Kategoriler
Yaşam

Salgında yemek pişirme ve saklama yöntemlerine dikkat!

Salgınla birlikte önemli hale gelen bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için hazırladığınız yemeklerin pişirme, saklama ve tüketme yöntemlerine dikkat etmelisiniz.

Dünyayı etkileyen ve binlerce insanın ölümüne neden olan COVID-19 salgınından korunmanız için bağışıklık sisteminizi yeterli vitamin ve minerallerle güçlendirmelisiniz. Ancak pişireceğiniz gıdaların besin değerini korumak için pişirme, saklama ve tüketme koşullarına dikkat etmelisiniz.

Uzun süre bekletmeyin

Tüketeceğiniz sebzelerin içerisindeki besin ögelerinden en yüksek düzeyde yararlanmanız için gerçekten taze olması şart. Sebzeleri buzdolabında uzun süre bekletmek vitamin ve minerallerin çoğunun kaybına neden olur. Mevsimine uygun ve taze sebzeleri bekletmeden tüketmelisiniz.

Düşük ısıda pişirin

Yemek yaparken vitamin ve mineral kaybını en aza indirmek için düşük ateşte uzun süre pişirmelisiniz. Tam tersi yüksek ısıda pişirmek ise gıdaları hem kurutur hem de vitaminlerin yüksek ısıda yok olmasına sebep olur.

Yeşillikleri elinizle parçalayın

Aldığınız yeşillikleri suda bekletirseniz içindeki vitaminler suda çözünür, sizin için faydası kalmaz. Bunun yerine yeterli miktardaki akan suda iyice yıkamalısınız. Bunun yanında yeşillikleri bıçakla doğramak yerine, elle iri parçalara bölmek de vitamin kaybını azaltır. Ayrıca limonata veya portakal suyu gibi içecekleri bekletmeden tüketmek, C vitamini kaybını önlüyor. Demirden zengin koyu yeşil yapraklı sebzeleri limon sıkarak tüketirseniz demirden daha fazla yararlanırsınız.

Haşlama suyunu dökmeyin

B vitaminlerinden zengin erişte, makarna gibi gıdalardaki vitaminler haşlanırken suya geçer. Bu nedenle makarnaların haşlama suyunu dökmek yerine sos ya da farklı yöntemlerle değerlendirmelisiniz.

Kategoriler
Sağlık

Salgında çocukların aşılarını ihmal etmeyin!

Hayatımızı önemli ölçüde etkileyen Covid-19 salgını döneminde bebeklerin ve çocukların aşıları asla ihmal edilmemeli.

Aşı sayesinde birçok hastalık önlenerek bebek ölümlerinin önüne geçiliyor. Covid-19 salgını sürecinde de aşı önceliği olan 12-18 aylık çocuk grubu uygun şartlar oluşturularak aşılanmasının önemli olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayşe Sokullu, “Dünyada her yıl aşı ile önlenebilecek hastalıklardan, az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere yaklaşık 2-3 milyon çocuk hayatını kaybediyor. Düzenli aşılama ile bu ölümlerin 1,5 milyonu önlenebilir” dedi.

Çocukluk çağından başlayan aşı uygulamalarının hem aşılanan çocukları hem de toplumun genel sağlığını garanti altına aldığını vurgulayan Dr. Ayşe Sokullu, hepatit B, hepatit A, difteri, boğmaca, tetanoz, hemophilus influenza, çocuk felci, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği ve verem aşılarının ulusal aşı programında tüm yeni doğanlara ücretsiz uygulandığını belirterek konuyla ilgili şunları anlattı.

Uygun şartlarda aşı yapılmalı

Aralık 2019 itibarıyla tüm dünyada yaşanan Covid-19 salgını kapsamında #evdekal kampanyaları sırasında bile aşı önceliği olan ilk 12-18 aylık çocuk grubunun uygun şartlar oluşturularak aşılanması için çaba gösterilmeli. Aile sağlığı merkezleri gerek özel hastane/muayenehane ortamlarında sağlıklı çocuklar için hijyenik ortamlar sağlanarak ve aileler de kişisel korunma önlemlerini alarak aşılamalar yapılmalı. 18 ay sonrası aşılar için daha esnek davranılabilir, bu dönemde birkaç aylık ötelemelerde sakınca olmaz. Hastane ve sağlık kuruluşuna giderken maske kullanımına ve el temizliğine dikkat edilmeli.

