Kategoriler
Otomobil

Karda otomobil sürerken asla yapmamanız gerekenler!

Kışın etkisini göstermesiyle karda otomobil kullanmak daha fazla dikkat ve özen gerektirir. Peki karda asla yapmamanız gereken hataları biliyor musunuz?

Sabah uyandınız ve her taraf karla kaplı olduğunu gördüğünüzde yola çıkmaya korkuyorsanız haberimizi dikkatlice okumalısınız. HowStuffWorks isimli sitede yer alan habere göre, karda hızlı gitmek ya da öndeki araca çok yaklaşmak gibi hatalar kaza yapmanıza neden olur. 

İşte karda otomobil kullanırken yapmamanız gereken hatalar:

Çok hızlı gitmek

Ara sokaklardan ana caddeye ya da otoyola çıkan sürücüler, her zamanki yüksek hızlarında araç kullanmanın iyi olduğunu düşünse de bu yanlış.

Arabanız kaymaya başladığında her saniye önemlidir. Çok hızlı sürme, tepki vermek zorunda olduğunuz süreyi kısaltır ve çarpışmanın şiddetini arttırır. Ayrıca buzlu veya karlı asfaltta fren yapmak kuru asfaltta olduğundan 4 ila 10 kat daha uzun sürer.

Karla karışık yağmur ve kar yağmaya başladığında hızınızı azaltmalısınız. Kar yağarken yol koşullarına ve aracınızın nasıl tepki verdiğine dikkat etmelisiniz. 

Ani fren yapmak

Tekerleklerin kaymaya başladığını hissettiğinizde, panik yapmak ve frene basmak normal olsa da yapmayın. Frene basmak aracınızı kontrol etme yeteneğinizi ortadan kaldırarak lastiklerinizin çekişini yok eder. 

Tekerlekleriniz kilitlendiğinde, fren yapmak durumu değiştirmez. Kaymaya başladığınızı hissettiğinizde yapmanız gereken şey, otomobilin kendi kendine yavaşlamasını sağlamaktır. Hareket eden bir lastik, hala bir çekiş gücü olduğu anlamına gelir; bu, kendinizi çarpışmadan uzaklaştırmanız için gereken şeydir.

Fren yapmanız gerekiyorsa ve aracınızda ABS varsa, sabit ve eşit basınca sahip fren uygulayın. Arabanızda ABS yoksa, arka arkaya çabuk fren yaparak yavaşlayın. Karla kaplı köşelerden dönerken dönüşe yaklaşırken sabit frenlemeye başlayın. Köşeye girdikten sonra frenleri gevşetin ve aracın kalan çekişini dönüş boyunca yönlendirmek için kullanın.

Takip mesafesine uymamak

Karda otomobil sürmek konusunda deneyimsiz olanlar, önündeki aracı çok yakından takip eder. Ancak bir sorun olduğunda ve aniden yavaşlamanız gerekiyorsa, yakın mesafede olmak tepki sürenizi kısaltır.

Kar yağdığında önünüzdeki otomobille arasındaki normal mesafenizi ikiye katlamalısınız ya da daha dikkatli olmak istiyorsanız üçe katlayın, kendinize en az altı saniyelik fren mesafesi bırakın. 

Hazırlıklı olmamak

Pek çok sürücü kışın ilk karında kendilerini hazır hisseder. Aslında, yolda en tehlikeli zaman ilk kar fırtınasından sonraki gündür. Sürücüler, otomobillerini kar için henüz hazırlamamış ve muhtemelen önceki yıldan akıllarındaki karda sürüş tekniklerini unutmuşlardır.

Aracınızı kışa hazırlamak için kar lastiği takmalısınız. Antifriz seviyenizi ve batarya gücünüzü kontrol edin, buz çözücü ve arka cam buğu çözücü cihazınızın çalıştığından emin olun.

Dört çekerin yeterli olduğunu düşünmek

Dört çekişli araçlar genellikle karlı ve buzlu sürüş koşullarında daha iyi performans gösterse de, teknoloji sürücülere yanlış bir güven hissi vererek geri tepebilir.

Dört tekerlekten çekiş, otomobilin dört lastiğinin her birine belirli miktarda gerekli torku göndermek için kullanılır ve karlı yollarda ileriye doğru ilerlemesini sağlar. Ancak bu, karda en yüksek hızda gidebileceğiniz ve hızlı bir şekilde durdurabileceğiniz anlamına gelmez. Bazı zor şartların üstesinden gelmenize yardımcı olsa da sizi Super SUV yapmaz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Kışın cildinizin kurumaması için bunları uygulayın

Yağmurlu  ve soğuk havanın kendini iyice hissettirdiği bugünlerde cildiniz gerilir ve kurur, siz daha farkına varmadan cildiniz kaşınmaya, dudaklarınız çatlamaya başlar. Peki tüm kış vücudunuzun kurumasını önlemek için neler yapmalısınız?

Uzmanlara göre, bazı basit önerilerle bunu önleyebilirsiniz. Cilt kuruluğunu yok etmek için temizleyici losyon kullanın. Nemlendirici ise cildinizin altındaki suyun tutulmasına yardımcı olan ve kuru havanın etkisine karşı bir bariyer gibi hareket eden önemli bir adımdır. Nemlendirici hafif ve jel bazlı olmalı. Daha yoğun nemlendiricileri ılık havalarda kullanmalısınız.

Kış mevsimi boyunca parlak bir cilde ve yumuşak dudaklara sahip olmak için bunlara dikkat edin:

Geceleri maske uygulayın

Yatmadan önce her gece bir yemek kaşığı süt kremasını alın ve birkaç damla gliserin, hint yağı ve gül suyuyla karıştırın. Bunları iyice karıştırdıktan sonra tüm yüzünüze, boynunuza ve ellerinize uygulayın. Gece boyunca bu şekilde kalın. Sabah ise soğuk suyla yıkayın. Evde uygulayacağınız bu tedavi yağlar içeriyor ve cilt hücreleriniz üzerinde koruyucu bir bariyer oluşturur ve dışarının zararlı etkilere karşı cildinizi nemli tutar.

