor

Kadınlarda sık karşılaşılan iyi huylu tümörler olan miyomların görülme riski, günde 3 fincandan fazla kahve içenler kadınlarda artıyor.

Kadınlarda sık görülen sağlık problemlerinden biri, sinsi ilerleyen ve yaşla birlikte artan miyomlardır. Araştırmalara göre, kafein kullanımının miyom oluşumunu tetiklediğini ortaya çıktı. Günde 3 fincandan fazla kahve içen 35 yaş altı kadınlarda miyom riskinin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Dede, “Miyomlar hamilelik döneminde yerleşim yerine bağlı olarak erken doğum riskini artırabilir ve gebeliği olumsuz yönde etkileyebilir” dedi ve şunları açıkladı.

Rahmin kas tabakasından gelişen ve genellikle iyi huylu seyreden tümörler olan miyomların büyük bir kısmının belirti vermez, doktora gidildiğinde veya tetkikler esnasında tesadüfen fark edilir. Miyomların başlıca belirtileri arasında kadının adet döngüsünde olağan dışı değişiklikler, kasık bölgesinde basınç hissi, bağırsaklarla ilgili huzursuzluklar, idrar yapmada zorlanma, sık idrara çıkma ya da idrar kaçırma, sırt ve bel ağrısı, ağrılı cinsel ilişki, çarpıntı, halsizlik gibi anemi belirtileri yer alır.

Kahve miyoma neden olabilir

Miyom ameliyatı olan hastalarda miyomların tekrar etme olasılığının yüzde 10’lara yakın. Bu hastaların 10 yıllık takipleri sonucunda, yüzde 45’inin rahim ameliyatına girdiği dikkat çekiyor. Miyomlarda risk faktörleri: 

  • Yaş (+40)
  • Erken yaşta adet görmek (10 yaş)
  • Aile öyküsü
  • Obezite, hipertansiyon
  • Daha önce doğum yapmamış olmak
  • Geç yaşta ilk doğumunu yapmak
  • Kahve tüketimi
Kategoriler
Sağlık

Hipertansiyon daha çok kadınları etkiliyor

Tüm dünyadaki ölümlerin sekizde birinden sorumlu olan hipertansiyon, tedavi edilmediğinde ciddi sağlık problemlerine yol açar. Erkeklerden daha fazla kadınları etkileyen hipertansiyon, inme, kalp ve böbrek hastalıklarının en büyük sorumlusu.

Hipertansiyonun en önemli belirtilerinin baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı ve görmede bozukluk olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Hipertansiyon inme, kalp ve böbrek hastalıklarının en büyük sorumlusu olarak görülüyor. Her yıl 9 milyon insan yüksek kan basıncı ve bundan kaynaklanan hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor” dedikten sonra şu açıklamalarda bulundu.

Dünyada 1 buçuk milyardan fazla insanda hipertansiyonun görülüyor. Hastaların yüzde 50’sinde belirti vermeyen hastalık ülkemizde de oldukça yaygın. Türk Kardiyoloji Derneği’nin açıkladığı son rakamlara göre, Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 31,2’sinde hipertansiyonun görülürken, hipertansiyon hastası gençlerin sadece yüzde 12’si hastalığının farkında.

Tansiyon konusunda kadınlar daha bilinçli

Türkiye’de kadınların hipertansiyon farkındalığı ve tedavi sıklığı erkeklere göre daha yüksek olsa da tedavi ve kontrol oranlarının daha düşük olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ertan Ökmen, “Hipertansiyon kadınların yüzde 36, erkeklerde ise yüzde 30’unda görülüyor. Fazla kilo, obezite, hareketsiz yaşam, beslenmedeki işlenmiş gıdalar ve tuz alımında artış hipertansiyona neden oluyor. Çocuklarda görme bozukluğu, bulantı ve baş ağrısı da hipertansiyon belirtisi olabilir. Bu nedenle 3 yaşından sonra düzenli olarak kan basıncı ölçümü yapılmalı” diye konuştu.

Lokantalarda tuzluklar masalardan kalkacak

2019 yılı itibariyle Sağlık Bakanlığı, Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu ile Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu arasında tuz ve seker kullanımının azaltılmasına dair protokol imzalandı.