Kategoriler
Yaşam

Evinizi doğal ürünlerle dezenfekte etmenin 5 yolu!

Evinizi zararlı  temizlik malzemeleri kullanmadan doğal ve ucuz ürünlerle mikroplardan arındırabilir ve güvende olabilirsiniz.

Salgın nedeniyle artık çoğu insan evde bir arada yaşıyor. Sağlıklı bir ortamda yaşamak için evinizi daha sık temizlemelisiniz. Eldivenlerinizi taktınız, bir elinizde çamaşır suyu diğer elinizde kimyasal temizlik ürünleri ile temizliğe başlıyorsanız hem soluduğunuz havayı kirletirsiniz hem de tüm ev halkının sağlığınıza zarar verirsiniz. HowStuffWorks isimli sitede yer alan habere göre, evinizi mikroplardan arındırmak için kimyasallara ihtiyacınız yok bunun yerine evde kullandığınız doğal ve ucuz ürünlerle dezenfekte edebilirsiniz.

İşte evinizi dezenfekte etmenin doğal yolları:

Sirke

Kokusu bazı insanlara çok kötü gelse de sirke tamamen doğal bir dezenfektandır. Antimikrobiyal özelliğe sahip ve küfü yok eden asetik asit içeren sirkenin evinizden kullanım alanları çok fazladır. Cam ve paslanmaz çeliği iz bırakmadan temizler. Tuvalet ve lavabolarınızda oluşan küfleri çıkarabilir ve tüm taze sebze-meyve gibi gıdaları yıkamanız için güvenlidir.

Oksijenli su

Parmağınız kesildiğinde ya da çocuğunuz düşüp dizini yaraladığında kullandığınız oksijenli suyu evinizi temizlemek için de kullanabilirsiniz. Oksijenli su sirkeyle birlikte kullanıldığında halı ve çamaşırlarda harika sonuçlar verir. Küvet ve fayanslardaki lekeleri mükemmel bir şekilde çıkarır.

Limon suyu

Banyonuzda ya da mutfağınızda sabun lekeleri varsa temizlemenin en iyi yolu limon suyudur. Limonun içindeki sitrik asit sabun lekesini parçalayacak. Ayrıca limon suyunu bakır tencere, çaydanlık gibi ürünlerinizi parlatmak için kullanabilirsiniz. Limon suyu yüzeyleri dezenfekte eder, bakterileri öldürür ve sirkeden daha iyi kokar.

Çay ağacı yağı

Doğal antibakteriyel, anti-mantar ve antiseptik özelliğiyle çay ağacı yağı, kozmetik ve cilt bakımında yaygın olarak kullanılır, ayrıca suyla karıştırıldığında iyi bir ev temizleyicisi haline gelir. Sadece birkaç damla çay ağacı yağı kullanarak tezgahınızın üstünü ve fayansları temizleyebilirsiniz.

Sabun ve su

Evinizi temizlemenin en kolay ve ekonomik yollarından biri de su ve sabundur. Sabunlu su evde birçok işinizi kolaylaştıracak. Bir kova sabunlu suyla yerleri, tezgahları ve diğer yüzeyleri kolayca temizleyebilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Coronavirüsten psikolojinizi korumanın yolları!

Dünyada binlerce kişinin ölümüne neden olan coronavirüs salgını, ekonomik krizin yanında stresin yükselmesine, kaygıya ve korkuya yol açtı.

Bugünlerde herkes alışık olmadıkları bir gündelik yaşam ve ruh hali içerisinde hastasın ve ölüm kaygısı taşıyor. Her gece açıklanan yeni vaka ve ölüm sayılarıyla kaygı artsa da bunlarla baş edebilirsiniz.

Eve kapanmış, sosyallikten izole bir yaşam sürdüğümüz bugünlerde kaygı seviyemizin yükseldiğini belirten Uzman Psikolog Selin Karabulut, “Kaygı yükseldiğinde uykusuzluk, kâbus görme, içe kapanma ve keyifsizlik gibi durumlar yaşanabilir” dedi. Bu aralar, ‘Acaba annemi ziyarete gitmesem mi, çocuğum hastalanır mı, hastalanırsa ne yaparım’ gibi konularla zihnimiz çok fazla meşgul olmaya başladığını söyleyen Karabulut, bunun da bizim hem bağışıklık sistemimizi hem de zihinsel kapasitemizi ve ruh sağlığımızın normal dengesini bozmaya başladığını vurguladı.