Alkollü cilt ürünlerinden uzak durun

Alkol içeren ürünleri ve astrenjan gibi losyonlar ile yüz maskelerini denemeyin.

Haftada 2 kez badem, bal maskesi yapın

Vücudunuzun kaybettiği nemi geri iade etmek için badem, bal ve yağlar içeren yüz maskesini haftada iki kez uygulayın. Yarım saat bekledikten sonra bunu durulayın.

Evde maske yapın

Ayrıca ev yapımı şu maskeyi de deneyebilirsiniz: Çeyrek kase yoğurt, 1 çay kaşığı bal, 1 yemek kaşığı süt tozunu karıştırıp yüzünüze sürün. 10 dakika bekleyin, soğuk suyla durulayın. En iyi sonuç için bunu haftada bir uygulayın.

Dışarı çıkmadan yüzünüzü yıkamayın

Soğuk havaya çıkmadan yarım saat önce yüzünüzü yıkamayın.

Dudaklarınızı koruyun, çatlayınca ruj sürmeyin

Hava soğumaya başlayınca, dudaklarınızda yağ bezi olmadığı için çatlamaya başlar. Dudaklarınıza ekstra bakım için gece boyunca saf vazelin sürün ve sabah kalkınca da dudak balzamı sürün. Çatlamış dudaklarınıza ruj sürmeyin, ruj dudaklarınızı daha da kurutacaktır. Günde birkaç kez dudaklarınıza nemlendirici sürün ve sonra onları korumak için dudak cilası, yaldızı uygulayın.

Evinizi çok ısıtmayın

Evinizi aşırı ısıtmayın, kuru bir iklimde yaşıyorsanız oda nemlendiricisi kullanın: Merkezi ısıtma ve klimalar ile ısı kontrollü ortamlar cildinizi kurutmada rol oynuyor. Odanıza nemlendici makine alın ya da peteklerin üzerine ıslak bezler yerleştirin.

Duş sürenizi kısa tutun

Banyo ve duş sürenizi sınırlayın ve sıcak yerine ılık su kullanın: Uzun süre suya ve özellikle sıcak suya maruz kalmak cildinizi koruyan doğal yağları uzaklaştırır. Bu nedenle daha kısa duş alın ya da banyo yapın, ılık su kullanın.

Yediklerinize dikkat edin

Beslenmenize A, E vitamini açısından zengin gıdalar ekleyin. Vücudunuzun kurumasına izin vermeyin. Bol bol meyve suyu ve su tüketin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Boğaz ağrısına iyi gelen doğal gargaralar

Boğaz ağrısını yatıştırmak ve mikropları öldürmek için gargara yapmak basit ve oldukça etkili bir yöntemdir. Sizin de boğazınız ağrıyorsa evde hazırlayabileceğiniz gargaralarla boğaz ağrınızı hafifletebilirsiniz.

Kış aylarında sıklıkla karşılaştığımız boğaz ağrısı için hemen ilaca yönelmenize gerek yok. Evde doğal malzemelerle hazırlayacağınız gargaralarla boğaz ağrısını hafifletebilirsiniz. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, işte farklı gargaralar:

Su ve limon

Bir bardak suyun içine 1 çay kaşığı limon suyunu karıştırın, ağzınızı buran bu su şişmiş boğaz dokularınızın büzülmesine yardım edecek ve virüsler ile bakteriler için asitli bir ortam oluşturacaktır.

Domates suyu

Boğaz ağrınızın geçici olarak iyileşmesi için sıcak suyun içine ekleyeceğiniz yarım bardak domates suyu ve 10 damla acı biber sosu karışımıyla gargara yapın. Likopenin antioksidan özellikleri boğaz ağrınızın daha hızlı iyileşmesine yardım edebilir.

Yeşil çay

Doğal olarak enfeksiyonlarla savaştığı bilinen yeşil çay boğaz ağrısında da etkilidir. Boğazınıza yerleşen herhangi bir bakteriyi öldürmek için yeşil çay demleyin, bir yudum ağzınıza alın ve gargara yapın.

Elma sirkesi ve tuz

Kötü bir öksürüğünüz varsa ve boğazınız bundan dolayı ağrıyorsa elma sirkesini deneyin. Çünkü mikroplar asitli ortamlarda hayatta kalamaz. Bir bardak ılık suyun içinde 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu çözün. Boğazınız ağrıdıkça günde 3-5 kez bununla gargara yapın. Daha yumuşak bir tedavi için, çeyrek bardak elma sirkesiyle çeyrek bardak balı karıştırın ve 4 saatte bir 1 yemek kaşığı yiyin.

Tuz ve su

Bir bardak ılık suyun içinde çeyrek çay kaşığı tuzu eritin. Eğer evde varsa dişlerinizi fırçaladıktan sonra kullandığınız ağız gargarasından da 1 yemek kaşığı eklerseniz boğazınızdaki mikroplar da ölecektir. Her kullanım için bu gargarayı taze olarak hazırlayın. Asla bu suyu yutmayın.

Bal, limon ve zencefil

Yarım bardak sıcak suyun içine 1 çay kaşığı toz zencefil ile bal ve yarım limon suyu ekleyin. Hepsini karıştırdıktan sonra gargara yapın. Bal boğazınızı kaplayacak ve antibakteriyel bir ortam sağlayacaktır.

Acı sos ve su

Acı biberin içindeki “capsicum” isimli madde ağrıyı hafifletmeye ve iltihapla savaşmaya yardım ediyor. Boğaz ağrınızı hafifletmek için bir bardak sıcak suyun içine 5 parça acı kırmızı biber ya da biber sosu ekleyin. Yakacaktır, ancak her 15 dakikada bir deneyin, faydasını göreceksiniz.

Adaçayı

Adaçayı da boğaz ağrısını hafifletir ve burun yollarının ağrısını ya da şişkinliğini de azaltır. 1 çay kaşığı adaçayı, yarım çay kaşığı şap, çeyrek fincan kahverengi şeker ile biraz sirke ve suyu karıştırıp gargara hazırlayın.

