Kategoriler
Sağlık

Çocuklarda diz üstünde oluşan morlukları önemseyin… Lösemi belirtisi olabilir!

Artık büyük küçük herkesin elinde birer telefon ya da tablet. Bugün birçoğumuz telefonsuz bir hayatı hayal bile edemiyoruz. Bu cihazları 2 yaşındaki çocukların bile elinde görmeye iyice alıştık. Ancak tüm bu manyetik kirlilik, genetiği değiştirilmiş gıdalar, böcek öldürücü pestisitlerin kullanımı, paketlenmiş gıdalarda kullanılan koruyucu maddeler ve sağlıksız uyku gibi başka birçok olumsuz faktörle birleşerek çocukluk dönemi kanser riskini artırıyor.

Tüm çocukluk çağı kanserlerinde son 10 yılda görülen artış oranı yüzde 11’i geçmiş durumda. En sık görülen çocukluk çağı kanserleri arasında yüzde 30’luk oranla bir numarada bulunan lösemi, halk arasında bilinen adıyla kan kanseri, ise verdiği belirtilerle erken teşhis edilme sürecinde anne babaları adeta ‘aldatan’ bir hastalık.

Telefon, tablet, bilgisayar, televizyon gibi birçok elektronik aletin yarattığı manyetik kirlilik; genetiği değiştirilmiş gıdalar, böcek öldürücü pestisitlerin kullanımı, paketlenmiş gıdalarda kullanılan koruyucu maddeler ve sağlıksız uyku gibi başka birçok olumsuz faktörle birleşerek çocukluk çağı kanserlerinde de riski artırıyor.

Günümüzün tıp teknolojisi sayesinde erken teşhis ve etkili bir tedavi ile iyileşme oranı oldukça yüksek olan lösemiyle mücadelede yaşadıkları en büyük sorunun, hastalığın verdiği başlıca belirtilerin anne babaları yanıltması olduğunu söyleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İnci Ayan, anne ve babaların çocuklarının vücudundaki değişimleri dikkate almalarını vurguluyor.

Çocuğunuzdaki değişiklikleri gözlemleyin

Löseminin en önemli belirtilerinin başında vücudun farklı yerlerinde, özellikle diz üzerindeki yumuşak bölgelerde ortaya çıkan morluklar geliyor. Bu morlukları çocuklarının yaramazlıklarına bağlayarak göz ardı edebilen ebeveynlerin hiç istemeden erken teşhiste önemli bir gecikmeye neden olduğunu belirten Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İnci Ayan, bu nedenle anne babaların çocukların vücudunu ve ortaya çıkan değişiklikleri dikkatle takip etmeleri gerektiğini vurguluyor.

Belirtileri hafife almayın

Ebeveynlerin, çocuklarının vücudunda nedenini açıklayamadıkları ya da çarpma gibi bir travmaya bağlı olmadığını bildikleri morlukların yanı sıra çocuğun bel ve bacak ağrıları, sık tekrarlayan ateş, lenf bezlerinde şişlik, burun ve diş eti kanamaları ya da sürekli solgunluk gibi yakınmalarına şahit olduklarında vakit kaybetmeden bir uzman hekime başvurmaları gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Ayan, özellikle yaygın biçimde görülen orantısız veya nedensiz morlukların lösemi haricinde birçok başka kan hastalığının da habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.

Çocuk kanserleri neden yükselişte?

Son yıllarda yapılan çalışmalar hemen tüm kanser türlerinde süreklilik sergileyen bir artış görüldüğünü ortaya koyuyor. Akut lösemi de bu artıştan payını alan hastalıklar arasında. Bunda en önemli etkenler sanayi atıkları nedeniyle hava ve suyun kirlenmesi, kullanımı her geçen gün artan elektronik aletler nedeniyle dünyanın önemli bir bölümünü etkisi altına alan elektromanyetik kirlenme, radyasyon, nükleer atıklar, tarım ilaçlarının (özellikle pestisitlerin) bilinçsiz ve denetimsiz kullanılması ve bazı virüs hastalıkları olarak sayılıyor.