Şüpheci ve suçlayıcı olmamalıyız

Yaşanan krizle birlikte daha şüpheci ve insanları suçlama eğiliminde olmaya başlanabildiğini söyleyen Karabulut, “Aldığımız haberler karşısında daha fazla şüpheci olup ‘Bizden saklıyorlar, söylemiyorlar, hastalık bulaştı ama bu testler yanlış’ gibi şüpheci davranışlar sergileyebiliriz. Ayrıca etrafımızda enfekte olan, hastalanan ve hastalanma şüphesi olan kişilere karşı suçlayıcı tavır, davranış ya da düşüncelerde bulunabiliriz. Ancak bu davranışlardan uzak durmalıyız.

Kaygıyı önlemek için önlem almalıyız

Kaygıyı önlemek için hem kendimiz hem sevdiklerimiz için ilk önce bize doğru kaynaklardan gelen önlemleri almalıyız. Günlük rutinimizi mümkün olduğunca bozmadan devam ettirmeliyiz. Yani iyi beslenmek, iyi uyumak, sevdiklerimizle yüz yüze görüşemiyorsak telefonlaşmak, mesajlaşmak, görüntülü konuşmak önemli. Evde birlikte etkinlikler yapıp birlikte vakit geçirebiliriz. Evde olmanın avantajlarından yararlanıp nicedir aklımızda olan ev işlerini yapabiliriz. Ayrıca kendi başımıza yapabileceğimiz müzik dinlemek, meditasyon yapmak, cilt bakımı yapmak, dans etmek, egzersiz yapmak, yemek yapmak, müzikal bir enstrümanla uğraşmak gibi sayısız şey var.

Zamanı verimli kullanın

Kendimiz iyi durumdaysak bizden daha zor durumda olan kişilere destek olmak, yardım etmek, onlar için korunarak örneğin gidip ekmek almak, halini hatırını sormak, yani işe yaramak da bize iyi gelecektir. Bunun dışında çocuklarımızın evde kaliteli vakit geçirmesine yardımcı olmak yine bizim için şifa olacaktır.

Toplu taşıma araçlarında sakin olmalıyız

İşe gitmek için toplu taşıma araçlarını kullanıyorsanız, hem alacağımız/aldığımız önlemler gereği hem de kaygı yüzünden davranışlarımızı abartabiliyoruz. Bu noktada sakin ve sükunetli davranmaya çalışmak gerekir.

Kategoriler
Sağlık

Kızamık salgını hakkında bilmeniz gerekenler!

Kızamık, özellikle aşı olan insanlarda yaygın olarak görülmeyebilir.  Ancak, son bir yıl içerisinde, dünyanın çoğu bölgesinde birçok ebeveynin çocuklarına aşı yaptırmayı reddetmesi nedeniyle kızamık hastalığının görülme oranı arttı. Hatta aşılanmış çocuklarda da kızamık hastalığı yayılmaya başladı.

Özellikle Amerika ve Avrupa gibi Batılı ülkelerde kızamık vakalarında son yılda ciddi artış yaşandı. Reader’s Digest’ta yer alan habere göre, Ocak ve Nisan 2019 arasında Amerika, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerine (CDC) göre, ülke hastalığın 2000 yılında “ortadan kaldırılmasından” dolayı kızamık vakalarının en yüksek raporlarını gördü. 22 eyalette 700’den fazla kızamık vakası görüldü.

Ülkemizde de son 1 yıl içerisinde kızamık görülme sıklığında artış yaşanmakta. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Türkiye’de 2018’in ilk dokuz ayında kızamık teşhisi konan hasta sayısı 510’a ulaşmıştı. Bu rakam 2017’de 69 olan vaka sayısına kıyasla büyük bir artışı ifade ediyor. 2016’daki kızamık vakası sayısı ise sadece 9’du.

Kızamık nedir?