Safran ve su

Bu sarı baharat mükemmel bir antioksidandır, bilimadamları safranın birçok ciddi hastalıkla savaşmada güçlü etkileri olduğunu düşünüyor. Boğaz ağrınız için yarım çay kaşığı safranı ve yarım çay kaşığı tuzu bir bardak sıcak suyun içine karıştırıp gargara yapabilirsiniz.

Meyan kökü ve su

Meyan kökleri boğaz ağrısını hafifletir ve öksürüğü tetikleyen balgamı da önler. Bir bardak suyun içine bir çay kaşığı meyan kökü şurubu ya da tozunu ekleyip gargara yapın.

Karanfil çayı

Suyun içine 1-3 çay kaşığı toz karanfil ya da karanfil tohumu ilave edip karıştırın, bununla gargara yapın. Karanfilin boğaz ağrınızı hafifleten ve iyileştiren antibakteriyel ve anti-inflamatuar özellikleri vardır.

Ekinezya ve su

Bitkisel bir virüs katili olan eriyik halindeki ekinezyadan 2 çay kaşığını bir bardak suyun içine ekleyin günde 3 kez bu ev yapımı karışımla gargara yapın. Ekinezya karışı boğaz ağrısını hafifletmenin yanı sıra enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olmak için bağışıklık sisteminizi de destekler.

Frambuaz çayı

Frambuaz çayı eskiden gripten açık yaralara kadar birçok şeyi tedavi ettiğine inanılan bir ev tedavisidir. Bir bardak kaynamış suyun içine 2 çay kaşığı kurutulmuş çay yaprağı ekleyin. 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin ve biraz soğuduktan sonra ılık olarak gargara yapın.

Altınmühür ve su

Bitkisel mikrop öldürücü altın mühürden 1,5 çay kaşığını bir bardak suyun içine karıştırıp bununla gargara yapın. Bu karışım iltihaplanmış boğaz dokularınızı yumuşatmasının yanı sıra virüsleri ve bakterileri de öldürecektir.

Buğday çimi suyu

Klorofille dolu olan buğday çimi suyu bakteri gelişimini engeller ve boğaz ağrınızı hafifletir. 5 dakika bu suyu ağzınızda tutarsanız, zayıflamış diş etlerinizin yeniden canlanmasına ve diş ağrınızın durmasına yardım eder. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Kokularından dolayı istenmeyen bu sebzeler hastalıklarla savaşıyor

Karın kapıya dayanması ve havaların iyice soğumasıyla grip ve soğuk algınlığı gibi salgınların ortalığı kırıp geçirdiği bu dönemde sağlığınız için yararlı olan ancak kokularından dolayı tercih edilmeyen bazı kış sebze ve meyveleri sizi grip gibi birçok enfeksiyondan koruyor.

Çoğu zaman pişirirken saldığı keskin koku nedeniyle tercih edilmeyen birçok kış sebzesi ve çeşitli meyveler, sizi enfeksiyonlardan ve çeşitli hastalıklardan koruyor ve bol bol da vitamin içeriyor. Health isimli internet sitesinde yer alan habere göre, işte uzak durulan sebze ve meyveler:

Kereviz

İlk baharın başlarında sezonuna girdiğimiz kerevizi kışın başında tekrar pazarlarda bulabilirsiniz. Konserve ya da taze olarak satın alabileceğiniz kereviz oldukça lezzetlidir. Lif, C vitamini ve folat açısından zengin olan kereviz yeni hücre üretimi için de gereklidir.

Lahana

Kimilerinin ağır kokusu nedeniyle pişirmeyi tercih etmediği lahana kış aylarının mutlaka tüketilmesi gereken sebzelerinden biridir. B, C ve E vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, kükürt, demir, bakır ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin olan lahana, kanser hücrelerinin çoğalmasını engelleyen kimyasal bir madde içeriyor. Dolmasını ya da yemeğini yapabileceğiniz lahanayı turşu olarak da tüketebilirsiniz.

Kırmızı turp

İyi bir C vitamini kaynağı olan kırmızı turp sert ve gevrektir, acımsı bir tada sahiptir. Kırmızı turpu diğer sebzelerle birlikte kızartabileceğiniz gibi havuçla birlikte salatasını da yapabilirsiniz. Soya sosuyla da mükemmel bir tamamlayıcıdır.

Karalahana

Lezzetli bir kış sebzesi olan karalahana buz toprağa düştüğünde daha da tatlanır. Et yemeklerini daha da lezzetlendiren karalahananın etli sarmasını da yapabilirsiniz. İçerdiği bol miktardaki K, A ve C vitaminleri ve hatta biraz kalsiyum sayesinde bir süper gıdadır.

Kan portakalı

Kışın içeceklerinize, salatalarınıza ve tatlılarınıza ekleyebileceğiniz kan portakalı C vitamini ve lif açısından zengindir. Portakalın kırmızı rengi meyve kokteyllerinize renkli ve havalı bir görünüm katar.

Bezelye

Az kalorili bir sebze olan bezelye C ve K vitaminiyle doludur. Makarna salatalarınızda da lezzetli bir tat oluşturur. Bezelyeyi satın aldıktan sonra birkaç gün buzdolabında bekletip de pişirirseniz daha kısa sürede piştiğini görürsünüz.

Trabzon hurması

Lapa gibi olabilen bu tatlı meyvenin benzersiz bir yapısı vardır. İyi bir C vitamini ve lif kaynağı olan hurma salatalarınıza da lezzet katabilir. Daha çok meyve olarak yemeyi tercih edebilirsiniz.

Kızılcık

Oldukça lezzetli bir meyve olan kızılcık sağlığınız için de çok faydalıdır. Belirli enfeksiyonlara karşı yakalanma riskini azaltan kızılcık C vitamini içerir ve iyi kolesterol seviyesini düzenler, geliştirir.

Ravent

Kuzukulağıgillerden olan bu saplı sebze soğuk havada yetişir ve Ravent Türkiye’de yetiştirilmese de çok az insan tarafından tanınmaktadır. Tıp dünyasında kullanılması nedeniyle dünyada birçok yerde yetiştiriliyor. Bitkinin yaprakları ise zehirlidir, tüketilmez.