Günlük ideal tuz kullanım oranı 8 gram iken bu oran Türkiye’de ortalama olarak 18 gram civarında. Bu protokole göre tuz kullanımı her yıl yüzde 4 oranında kademeli olarak azaltılacak. Lokantalarda tuzluklar masalardan kalkacak. ” dedi.

Hipertansiyondan korunmanın yolları

  • Spora başlayın, bol bol hareket edin
  • Tuzluk ve tuz… Atın evinizden gitsin
  • En iyi beslenme çeşidi: Akdeniz tipi beslenme
Kategoriler
Soru-Cevap

Üşüyünce tüylerimiz neden diken diken olur? Kadınlar niçin erkeklerden daha çok üşür?

Kimi zaman merak ettiğimiz ve cevabını bilmediğimiz birçok soru olabiliyor. Havaların soğuduğu bu dönemde dışarıya çıktığımızda tüylerimizin birden diken diken olduğunu fark ederiz. Ya da aynı ortamda kadınların erkeklerden daha çok üşüdüğüne şahit olmuşsunuzdur. Peki bunların nedeni ne olabilir?

BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, tüm bu merak edilen soruların bilimsel bie cevabı bulunuyor. Üşüdüğümüz zaman  vücudumuzdaki her tüye ait olan küçük kaslar tüylerin ayağa kalkması için kasılıyor. Bu şekilde derimizdeki kıl kökleri de kabarıyor. Tıp dünyasında piloereksiyon olarak isimlendirilen saçların veya tüylerin dikleşmesi durumu tüm memelilerde görülüyor. Bu süreç çok kıllı olan taş devri çağı insanlarının ısınmasına yardım ediyordu ancak günümüzde insanoğlunun tüyleri eskiye göre oldukça azaldı. Bunun yerine titreme, hızlı kas kasılmaları ile bizi ısıtmak için çok daha iyi bir iş yapıyor.

Kadınlar niçin soğuğu erkeklerden daha fazla hisseder?

Erkeklerin üşümediği ve hatta kısa kollu tişörtle dolaştığı bir ortamda kadınlar çok fazla üşüyebiliyor ve daha kalın giyiniyorlar.

Bunun nedenlerinden biri kısmen belirli bir vücut ağırlığına karşılık kadınların ısı üretmek için daha az kas dokusuna sahip olmaları olabilir. Ayrıca bunun yanında kadınların sahip olduğu östrojen hormonu da üşümelerinde büyük bir etkiye sahip. Çünkü kanın kalınlaşmasının bazı yan etkileri bulunuyor. Ekstremiteleri besleyen küçük kılcal damarlara giden kan akışı azalıyor. 1998 yılında Utah Üniversitesi’nde yapılan bir  araştırmada da, kadınların el, ayak ve kulaklarının erkeklerden 3 °C daha soğuk olduğu tespit edildi.

Kategoriler
Sağlık

Tırnaklarınız çabuk kırılıyorsa dikkat!

Küçük çocuklarda, kadınlarda, hamilelerde ile ekonomik düzeyi düşük olan insanlarda demir eksikliği daha sık görülüyor. Bazıları yaşadığı belirtilerin yorgunluktan olduğunu düşünüp doktora gitmiyor. Fakat demir eksikliği tedavi edilmezse kalp sorunlarına, hamilelikte erken ve düşük ağırlıklı bebek doğumuna ve çocuklarda ise gelişim geriliğine yol açabilir.

Foxnews’te yer alan haberde, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden yayınlanan istatistiklere göre, kadınların yaklaşık yüzde 9’u demir eksikliğinden şikayet ediyor. Ülkemizde ise bu oran yüzde 30-40 civarında. Eğer sizde de bu belirtiler varsa, demir eksikliği sorununuz olabilir:

Yorgunluk

Vücut oksijeni taşıyan kırmızı kan hücrelerindeki madde olan hemoglobin üretmek için demiri kullanır. Yeterince sağlıklı kan hücreye sahip olmadığınızda kendinizi yorgun, bitkin hissetmeye başlarsınız.