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Bruce Polsky’ye göre, kızamık maruz kalan kişilerin yüzde 90’ında ortaya çıkabilen oldukça  bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Doktorlar kızamık konusunda asla abartmıyorlar. Aynı şekilde Tıbbi Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı John T. Raffalli de, kızamık hastası kişinin bölgeden ayrıldıktan sonra bile virüsün iki saate kadar havada asılı kaldığını vurguladı.

Kızamık belirtileri nelerdir?

Kızamık genellikle soğuk algınlığı semptomlarıyla başlar: ateş, burun akıntısı, öksürük, konjonktivit (kırmızı gözler), koplik (ağızda küçük beyaz lekeler) ile yorgunluk veya huzursuzluk.

Bu belirti ve semptomlar döküntüden iki ila dört gün önce başlayıp virüsün ilk maruz kalmasından üç hafta sonrasına kadar devam edebiliyor. Kızarıklık dahil olmak üzere tüm bu belirtiler vücudun üst kısmından başlayıp aşağı doğru iner. Belirtilere bir-iki hafta devam eden boğaz ağrısı ve öksürük de dahildir. Kızamık hastalığı tedavi edilmediği takdirde, kalıcı beyin hasarı, zatürre ve orta kulak hasarı gibi daha ciddi komplikasyonlar ile karşılaşılabilir.

Kızamık döküntüsü nasıl görünür?

Çok kırmızı ve lekeli bir görünüme sahip olan kızamık döküntüsü ilk önce yüzde belirir, vücuda boyun, el ve ayaklara aşağıya doğru yayılır. Döküntüler oluştuğunda, döküntülerden 4 gün öncesi ve 4 gün sonrası hastalık öksürme ve hapşırma yoluyla bulaşır.

Kızamık aşısı etkisi nedir?

Dünya çapında kızamık nedeniyle meydana gelen ölümlerin toplamının, aşı sayesinde 2000-2016 arasında yüzde 84 azaldığını belirten Dr. Polsky, tam aşısı olan bir insanda kızamığın gelişmesinin nadir görüldüğünü açıkladı. Kızamık aşısının ilk dozu 12-18 ay arasında, ikinci dozun ise 6-7 yaş arasında yapılması gerekir. Sadece ilk aşı dozu yaptıranlarda tahmini koruma seviyesi yüzde 93 iken, ikinci dozla birlikte korunma yüzde 95 ve üzerine ulaşır.

Kimler kızamık riski altındadır?

Virüsü kapma riski en yüksek olanlar, bir yaşın altındaki henüz aşılanmamış çocuklar ve aşının yalnızca bir dozunu yaptıranlardır.

Kızamık aşısı yaptırsanız da virüs kapabilir misiniz?

Virüse yakalamanın bazı nadir vakaları bulunduğunu belirten acil bir tıp doktoru Sezar Djavaherian, “Neden olduğunu tam olarak bilmiyoruz, ancak bazı teorilere göre aşılara tam bağışıklık kazandırmak için çift aşı yapılsa da bazı kişilerin bağışıklık sistemi tepki veriyor ve aşı korumuyor” dedi. Bunula birlikte aşısı olan kişiler kızamık hastalığını daha hafif atlatır ve küçük çocuklar, bebekler de dahil olmak üzere aşılanmamış olanlara yayma ihtimali daha azdır. Kızamık aşısı olan bir kişinin endişelenmemeli, basit bir kan testiyle bağışıklığınızı belirleyebilirsiniz.

Aşı, her iki dozu yaptıranların yüzde 97’sini (yüzde 100 değil) korur, aşının bağışıklığı uzun sürelidir. Diğer iki virüs hastalığı olan kızamık, kabakulak ve kızamıkçık hastalığını önlemek için güvenli ve etkili bir aşılar mevcut. Uzmanlar, kendinizi ve sevdiklerinizi güvende tutmak için yapabileceğiniz en önemli şey aşı olmak olduğunu vurguluyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Çocuklarda kusma ve ishal salgını artıyor!

Hava sıcaklıklığının iyice düşmesiyle birlikte salgın hastalıklar da artış gösteriyor. En fazla çocukları etkisi altına alan bu hastalıkların başında ise kusma ve ishal geliyor. Bu sağlık sorunlarının altında genellikle, çeşitli yollarla sindirim sistemine alınan virüsler yatıyor. Vücutta hızla su kaybına yol açabilen kusma ve ishal, kaybedilen sıvının geri kazanılmaması durumunda ise ağır sonuçlar doğurabiliyor.

