Kategoriler
Yaşam

Yabancı dil kaç yaşında öğrenilmeli?

Türkiye’de dil eğitimi sınavlara yönelik işliyor, oysa dil öğrenirken gramerden önce çok istekli ve meraklı  olmalısınız. Ayrıca dili konuşarak ve dinleyerek öğrenmelisiniz.

Dil öğrenmenin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu belirten sinirbilimci Prof. Dr. Sinan Canan, “Yabancı bir dil, konuşarak ve dinleyerek öğrenilir. Bizim eğitim sistemimiz sadece sınav geçmeye odaklı olduğu için dil öğrenemiyoruz. Yabancı dili öğrenmek için çok ciddi bir duygusal istek yaratmanız, meraklı olmanız ve bol bol kullanmanız lazım” dedi.

Özellikle 7 yaşına kadar kişi kaç dil öğrenirse onları ana dili gibi kullanabildiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Canan, 7-10 yaşından sonra ise yeni dili beyin tercüme usulüyle öğrendiğini ve ancak 3-4 sene kullanırsa akıcılık kazandığını vurguladı.

Konuşarak ve dinleyerek öğrenin

Toplum olarak yabancı dili algılayışımızda ciddi bir sıkıntı olduğunu da belirten Prof. Dr. Sinan Canan, dil öğrenmek için büyük bir istek duyulması ve çaba harcanması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’de dil eğitiminin sınavlara yönelik olduğunu ve bu nedenle çoğunluğun o dili konuşamadığını kaydeden Prof. Dr. Sinan Canan, yabancı dili öğrenmenin en etkili yolunun konuşmak ve dinlemek olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Dil öğrenmek için öncelikle o dili kullanmaya ihtiyaç duymamız lazım. Bu koşulların sağlanması lazım ki biz ancak o şekilde öğrenelim. Çok ciddi bir duygusal istek yaratmamız lazım. İnsanımız ezberinden birtakım cümleler arayıp İngilizce bildiğini ispat etmeye çalışıyor. Oysa biz dili böyle kullanmıyoruz. Bir sunum yaparken nasıl gerekli kelimeleri arka arkaya dizerek bir meram anlatmaya çalışıyoruz, yabancı dil konuşurken de aslında bunu yapıyoruz. Bunun için de kafanızın içerisinde üretebileceğiniz kadar üretken bir dile ihtiyacınız var. Dolayısıyla dil eğitimi aslında iletişimle konuşarak ve dinleyerek yapılması gereken bir eğitim biçimi. Okulun dışında İngilizce öğrenmiş kişilerden bir tanesiyim. Kendi hayatımda meraklı olduğum için, gerekli olduğu için bir şekilde dili dışarda öğrendim. Kendi İngilizce derslerimde hep yüksek not aldığım için İngilizce hocalarım beni çalışkan sanırlardı oysa biz dili dışarıdan öğrenerek o sınavları verebiliyorduk. Dili dışardan öğrenenler de benzer yöntemleri kullanıyorlar, örneğin yabancı arkadaş edinen kişiler o dili öğreniyorlar.”

Gramer sonra öğretilmeli

Yabancı dil öğrenmede sistemin ve ailelerin yapacakları şeylerin farklı olduğunu belirten Canan, “Yabancı dil eğitim sistemini ciddi bir şekilde elden geçirmemiz lazım. Bunu bazı güzel örnekleri bazı okulların hazırlık sınıfında uygulanmaya çalışılıyor. Dili bol miktarda konuşarak pratik üzerinden öğretme ve belli bir aşama geçirdikten sonra yani insanlar sözlü iletişim kurmayı becerebildikten sonra gerekirse yazılı gramer kurallarının öğretildiği sistemler var. Bunlar gerçekten işe yarayan sistemler ve insanlar sadece bir sınavı geçmek için değil, hayatlarını yeni bir dilin eşliğinde idame ettirmek için bu dili öğrenebiliyorlar ve hayatlarında kullanabiliyorlar” diye konuştu.

Evde pratik yapılmalı

Ailelerin ve eğitimcilerin özellikle gençlere yabancı dilin sınav için öğrenilen bir şey olmadığını, günümüzde vazgeçilmez bir beceri olduğunu kavratmaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Sinan Canan, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Eğer biz bunu yapamazsak ne kadar iyi bir sistem koyarsak koyalım bu çocuklarımız dil öğrenemeyecek. Dil öğrenebilenler dil konuşabilenler bunu bir şekilde isteyenler oluyor. Gerçekten istekli olanlar okuldaki sistemin olumsuzluklarına rağmen bunu gayet rahat öğrenebiliyorlar. Benim ailelere tavsiyem yabancı dil öğrenilene kadar evde en önemli antrenman hususlarından bir tanesine dönüştürülsün. Bilmeyen anne babalar da öğrenmeye çalışsınlar, bu arada çocuklarına da motivasyon versinler çünkü özellikle genç yaşlarda otomatik olarak dil öğrenebilen bir sisteme sahibiz.”

 

Kategoriler
Sağlık

Depresyonda olan kişiye bunları söylemeyin

Depresyondaki arkadaşınıza ya da sevdiğiniz birine yanlış bir şey söylemek kişinin kendini daha kötü hissetmesine neden olabilir. Bu nedenle depresyonda olan biriyle konuşurken sözlerinizi çok dikkatli bir şekilde seçmelisiniz.

Reader’s Digest dergisinde yer alan haberde, size depresyondaki kişiye söylemeniz ya da söylememeniz gereken sözlerden bazı örnekler sunuluyor:

Söylemeyin: “Birçok insan senden daha kötü durumda.” Bu doğru bile olsa, arkadaşınıza yardımcı olmayacağı için o anda bunu söylememelisiniz. Gereksiz yere kişiyi üzerseniz, kişinin psikolojik durumu daha kötü hale gelebilir.

Söyleyebilirsiniz: “Bu problemle baş ederken yalnız değilsin”.

Söylemeyin: “Hiç kimse hayatın bir eğlenceden oluştuğunu söylemedi” Bu arkadaşının duygularının dışa vurumu gibi algılanabilir.

Söyleyin: “Benim için önemlisin”

Söylemeyin: “Kendin için üzülmeyi bırakmalısın.” Arkadaşınız depresif duygularını nasıl durduracağını bilemez. Depresyon şeker ya da kalp hastalığı gibi fiziksel bir hastalıktır. Fakat, depresyondakiler bu durumu atlatmak için daha fazla uğraşırlar.

Söyleyin: “Sana yardım etmeme izin ver”

Söylemeyin: “Şimdi depresyondasın, her zaman böyle olmayacak ya?” tarzındaki sözler daha ciddi sorunlara yol açabilir.

Söyleyin: “Sen delirmiyorsun!”

Söylemeyin: “Bu senin kendi suçun” Hiç kimse depresyona girmeyi kendisi seçmez.

Söyleyin: “Bu süreçte seninle birlikteyim”

Söylemeyin: “Bana inan, ne hissettiğini biliyorum. Ben de bir kere günlerce depresyona girmiştim” Kendinizi üzgün ya da hüzünlü hissetmeniz depresyondan farklıdır.

Söyleyin: “Seni anlamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım” (Vasfiye Özcanbaz)