Odaklanma güçlüğü

Nörotransmitter sentezi demir eksikliği olan kişilerde değişebilir ve normal fonksiyonları azalabilir. Bu da bir işe odaklanmada sorunlar yaşamanıza yol açar.

İlgisizlik, kayıtsızlık

Herhangi bir şeye ya da aile, arkadaşlar, iş gibi her şeye karşı ilgisizlik durumunda da yine nörotransmitter sentezi değişmiştir.

Nefes alma güçlüğü

Spor yaparken, evde iş yaparken ya da otomobilinize doğru yürürken nefes almada güçlük yaşıyorsanız demir eksikliği sorununuz olabilir. Kanda yeterince demir olmazsa, vücut oksijen açlığı hisseder, nefes almakta zorlanırsınız.

Sıradışı soluk ten rengi

Cildinizin rengi dikkat çekecek şekilde soluklaştıysa bu iyi bir işaret değildir. Bu görünüm azalan kan akışıyla ve düşmüş kırmızı kan hücresi sayısıyla alakalı olabilir.

Normal egzersizlerinizi yapmada güçlük

Birkaç hafta önce egzersiz yaparken zorlanmıyordunuz fakat şimdi aynı egzersizleri güçlükle yapıyorsanız demir eksikliği başlamış olabilir. Çünkü düşük demir seviyesi direncinizi düşürür. Yeterince demire sahip olmama kaslarınızın kendini uygun şekilde iyileştirme yeteneğini azaltır.

Kırılgan tırnaklar

Demir eksikliğiniz varsa el ya da ayak tırnaklarınız kolayca kırılabilir. Ayrıca demir eksikliğine bağlı olarak tırnaklarınızda çöküntü ve oyuk oluşabiliyor.

Pembe ya da kırmızı idrar

Pancar yediğinizde idrarınız rengi kırmızımsı olabilir. Normal insanların yüzde 10 ile 14’ünde bu durum oluşurken, demir eksikliği olan kişilerde bu rakam daha yüksektir ve belirli pigmentlerin bağırsaklardaki emiliminin artmasıyla meydana gelir.

Çarpıntı

Çok küçük bir iş yaptığınızda bile kalbiniz hızlı hızlı çarpıyorsa bu durum demir eksikliğinin bir belirtisi olabilir.

Kulaklarda çınlama

Demir eksikliğinin çok fazla bilinmeyen belirtilerinden biri de kulak çınlamasıdır. Yukarıdaki belirtilerin yanı sıra sık sık kulaklarınız çınlıyorsa, kulaklarınızda bir uğultu oluyorsa demir eksikliği olup olmadığını anlamak için kan tahlili yaptırmalısınız.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Kadınlar neden erkeklerden daha uzun yaşıyor?

Erkeklerin biyolojik ve sosyolojik olarak dezavantaja sahip olduklarını belirten uzmanlar, kadınların erkekler kadar cesur olmadıkları ve sosyal ilişkilerde daha güçlü oldukları için daha uzun süre yaşadığını vurguluyor.

Her ne kadar erkekler kadınların dırdır yaparak başlarını şişirdiklerini ve erken yaşlanmalarına neden olduklarını söylese de bilim öyle demiyor. Daha anne karnındayken hayata 1-0 önde başlayan kadınlar, erkekler kadar gözüpek davranmadıkları ve sosyal ilişkilerde daha güçlü oldukları için erkeklerden daha uzun süre yaşıyor.

Foxnews’te yer alan haberde, Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’nin raporuna göre, 2012 yılında doğan bir kız bebeğin 81,2 yaşında, erkek bebeğin ise bundan 5 yıl daha az yaşayıp 76,4 yaşında öleceği tahmin ediliyor. Kolombiya Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Marianne Legato, erkeklerin  biyolojik ve sosyolojik olarak dezavantaja sahip olduklarını söyledi.

İşte kadınların erkeklerden uzun yaşamasının nedenleri:

Kadınlar ana rahminde daha dirençli:

Erkeklerin anne rahmindeki enfeksiyonlara ve diğer sorunlar karşısında ölüme daha yatkın olduklarını söyleyen Legato, doğumdan önce erkeklerin fiziksel olarak gelişimlerinin de kızlardan daha yavaş olduğunu belirtti. Bu nedenle az gelişmiş akciğer ya da beyin fonksiyonlarına bağlı olarak erken doğduklarında erkek bebeklerin ölüm riskleri daha fazla.

