Kategoriler
Yaşam

Zayıflamak için 6 sağlıklı gıda

Mis kokulu bir keki, dumanı tüten kurabiyeyi kim sevmez ki? Ancak bu yiyecekleri koklamak iştahınızı daha da açar ve kilo almanıza neden olur. Peki sağlıklı gıdaları koklamanın da kilo vermenize yardımcı olduğunu biliyor muydunuz?

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, hemen her gün tükettiğiniz elma, muz, sarımsak gibi yiyeceklerin kokusu kilo vermenize yardım ediyor. İşte kilo vermek için koklamanız gereken yiyecekler:

Sızma zeytinyağı

Alman Gıda Kimyası Araştırma Merkezi’nde yapılan araştırmaya göre, sızma zeytinyağı koklamak tok olduğunuz hissine yol açar. Sade yoğurt yiyen katılımcılar ile karşılaştırıldığında, yoğurda aromatik bir öz eklendiğinde katılımcıların daha az kalori tükettiği ve daha iyi kan şekeri seviyesine sahip olduğu tespit edildi. Tokluk hissiyle ilgili bir hormon olan serotonin seviyesinde de artış olduğu belirlendi.

Yeşil elma ve muz

Yapılan bir araştırmaya göre, muz ya da yeşil elma koklayan aşırı kilolu insanların daha fazla kilo kaybettikleri belirlendi. Nötr olan güzel kokuları koklamak iştahınızı sınırlayabilir. Ancak elinizde muz ya da yeşil elma yoksa vanilya ya da nane koklamayı deneyin.

Sarımsak

2012 yılında “Flavour” isimli dergide yapılan araştırmaya göre, güçlü aromalar yiyecekleri daha az yemenizi sağlar. Kırmızı biber ve soğan gibi yoğun tadı olan baharatlı yiyecekler tüketin ya da çorbanın içine acı kırmızı pul biber serpin.

Greyfurt

C vitamini ve likopenle dolu olan greyfurt diyet yapanların en çok sevdikleri meyvedir. Fakat greyfurtun kabuğunu soymadan önce birkaç saniye koklamanız kilo verme çabalarınızı artırabilir. Japonya’da Osaka Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 15 dakika aralıklarla greyfurt yağı kokusuna maruz kalan farelerin iştahlarında ve kilosunda azalma olduğunu belirlediler.

Rezene

Bu sert, gevrek ve dinlendirici bitki İtalyanlar tarafından yemek yarışmalarında iki farklı yemeği tatmak için verilen aralarda damak tadı temizleyicisi olarak kullanılıyor. Ayrıca rezene iştahınızı azaltma konusunda oldukça başarılı. İştahınız çok artarsa biraz rezene çayı için. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sarımsağın kokusunu geçirmenin yolları

Sarımsağın kanserle savaşma, kolesterolü ve kan basıncını düşürme gibi birçok faydası vardır. Ancak bazı insanlar yoğun kokusu nedeniyle sarımsaktan uzak duruyor. Peki, sarımsak kokusunu doğal olarak nasıl önleyebilirsiniz?

Çoğu insan ağız kokusu yapmasından dolayı sarımsaktan uzak duruyor. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, sarımsak kokusunu gidermenin doğal yolları:

Süt için

2010 yılında “Journal of Food Science” isimli dergide yayınlanan habere göre, yemek sırasında ya da yemekten sonra süt içerseniz süt sarımsağın kokusunu azaltır. Sütün içindeki su, ağız gargaraları gibi işlev görür ve sütteki yağ da sarımsaktaki sülfürü etkisizleştirir. Bu nedenle tam yağlı süt yağsızdan daha etkilidir.