En çok 2-5 yaş arası çocukları tehdit ediyor

Prof. Dr. İnci Ayan, yenidoğan döneminden ergenliğe kadar her yaşta görülebilen löseminin en çok 2-5 yaş arasındaki çocukları tehdit ettiğini belirterek “Çocuk kanserleri tedavi edilebilen hastalıklardır. En sık görülen akut lösemilerde hücre tipine ve hastalığın risk grubuna göre değişmek üzere tedavi edilebilirlik oranı yüzde 45’ten yüzde 85’e kadar yükselebiliyor. Ancak her hastalıkta olduğu gibi çocukluk çağı kanserlerinde de erken teşhis hayati önemde” diyor.

Kan kanserine karşı bu önlemleri alın

Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. İnci Ayan, nedeni tam olarak bilinmese de özellikle anne babalara lösemiye karşı şu önlemleri almayı öneriyor:

  • Çocukların dengeli beslenme kuralları çerçevesinde beslenmesini sağlamak
  • Çocuğu enfeksiyonlardan korunmak ve böylece bağışıklık sistemini güçlü tutmak
  • Aşı programına uymak
  • Radyasyon, radyoaktif ve manyetik bölümlerden uzak yerleşim alanlarında yaşamak. Ayrıca evde ve kontrol edilebilecek diğer yaşam alanlarındaki elektromanyetik kirliliği denetim altında tutmak
  • Genetik yatkınlığı artırmamak için akraba evliliklerinden kaçınmak
  • Çocukların sağlıklı ve kaliteli uyumasını sağlamak (Karanlık bir ortam oluşturmak ve akşam 8-9 arasında yatırmak)
  • Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek, sera ürünlerinden kaçınmak
  • Sorumlu vatandaşlık gereği yiyecek içecek ve çevre koşullarına gerekli denetimlerin yapılmasını sağlamak
  • Alerjenlerden uzak durmak ve varsa alerjik hastalıkların mutlaka tedavisini sağlamak
Kategoriler
Sağlık

Lösemide erken teşhis hayat kurtarıyor!

Kan kanseri olarak da bilinen lösemide, belirtileri önemseyip doktora gitmek erken teşhis imkanı sağlıyor. Günümüzde lösemi, ilaçlarla yüzde 90’a yakın oranda tedavi edilebiliyor. Bu nedenle ‘anemi, halsizlik, sık enfeksiyon geçirme, solukluk, lenf bezlerinde büyüme’ gibi belirtileri atlamamak ve tedaviye zamanında başlamak çok önemli. Üstelik doktora gidip bir damla kan vermek yeterli oluyor!

Günümüzde gelişen tedavi yöntemleri sayesinde, lösemi tedavisinde yüzde 90’a varan başarı sağlanabildiğini söyleyen Türkiye İş Bankası iştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Hematoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uğur Ural, “Nedeni tam olarak bilinemeyen lösemide, diğer tüm kanserlerde olduğu gibi belirtileri önemsemek tedavide vakit kazandırıyor ve hayat kurtarıyor” dedi.

Çocuklarda ve yetişkinlerde görülüyor

AKUT LÖSEMİLER:

Kemik iliğinde hangi hücre tipi kanserleşme gösteriyorsa, o akyuvar adıyla tanımlanan lösemiler, akut ve kronik lösemiler olarak iki gruba ayrılırlar. Akut lösemide, sürekli ve anormal yapıda akyuvar öncülü hücre artışı olur. Bu anormal hücreler diğer organlara da yayılarak, organı görevlerini yapamaz hale getirebilir. Akut lösemilerin sınıflandırılması, temel olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleri esas alınarak yapılır. Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL), çocukluk çağında en sık görülen lösemidir. 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilerin yüzde 80’i ALL’dir. Akut Myeloblastik Lösemi (AML) ise erişkin yaşlarda en sık görülen lösemidir.