Kadınlar daha az gözüpek davranıyor:

Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi’ne göre kasıtsız yaralanmalar erkekler arasındaki üçüncü ölüm nedeniyken kadınlar arasında ise 6’ıncı ölüm nedenidir. Sorumluluk ve risk hesaplamayla ilgili olan beynin ön lobu erkeklerde kadınlardan daha yavaş gelişiyor. Sonuç olarak erkekler kendilerini daha fazla riske atıyorlar.

Kadınlar kalp hastalığından daha geç yaşta ölüyorlar:

Kalp hastalığı hem kadınlar hem de erkekler için birincil ölüm nedenidir. Fakat erkeklerde kalp hastalığı 30-40’lı yaşlarda gelişiyor ve ölüme yol açıyor. Kadınlarda ise bundan 10 yıl daha geç gelişiyor. Kadınlar menopoza kadar kalp hastalığından korunuyorlar. Çünkü östrojen hormonu kadınların damarlarını sağlam ve esnek olmasına yardım ediyor.

Kadınların sosyal ağları daha güçlü:

Arkadaşlar iyi bir ilaç gibidir. 2010 yılında Brigham Young Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, güçlü sosyal bağları olan insanların çok az sosyal bağı olanlara göre, ölme riski yüzde 50 azalıyor. Erkeklerin çoğunun streslerini ve endişelerini içine attıklarını söyleyen Legato, kadınların ise başkalarıyla paylaştığını belirtiyor. Ancak yapılan birçok araştırmaya göre, evli erkekler daha sağlıklı ve uzun yaşıyorlar.

Kadınlar sağlığına dikkat ediyor:

Erkekler yıl içinde kadınlardan yüzde 24 daha az doktora gidiyorlar ve kolesterol testinden yüzde 22 oranında daha çok kaçarlar. Erkeklerin yüzde 28’inin düzenli olarak gittikleri bir doktoru bile yok. Erkeklerin çoğu hastalıkları reddeder ve belirtileri küçümser çünkü doktora gitmek istemezler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Camları temizlemenin 8 akıllıca yolu

Kadınların sevmediği ev işlerinden biri de ütüden sonra ikinci sırada yer alan  cam silmektir. Cam silmek çoğu kadın için yorucu ve sıkıcı bir iştir. Çünkü özellikle ilkbahar ve sonbaharda camları sildiğiniz gün yağmur yağar ve camlarınız hemen kirlenir. Peki bu işin de kolayı olduğunu biliyor musunuz?

Camlarınızı silerken kullanacağınız deterjan kadar gazete, sünger, fırça gibi aletlerin kullanımı da oldukça önemlidir. Reader’s Digest dergisinde yer alan haberde, camlarınızı kolayca temizlemeniz için bazı ipuçları açıklanıyor. İşte cam, pervaz ve sinekliklerinizi zahmetsizce temizlemenin yolları:

Camlarım silindikten sonra her zaman çizgi çizgi oluyor

Yumuşak kauçuk kenarlı cam sileceği kullanın. Camları silmek sıkıcı ve yorucu bir iş olmasına rağmen daha kötüsü camlarınızın çizgili kalmasıdır. Renk bulaşmasını önlemek için siyah-beyaz gazete sayfalarını buruşturup kullanın. Camlarınızı doğrudan güneş ışığı altında silmeyin, çünkü çok hızlı kurur ve çizgi çizgi olma riski daha fazladır.

Panjurlarım tozu mıknatıs gibi çekiyor

Tozların hızlı bir şekilde yığılmasını önlemek için, camları temizledikten sonra panjurlarınıza püskürtmek için antistatik sprey kullanın.

Pencere pervazlarım küf tutuyor

Beyazlatıcı içeren deterjan solüsyonuyla yıkayın. Ahşap pervazlardaki siyah ya da gri küf lekeleri bir litre suya ekleyeceğiniz 60 mililitre ağartıcı ve 30 mililitrelik çamaşır detarjanı karışımı ile güzelce temizleyebilirsiniz. Ellerinizi korumak için lastik eldiven kullanın. Süngerle karışımı lekelerin üzerine yayıp 10 dakika bekleyin ve temiz suyla durulayın.