Maydanoz yiyin

Sarımsağın içindeki sülfür bileşenleri sadece ağızda yayılmıyor, aynı zamanda midenizde de yayılır ve akciğerleriniz ile cildinize sızar. Bu nedenle sarımsak kokusundan kurtulmak ağzınızı temizlemekten daha karmaşıktır. Aşçıların tabakları süslemekte kullandığı maydanoz ile sarımsak kokusundan kurtulabilirsiniz. Klorofil ve polifenol gibi bitki kimyasalları sarımsağın içindeki sülfür bileşenlerini tutar ve kokunun etkisizleştirilmesine yardım eder. Nane, fesleğen, kekik, kişniş ve dereotu da benzer etkiye sahiptir.

Domates sosunuza mantar ekleyin

Araştırmalara göre, mantarın içinde bulunan polifenoller sarımsağın kokusunu önleyen diğer bileşenlerden daha hızlı çalışır.

Yeşil çay için

Polifenol bakımından zengin olan yeşil çay sarımsağın kuvvetli ağır kokusunu bastırır.

Yemekten sonra meyve yiyin

Elma, yaban mersini-kızılcık gibi çilek türleri ile ananas ve kivinin içindeki doğal enzimler sülfür bileşenlerini parçalar ve sarımsağın ağır kokusunu yok eder. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Hastalıktan korumak için çocuklarınıza sarımsak yedirin

Çocukların hasta olmalarında virüsler kadar ailelerin yanlış tutumları da etkili. Uzmanlar, mevsim geçişlerinin yaşandığı bugünlerde çocuklarınızı çocuğunuzu kat kat giydirmemenizi, yanlarında sigara içmemenizi ve çocuklarınıza bol bol sarımsak yedirmenizi tavsiye ediyor.

İlkbahar ve sonbaharda bronşiolit çocukların sağlığını tehdit ediyor. Virüsler etkili ancak ailelerin hataları da hastalığa davetiye çıkarıyor. VM Medical Park Pendik Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande Namal Türkyılmaz, “Çocuğu kat kat giydirmeyin, evde sigara içmeyin, bol bol sarımsak yedirin, AVM’ye değil pikniğe götürün” diyerek uyarılarda bulundu.

Bronşit ciğerlerinize hava akışı sağlayan bronş tüpleri ve astarının bir iltihabıdır. İltihap bronşiyol denen küçük bronşlarda oluşursa bronşiolit adıyla anılır. Bronşiolit viral kaynaklı bir hastalıktır. En sık RSV dediğimiz Respiratuar Sinsityal Virüs sebep olur. Çocukların yüzde 70’inde sebep bu virüstür. Diğerleri ise parainfluenza, influenza (grip virüsleri), human metapnömovirüs, rinovirüs ve adenovirüslerdir. VM Medical Park Pendik Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hande Namal Türkyılmaz daha sık 2 yaştan küçük çocukları etkileyen bu hastalıkla önemli bilgiler verdi.

Hışıltılı solunuma dikkat!

Grip bir üst solunum yolu, bronşiolit ise küçük hava yollarını tutan alt solunum yolu enfeksiyonudur. Bronşiolit de grip gibi burun akıntısı, hapşırık gibi üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlar ancak bu bulguların ardından huzursuzluk, solunum sıkıntısı, solunum sayısında artma, hırıltı, hışıltı, beslenme problemleri ve kusmalar ortaya çıkar. Bu durumda hemen doktora başvurmak gerekir. Çocuklarda sıklıkla akut bronşiolit atakları görürüz. Kronik bronşit erişkinlik hastalığıdır denebilir. Ancak bronşiolitte gördüğümüz hışıltılı solunum pek çok şey şeyle tetiklenebilir.

