Kategoriler
Yaşam

İçinde en çok GDO bulunan gıdalar

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO), sağlık sektöründe en çok konuşulan konulardan biri oldu. Biyoteknolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak belirli özellikleri değiştirilen bitki-hayvan ya da mikroorganizmalara ‘genetiği değiştirilmiş organizma’ ya da ‘transgenik’ deniyor. Bugüne kadar mutlaka sizin de bilmeden yediğiniz GDO’lu ürünler olmuştur.

HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte en yaygın kullanılan 5 GDO’lu ürün:

Aspartam (sentetik tatlandırıcı)

Teknik olarak yapay bir madde olmasına rağmen, aspartam 2 doğal amino asit kombinasyonu sonucunda oluşuyor. 2 farklı bakteri türü bu asitleri üretiyor ve bazı vakalarda bakterilerden biri mahsulü artırmak için değiştiriliyor.

Peki, aspartam zararlı mı? Aspartam tek başına genetik malzeme içermiyor. Aspartamın insanlarda kansere yol açtığına dair onaylanmış bir bağ bulunmazken, aspartam verilen dişi laboratuar farelerinde yüksek oranda lenf kanseri ile lösemi görüldü.

Kanola yağı

Kolza yağı olarak bilinen kanola yağı, en yoğun olarak kullanılan ürünlerden biridir. Batı Kanada’da kullanılan kanolanın yüzde 80’inin genetiği değiştirilmiştir. Bazı otkıranlara (zararlı bitkileri yok etmek için kullanılan tarım ilacı)karşı direncini artırmak için kolzanın genetiği değiştiriliyor. Böylece daha kolay yabani ot kontrolü yapılıyor, daha az tarım ilacı kullanılıyor ve daha fazla ürün sağlanıyor.

Süt

rBGH hormonu ineklerin daha fazla süt vermesine neden oluyor ve korkunç derecede mastit (meme iltihabı)’e yol açıyor. Bu hasta ineklerin devamlı doktor gözetimi altında olması gerekiyor ve antibiyotiklerle tedavi ediliyorlar. İnsanlarda kanser riskini artıran rBGH içeriyor.

Dünya, rBGH enjekte edilen ineklerin sütünün güvenli olup olmadığı konusunda ikiye bölündü. Avrupa Birliği ve Avustralya’da bu hormon yasaklanmış olmasına rağmen, Amerika’da hormon yasal ve FDA’nın bu sütler hakkında herhangi bir şartı yok.

Soya

Tüm ürünlerin içinde, soya en yoğun genetiği değiştirilen ürün. 2007 yılında, dünyanın yarısından fazlası genetiği değiştirilmiş bir ırk üretti. Soyanın genetiği çeşitli nedenlerden dolayı değiştiriliyor. En yaygın olanları, ürünün böceklere ve mantara karşı direncini artırmak, ürünü vitamin, yağ ve protein içeriği bakımından zenginleştirmektir. Böylece hayvan yemi olarak kullanılabiliyor. Soya aynı zamanda eczacılıkta kimyasal yapımında kullanılıyor.

Amerika’daki ürünlerde soya kullanılıyorsa, mutlaka etiketinde belirtiliyor ve bunlar genetiği değiştirilmiş soya oluyor. Bu sadece tofu ve soya sütü değil, soya ürünü bulunan yiyecekler (ekmek, tahıl gevreği, dondurma ve çikolata) de kullanılıyor.

Mısır

Amerika’nın her yerinde mısır kullanılıyor. Gerçekte, Amerika dünyadaki en büyük mısır üreticisidir. 2000 yılında Amerikan Tarım Bakanlığı, Amerika’da yetiştirilen mısırın yüzde 25’inin genetik olarak değiştirildiğini tahmin ettiklerini söyledi. Mısır içeren ürünler ise salata sosları, margarin, un ve mısır şurubudur.

Ancak, genetiği değiştirilmemiş tarlalardaki mısırlara yandaki arazilerden rüzgâr sonucunda GDO’lu mısır bulaşabiliyor. Bilim adamları etkilenen alanın çok büyük olabileceğini söylüyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Kekinize tereyağı yerine bunları ekleyin!

Dengeli ve sağlıklı yaşam uğruna tereyağından uzak duruyoruz ama bu sefer de pastalarımızda, keklerimizde, böreklerimizde aradığımız lezzeti bulamıyoruz. P;eki tereyağı yerine ne kullanırsak o lezzeti yakalayabiliriz?

 Tereyağının en az yüzde 80, en çok yüzde 90 oranında süt yağı, en çok yüzde 2 oranında yağsız süt kuru maddesi ve yine en çok yüzde 16 oranında su içeriğine sahip bir ürün olduğunu söyleyen Diyetisyen Emre Uzun, “Pasta, kek ve böreklere eşsiz bir lezzet katmasına karşın tereyağı hakkındaki önyargılarımız bizi bu harika gıdayı kullanmaktan uzak tutuyor. Kalp hastalıklarına yol açabileceğini, yüksek kalori verdiğini, kolesterolü artırabileceğini düşünerek tereyağından adeta köşe bucak kaçıyoruz. Bu kaçışla belki sadece içimizi rahatlatıyoruz ama annelerimizin böreklerindeki, pastalarındaki lezzeti de mumla arar hale geliyoruz” diye konuştu.