Dışardaki pencere eşiklerim çok hızlı kirleniyor

Camın dışındaki pencere eşikleriniz daha çok elemente maruz kaldığından daha hızlı kirlenir. Bunu önlemek için bir kat şeffaf yer cilası uygulayın.

Perdelerim açık sarı

Perdelerinizin tozunu alın ya da yıkayın. Storlarınızın tozunu yumuşak bir bezle ya da elektrik süpürgenizin fırçasıyla düzenli olarak alın. Kirlendiyse ve sararmaya başladıysa onları yıkayın. Vinil (bir tür sağlam plastik) storlarınızı bir litre ılık suya ekleyeceğiniz çeyrek bardak beyaz sirke karışımıyla sünger kullanarak yıkayın. Küvette yıkamak daha kolaydır.

Camlarım çok hızlı kirleniyor

Evinizde kullandığınız ısıtıcı ya da soğutucunun filtresini değiştirin. Camınızın iç tarafı çok hızlı kirleniyorsa klimanızın ya da ısıtıcınızın filtresini değiştirme zamanı gelmiş demektir. Modern hava geçirmeyen evler daha fazla toz, polen ve diğer partikülleri içeriye hapseder. Isıtıcı ya da soğutucunuzdaki filtreler de kirleri hapseder, ancak bu filtreleri sık sık değiştirmelisiniz.

Pasif içicilik camlarımı kirletiyor

Camlarınızı amonyaklı suyla silin. Camlarınızdan sigaranın oluşturduğu nikotin filmini çıkarmak için bir fincan limon kokulu çamaşır suyunu yaklaşık 9,5 litre suya karıştırın ve camlarınızı silmek için bu karışımı kullanın.

Sinekliklerim kirleniyor

Çıkarıp yıkayın. Sineklikleri temizlemenin en iyi yolu çıkarıp dışarıda yıkamaktır. Yumuşak kıllı fırça kullanarak ılık ya da sıcak suya ekleyeceğiniz limon kokulu bulaşık detarjanıyla sinekliğin iki tarafını da ovalayıp yıkayın. Sonra durulayıp kurutun ve yerine takın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Doğum kontrol hapı beyin kanseri riskini artırıyor

Danimarka’da yapılan araştırmaya göre, uzun süreli doğum kontrol hapı kullanmak bir çeşit beyin kanseri olan glioma gelişme riskini artırıyor. Bulgular, kadınlar için önemli çünkü glioma oldukça nadir görülen bir kanser türü.

Birkaç yıl önce yapılan araştırmanın lideri Odense Üniversitesi’nde nöroloji alanında profesör olan David Gaist, gliomaya yakalanmış 50 yaşın altındaki kadınların yüzde 90’ının 5 yıl ve daha uzun süre hormonal bir gebelik önleyici kullandığını ifade ediyor. Her yıl yaşı 15-49 arasındaki 100 bin kadında sadece 5 tanesinde bu kanser türü görüldüğünü söyleyen Gaist, doğum kontrol hapı gibi gebelik önleyici ilaçlar kullananlarda hastalığın olduğunu açıklıyor.

5 yıldan fazla ilaç kullananlarda risk daha fazla

Gebelik önleyici kullananların neredeyse yüzde 60’ı arasında 317 glioma vakası tespit edildi. Buna göre hap ve diğer gebelik önleyici ilaç kullanımının glioma açısından riski artırdığına dikkat çekildi ve risk ilaç kullanımı süresinde artıyor görünüyor.

Örneğin, bir yıldan daha az süredir herhangi bir gebelik önleyici kullanan kadınlarda glioma görülme riskinin kullanmayanlara göre yüzde 40 daha fazla olduğu belirtiliyor. 5 yıldan daha uzun süre gebelik önleyici kullanan kadınlarda ise risk kullanmayanlara göre neredeyse ikiye katlanıyor.

Ayrıca araştırma ekibi östrojenden çok progesteron hormonu içeren gebelik önleyici kullanan kadınlarda glioma riskinin daha fazla olduğunu belirledi. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Kadınların utanç verici küçük sırrı!