Mevsim geçişleri daha tehlikeli

Alerjenler (gıdalar, polenler, ev tozu-akar, kedi-köpek vb), sigara, soğuk, diğer viral enfeksiyonlar, egzersiz gibi çok çeşitli dış etkenler hışıltılı solunum tablosuna yol açabilir. Yani bu durumda bahar ve mevsim geçişleri bronşioliti tetiklemez. Ancak bahar ve mevsim geçişlerinde artan viral enfeksiyonlar, polenler, alerjenler yatkın çocuklarda hışıltı yapabilir. 2 yaş altı çocukların yüzde 30’undan fazlası en az bir kere bronşiolit geçiriyor. Eğer çocuk prematüre ise, kronik akciğer hastalığı varsa, sigaraya maruz kalıyorsa, kas hastalığı, bağışıklık sistem hastalığı varsa, doğumsal kalp hastalığı varsa, düşük sosyoekonomik düzeyde ise risk daha da artıyor. Çocukların bronşiolit açısından risk altında olmasının en büyük sebepleri sigara maruziyeti ve kreş, AVM gibi kapalı kalabalık ortamlarda fazlaca kalmalarıdır.

Çocuğunuzu kendi giyindiğinizden fazla giydirmeyin

Toplum olarak soğuktan çok korkuyoruz. Ancak bu fazla kıyafet giydirme pek çok soruna yol açabiliyor. Fazlaca giydirilen ve bu nedenle doğal olarak terleyen çocuğun ‘terledi’ diye restoranda, kafede, oyun alanında soyulup soğuk terli vücuduna buz gibi yedek giysilerin geçirilmesi en sık yapılan yanlışlardan biri… Bu çocuğu daha da hasta edecek bir davranış. Biz kaç kat giyiniyorsak, çocuk da o kadar kat giyinmeli.

Hastalık belirtilerini ciddiye alın

Bronşiolit esasen viral bir hastalık olduğu için antibiyotik gerekmez. Ancak çocuğunun solunum problemi yaşadığını gören aileler panikleyip antibiyotik konusunda doktorlarına baskı yapabiliyorlar. Antibiyotik eşlik eden bakteriyel enfeksiyon yoksa tedavide yer almaz. Bronşiolit tedavisi destekleyici bir tedavidir. Hafif olgular evde tedavi edilir. Orta ve ağır olgularda özellikle oksijen desteği için hastane yatışı gerekebilir. Aileler şu belirtilere dikkat etmeli;

Çocuk çok hızlı nefes alıyorsa, belirgin hışıltısı varsa,
İştahı çok azaldıysa, su içmiyorsa,
Normalden daha fazla uyuyorsa,
Yüksek ateş varsa,
Kötüleşen öksürük varsa,
Çok yorgun ve bitkin görünüyorsa mutlaka doktora başvurmalıdırlar.

Çocuğun yedikleri gıdalarla hastalıktan koruyabilirsiniz

Antioksidanlarca zengin yeşil yapraklı sebzeler, antimikrobiyal ve antiviral etkinliğinden dolayı sarımsak (ancak çiğ ve doğranmış olarak tüketilecek), C vitamini içeren gıdalar (tatlı patates, kivi, brokoli ve brokoli filizi, domates), ve bunların emilimini artıran ve bağışıklığı destekleyen fermente gıdalar (kefir, yoğurt, turşu gibi…).

AVM’ye değil, pikniğe gidin

Çocukları bu hastalıktan korumada anne ve babalara büyük iş düşüyor.

İlk ve en önemli husus sigaradan uzak kalmak! Çocukların yanında içtiğiniz sigara sizi olduğu gibi onları da zehirler. İkincisi, beslenmelerinde titiz davranmak, tüm paketli gıdalar ve bağışıklığın baş düşmanı şekerden uzak durmak önemli! En önemlisi çocukları bol bol açık havada gezdirmek. Soğuktan korkmamak. Hafta sonları bir sürü hasta insanın havasını kirlettiği AVM’ler yerine pikniklere götürmek.

Kategoriler
Yaşam

Bu gıdalar yaşlanmayı durduruyor!

Yaşlansanız da cildinin pürüzsüz ve canlı görünmesini kim istemez? Böyle bir görünüme sahip olmak için çok para harcayıp çeşit çeşit krem almanız gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sadece tükettiğiniz gıdalara özen gösterip genç kalabilirsiniz.