Kolesterolü olanlar tereyağından uzak dursun!

Tereyağının sütten elde edilen hayvansal bir yağ olduğunu anımsatan Uzun, lezzetinin yanı sıra A ve E vitamini açısından da iyi bir kaynak olduğunu vurguluyor. Kalp hastalıkları ve kalori temelli önyargıların, tereyağındaki yüksek doymuş yağ asidi miktarından kaynaklandığını belirten Emre Uzun, bu gıdanın zararlı olup olmadığı yönündeki araştırmaların devam ettiğini ve henüz kesin sonuca ulaşılmadığının altını çiziyor. Ancak tereyağının kolesterol içeriğini gerçekten yüksek olduğunu söyleyen diyetisyen Emre Uzun, “Bu nedenle de yüksek kolesterolü bulunan bireyler tarafından tüketilmemelidir” dedi.

Peki ama pasta, kek ve böreklerimizde tereyağının verdiği lezzete ulaşmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok mu? Diyetisyen Emre Uzun “Elbette var” diyor ve pek az kişinin bildiği beş şaşırtıcı malzeme öneriyor:

Elma Püresi

Özellikle keklerde çok iyi sonuç verir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tarifte tereyağı için verilmiş olan miktarın yarısı kadar elma püresi kullanmaktır. Yani tarifte 1 fincan tereyağı diye geçiyorsa yarım fincan elma püresi yeterli olur. Hem elma püresi hamuru daha yoğun ve nemli hale getirir.

Elmada en çok C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, A vitamini ve E vitamini bulunur. Magnezyum, fosfor, bakır ve manganez mineralleri açısından da iyi bir kaynaktır.

Avokado Püresi

Kurabiye, ekmek ve keklerde lezzetli sonuç verir. Tarifte süt de bulunuyorsa o zaman mükemmel bir sonuç elde edersiniz. Tıpkı elma püresi gibi, tarifte tereyağı için verilen ölçünün yarısı kadar avokado püresi kullanın. Avokado püresiyle hem kalori alımını azaltmış olursunuz hem de yiyeceklerinizi daha yumuşak ve nemli pişirebilirsiniz.

Avokado zengin vitamin ve mineral içeriği ile çok değerli bir meyvedir. Kan basıncını dengeleyen potasyum açısından zengin olan avokado A, B1, B2, B3, B6, C, E ve K vitaminlerini içerir; özellikle B, C, E ve K vitaminlerini diğer meyvelere göre yüksek oranda barındırır. Avokadoda fosfor, magnezyum, demir, potasyum, kalsiyum ve çinko gibi mineraller de bulunur. Zengin demir içeriğiyle demir eksikliği tedavisinde de destek vermesi, avokadoya kırmızı et alternatifi olmak gibi eşsiz bir özellik kazandırır. Avokado ayrıca sindirim sistemini hızlandırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Kuru Erik Püresi

Çikolata ve tarçın içeren tariflerde çok iyi sonuçlar verir. Düşük kalorili erik püresi elde etmek için kuru eriği mutfak robotunda ezebilir veya doğrudan piyasadan satın alabilirsiniz.

Kuru erik püresi C, A vitaminleri, bakır mineralleri ve lif açısından iyi bir kaynaktır.

Yoğurt

Tam yağlı yoğurt özellikle kurabiye yapımında ideal bir tercihtir. Bu sayede kalori ve doymuş yağ oranını azaltabilirsiniz. Tarifte tereyağı için verilen ölçünün dörtte birini kullanmanız yeterli olur. Dilerseniz çok az tereyağı ile daha fazla yoğurt kullanarak da aradığınız tat ve kıvamı yakalayabilirsiniz.

100 gramı 66 kcal olan tam yağlı yoğurt, protein, kalsiyum, fosfor, potasyum ve folik asit açısından zengindir.

Kanola Yağı

Eritilmiş tereyağı kullanmanızı isteyen bir tarifiniz varsa kanola yağı tam aradığınız alternatiftir. Çikolatalı kurabiyelerde ve tuzsuz tereyağı gerektiren her yiyecekte rahatlıkla kullanabilirsiniz. Kalorisi biraz yüksek olsa da kolesterol ve sodyumu çok daha düşüktür. Doymuş yağ oranı ise yüzde 7 gibi çok düşük bir seviyededir ki bu oran zeytinyağında yüzde 15, ayçiçeği yağında yüzde 12’dir.

Kanola yağı A, D, K ve E vitaminlerini içerir. E vitamini, antioksidan ve anti-kanserojendir. A vitaminini koruyarak etkinliğini artırma özelliğine sahiptir. Ayrıca hücreleri korumaya yardım eder, LDL (kötü) kolesterolün oksidasyon yapmasını önler. Bu sayede kalp damar sağlığını korur. Barındırdığı E vitamini sayesinde kırmızı kan hücrelerin serbest radikallerin yıkıcı etkilerinden korur.