İdrar kaçırma rahatsızlığının yalnızca daha yaşlı kadınları etkilediğini düşünüyorsanız, tekrar düşünün. Mesane kontrolü sorunları daha genç, aktif kadınları da etkiliyor.

Genç kadınların yüzde 20-30’u, orta yaşlı kadınların yüzde 30-40’ı ve yaşlı kadınların yüzde 50’sinden fazlası idrar kaçırmadan muzdarip. Peki siz de onlardan biri misiniz?

Türkiye Fizyoterapistler Derneği, idrar kaçırma rahatsızlığının teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında şu bilgileri verildi:

STRES TİPİ İDRAR KAÇIRMA: Öksürdüğünüzde, güldüğünüzde ve hapşırdığınızda mesaneyi zorlayan veya mesaneye fazla baskı uygulayan herhangi bir harekette ortaya çıkan küçük sızıntıdır.

Stres idrar kaçırması, pelvik kaslar ve dokular gerildiğinde ve hasar gördüğünde hamilelikten ve doğumdan kaynaklanabilir. Yaşlanmanın bir sonucu olarak veya aşırı şişmanlık nedeniyle yüksek etkili sporlardan da ortaya çıkabilir.

SIKIŞMA TİPİ İDRAR KAÇIRMA: Bir diğer adıyla “aşırı aktif mesane” biraz farklıdır; acil olarak tuvalete gitme ihtiyacının akabinde, birkaç saniye ila bir dakikalık bir uyarı arasında istemsiz bir idrar kaçırma gerçekleşir. Mesane kaslarının spazmlarına bağlı olduğu düşünülmektedir.

Multipl skleroz, Parkinson hastalığı veya üriner sistem enfeksiyonu gibi durumlar da neden olabilir.

KARMA TİP İDRAR KAÇIRMA: Birden fazla idrar kaçırma türüne sahip olduğunuz anlamına gelir; stres ve urge tipi idrar kaçırmaların tipik bir karışımıdır.

TAŞMA TİPİ İDRAR KAÇIRMA: Tuvalete her gittiğinizde mesanenizi boşaltamıyorsanız ve sık sık veya sürekli idrara çıkma yaşarsanız, taşma tipi idrar kaçırmanız var demektir. Bazı ilaçlar, şeker hastalığı olanlar a bu tip idrar kaçırma yaşayabilir.

İDRAR KAÇIRMAYA KARŞI TEDAVİ YÖNTEMLERİ

KAS EGZERSİZİ: Kas kontrolünü öğrenmek sızıntıyı yönetmeye yardımcı olabilir. Düzenli olarak pelvik kas (Kegel) egzersizleri yapmak anlamına gelir.

Tenis oynamaya gidiyorsanız ve backhand vuruşunuz sizin sızdırmanıza neden oluyorsa, o anda kasları sıkmayı öğrenmelisiniz. Nasıl mı?

Aynı anda poponuzun ve vajinanızın etrafındaki kasları sıkın ve içe doğru çekip bırakın. Pelvik taban kaslarınızı her sıktığınızda kaslarınızın kalktığını hissetmeniz gerekir. 8’e kadar sayarken onları sıkıca tutmaya çalışın. Şimdi, bırakarak rahatlamalarına izin verin. Belirgin bir şekilde “rahatlama” hissini taşımanız gerekir.

“Sık ve kaldır”’ı tekrar edip gevşeyin. Kasların her kaldırılması arasında yaklaşık 8 saniye dinlenmek en iyisidir. Eğer 8’e kadar dayanamazsanız, elinizden geldiğince tutmaya çalışın.

Bu “sık ve kaldır”ı 8 ila 12 üst sınır olmak üzere yapabildiğiniz kadar tekrarlayın. Aralarda dinlenerek üç set yapmaya çalışın. Bu eğitim planını her gün uzanırken, otururken veya ayakta dururken her gün 8 ila 12 defa yapın.

Doğru bir şekilde sıktığınızdan emin değilseniz veya 3 ay sonra semptomlarda herhangi bir değişiklik görmüyorsanız, doktorunuz veya fizyoterapistinizden yardım isteyin.