Lifehack isimli internet sitesinde yer alan habere göre, yaşlanmaya başlayınca ağız ve göz çevremizde kırışıklıklar oluşur, bazen ellerimizde yaşlanmaya bağlı olan lekeler meydana gelir. Ancak tüm bu yaşlanma sürecini yediğiniz yiyeceklere dikkat ederek yavaşlatabilirsiniz.

İşte yaşlanma karşıtı 15 gıda:

Çilek türleri

Yaşlanmaya karşı en iyi savunmalardan biri renkli ve besleyici gıdaların her çeşidini yemektir. İşe çilek türlerinden başlayın. Çilek, ahududu, yaban mersini gibi çilek türlerini hazırlamak çok kolaydır, lezzetleri de harikadır. Antioksidan açısından zengin olan çilekler zararlı serbest radikallerle savaşır.

Sarımsak

Yaşlanma sürecini yavaşlatan zengin ve güçlü bir baharattır. Ayrıca sarımsağın ayak mantarını tedavi etme, siğilleri yok etme ve gribi önleme gibi başka iyileştirici özellikleri de bulunuyor. Sarımsağı yemeklerinize, yoğurtlarınıza, çorbalarınıza mutlaka ekleyin.

Yeşil yapraklı sebzeler

Brokoli, karalahana, ıspanak, şalgam ve lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler yaşlanma sürecini durdurma gücüne sahiptir. Bu sebzeler aynı zamanda bol miktarda lif içerir ve birçok besin maddesiyle doludur.

Kabuklu kuru yemişler

Beslenmenize her gün küçük bir avuç dolusu kabuklu kuruyemiş eklemek oldukça faydalıdır. Omega yağ asitleri açısından zengin olan kabuklu yemişler beyin fonksiyonlarını geliştiriyorlar. Kabuklu kuru yemişleri isterseniz salatalarınıza da ekleyebilirsiniz.

Kuru baklagiller

Yaşlanmayı yavaşlatmak için beslenmenizde bulunması gereken gıdalardan biri de kuru fasulyedir. Lif açısından zengin olan kuru fasulyede kolesterol düşüktür ve fasulye sağlığınız için çok faydalıdır. İster plaki yapın isterseniz yemeğini yapın, haftada en az 1 kez kuru fasulye tüketin.

Avokado

Yüzünüzü canlandırmak için avokadoyla maske hazırlayabilirsiniz. Ayrıca avokado kuru ve kaşıntılı cilt, sedef hastalığı ve egzemayı hafifletmek için kullanılıyor. Avokadoyu çiğ olarak tüketebilirsiniz ya da tam tahıllı mısır cipsiyle birlikte de yiyebilirsiniz. Bu şaşırtıcı meyve yüzlerce yıldır yaşlanma karşıtı olarak kadınlar tarafından kullanılıyor.

Turpgiller

Şalgam, Brüksel lahanası ve kırmızı turp gibi sebzelerin hepsi yaşlanmayı yavaşlatır. Cilt bu sebzelerin içindeki antioksidan açısından zengin maddeler sayesinde serbest radikallerin başıboş dolaşmasını önlüyor. Bu sebzeleri çiğ olarak tüketebilirsiniz ya da pişirseniz de içindeki birçok besin maddesi aynı kalıyor.

Zencefil

Bu baharatı yiyeceklerinize ekleyebilirsiniz ya da sakinleştirici çay olarak içebilirsiniz. Bu yaşlanma karşıtı baharat yıllardır Asyalı kadınlar tarafından kullanılıyor. Eklem ağrılarını da azaltan zencefil bulantı ve karın ağrılarıyla savaşmada da oldukça faydalıdır.

Yeşil çay

Japonlar yeşil çayı yaşlanmaya karşı savunma amacıyla uzun süredir kullanıyorlar. Japonlar ayrıca yeşil çayın ömrü uzattığına da inanıyorlar. Yeşil çay ayrıca kilo vermenize de yardım ediyor. Antioksidan gibi etki eden faydalı asitler açısından zengin olan yeşil çayı sıcak ya da buzlu olarak tüketebilirsiniz.