Kestane

Kestane ağacının meyvesi kış aylarının olmazsa olmazıdır. Artık eskisi gibi sobaların üzerinde pişiremesek de fırında ya da ocağın üzerinde pişirebileceğiniz kestane iyi bir C vitamini kaynağıdır. Belli belirsiz tatlı ve fındık tadında olan kestaneyi çiğ olarak yiyebileceğiniz gibi fırında közleyip de tüketebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Soğuk havalarda cildiniz nasıl korumalısınız?

Kışın kendini iyice hissettirmeye başladığı günlerde soğuk hava genel sağlığımızın yanı sıra cildimizi de olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle el-ayak ile yüz derisinde gelişen şiddetli ve rahatsız edici kuruluk, kış aylarının cildimizde en sık yol açtığı sorunu oluşturuyor.

Üstelik kuruluk ileri aşamaya ulaştığında cildin nem, yağ ve proteinini kaybetmesi sonucu kepeklenme, çatlama, kızarıklık, kaşıntı, hatta egzama gibi çok daha can sıkıcı sorunlar gelişebiliyor. Kış aylarında cilt kuruluğunun en önemli nedeni ise soğuk havada ciltten fark edilemeyen su kaybının aşırı artması. Bunun yanı sıra rüzgâr, ev içindeki sıcak ve kuru hava, cildi kurutan giysiler, uzun sıcak banyolar, hamam ve saunalar, kese-lif ve cildi kurutucu hijyen ürünlerinin kullanımı da ciltte kuruluğu artırabiliyor.

İşte bu noktada hemen herkesin aklına şu soru takılıyor? Peki cildimizi kış aylarında bu olumsuz etkilerden nasıl koruyabiliriz? Acıbadem Maslak Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz soğuk kış aylarında sağlıklı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmanın yollarını anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Cildiniz henüz kurumadan nemlendirici sürün

Su içmek ve sıvı almak genel sağlığımız için yararlı olsa da cilt kuruluğunu önlemede yeterli gelmiyor maalesef. Nemi cilde hapsetmenin en etkili yolu ise bölgeye uygun bir nemlendiriciyi cilde düzenli olarak uygulamak. Tercihen her akşam cildinize nemlendirici sürmeyi ihmal etmeyin. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz kış aylarında kullanacağınız nemlendiricilerin yaz aylarında kullandıklarınıza nazaran daha yağ bazlı (merhem yapısında) olmasında fayda olduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: “Böylelikle nemlendirici cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturabiliyor ve nem kaybını engelleyebiliyor. Ayrıca nemlendirici ürünlerde önemli olan marka ve ürün fiyatı değil, nemlendiricinin cildin ihtiyacını karşılayabilmesi, düzenli kullanılması ve cilt henüz kurumadan önce nemliyken uygulanması. Çünkü sanılanın aksine kuru cilde nemlendirici uygulamak çok da faydalı olmuyor.

Oda ısısı 20-26 derece arasında olsun

Evin içindeki nem oranını yüzde 30-50 civarında tutun. Oda ısısını da 20-26 derece arasında sabitleyin. Evinizde nemli ortam yaratmak üzere evde hava nemlendiren bir cihaz kullanabilir veya kalorifer üzerine su dolu kap yerleştirebilirsiniz. Şömine, soba veya kalorifer gibi ısı kaynaklarının önünde terleyecek kadar uzun süre oturmamaya da özen gösterin, çünkü terlemek de sıcak suyla yıkanmak gibi deriyi kurutan bir faktör.

Yarım saat önce güneş koruyucu uygulayın

Güneşli veya karlı günlerde ve kayak aktiviteleri sırasında dışarı çıkmadan yarım saat önce yüzünüze en az 30 koruma faktörlü güneşten koruyucu krem sürmeli ve gerektikçe bu işlemi tekrarlamalısınız. Soğuk ve rüzgârlı havalarda yüzünüzü, polar bir kaşkol ile korumayı da unutmayın.

Duş süresini 5-10 dakikayla sınırlandırın

Haftada en fazla 3 kez ve ılık suyla duş (36.5-40.5 0C) almaya özen gösterin. Her gün yıkanmak, sıcak suyla yıkanmak veya yıkanma süresini uzun süre tutmak deriyi kurutan yanlış uygulamalar. Bu nedenle duş süresini 5-10 dakikayla sınırlandırın.

Kese ve lif yapmayın

Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz kurutucu yan etkileri nedeniyle kese-lif işlemlerinden ve vücut jellerinden uzak durmaya özen göstermeniz gerektiğini belirterek, “Vücut jeli yerine nemlendirici özelliği yüksek olan, hassas ciltlere yönelik bir krem temizleyici tercih etmeli ve cildinize çıplak elle sürmelisiniz” diyor.

Pamuklu ya da pazen giysileri tercih edin

Kış aylarında naylon, sentetik, polyester veya yünlü giysiler yerine cildin kurumasını ve kaşınmasını önleyen pamuklu ya da pazen giysiler kullanın. Aynı nedenden dolayı dar giysiler yerine bol giysiler tercih etmenizde de yarar var.

Soğuk havalarda maske ve peeling yapmayın

Tıbben gerekli haller dışında, özellikle kuru cildi sahipseniz, soğuk havalarda cildi yıpratan ve kurutan uygulamalardan (maske, peeling, alkol-bazlı tonik, jel yapısında kozmetikler, temizleyici mendil vs.) uzak durmanızda fayda var. Bu tür uygulamalar cilde beklenen yarar yerine beklenmedik zarar getirebiliyor.

Yüzünüzü günde iki kez yıkamanız yeterli

Yüzünüzü cilt temizleyicisiyle günde 2 kez nazikçe yıkayın ve nemlendiriciyi cildiniz henüz nemliyken sürün. Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Emel Öztürk Durmaz yüzünüzü banyo dâhil günde 2 kez temizlemenizin yeterli olacağına dikkat çekerek, “Nemlendiriciyi düzenli uygulamanız ve yaz aylarında kullandığınız yüz nemlendiricilerine nazaran biraz daha yağlı olması önem taşıyor” diyor.