KRONİK LÖSEMİLER: 

Kronik lösemi, anormal olgun kan hücrelerinin aşırı üretimi ile ortaya çıkar. Kronik lösemi daha yavaş ilerler ve sonuçları daha az dramatiktir. Temel olarak iki alt grubu vardır. Kronik Lenfositik Lösemi (KLL), lenf bezi büyüklüğünün çok sık gözlendiği türdür. 50’li yaşlardan sonra görülme sıklığı artar ve yavaş yavaş ilerler. Hasta, tedavi edilmeden yıllarca yaşayabilir. Genetik geçişi gösterilmiş tek lösemi tipidir. KLL’li hastaların erişkin çocuklarının da kontrol edilmesi gerekir. Kronik Myeloid Lösemi (KML) ise erişkin çağındaki lösemilerin yüzde 25 – 60’ını oluşturur. Ömür boyunca ağızdan ilaç kullanılarak tedavisi mümkün hale gelmiştir.

NEDENLERİ

Tek yumurta ikizlerinde, Down sendromlularda, fanconi anemisi olanlarda görülmesi hastalıkta genetik faktörlerin rol oynadığını göstermektedir. Kronik lenfositik lösemi (KLL) kalıtımsal geçişi gösterilmiş tek lösemi tipidir. Bunun yanında çoğu lösemi tipinde bazı kromozal anormallikler gösterilmiş olsa da, bunların çoğu kazanılmış genetik anormalliklerdir. Ayrıca radyasyon, benzen, alkilleyici ajanlar gibi bazı kemoterapi ilaçlarına maruz kalanlarda lösemi görülme riski artmıştır. Bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçların DNA hasarlarına sebep olması nedeniyle ilaç uygulanmasından 5 – 15 yıl sonra bu kişilerde lösemi gözlenebilir. Özellikle KLL’de ırk faktörünün önemli olduğu saptanmıştır. Uzak Doğu ülkelerinde hemen hiç KLL gözlenmez. Ayrıca, radyasyonun sebep olmadığı tek lösemi tipi de KLL’dir. Lösemi kesinlikle bulaşıcı değildir.

TEŞHİS İÇİN BİR DAMLA KAN YETERLİ

Lösemi, tanısı güç bir hastalık değil. Bir damla kan örneğinin lam üzerine yayılıp, mikroskop altında incelenmesiyle kolaylıkla tanı konuluyor. Hangi tip lösemi olduğunun belirlenmesi için ise ilave genetik ve moleküler incelenmesi amacıyla kemik iliği örneğinin alınması gerekebilir.

HALSİZLİK VARSA, SIK SIK ENFEKSİYON OLUYORSA DİKKAT!

Löseminin belirti ve bulguları kemik iliğinin blast adı verilen hücreler tarafından işgali nedeniyle normal hücrelerin üretiminin engellenmesi, görevlerinin bozulması ve çeşitli organların lösemik hücreler tarafından tutulması nedeniyle oluşur. Bunlar arasında; enfeksiyon sıklığının artması, halsizlik, çabuk yorulma, solukluk, tüm vücutta kırmızı noktalar halinde kanama odakları, diş eti ve burun kanaması, iştah kaybı, kemik ağrıları, lenf bezelerinde büyüme gözlenebilir.

ÇOCUKLARDA YÜZDE 90 ŞİFA SAĞLANIYOR

Lösemi tedavisindeki amaç, kemik iliğinde bulunan anormal yapıdaki lösemik hücrelerin tamamen ortadan kaldırılması. Lösemide tanı konulduktan sonra uzun süreli bir kemoterapi (ilaç tedavisi) tedavisi uygulanıyor. Sonrasında ise hastanın tanı aşamasında belirlenen hastalık tipi ve risk durumuna göre, hematoloji doktoru tarafından uygun görülürse, kök hücre nakli ile tedavi ediliyor. Bazı lösemi tiplerinde, ilaç tedavisine ilave olarak radyoterapi de kullanılıyor.

Çocukluk çağı lösemilerinde sadece kemoterapi ile tam şifa yüzde 90 oranında sağlanabilir. Erişkin çağı lösemilerinde 1980’lerde yüzde 10 olan iyileşme oranı, günümüzde sadece kemopterapi ile yüzde 60’lara çıkmıştır.

HASTALIĞIN TEKRAR ETME RİSKİ VARSA KÖK HÜCRE NAKLİ 

Sadece hastalığın tekrarlama riski varsa ya da tanı aşamasında özellikle genetik incelemelerle hastalık gidişinin iyi olmayacağına kanaat getirilirse, kök hücre nakliyapılması uygun olur.