Somon balığı

Yaşlanma süreciyle savaşan antioksidanlar açısından zengin olan somon balığı kalbiniz için de aşırı derecede faydalıdır. Somon balığı gibi yağlı balıkları haftada en az 2 kez tüketmelisiniz.

Turuncu sebzeler

Havuç, tatlı patates ve kabak gibi turuncu sebzeler antioksidan açısından zengindir ve yaşlanma sürecini yavaşlatır. Bu sebzelerde ayrıca bol miktarda beta-karoten bulunuyor. Bu besin gözleriniz için çok faydalıdır. Havucu çiğ olarak tüketin ya da salatalarınıza doğrayın.

Domates

Domatesin içinde bulunan likopen yaşlanma süreciyle savaşmada çok önemlidir. Antioksidanlar açısından zengin olan domatesleri kavurabilir, çiğ olarak yiyebilir, sosunu hazırlayabilir ya da salatalarınıza ekleyebilirsiniz. Bu lezzetli sebze güneşin neden olduğu yaşlanma etkileriyle de savaşır.

Karpuz

Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi olan karpuz yaşlanma karşıtı süreçte oldukça etkilidir. Sıcak havalarda içinizi serinleten karpuz vücudunuzu canlandıran ve susuzluğunuzu gideren iyi bir içecektir. Peynirle birlikte iyi bir ikili oluşturur.

Tahıllar

Lif açısından zengin olan tahılların faydalarından biri de yaşlanma sürecini yavaşlatmasıdır. Diğer faydaları arasında ise kilo verdirme, daha iyi bir kalp sağlığı ve kan şekerini düşürmek bulunuyor.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Daha sağlıklı yemek yapmanın yolları

Yediğiniz yemeklerin pişirme yöntemleri, kullandığınız malzemeler de sağlığınızı olumlu ya da olumsuz yönde etkilemektedir. Kızartma, kavurma gibi bol yağ kullanılarak yapılan yemekler birçok sağlık sorununa yol açar.

HuffingtonPost’ta yer alan habere göre, işte yemeklerinizi daha sağlıklı hale getirmenin 10 yolu:

Yeni pişirme yöntemleri araştırın

Sotelemek ya da kızartmak tek seçeneğiniz olmamalı. Brüksel lahanası, havuç ve hatta karnabaharı kebap yaparsanız yiyeceklere hoş bir tatlılık gelir. Bunların yanında buharda pişirme veya az suyla ağır ateşte pişirmek de hızlı ve sağlıklı bir seçenektir.

Rulo köfteyi domates salçasıyla deneyin

Akşam yemeğiniz için fırında rulo köfte yapıyorsanız köftenin içine yerleştirdiğiniz yumurta yerine üzerine gezdireceğiniz domates salçasıyla çok güzel bir lezzet yakalayabilirsiniz.

Yemeklerinize sarımsak ya da arpacık soğan ekleyin

Kavrulmuş sarımsak ya da arpacık soğan lezzetli yemeklerinize derin, doyurucu, neredeyse et aromasında bir tat ekleyecektir.

Fırında yaptığınız hamur işlerine bal kabağıyla deneyin

Kek ve kurabiyelerinizdeki yağı, yumurtayı azaltabilirsiniz. Tariflerinize püre edilmiş bal kabağı eklerseniz çok lezzetli olur. Ayrıca çikolata ve tarçın da bal kabağıyla birlikte iyi gider.

Daha fazla ve farklı baharatlar kullanın

Sıklıkla yemeklerimize lezzet katmak için tereyağı, süt, krema, yağ ve et ekleriz. Ancak yemeklerinize farklı baharatlar eklerseniz değişik tatlar alırsınız.

Hardal, balzamik ve bunların karışımını deneyin

Bunları etleri marine etmede kullanabilirsiniz ya da salata soslarının vazgeçilmezi haline getirebilirsiniz.