Gece yatarken pamuklu eldiven giyin

El ve ayak derisi yağ bezlerinden fakir oldukları için kış aylarında kuruluğun en sık görüldüğü deri bölgelerini oluşturuyorlar. Ellerinizi temizlerken sıvı sabun kullanmayın. El yıkama sırasında kalıp sabun kullanmalı ve el yıkama sıklığını günde 5-6’ya indirmelisiniz. Deterjan, çamaşır suyu, tuz ruhu, kolonya, ıslak mendil ve antiseptik solüsyonlar gibi deriye zarar veren maddelerle temastan da kaçının. Nemlendiricileri her el yıkama sonrasında ve gün içinde ihtiyaç hissettikçe sürmeye özen gösterin. Gece yatarken ellerinize nemlendirici sürüp pamuklu eldiven giyerseniz nemi deride hapseder ve yumuşacık ellere kavuşursunuz.

Eldiven giymeden önce nemlendirici sürün

Elleriniz eldiven içinde terleyecek kadar uzun kalmamalı ve eldivenle günde 2 saatin altında iş yapmalısınız. Her 15-20 dakikada bir ellerinizi eldivenden çıkarmalı, nemlendirici sürmeli, 5 dakika havalandırılmalı ve sonra yine eldivenle işinize devam etmelisiniz. Soğuk havalarda evden çıkmadan önce bir kat nemlendirici üzerine yün olmayan, polar, anorak, deri veya süet eldiven giymeyi de unutmayın.

Ayağınıza ponza taşı uygulayın

Ayak derisindeki kalınlaşma ve nasırlaşmaları haftada bir, ölü deriyi uzaklaştıran törpü ile ponza taşı gibi yöntemlerle giderin. Her banyo sonrası ayağınıza nemlendirici uygulayın. Gece yatarken de ayaklarınıza nemlendirici sürüp pamuklu çorap giyebilirsiniz.

Dudaklarınıza koruyucu merhem sürün

Kış aylarında en çok kuruluk hissedilecek deri bölgelerinden biri de dudaklar. Dudak yalama davranışından kaçının ve günde birkaç kez koruyucu bir dudak merhemi uygulayın. Bu uygulama dudaklarınızı şiddetli çatlama, egzama ve ikincil enfeksiyonlardan koruyacaktır.

Kategoriler
Yaşam

Salep, kış hastalıklarından koruyor

Soğuk kış günlerinin vazgeçilmez içeceklerinden salep, vücut sıcaklığını artırması ve hoş kokusu ile insanın içini ısıtıyor. Sütle hazırlandığı için güçlü bir kalsiyum ve protein kaynağı olan salebi kilo almadan tüketmek de mümkün.

Salebin faydaları hakkında bilgi veren Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Ezgi Mumcu,  “Salep, kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmektedir. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir” dedi.

Kış hastalıklarından korunmada etkili

Salep, kış aylarında tüketimi artan sıcak içecekler arasında ilk sırada gelmektedir. Burada vücut ısısını artırarak, soğuktan korumasının büyük rolü vardır. Ayrıca soğuk havalarla birlikte artış gösteren grip ve nezle gibi kış hastalıklarının tedavisinde de etkindir. Bu hastalıkların sık görülen şikayetlerinden öksürüğün azalmasına yardımcıdır. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlayan salep, göğsü yumuşatır ve boğaz ağrısına iyi gelir. Hastalık belirtileri vücutta hissedildiğinde sıcak bir salep içmek şikayetlerin önemli ölçüde azalmasını sağlayacaktır.

Süper ikili; salep ve tarçın

Salep denilince akla gelen lezzetlerden biri tarçındır. Bu ikili bir araya geldiğinde sağlığa faydaları çok daha fazla artmaktadır. Öncelikle tarçın, tatlı yemekten kendini alıkoyamayan kişiler için iyi bir dengeleyicidir. Kan şekerini kontrol altına aldığı için aniden ortaya çıkan tatlı krizlerini engeller. Bu sayede evde, sağlıklı koşullarda hazırlanan salep ile aç kalmadan kilo vermek de mümkün olabilir. İyi bir ara öğün alternatifi olan salep-tarçın ikilisi, midede uzun süre kalacak ve tokluk hissi sağlayacaktır.

Yağ yakma hızını artırıyor

Sütle pişirilen salep, içerdiği kalsiyum ve protein desteğiyle vücudun daha fazla yağ yakmasına olanak sağlar. Sağlıklı kilo vermede elzem bir kural vardır: kasları korumak ve kötü yağ hücrelerinin yakılmasını sağlamaktır. Bu şekilde verilen kilo da daha kalıcı olacaktır. Süt ile hazırlanan salebin mucizevi özelliklerinden biri de yağ yağma hızını artırmasıdır. Bunun için 1 su bardağı 190 kalori olan salebe kış aylarında beslenme programında özel bir yer ayırılması önemlidir

Baş ağrısına iyi geliyor

Soğuk havalar nedeniyle kapalı ve havasız ortamlarda geçirilen süreler de uzar. Yoğun iş temposu ve koşuşturma içerisinde belli aralıklarla havalandırılmayan yerlerde uzun saatler kalmak kişinin kendisini hem yorgun hissetmesine hem de baş ağrısı yaşamasına neden olabilir. Bazen iş yerlerinde verilecek küçük bir mola ve bu molada tüketeceğiniz bol tarçınlı bir salep hem kişinin rahatlamasını sağlayacak hem de baş ağrısına iyi gelecektir.

Salep içmek için 5 neden daha

Hemoroit şikayetlerinin azaltılmasında etkin rol oynar.
Kabızlık ve şişkinliği giderir, sindirimi kolaylaştırır.
Hafızayı ve zihni güçlendirir.
Adet düzensizliğine iyi gelir.
Cinsel gücü artırıcı özelliktedir.