NAKİL SONRASI TAKİP GEREKİYOR 

Nakil sonrası takip (hem hastalık ve hem de nakil ile problemler açısından) nakil süreci kadar önemli. Kök hücre nakli yapılan hastaların uzun yıllar takip edilmesi gerekiyor.

Nakil sonrası özellikle enfeksiyonlar ve verilen kök hücrelerin alıcı vücudunun bazı organlarını yabancı bilip buna karşı reaksiyon geliştirmeleri gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle, enfeksiyonlara karşı korunmak ve doku reddi problemleri ile mücadele için bazı noktalara çok dikkat edilmeli. Taburcu olduktan sonra uygun bir yaşantı biçimi kadar, verilen ilaçların çok düzenli kullanılması ve doktorun belirlediği uygun aralıklarla hastanın kontrolü hayati önem taşıyor.

Kategoriler
Yaşam

Çocuğa hastalığını mutlaka söyleyin!

Ailenin tutumları lösemi ile mücadelede tedavi sürecinde çok etkili. Ebeveynin beden diline yansıyan endişeyi çocuk mutlaka fark ediyor. Hastalıkla ilgili hiçbir şeyin çocuktan saklanmamalı.

Çocuğa mutlaka anlayacağı seviyede hastalığını anlatılması gerektiğini söyleyen Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Polikliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Esma Uygun, lösemi ile mücadelede çocuğa verilecek moral ve motivasyonun önemine dikkat çekti.

Hastalığın teşhisiyle beraber ailede endişe ve kaygı duygusunun ortaya çıktığını belirterek ne kadar saklanmak istese de çocuğun mutlaka bu durumu anlayacağını belirten Esma Uygun, şunları söyledi:

Bilgisizlik ve belirsizlik endişeyi artırıyor!

“Lösemi son yıllarda yaygın olarak görülen ve bununla birlikte tıptaki gelişmelerle tedavisi mümkün olan bir hastalık. Hastalık, ölümü çağrıştıran bir olgu olduğu için hepimiz hasta olmakla ilgili olarak yoğun endişe duygusu yaşarız. Ailede çocuğa lösemi tanısının konulmasıyla birlikte tüm aile her hastalıkta olduğu gibi önce bir şok yaşar. Hastalığın ne olduğu ile ilgili olarak bilgi eksikliği ve ne olacağına ilişkin belirsizlik yaşayan aile için yoğun endişe duygusu oluşur. Bu süreçte yaşadığımız kaygı, ne kadar saklamaya çalışsak da beden dilimize yansır. Aile ortamında korku ve üzüntü hâkim olur. Aile, çocuğa bu hastalığı nasıl anlatacakları konusunda oldukça endişelidir. Bu endişe hali aile bireylerinin çocuğa karşı normalin üzerinde ilgi göstermesine neden olur. Beden diline yansıyan endişeyi çocuklar mutlaka fark ederler.”

Saklamak işleri daha da zorlaştırıyor! 

Çocuktan içinde bulunduğu durumu saklamanın işleri daha zor bir hale getireceğini belirten Uygun, “Çocuğu bu sürece hazırlamak için gerçeği saklamak yerine, konuşmak her zaman daha fazla yardımcı olacaktır. Çocukla bu konuyu konuşurken dikkat etmeniz gereken en önemli şey her zaman onun yanında olduğunuzu ve sevgimizi ona hissettirmek olacaktır. Çocuğa yerinde ve zamanında, yaşına uygun anlayabileceği dilde, kısa, ayrıntıya girmeden, açıklayıcı ve gerçek cümleler kurmak çok önemli. Çocuğa olumlu örnekler vermeliyiz. Sosyalleşmesini desteklemeliyiz. Çocuklar tedavi sürecinde neler olacağını bilirse kaygısı daha az olacaktır” tavsiyesinde bulundu.

Ebeveyn kaygısı çocuğa geçiyor!