Çocuğun her aldığı sıvıyı 10 dakika içerisinde kusarak çıkardığı takdirde susuz kalma tehlikesi altında olduğunu söyleyen Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm Dr. Özlem Sipahi,  “Şiddetli kusmalar ise farklı hastalıkların sinyalini veriyor olabilir” dedi.

İshal ve kusma bakterileri vücuttan atar

Kusma, akut gastroenterit (mide bağırsak enfeksiyonu) hastalığının belirtilerinden biridir. Çocuklarda görülen idrar yolu enfeksiyonlarından menenjite kadar pek çok hastalığın ilk belirtisi olan kusmaya bir de sulu dışkı, karın ağrısı, halsizlik ve huzursuzluk gibi belirtiler eklendiğinde bu durum gastroenterit (ishal) olarak adlandırılıyor. Çocukların bir kısmı kustuğunu söyler ancak ishal olduğunu söylemeyebilir. Bu nedenle kusmaya başlayan çocuğun dışkılama sayısı ve dışkının kıvamı mutlaka takip altına alınmalıdır.

Çocuğun ishal mikrobu nedeniyle çeşitli rahatsızlıklar yaşamaya başlaması, bakterilerin vücudun ilk savunma duvarını aştığını gösterir. Bu da bakterilerin vücut hücrelerini yok etmesi, sürekli olarak bağırsaklarda çoğalması ve milyonlarca mikroptan oluşan bir ordu kurması olarak açıklanabilir. Bu düşman orduyu vücuttan atmanın en pratik yolu kusma ve ishal şeklindeki dışkılamadır. Çünkü kusma ve ishal ile her defasında önemli miktarda bakteri devre dışı bırakılmış olur. Vücut aksi şekilde davransaydı bakterilerin sayısı giderek artabilir, bağırsak duvarını delerek tüm vücuda yayılabilirdi. Bu nedenle kusma ve ishal belirtilerinin önemli bir amaca hizmet ettiği bilinmeli ve önüne geçilmeye çalışılmamalıdır.

Hasta çocuk yemek konusunda zorlanmamalı

Mevcut bakterilerle savaş halinde olan mide işlevini yerine getiremez. Bu sebeple çocuk, yemek yemek istemeyecektir. Bu durumun normal olduğu, çocuğun zorlanmaması gerektiği ve iyi hissetmesi durumunda kendisinin yemeğe başlayacağı unutulmamalıdır. Böyle durumlarda öncelikle çocuğun yeme isteği desteklenmelidir. Bunun için 1 yaşından küçük çocuklar, anne sütü veya mamayla beslenmeye devam etmelidir. Çocuklara ise ishale en iyi gelen besinler olan ev ortamında mayalanmış yoğurt, pirinç suyu ve lapası, haşlanmış patates ve çubuk kraker gibi hafif gıdalar verilmelidir. Ayrıca çocuk, şekerli gıdalardan uzak tutulmalıdır.

Mikroplu yiyeceklere dikkat!

Çocuklar ayrıca ishal, kusma, ateş, mide krampları, iştah ve sıvı kaybı olarak görülen besin zehirlenmesine bağlı kusmalar da yaşayabiliyor. Çeşitli bakterilerin ürediği yiyecekler, üzerinde mikrop barındıran ve yıkanmadan yenen meyve ve sebzeler, besin zehirlenmesine yol açabilen faktörlerden. Böyle besinlerin tüketimi mide ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Bu probleme daha çok katı gıdalarla beslenmeye başlayan bebek ve çocuklarda rastlanabiliyor.

Kusmanın nedeni başka  hastalıklar olabilir

Aslında kusma, her çocukta ve bebekte görülebilen genel bir problemdir. Fakat bazı durumlarda hastalık habercisi olabilir. Bunu belirleyen faktörse kusmanın şiddeti, miktarı ve zamanıdır. Bebeklerde görülebilen şiddetli kusmalar, sindirim sistemiyle ilgili hastalıkların sinyalini veriyor olabilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarının yanı sıra mide darlığı da fışkırarak kusmaya yol açabilir. Ayrıca reflü, yetişkinlerde olduğu kadar 1 yaş altındaki bebeklerde de sıkça görülebilir.