Kendi salebinizi hazırlayın

Evde hazırlayacağınız salep, şeker oranını kendinize göre belirlemeniz ya da hiç kullanmamanıza olanak sağlayacağı için çok daha iyi olacaktır. Kilo vermenize yardımcı olacak kaliteli bir ara öğün alternatifi olan lezzetli salep tarifimiz şu şekilde;

Diyet Salep

Malzemeler: 1 litre light süt, 3 yemek kaşığı toz salep, tarçın, isteğe bağlı toz tatlandırıcı

Yapılışı: 1 litre light sütü bir tencereye koyun. Toz salebi içine yavaş yavaş ekleyin ve topaklanma oluşmaması için sürekli karıştırın. Süt ve toz salep karışımı kaynayınca kısık ateşte birkaç dakika daha karıştırıp, ocaktan alın. İçine toz tatlandırıcıyı ekleyin ve üzerine bol tarçın ekleyerek servis edin.

Kategoriler
Yaşam

Kışın çorba içmek için en iyi 7 sebep

Türk mutfağının en önemli lezzetlerinden biri olan çorbalar hem kışın azalmaya başlayan sıvı alımını artırıyor, hem de iştah ve kilo kontrolü ile doygunluğa büyük fayda sağlıyor.

Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, özellikle kış aylarında çorbayı sofralarımızdan eksik etmememiz gerektiğini söylerken, çorba içmek için yedi neden sıraladı:

Mideden beyne giden tokluk sinyalinin süresi 20 dakikadır. Pek çoğumuz bundan daha kısa sürede yemek yediğimizden dolayı doyduğumuzu hissetmeyiz. Çorba içtiğimizde ise süre uzadığından dolayı tokluk sinyallerini alırız.

Çorba, mide duvarının gerilmesine ve buna bağlı olarak tokluk merkezinin çalışmasına yardımcı olur.

Yemeğe çorba ile başlamak iştahı keser. Bu da daha az yemek yememizi sağlar. Özellikle zayıflamaya yönelik bir beslenme programı uygulayanların, öğle ve akşam yemeklerine mutlaka çorbayla başlaması gerekir.

Soğuk havalarda çorba tüketmek fiziksel olarak ısınma sağladığı gibi duygusal olarak da mutluluk verir.

Çorba; sebze, et, tavuk, balık ve baklagiller gibi pek çok gıda ile hızlı ve pratik bir şekilde hazırlanabilir. Bu nedenle de her damak tadına hitap eden bir çorba çeşidi mutlaka bulunur. Örneğin tavuk suyu çorbası sevmeyen biri, domates ya da mercimek çorbasını keyifle tüketebilir.

Türk mutfağındaki çorbalarda ağırlıklı olarak tahıl kullanıldığı için, diyetlerde bir dilim ekmek yerine bir kase çorba verilir. Bir dilim ekmek 30 gram, bir kase çorba ise 200 gramdır. Ancak miktar bakımından fazla olsa da, birçok çorba çeşidi ekmekten daha düşük kaloriye sahiptir.

Havaların soğumasıyla birlikte su tüketimimiz azalır. Oysaki sağlımız için kışın da yeterli miktarda su içmemiz gerekir. Çorbalar direkt olarak su ihtiyacımızı karşılamasa da, vücudumuzun ihtiyacı olan sıvı alımına büyük fayda sağlar.

Kategoriler
Blog

Mevsimlerden kış lastiği mevsimi!

Bir çok sürücünün yaz şartlarında bile güvenli sayılmayan lastik kullandığını gözlemekten yola çıkarak, yasal zorunluluk olmasa belki de uyulmayacak bir kurallardan biridir kış lastiği kullanma.

Ancak ne kadar iyi bir sürücü olduğunuzu düşünürseniz düşünün, on binlerce lira verip satın aldığınız araçların güvenliğini ve en önemlisi can güvenliğinizi bu basit önlemle koruyabilirsiniz.

TİCARİLERDE ZORUNLU

Evet, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, 1 Nisan 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Kış Lastiği Kullanma Zorunluluğu ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’’e ilişkin, 25 Eylül 2017 tarihinde bir açıklama yaparak; ‘’1 Aralık ile 1 Nisan tarihleri arasında yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların kış lastiği kullanma zorunluluğu olduğunu’’ hatırlattı.

YILBAŞINA KADAR 625 LİRA

Bakanlık açıklamasında ayrıca ‘’hususi araçlar için kış lastiği zorunluluğu olmasa da can, mal güvenliği ve güvenli seyahat için kış şartlarında tüm araçlar için kış lastiği önerilmektedir’’ ifadesi de yer aldı. 1 Aralık tarihi itibarıyla başlayan zorunlu kış lastiği uygulaması 1 Nisan tarihine kadar sürecek. İl sınırlarında + 7 derece altındaki sıcaklıklar göz önüne alınarak gerekli duyurular valiliklerce yapılacak. Kış lastiği zorunluluğuna uymayan araçlara denetimlerde 2017 yılı sonuna kadar 625 Türk Lirası idari para cezası uygulanacak.

NEDEN KIŞ LASİĞİ?

Peki neden kış lastiği kullanmanız gerektiğini düşündünüz mü? 

+7 derecenin altındaki hava sıcaklıklarında sertleşmesinden ötürü yaz lastiklerinin fren mesafesi, yol tutuşu performansı düşer. Yaz lastiklerine göre daha fazla diş derinliğine ve özel desenlere sahip olan kış lastikleri, karışımında yer alan Silika sayesinde de soğuk havalarda sertleşmeyerek tutunma özelliklerini korur.

Dondurucu havalarda yumuşak kalabilmesi kış lastiklerinin en büyük avantajların biri. Yukarıda özel desenlerden bahsetmişken bunlar ne işe yarar bundan kısaca bahsedelim. Desen doluluk oranı daha az olması sebebiyle yüzeydeki su, kar, buz ve çamur gibi maddelerin oluklardan dışarı atılmasını sağlar, yine özel sırt deseni sayesinde karlı ve çamurlu yüzeylerde ilave çekiş sağlar.

ZİNCİRİ SAKIN UNUTMAYIN!

Her ne kadar kış lastiği kullansanız da bu araçlarda da zincir bulundurulması zorunlu. Kış lastiğinin yetersiz kaldığı karlı veya buzlu yollarda özellikle yokuş aşağı inişlerde zincir kullanılabilirsiniz. Ancak zincir kullanmak zorunda kaldığınız koşulları aştığınızda en kısa sürede zincirinizi çıkarmalısınız.