Lösemide sadece çocuk için değil, aileler için de zorlu bir süreç yaşandığını belirten Esma Uygun, “Üzüntü ve yas tutmak kaçınılmaz bir durum oluyor. Neden böyle oldu, niçin bu hastalık bizim başımıza geldi diyerek öfke yansıtılabiliyor. Ancak ne yapılabileceğine odaklanmak çocuğun bu süreci kolay atlatmasına yardımcı olacaktır. Unutmayalım ki ebeveyn ne kadar kaygılı olursa çocuk da o ölçüde kaygılanacaktır” diye konuştu.

Teselli etmek isterken üzmeyin

Hasta yakınlarının ise çocuğa veya ailesine teselli vermek için kullandığı cümlelere dikkat etmesi gerektiğini belirten Esma Uygun, “Senden daha kötüleri var, moralini yüksek tut” şeklindeki teselli sözlerinin ters etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti.

Kategoriler
Sağlık

Böcek ilaçları çocuğunuzu kanser yapmasın!

Evinizde kullandığınız böcek ilaçlarına maruz kalmak, çocukluk dönemi kanserlerinin gelişmesine ve IQ düşüklüğüne sebep oluyor. Kapalı mekanlarda böcek ilaçlarına maruz kalan çocukların lösemiye yakalanma riski yüzde 47, lenfomaya yakalanma riski ise yüzde 43.

Evlerde böcek ilacı kullanımı çocuklar arasında lösemi ya da lenfoma (lenf kanseri) gelişme riskini arttırdığını söyleyen Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, Harvard Üniversitesi’nde yapılan, aileleri yakından ilgilendiren bu önemli araştırma hakkında şu bilgileri verdi:

LÖSEMİ YA DA LENF KANSERİNE NEDEN OLUYOR

Araştırma kapsamında lösemi ya da lenfomaya yakalanmış çocuklarla, sağlıklı çocuklar üzerinde böcek ilacına maruz kalma seviyeleriyle ilgili daha önceden yapılmış 16 araştırmanın sonuçlarının karşılaştırıldığını belirten Görgen, evde, bahçede ve evin diğer dış mekanlarında maruz kalınan böcek ilaçları ve ot öldürücülerin seviyeleri incelendiğini vurguladı.

Kapalı mekanlarda böcek ilaçlarına maruz kalan çocukların lösemiye yakalanma riskinin yüzde 47, lenfomaya yakalanma risklerinin de yüzde 43 oranına yükseldiği sonucuna varıldığına dikkat çeken Betül Görgen, “Bu kanserlerin ortaya çıkmasına ne ya da nelerin sebep olduğuyla ilgili bir belirsizlik var ama böcek ilaçları her zaman şüpheli konumda oldular. Araştırmayı yürüten Harvard Üniversitesi’ne bağlı Harvard T.H. Chan School of Public Health ekibi “Bu araştırmanın sonuçları, böcek ilaçlarına maruz kalmanın çocukluk döneminde kişinin lösemi ve lenfomaya yakalanma riski üzerinde bir rol oynadığını, hem de önemli bir rol oynadığını doğruluyor” dedi.

PROSTAT YA DA MESANE KANSERİNİ DE ARTTIRABİLİR

Araştırma sonuçlarına göre böcek öldürücü ilaçlara maruz kalma ve kansere yakalanma riski arasındaki ilişki sadece lösemi ve lenfomayla sınırlı da değil. Böcek öldürücü ilaçlara maruz kalmak prostat ya da mesane kanseri gibi diğer kanser türlerinin gelişme riskini de arttırabilir.

Ayrıca böcek öldürücülerin evin her yerine püskürtüldüğü için ot öldürücülere göre daha zararlı olduğu belirtilen araştırmada, çocukların böcek öldürücü ilaçları nefes yoluyla alarak ya da yiyerek maruz kalabildikleri ifade edildi. Bu ilaçlara ait kimyevi kalıntılar çocukların oynadıkları ya da vakit geçirdikleri yüzeylerde uzun bir süre kalmaya devam ederler. Bu kimyasallar çocukların ellerine, oradan da ağızlarına bulaşabilir. Genel olarak 12 yaşın altındaki grup, böcek ilaçlarının kansere sebep olan etkilerine karşı en çok hassasiyet taşıyan çocuklardır.