MESANE EGZERSİZİ: Mesane eğitimi, tuvalet ziyaretleri arasındaki zamanı uzatarak kadınlara yardımcı olabilir.

Her 30 dakikada bir sık sık idrar yapmaya başlarsınız ve her üç dört saat içinde gidene kadar kademeli olarak zamanı arttırırsınız.

GEVŞEME EGZERSİZLERİ: Acil idrar yapma isteği geldiğinde yavaş ve derin nefes alma da yardımcı olabilir.

Acil idrar yapma isteği geçtikten sonra beş dakika bekleyin ve artık ihtiyacınız olmadığı halde bile tuvalete gidin. Bekleme süresini yavaşça artırın.

PARAŞÜTÜCÜLER, JİMNASTİKÇİLER, KOŞUCULAR RİSK ALTINDA

İdrar kaçırma konusunda paraşütücüler, jimnastikçiler, koşucular gibi etkili spor dallarındaki kadınlar en çok risk altındadır. Çünkü bu sporlarda, mesaneyi destekleyen pelvik kaslara ve bağ dokularına zarar verebilecek kadar zemine sert vuruyorsunuz.

KOLAYI, KAHVEYİ AZALTIN

Çoğu kadın için, küçük bir emici ped ilk silahtır, ikincisi bir yaşam tarzı değişikliğidir. Pek çok kadın için değişim, daha az su içmek kadar basit olabilir. Ayrıca kola, kahve gibi kafeinli herhangi bir içecek sizi daha fazla kaçırmanıza sebep olur. Bu içecekleri azaltmanız gerekiyor.

Kategoriler
Yaşam

En güzel 100 kadının 4 ortak noktası

Amerika merkezli TBWorld portalı, 2016 yılının en güzel 100 kadınını seçti. İçlerinde 4 Türk güzelinin de olduğu bu 100 kadının ortak noktalarını Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur değerlendiriyor.

Önerilmiş 431’den fazla kadın adayın arasından seçilen bu 100 güzel, global yapılan bir anket sonucunda değerlendirilmeye alındı. İnternet üzerinden sosyal medya hesaplarından verilen oyların toplamı 60 milyona ulaştığını açıklayan TBWorld Portal’ı, global güzellik anlayışını kavramak ve insanların mükemmel olarak nitelendirdiği en güzel yüzleri bulabilmek için, böyle bir anket yaptıklarını söyledi. Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur’un anket sonucunu ve ilk 100 güzeli inceleyerek yaptığı değerlendirme ise şu şekilde:

“Bu anket dünya çapında yapılmış ve özellikle uzman olmayan kişilerce, halk tarafından ilk 100’ün seçilmesi açısından son derece değerli veriler içeriyor. Çünkü güzellik konusunda uzmanlığı olmayan insanlar, mevzuya bütün olarak bakıp, hoşuna gitme, iyi algılama durumundan sonra oylarını verirler. Oysaki uzmanlık devreye girdiği zaman, benim her zaman dışladığım Altın Oran mevzusu konuya dahil olur ve işin içine matematik girince de, basma kalıp bir güzellik anlayışı hakimiyet kazanır. Seçim yapan, oyunu kullanan halk, aslında fark etmeden yüzdeki bütünlüğü sevdikleri için oy vermişlerdir.

Seçilen ilk 100 kadını ben de inceledim. İçlerinde benim de gerçek anlamda güzel bulduğum kadınların isimleri de var. Bu 100 kadının kimi sarışın, kimi esmer, kimi renkli gözlü, kimi kömür gibi kara bakışlı. Bazısının burnu yamuk, bazısının sıra dışı hiçbir norma uymayan bir güzelliği var. Ama bu 100 kadının toplamda birleşen 4 özelliği sabit. Hepsinin dikkat çekici bakışları, dolgun, gür sağlıklı saçları, muhteşem, pürüzsüz cilt yapıları ve dikkat edin taze ve dolgun dudakları var.