Kızartmak yerine fırında pişirin

Birçok tarifi kızartmak yerine fırında yapabilirsiniz. Patatesi, tavuğu kızartmak yerine fırında hem hafif hem de lezzetli bir şekilde pişirebilirsiniz.

Tuzu azaltın

Tariflerinizde yemeğe eklediğiniz tuzun yerine biber, baharat, limon suyu, sirke ya da hardal gibi alternatif çeşniler kullanabilirsiniz. Ayrıca yemeğinizin tadına baktıktan sonra tuz eklemelisiniz.

Lifi artırın

Sizi daha fazla tok tutmaya yardımcı olan lif oranını artırmak için pirincin, hamur işinin ve ekmeğin kahverengi olanlarını tercih edin. Beyaz un yerine tariflerinizde kepekli unla normal unu karıştırın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sarımsak kanserden koruyor

Yeni yapılan araştırmalar, sarımsağın kanser hastalığıyla savaşmaya yardım ettiğini gösteriyor.

Analytical Biochemistry dergisinde yayınlanan küçük bir pilot çalışmaya göre, araştırmacılar tarafından geliştirilen yeni bir idrar testi, daha fazla sarımsak tüketen insanların daha düşük kanserojen seviyesine sahip olduğunu belirtiyor.

Bilimadamları, araştırmanın nitrojen-içeren bileşenlerle ilişkili tüm vücut süreçleriyle ilgili olduğunu söylediler. Bu süreçler, nitrosation (yiyeceklerin ızgarada pişirilmesi sonucu içlerindeki nitratın serbest nitrosamine radikallerine dönüşümü) ya da yiyeceklerde veya kanserojen madde bulaşan suda bulunan bazı maddelerin konversiyonunu içeriyor.

Sarımsak kanseri azaltıyor

Ohio State Üniversitesi’nde görevli beslenme profesörü Earl Harrison, birisi kanser riskiyle ilişkili ve diğeri de sarımsak tüketiminin kapsamını belirleyen iki farklı bileşeni ölçebilen idrar testi geliştirdiklerini açıkladı. Bilimadamları, beslenmeye ait sürecin yaygın olarak işlenmiş gıdalardan ya da yüksek ısıda hazırlanan gıdalardan kaynaklanan nitrat isimli maddelere maruz kalmayla başladığını ifade ediyorlar.

Tüketilen nitratların yaklaşık yüzde 20’si nitrite dönüşüyor. Bu bileşenlerden sadece nitrosaminler kanserle ilişkili. Sebzeler aynı zamanda nitrat içeriyor. Ancak, önceki araştırmalar sebzelerdeki C vitaminin, nitratların toksik maddelere dönüşme riskini düşürdüğünü gösteriyor.

Ayrıca araştırmacılar, sarımsaktaki besinlerin C vitamini gibi benzer antioksidan etkilere sahip olduğundan şüpheleniyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sarımsağı önemseyin, kalbinize iyi gelir

Sofraların vazgeçilmek bir parçası olan sarımsak, yemeklere kattığı lezzetin yanısıra kalp sağlığı için de oldukça faydalı.

Yeni yapılan bir araştırmada, taze sarımsağın anti-oksidan özelliğinden kaynaklanın şifasından çok, hidrojen sülfür oluşumuyla kalp sağlığı için faydalı olduğunu gösterdi.

BBC Focus dergisindeki habere göre, taze sarımsağın kesilmesi ya da ezilmesi sonucu açığa çıkan hidrojen sülfid oluşumun, kan damarlarında bir rahatlamaya yol açarak daha fazla kanın geçişini sağladığı belirtiliyor. Ancak sarımsağın işlenmesi ve pişirilmesi halinde hidrojen sülfid salgılama etkisini kaybettiği açıklandı. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sindirim sisteminizi bunlarla koruyun

Akşam yemeği için ne hazırlayacağınızı düşünürken yediğiniz gıdaların sağlığınız üzerindeki etkilerini de unutmayın. Yediklerinizin sindirim sisteminiz üzerinde olumsuz etki oluşturmaması ve bağırsaklarınızı korumanız için bu gıdalara önem vermelisiniz:

Probiyotikler: Bağırsağınız faydalı bakteriler ve maya ile kaplanmıştır. Bu yaşayan organizmalar atıkların parçalanmasına ve vücuttan atılmasına yardım eder. Ayrıca bunlar zararlı bakterileri kontrol altında tutar. Reklamcılar bunun aksini savunsalar da normal koşullar altında bağırsaklarınızı probiyotikle doldurmanıza gerek yok. İshal ya da şişkinlik gibi sindirim sorunları yaşarsanız bağırsaklarınızdaki bakterilerin kendilerine gelmesi için biraz yardıma ihtiyaçları olacak. Yoğurt ve kefir gibi mayalı gıdalar iyi bakterileri destekleyecektir.

Koyu yapraklı sebzeler: Koyu yeşil yapraklı sebze denince herkesin aklına hemen ıspanak gelir. Ancak karalahana, hatta marul gibi yeşil sebzelerin de yaprakları koyudur. Bu bitkiler bağırsaklarınızın temizlenmesine yardım etmek için lif ile birlikte vitamin ve mineraller sağlar. Fakat tüm yeşil yapraklı sebzeler eşit değildir. Örneğin, göbek salatanın besleyici değeri neredeyse yoktur, büyük çoğunluğu sudan ibarettir.

Sarımsak: Bu soğanımsı sebze doğal antibakteriyal özellikleri nedeniyle uzun süre araştırılmıştır. Küçük çalışmalar, sarımsak tüketiminin artmasının bağırsakta kanserli olmayan adenomların varlığını azalttığı görüldü. Selenyum, arjinin, ajoene gibi sarımsağın içindeki doğal bileşenler, vücudunuzun kendi kendini tamir mekanizmasına yardım ediyor ve atıkları vücuttan atıyor. Ancak mide yanması ve ishalden korunmak için çok fazla çiğ sarımsak tüketmeyin.

Keten tohumu: Tahıl gevreğine, tam tahıllı ürünlere, yoğurdunuza ekleyerek yiyebileceğiniz keten tohumu bol miktarda lif desteği sağlar ve lignan formunda fitobesinler içermektedir. Aynı zamanda bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardım eder ve doğal bir Omega-3 yağ asiti kaynağıdır.

Baklagiller: Yağ oranı az, protein açısından zengin olan kuru fasulyenin sağlıklı nişastası bağırsaklarınızdaki iyi bakterileri besler. Ayrıca lignan ve saponin isimli fitokimyasalların yanı sıra iyi bir antioksidan ve folik asit kaynağı olan kuru fasulye bağışıklık sisteminizi de destekliyor. Fasulye türünün birinden nefret ediyorsanız bile diğer kuru baklagillerden mutlaka tüketin.

Bahsedilen bu süper yiyeceklerin yanında yaban mersini, kıvırcık sebzeler ve tam tahıllar gibi birçok doğal ürün de bağırsaklarınız için oldukça yararlıdır. Beslenme alışkanlıklarınızı değiştirerek bu besinleri de eklerseniz, şişkinlik, mide yanması veya ishal gibi bağırsak sorunlarından kurtulursunuz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

İşte sarımsağın şaşırtıcı faydaları

Uzun yıllar boyunca sarımsak birçok halk tarafından çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır. Yıllardır antibiyotik özelliği olduğu bilinen sarımsağı çeşitli hastalıklar, güzelliğiniz ve ev tamir işleriniz için kullanabilirsiniz.

İşte sarımsağın bilinmeyen faydaları:

Soğuk algınlığını önler ve tedavi eder: Antioksidanlarla dolu olan sarımsak bağışıklık sisteminize faydalıdır. Soğuk algınlığına yakalandığınızı anladığınızda sarımsak çayı içmeyi deneyin, doğranmış ya da kıyılmış sarımsağı sıcak suda birkaç dakika demlendirin ve süzüp için. Tadını daha iyi hale getirmek için biraz bal ya da zencefil ekleyebilirsiniz.