ONLARIN ÇOCUKLARI DA…

Yapılan başka araştırmada; çiftçilik gibi işlerde çalışıp yüksek miktarda böcek ilacına maruz kalan ebeveynlerde ve onların çocuklarında daha yüksek oranda lösemi ve lenfomaya yakalanma riskinde artış tespit edilmiş.

Kanser oranları, anne karnında böcek ilaçlarına maruz kalan çocuklarla, anneleri hamile kalmadan önce ebeveynleri en çok böcek ilacına maruz kalan çocuklar arasında da en yüksek seviyede.

Böcek öldürücülerin daha birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasında rolü var.

Bu kimyasallara maruz kalmanın daha düşük IQ seviyesi ya da dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi bazı nörolojik rahatsızlıklara sebep olduğuna dair gittikçe artan daha güçlü deliler var.

Yüksek dozlarda böcek ilacına maruz kalmak ani bebek ölümlerine dahi sebep olabiliyor. Araştırmacılar tarafından İtalya’da yedi aylıkken uykusunda ölen bir kız bebek üzerinde yapılan otopside, bebeğin beyin dokusunda yüksek miktarda DBNP denilen böcek ilacına rastlanılmış. Bu bebek ölmeden iki hafta önce, babasının evdeki sinekleri öldürmek için kullandığı böcek öldürücü spreydeki kimyasalları solumuş olabilir.”

GÜVENLİ KULLANIM İÇİN MUTLAKA BUNLARI YAPIN

Böcek öldürücü ilaçların bu ilaçlara ne kadar maruz kalındığına göre, bazı akut ve kronik sağlık problemlerinin gelişmesinde rol oynuyorlarını söyleyen Op. Dr. Betül Görgen, böcek ilaçlarının güvenli kullanımıyla ilgili vatandaşlara şu önerilerde bulunuyor:

– Merdiven altı firmalar tarafından lisanssız ilaçlarla bilinçsizce yapılan ilaçlamalar tüm aile fertleri için faciayla sonuçlanabilir. Evinizi güvenilir firmalara ilaçlattırmalısınız.

– İlacın etiketinde yazan miktardan fazlasını kullanmayınız.

– Böcek öldürücü sprey kullanılmadan önce çocukların, ev hayvanlarının ve oyuncakların öncelikle başka bir yere alınması ve sprey kurumadan ilaçlanan yere ilacın etiketinde yazan süre boyunca girmemeleri gerekiyor.

– Hamile olan ya da hamile kalmayı düşünen kadınların evde böcek ilacı kullanımından kaçınmaları gerekiyor.

KİMYASAL DIŞINDAKİ ÇÖZÜMLER

Böcek ilaçlarına daha az maruz kalmak için atılacak en etkili adım öncelikle böceklerin ortaya çıkmasını engellemek. Bunun için de ortalığa saçılmış eski yemek artıklarını temizlemeli, eve böceklerin girmek için kullanacakları oyuk ve çatlakları tamir etmelisiniz.

Evinize böcekler zaten girmişse, öncelikle mesela yosun kumu gibi kimyevi olmayan maddelerle onlardan kurtulmaya çalışın. Fosilleşmiş topraktan elde edilen yosun kumu böceklerin dış iskeletlerini kurutuyor.

Ebeveynler böceklerden kurtulmak için mutlaka kimyasal maddeler kullanmaları gerektiğini düşünüyorlarsa, bütün her yere püskürtülen spreyler yerine, böcek kovucu bantları tercih etmeliler.

Kategoriler
Sağlık

Lösemi aşısı çok yakında geliyor

Bilim adamları, yılda binlerce kişinin hayatını kurtaracak kanser aşısını insanlar üzerinde denemeye başladılar.

Daily Express’te yer alan habere göre, İngiltere’de bulunan Southampton Üniversitesi’nde görevli araştırmacılar bağışıklığı destekleyen grip aşısının kronik ya da akut miyolid lösemi hastaları üzerinde denenmeye başlandığını açıkladılar.

Denemelerde başarılı olması halinde aşının 5 yıl içinde piyasaya sürülmesi bekleniyor. Lösemi ve Lenfoma Araştırma Derneği’nden yetkililer de oldukça heyecanlı olduklarını belirterek, bu aşının gerçekten umut vaat ettiğini ifade ettiler.(Vasfiye Özcanbaz)