Baktığımızda bunların hiç birisini ayrı ayrı görmüyoruz. Bu 4 özellik büyüleyici bir güzellik katıyor hepsine. Dolayısıyla işte ben bu sebeple burnun insan güzelliğini derinlemesine etkileyen bir organ olmadığını savunuyorum. Eğer saçlarınız, gözleriniz, cildiniz ve dudaklarınız en naif tabirle canlı ise, siz güzelsiniz.

İlk üçe bakalım mesela, 3. GIGI Hadid, 2. Miranda Kerr ve 1. Alexandra Daddario, bu bahsettiğim 4 özelliği oldukça güçlü bir şekilde taşıyan kadınlar bunlar.

Dolayısıyla estetik bir görüntüyü yakalamak istiyorsanız, bu 4 özelliğe yani, saçlarınıza, cildinize, dudak ve göz çevresi, bakışlarınıza özen göstermeniz gerekiyor.”

Kategoriler
Yaşam

Evli kadın bekarlardan daha stresli

Yaşamın bir bölümünde veya yaşam boyu maruz kalınan travmaların yoğun çaresizlik, çözümsüzlük hissi ile birlikte yaşanması, sonucunda da kronikleşen bir endişe, korku ve panik haline kronik stres denir. Stres hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı bozuyor.

Kronik stresin kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit ettiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut “Stres her yaştan insanı etkileyen bir durum ancak kronik stres diyebilmemiz için belirli bir yaşın üzerinde ve en az bir yıl aynı koşullarda bulunuyor olmak gerekiyor. Amerikan Psikoloji Cemiyeti’nin yaptığı araştırmalara göre kadınlar, özellikle de evli kadınların stres düzeyi bekar kadınlara göre yüzde 33 daha fazla” diye konuştu.

Bazı kişilerin strese ve stresin olumsuz etkilerine daha yatkın olduğunu belirten Selin Karabulut “Bu kişiler yaşadıkları olaylardan çok daha çabuk ve çok daha fazla olumsuz etkilenirler. Yapılan araştırmalar madenci, polis, gardiyan ve gazetecilerin, stresi daha çok deneyimlediklerini bildiriyor. İkinci sırada ise diş hekimi, doktor, hemşire gibi sağlık çalışanları bulunuyor” dedi.

Kadın ve erkekler, strese farklı tepki veriyor

Stresle başa çıkma yolları ve kronik stresten kurtulmanın tedavisi stres faktörlerinin ne olduğuna, kişinin stresi nasıl yaratıp nasıl algıladığına ve işlevselliği nasıl etkilediğine göre farklılıklar gösterdiğine değinen Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Selin Karabulut “Bazen psikiyatrik ilaçlar kullanmak gerekebilir, artan kaygıyı azaltmak için psikoterapötik yöntemler fayda sağlayabilir. Bunun dışında düzenli egzersiz yapma, dengeli beslenme, doğal yaşam ve stres faktörlerinden uzak durma oldukça önem taşır. Yapılan araştırmalar strese verilen tepkinin kadın ve erkeklerde farklı olabileceğini bildirir nitelikte. Özellikle ağlama-ağlayacak gibi olma kadınların yüzde 44’ü tarafından verilen bir tepki iken erkeklerin sadece yüzde 15’i bu tepkiyi veriyor. Evli kadınların stres düzeyi bekar kadınlara göre yüzde 33 daha fazla” şeklinde konuştu.

Stresi önlemenin yolları

Strese sebep olan durum, kişi veya işlerin tespit edilmesi
Aşırı miktarlardaki endişe ve hırslardan uzak durmak
Benzer durumlarda daha önceden işe yaramış stratejilerin gözden geçirilmesi
Uzak durmak
Uzak durulamıyorsa yol-yöntem değiştirmek. Aynı şekilde davranarak farklı sonuçlar beklememek
Zaman, iş gücü ve para kaybı olan işlerden uzak durmak
Sadeleşmiş bir yaşam sürmek
Hayatı kolaylaştırıcı ip uçları elde etmek ve bunları uygulamak
Beden sağlığımıza da özen göstermek
Düzenli egzersiz yapmak
Kısa ve uzun vadeli hedefler belirlemek, plan yapmak
Günlük rutinin dışına çıkabilmek, mümkünse doğala yakın yaşayabilmek
Sevgiyi yaşamak, artırmak ve paylaşmak