Saçlarınızı güzelleştirin: Saçlarınız dökülmesini bitiren sarımsakta allicin isimli sülfür bileşeninden bol miktarda bulunuyor. Dilimlediğiniz sarımsak dişleriyle saç derinizi ovalayın, daha fazla fayda sağlamak için sarımsakları iyice bastırıp da ovalayın. Ayrıca sarımsakla saç derinize masaj yapıp saçlarınızı canlazdırırsınız.

Kilonuzu kontrol altına alın: Beslenme uzmanlarına göre sarımsak kilonuzu kontrol altında tutmaya yardımcı olabilir. Araştırmada sarımsak yiyen farelerin kilolarında ve yağ depolarında azalma görüldü. Sarımsaktan bu şekilde faydalanmak için her gün sarımsağı pişirip de tüketin.

Elinize batan kıymığı çıkarın: Elinize batan kıymığın üzerine bir dilim sarımsak yerleştirin ve bandaj ya da bantla sarın.

Sedef hastalığını hafifletebilirsiniz. Antiinflamatuar özelliğe sahip olan sarımsak sedef hastalığı belirtilerini hafifletebilir. Sedef hastalığından etkilenen bölgeyi yumuşaması ve kızarıklığın geçmesi için biraz sarımsak yağıyla ovalayın.

Akneyi temizliyor: Sarımsak göze hoş görünmeyen sivilcelerin uzaklaştırılmasında kullanılan doğal bir tedavidir. Sarımsaktaki antioksidanlar bakterileri öldürür, bu nedenle etkili bir topikal tedavi için sivilcenizin üzerini dilimlenmiş bir diş sarımsakla ovalayın.

Atlet ayağını tedavi edebilirsiniz: Antifungal özelliği sayesinde sarımsak kaşıntılı bir hastalık olan atlet ayağı (bir çeşit mantar hastalığı) tedavi edebilirsiniz. Ayağınızı ılık suyun içine sokun ve içine sarımsağı parçalayıp atın. Bir süre bekledikten sonra ayağınızı sudan çıkarın.

Sivrisinekleri kovun: Bilim adamları neden olduğunu bilmese de sivrisinekler sarımsak kokusunu sevmiyorlar. Hindistan’da yapılan bir araştırmada, kollarınızı ve bacaklarınızı sarımsaklı karışımla ovalarsanız sivrisinekler size yaklaşmaz. Sarımsak yağı, vazelin ve bal mumunu karıştırıp doğal bir sivrisinek kovucu yapabilirsiniz.

Uçuğu iyileştirir: Uçuklayan bölgenize doğrudan ezilmiş sarımsak koyun. Sarımsağın doğal antiinflamatuar özelliği ağrınızı ve şişkinliği azaltacak. Sarımsak takviyeleri de iyileşme sürecini hızlandırır.

Doğal bir yapıştırıcı olarak kullanabilirsiniz: Sarımsak doğradıktan sonra parmaklarınızın yapış yapış olduğunu farketmişsinizdir. Cam üzerindeki saç teli kalınlığındaki çatlakları sarımsak kullanarak kapatabilirsiniz. Biraz sarımsak ezin ve çatlak bölgenin üzerine sarımsağın suyunu sürün, fazlalığını temizleyin.

Bitkilerinizi koruyabilirsiniz: Tarım zararlıları sarımsağı sevmez. Bu nedenle sarımsak, mineral yağ, su ve sıvı sabun kullanarak doğal bir tarım ilacı yapabilirsiniz. Sprey şişesine doldurun ve bitkilerinizin üzerine püskürtün.

Daha fazla balık yakalayabilirsiniz: Sarımsak kokusu balıkları çeker. Sarımsak kokulu yem satın alarak daha fazla balık tutabilirsiniz.(Vasfiye Özcanbaz)