Daha önceki yazılarımda aracınızı kışa nasıl hazırlayacağınızı yazmıştım bu sebeple bunlara değinmiyorum. Ancak takoz, çekme halatı, eldiven, camlarınız için buğu çözücü, kar temizleyiciyi aracınızda bulundurmayı ihmal etmeyin. Hatta şehir dışında veya evinize zar zor döndüğünüzde sokak aralarında küçük bir kürek bile hayatınızı kurtarabilir. (Aydın Özcanbaz)

 

 

Kategoriler
Sağlık

Soğuk havalarda gözlerinizi de koruyun

Soğuyan havalar, bağışıklık sisteminde olduğu gibi gözlerizde de belli başlı rahatsızlıkların da baş göstermesine neden olabiliyor.

Gözlerimiz soğuğa karşı en dayanıklı organlarımızdan biri olmasına rağmen, bu durum soğuktan etkilenmeyecekleri anlamına gelmiyor. Alınacak ufak önlemler sayesinde ise soğuk havalar sebebiyle oluşabilecek pek çok rahatsızlığı engellemek mümkün.

Göz kuruluğu, göz yaşarması, ışığa hassaslık ve çift görme gibi rahatsızlıkların bu dönemlerde oluşabildiğini belirten Dünyagöz Ataköy’den Op. Dr. Sevgi Tongal, şu açıklamalarda bulundu:

“Kış aylarında soğuyan havaya karşı evlerimizi ısıtıyoruz. Ancak düşüş nem oranları sebebiyle, gözlerde kuruluk oluşabiliyor. Soğuk kış rüzgarları ve düşük nem sebebiyle oluşan bu rahatsızlığa karşı alınabilecek en iyi önlemler, bol su tüketimi ve omega 3 kullanımı olacaktır. Bunun yanı sıra gözlerde sıklıkla gözlemlenen yaşarmalar da soğuk hava sebebiyle gözlerde oluşabilecek rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Dönemsel alerjilerin yanı sıra, sert rüzgarlar ve soğuk havalar sebebiyle oluşabilen bu rahatsızlık gözlemlendiğinde, hızlıca bir göz muayenesine gidilerek sebeplerinin araştırılmasında büyük fayda var.”

GÖRME KAYBINA DİKKAT!

Işık düşüklüğü ve nem oranlarının gözlerde oluşturduğu etkiler kadar, direkt olarak soğuyan hava teması sebebiyle görme kayıplarına kadar varan sonuçlar gözlemlenebildiğini belirten Op. Dr. Tongal, “Düşen ısılar, göz çevresindeki damarların daralmasına yol açar. Bu durum, çift veya bulanık görme gibi sorunlar oluşmasına yol açabiliyor. Görmede oluşan bu kayıplar, özellikle soğuk havalarda uzun süre dışarıda zaman geçiren kişilerde gözlemlenir. Eğer soğuk havalar sebebiyle görme yetinizde bir değişiklik oluştuğunu hissediyorsanız, hemen uzman bir göz hekimine giderek detaylı bir göz muayenesi yaptırın. Zamanında müdahale edilmediği halde bu gibi görme kayıpları, uzun sürelere yayılabilir ve ilerleyen dönemlerde geri dönüşü daha zor olan sonuçlara yol açabilir” şeklinde konuştu.

BASİT ÖNLEMLERLE GÖZLERİNİZİ KORUYUN

Kış ayları, gözler için ideal bir iklim oluşturmasa dahi, gözlerinizi bu dönemde de rahatlıkla korumanızı sağlayacak önlemler alabilirsiniz. Nemlendirici göz damlaları ile göz kuruluğuna karşı önlem almanın yanı sıra, karlı havalarda UV ışınlara karşı koruma sağlayan güneş gözlükleri kullanarak gözlerde oluşabilecek yansımaları ve ışık hassaslığı oluşumu engellenebilir. Ayrıca gözlerinde kırma kusurları olan kişilerin, kış aylarında lens yerine gözlük kullanmaları, gözlerin soğuk rüzgarlardan korunmasını sağlamanın yanı sıra, göz ısısının korunmasına yardımcı olabilir.

Kategoriler
Yaşam

Kış sebzeleri bağışıklığınızı güçlendiriyor

Dengesiz ve yetersiz beslenme alışkanlığına sahip olanlar için kış, kendini bağışıklık sisteminin zayıflaması ve hastalıklara karşı vücudun dirençsizliği ile gösteriyor. Bu durumda ise kış sebzeleri ve sağladığı vitaminler, bağışıklığımızı güçlendiriyor.

Vücudumuzun kış aylarında her zamankinden daha çok vitamin ve minerale ihtiyaç duyduğunu belirten Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer, bağışıklığı güçlendirmek için kış sebzelerinin tüketilmesini öneriyor. Kışın soğuk yüzünü gittikçe daha çok hissettirmeye başladığı bugünlerde vücudumuzun hastalıklara karşı direnci azalıyor. Grip ve soğuk algınlığı gibi bağışıklık sistemimizin zayıf anını yakalamaya çalışan sinsi hastalıklara karşı durabilmek için beslenmemize dikkat etmemiz ve vücudumuz için gerekli vitamin ve minerallerden yeterince almamız gerekiyor.

Mikroplardan bağışıklık sistemimiz sayesinde korunuyoruz

Bağışıklık sistemimiz bizleri hastalıklara ve enfeksiyonlara sebep olan mikroplara karşı koruyan çok önemli bir sistemdir. Özellikle içinde bulunduğumuz kış aylarında hızla yayılan virüs enfeksiyonları nedeniyle ortaya çıkan solunum yolu hastalıkları, bağışıklık sistemimiz zayıfladığı zamanlarda daha da ağırlaşabilir, hatta bronşit, zatürre gibi başka hastalıklara yol açabilir. Kış sebzelerinin ve sağladıkları vitaminlerin bağışıklık sistemimiz üzerindeki olumlu etkisine dikkat çeken Herbalife Beslenme Danışma Kurulu üyesi Doç. Dr. İsmet Tamer, kış sebzelerinin sağlıklı ve güçlü bir kış geçirmek için ne kadar önemli olduğunu anlattı.