Su kaybı ciddiye alınmalı

Vücutta ishal ve kusma geliştiğinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise oluşan su kaybıdır. Her kusma ve ishal dışkılaması sırasında vücut, hücrelerinde bulunan su ve tuzu kaybeder. Bu sebeple vücudun susuz kalması ölümcül sonuçlara yol açabilir. Sıvı kaybına neden olmayacak günlük kusma 2 veya 3 iken, ishalli dışkılama ise 4 ya da 5’tir. Eğer çocuk kusmuyor yalnızca ishal problemi yaşıyorsa, susuz kalma ihtimali daha düşüktür. Fakat çocuk, aldığı her sıvıyı 10 dakika içerisinde kusarak çıkarıyorsa, susuz kalma tehlikesi altındadır ve mutlaka bir hekime başvurulması gerekir. Bunun yanında, ateşle birlikte ishal yaşayan, kusmuğunda kan ve dışkısında mukus (sümüksü madde) görülen, ishal ve kusması ağır olmamasına rağmen süresi 10 günü geçen, ayrıca huzursuz ve çok ağlayan bebek ve çocuklar da bir uzmana gösterilmelidir.

Tedavi korunmaktan geçiyor

En etkin tedavinin korunma olduğu unutulmamalıdır. Bu hastalık, çevresinden çocuğa bulamış olabilir. Ayrıca, çocuk çevresindekilere de bu hastalığı bulaştırabilir. Bu nedenle hijyen kurallarına çok dikkat etmek gerekir. Her tuvaletten sonra eller sabunla iyice yıkanmalı ve ellerin ağızla teması mümkün olduğunca kesilmelidir. Bu gibi önlemlerin alınması hastalığa yakalanma riskini azaltacaktır.

Kategoriler
Yaşam

En riskli gıdalar listesinde ilk sırada

Amerika’da yapılan araştırmaya göre, “Riskli gıdalar” listesinin başında yeşil yapraklı sebzeler geliyor. Listede, yumurta, patates ve domates de var.

Center for Science in the Public Interest isimli bilim merkezi tarafından sunulan habere göre, yeşil yapraklı sebzeler, yumurta ve ton balığı sizin için acaba doğru bir karar mı? Belki öyle, ancak bu yiyecekler Amerikan Gıda Dairesi tarafından düzenlenen en riskli gıdalar listesinde yer alıyor. Bu yiyeceklerden dolayı başlayan salgınlar 1990 ile 2006 yılları arasında meydana geldiği belirtilen haberde, Amerikan Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin de verileri kullanıldığı açıklandı.

YUMURTA

352 salgına yol açan yumurtadan hastalanan hasta sayısı ise 11 bin 163’tür.

TON BALIĞI

 CSPI’nin raporuna göre, çok sevilen ton balığının 268 salgından sorumlu olduğu ve 2 bin 341 hastalığa yol açtığı belirtiliyor.

İSTİRİDYE

Denizden gelen diğer suçlu ise istiridye. Sınırlı ölçüde tüketilmesine rağmen, bu tuzlu lezzetin 132 salgınla ilişkili olduğu ve 3 bin 409 kişi hasta ettiği açıklanıyor.

PATATES

Bu listede bulunmaz gibi görünen patates de 108 salgına yol açarken, 3 bin 659 hastalık vakası ortaya çıktı.

PEYNİR

Tüketiciler arasında en çok sevilen gıda olan peynir ve süt ürünleri, sizi hasta yapabilir. Raporda, peynir ürünlerinin 83 salgına neden olduğu ve rapor edilen 2 bin 761 hastalık vakasının bulunduğu belirtiliyor.

DONDURMA

Dondurma sevenler kendinizi kötü habere hazırlayın. En riskli yiyecekler listesinde, dondurma da yer alıyor. Rapora göre, 74 salgına yol açan dondurma, 2 bin 594 kişinin hastalanıp yatağa düşmesine neden oldu.

DOMATES

2005 ve 2006 yılında, salmonella virüsü bulaşan domatesler 4 şehirde yüzlerce insanın hastalanmasına neden olmuştu. Bu nedenle domatesin listede olması şaşırtıcı değil. CSPI, domatesin 31 salgına yol açtığını belirtiyor ve 3 bin 292 kişinin hastalanmasından sorumlu tutuyor.

YABAN MERSİNİ

25 salgınla beraber 3 bin 397 kişinin hastalanmasına yol açan yaban mersini de en riskli yiyecekler arasında yer alıyor.