Vitamin deposu lahana

Sindirim ve solunum sistemlerinin yüzeyini kaplayan “mukoza” denilen zarın mikroplara karşı direncini artıran A vitamininin ön maddesi olan beta-karoten; inflamasyon adı verilen önemli bir direnç sürecinde rol oynayan C vitamini ve kalsiyumun, hatta kanama – pıhtılaşma süreçlerinde görev alan K vitamininin lahanada bolca bulunduğunu biliyor muydunuz? Lahana kansızlık ve sinir sistemi gelişimi için gerekli folat ve hücre fonksiyonlarında görevli potasyum açısından da zengin bir kaynaktır. Aslında doğru pişirilmiş bir porsiyon lahananın düzenli olarak tüketilmesi, vücut için gerekli günlük vitamin ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabilir, bağışıklık sistemini güçlendirebilir.

Bol lifli pazı ve ıspanak

Pazı ve ıspanak, halk arasında bilindiği gibi demir açısından değil, ama A ve C vitaminleri ile folat açısından zengin, lif açısından ise süper zengin sebzelerdir. Üstelik porsiyon başına oldukça düşük kalori içeren bu sebzelerin dikkat edilmesi gereken bir özellikleri daha var: İçerdikleri oksalat denen madde, kalsiyumu bağlayan ve böbrek taşı sorunu bulunan kişilerde bu sorunu artırabilen bir içeriktir. Bu sebzeler hafifçe pişirildiklerinde oksalat içeriği azalır, diyetteki kalsiyum serbestleşir ve bu sorun çözülmüş olur.

Hipertansiyonun düşmanı kabak 

Kış aylarında hem yemeği, hem salatası hem de tatlısı ile sofralarımızın vazgeçilmezi olan kabak, vücudumuzu diyabet gibi metabolik, hipertansiyon gibi kardiyovasküler hastalıklardan korumada rol alan C, B vitaminleri, pantotenik asit, folik asit, potasyum ve yüksek miktarda karoten içerir. Sindirim sisteminin sağlıklı çalışması ve zararlı bir takım maddelerin vücuttan atılmasında önemli rol oynayan lif açısından da zengin bir besin maddesidir. Kabak, diğer sebzelerle kıyaslanınca kalori içeriği yüksek sayılabileceğinden, kontrollü porsiyonlarla tüketilmesi uygun olacaktır.

Enginar karaciğer dostu 

Bir başka mükemmel lif kaynağı da enginardır. Sindirime yardımcı olmasının yanı sıra özellikleri sayesinde safra yollarının sağlıklı çalışmasına ve sağlıklı çalışan safra yollarının artan akışkanlığı ile karaciğerin de sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Ayrıca C vitamini açısından da oldukça zengindir, inflamasyonda ve kollajen üretiminde olumlu etkileri görülmüştür.

İyi bir sıvı kaynağı marul

Göbek marul, yıl boyunca kolayca bulunan ve çoğunluğu sudan oluşan bir sebzedir. Neredeyse yok denilecek kalori içeriğiyle, tokluk hissi vermesi, sindirimi kolaylaştırması ve sıvı desteği vermesi marulun en önemli özellikleridir.. Klasik uzun marullar ise göbek marullardan farklı olarak yüksek miktarda A vitamini ve bir miktar folat içerirler. A vitamini, tüm seröz zarlarda, yani sindirim ve solunum sistemlerinin iç yüzeylerinde, gözde, bağışıklık sisteminde önemli koruyucu görevlere sahiptir.

Bol vitaminli, az kalorili şalgam

Ülkemizde özellikle güney yörelerinde sofraların baş tacı olan, uzun yıllardır da suyu ile artık her yerde tüketildiği gözlemlenen şalgam, az kalorili fakat bol kalsiyum ve A, C, K vitaminlerinden zengin içeriğiyle, kış aylarında sizi hastalıklardan korumada önemli bir rol oynayabilir.

Demir deposu roka

Ülkemizde balık dendiğinde yanında olmazsa olmaz yeşilliklerin başında gelir roka. Aslında brokoli ve lahana ile aynı familyadan gelen roka da onlar gibi A, C ve K vitaminleri ile kalsiyum açısından zengin olmasının yanında, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve kan üretiminde rol oynayan demir için de önemli bir kaynaktır. Gözde, kısmi görme kaybına neden olan maküler dejenerasyon isimli hastalığın önlenmesinde etkili olduğu da görülmüşolan rokanın da çiğ tüketildiği taktirde içerdiği oksalat nedeniyle bazı yararlı besin maddelerinin emilimini bozma olasılığı mevcuttur.

Soğuk algınlığının düşmanı rezene

Sadece manavda değil aktarlarda ve hatta bazen eczanelerde dahi rastlayabileceğiniz, şifa niteliğinde bir bitki olan rezene, C vitamini yanı sıra potasyum, magnezyum ve bakır açısından da zengin bir besin maddesidir. Hem inflamasyonu geriletir, hem de damarlarda pıhtı oluşumunu önleyici etkileri vardır. Kış aylarında soğuk algınlığı ve üst solunum yolu enfeksiyonlarında etkilidir.

Etkili antioksidan kereviz, havuç

Kereviz düşük kalorisi, yüksek lif içeriği ile sık tercih edilmesi gereken bir kış sebzesidir. Üstelik C vitamini deposu olarak kuvvetli bir antioksidan, yüksek fosfor içeriği ile de diş ve kemik dostu bir besin maddesidir. Bir başka güçlü antioksidan bitki ise göz dostu havuçtur. Daha önce de bahsettiğim gibi havuç, güçlü bir bağışıklık sistemi, sağlıklı bir cilt ve sağlam gözler için gerekli olan A vitamini deposudur.

Kronik hastalıkların düşmanı turunçgiller

Bu kadar sebzeden bahsetmişken turunçgillerin bağışıklık sistemine olumlu etkilerinden bahsetmemek olmaz. Yüksek C vitamini ve antioksidan etkili içeriği ile pek çok kronik hastalıktan ve enfeksiyonlardan koruyucu limon, portakal ve greyfurt da kış sebzelerinin yanında sofralarımızdaki yerlerini almalıdırlar.