YEŞİL YAPRAKLILAR

CSPI, çeşitli biçimlerde, 13 bin 568 hastalık vakasına neden olan E. Coli, norovirüs ve salmonella virüsü bulaşmış göbek salata, marul, ıspanak ve diğer yeşil yapraklı sebzelerle ilişkili 363 salgın belirledi. Gübre, virüs bulaşmış sulama suyu ya da yetersiz işleme yöntemleri bu salgınlarda suçludur.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

İshal salgınına dikkat!

Birkaç haftadır yaygınlaşan ishale ani hava değişiklikleri ve temiz olmayan suların kullanılmasının neden olduğu düşünülüyor. Karın ağrısı, halsizlik, sürekli sıkışma hissi ve vücutta ciddi sıvı kaybı gibi nedenlerle hastalara zor anlar yaşatan bu durum besin zehirlenmesi ile de karıştırılabiliyor. Bu mevsimde görülen ishale karşı dikkatli olun ve açıkta satılan gıdalardan uzak durun, bol sıvı tüketin.

Bebeklerde, yaşlılarda, hamilelerde ve bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkları olan kişilerde ishalin daha ağır seyrettiğini söyleyen Memorial Etiler Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr. Özlem Kaplan, “İshal olan kişiler sürekli bir sıkışıklık hissi ile neredeyse tuvalete bağımlı kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde viral nedenli ishaller daha fazla görülürken; sosyoekonomik durumu düşük, alt yapı tesisleri yetersiz, temiz su sorunu yaşayan ve kişisel hijyene önem verilmeyen ülkelerde bakteriyel nedenler ön plandadır. Bu dönemlerde görülen ishaller de daha çok mikrobik ishaller olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan yiyeceklerde üreyen mikroplar, enfekte suların içilmesi ya da bu sularla yıkanmış meyve sebzelerin tüketilmesi ishale neden olur. Aynı zamanda ishali olan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesi de mikropların çevreye yayılımını kolaylaştırmaktadır. Başka hastalıklar nedeniyle kullanılan bazı antibiyotikler, bağırsağın emilim kusurları, bazı hormonal hastalıklar, stres de ishal nedenleri arasındadır” diye konuştu.

BOL SIVI TÜKETİN

İshal hızla sıvı kaybına neden olduğu için tedavi edilmediği durumlarda ölüme kadar varan olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bebeklerde, yaşlılarda, hamilelerde ve bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkları olan bireylerde hastalık daha ağır seyreder. Bu nedenle sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konulması tedavi için çok önemlidir. İshali olan kişilerin hastalık öyküsünün alınması, muayene ve kapsamlı tetkiklerle tedavi sürecine karar verilmesi gerekir.

Genel durumu iyi olan bulantı ve kusmanın olmadığı ateşi olmayan hastalarda 1 litre kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konularak karıştırılır ve hazırlanan karışım içilebildiği kadar sık aralıklarla içilir. Daha ağır durumlarda kişi ağızdan beslenemiyorsa, ateşi varsa ve ishal 24 saatten uzun sürdüyse mutlaka hastane şartlarında damar yolu ile sıvı ve elektrolit takviyesi yapılmalı, dışkı incelemesi yapılarak tedavi belirlenmelidir.

PATATES VE MUZ YİYİN

Hastalık sürecinde doğru beslenmenin önemli olduğunu söyleyen Özlem Kaplan, “Bu dönemde yağlı ve lifli gıdalardan kaçınmak gerekir. Patates ve muz potasyum kaybını önlemek açısından en önemli gıdalardır. Çorba, haşlama, püre, maarna ve pirinç tüketimi sağlanmalıdır. Tedavinin en önemli kısmı sıvı ve elektrolit kaybını önlemektir” dedi.

AÇIKTA SATILAN GIDALARDAN UZAK DURUN

İshale karşı kişisel temizliğe dikkat etmeli, özellikle her fırsatta elleri yıkamalı, kaynağı bilinmeyen, açıkta satılan veya dağıtılan, denetimsiz içme suları ve bu sularla yıkanmış sebze ve meyveleri tüketmemeli, yiyeceklerin taze olmasına, paketlenmiş olarak satılan yiyeceklerin üzerindeki son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmelidir.