Kategoriler
Sağlık

Nefesinizi tazeliyor, kanserle savaşıyor…

Lezzetini binlerce yıldır şeker, dondurma ve çay gibi ürünlere veren nane, diğer yandan nefesinizi tazeleyip kanserle savaşmanıza yardım ediyor.

Nane bitkisinin aktif bileşenleri mentol, mentil asetat ve mentondur. Nane yaprakları farklı işlevlerine sahipken, nane yağının ise yapabildikleri daha çok. HowStuffWorks isimli internet sitesinde yer alan habere göre, nane yağının belirtilen yeteneklerinin çoğu tamamen anekdottur. Gerçek şu ki, nane uygun bir şekilde kullanıldığında tamamen güvenli gibi görünmesine rağmen bitki üzerinde yapılan araştırmalar çok az. Örneğin, nane yağı içilirken veya cilde uygulanırken, tahriş edici ve alerjik etkisi fazla olduğundan, belirtilen şekilde kullandığınızdan emin olmalısınız.

Nane yağının gücünü merak ediyorsanız haberimizi dikkatlice okuyun. Ayrıca nane yağının seyreltilmesi veya tam etki için çok az miktarda kullanılması gerektiğini unutmayın.

Bağırsak sorunlarını hafifletir

Genellikle sinir bozucu, ağrılı bir kronik sorun olan irritabl bağırsak sendromu, nane yağının yoğun olarak araştırıldığı birkaç hastalıktan biridir. Yapılan analizlere göre, nane yağı hastalığın belirtilerini hafifletmede etkili. Çünkü nane yağı, kolonun gevşemesine ve ağrılı spazmları azalmasına yardımcı oluyor. Ayrıca  nane yağı Crohn hastalığı, ishal gibi bağırsakla ilgili diğer sorunları hafifletmede faydalıdır.

Baş ağrısını iyileştirir

Hindistan cevizi yağıyla seyreltilen birkaç damla nane yağı, rahatsız edici baş ağrısını kaldırır. 1996’dan itibaren yapılan bir Alman araştırması, yüzde 10 nane yağı ile bir etanol çözeltisinin kullanılmasının, 1000 mg Parasetamol (ağrı kesici) kadar etkili olduğunu göstermiştir.

Bir daha başınız ağrımaya başladığında standart ağrı kesiciler yerine şakaklarınıza, alnınıza ve boynunuzun arkasına birkaç damla nane yağı uygulayın. Nane yağları aşırı konsantre olduğundan ve cilt tahrişine neden olabileceğinden çok fazla kullanmayın.

Bitleri uzaklaştırır

Bit kelimesini duyduğunuzda bile kaşınıyorsanız, bitlerden uzak durmak için elinizden geleni yapmak istersiniz. Bazı bit uzmanları, nane yağı gibi güçlü aromaların insan kokusunu maskeleyerek sizi bit istilasından koruduğunu belirtiyor. Maalesef bunu destekleyecek bir araştırma yok.

Tarım zararlılarını kovar

Nane yaprakları doğal bir karıca uzaklaştırıcıdır. Birçok bahçıvan karınca ve diğer zararlıları bahçeden uzak tutmak için seyreltilmiş nane yağı spreyine yönelir. ayrıca, fareler de nane kokusundan nefret eder.

Kepeği önler

Kepeklenmiş veya aşırı inceltilmiş saçlara sahipseniz, şampuanın içine birkaç damla nane yağı ekleyerek işleri tersine çevirebilirsiniz. Nane yağının içindeki aktif bileşen mentol, birçok kepek şampuanında bulunur.

Kaşınmayı durdurur

Birkaç küçük çalışma, nane yağının kaşıntıyı hafifletebileceğini gösteriyor. Bir araştırmada, kaşıntıyla ilişkili yaraları olan hamile kadınlara susam yağı ile karıştırılmış yüzde 0.5 nane yağı verildi. Kullanan hamileler, kaşıntılarında rahatlama yaşadı. Kadınların çoğu gebelikte ilaç veya kimyasal madde içeren seçeneklerden kaçınmaya çalışıyor.

Nefesinizi tazeler

Çoğu diş macununun naneli bir tada sahip olmasının bir nedeni var. Nanenin antibakteriyel özellikleri, diş plağına yol açan mikropları öldürür. İran’da liseli kızların ağız kokusuyla ilgili bir araştırmalarında, bir hafta boyunca günde 3 kez naneli gargara kullananların ağız kokusunda belirgin bir azalma olduğunu belirlediler.

Kanserle savaşır

2009 yılında yapılan araştırmaya göre, nanenin aktif bileşenlerinden mentolün prostat kanserinde hücre ölümünü sağladığı belirlendi. Nane tümüyle kanser tedavisi olarak ilan edilmekten uzak olmasına rağmen, nane yağı gibi esansiyel yağlar, bitki bazlı çözümler arayan araştırmacılar için ilgi çekici olmaya devam edecektir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Gazlı içeceklerden uzak durmanız için 10 neden

Günümüzde su gibi tüketilen gazlı içecekler, sağlığınız için ciddi riskler içerir. Özellikle yaz aylarında hemen her gün içilen gazlı içecekler, aşırı kilo almanızdan şeker hastalığına kadar birçok hastalığın baş sorumlusudur.

İçerisinde hiçbir besin değeri bulunmayan gazlı içecekler, tadlarıyla sizi ferahlatsa da bol miktarda şeker içerdiği için kilo almanıza neden olur. Ayrıca içerdiği kafein nedeniyle vücudunuzun susuz kalmasına yol açar. Reader’s Digest’ta yer alan habere göre, işte gazlı içecek içmemeniz için 10 neden:

İhtiyacınız olan besinlerden mahrum kalırsınız

Sağlıklı içecekler yerine gazlı içecekler içenlerin vücuduna yeterli miktarda A vitamini, kalsiyum ve magnezyum alma olasılığı daha düşüktür. Bunun yanında gazlı içecekler, vücuttaki kalsiyum ve magnezyumu (bağışıklığınızın en yüksek verimlilikte çalışmasını sağlar) tüketen fosforik asit içerir.

Şeker hastalığı riskiniz artar

Yüksek miktarda mısır şurubu içeren gazlı içecekler; doku hasarı, şeker hastalığı ve diyabete bağlı komplikasyon gelişmesiyle bağlantılı olan serbest radikallerin daha fazla üretilmesini sağlar.

Şişeleri de zararlı

Plastik gazlı içecek ve su şişeleri, BPA olarak bilinen zehirli kimyasal içerir. Bu kimyasal, şişelerden içeceğe, içecekten de vücudunuza geçer. Ortaya çıkan kanıtlara göre, BPA bağışıklık sistemi depresyonu da dahil olmak üzere sayısız hastalıkla ilişkilidir. Bu nedenle, halk sağlığı uzmanları çocukları BPA içeren ürünlerden uzak tutmanızı öneriyor.

Kilo aldırır

Diyet gazlı içecekler aslında kilo almanıza katkıda bulunur. Bin 550 kişiyi kapsayan bir çalışma, diyet gazlı içecek tüketenlerin, günde içtikleri her kutu veya şişe için aşırı kilolu veya obez olma riskinin yüzde 41 arttığını ortaya çıkardı. Tatlı gıdalar, yağ ve karbonhidratları depolamaları için vücut hücrelerine sinyal verir ve bu da sizi acıktırır. Ayrıca bu gıdalar, vücudunuzun yağ yakma yeteneğini engelleyen insülin salınımını da destekler. Hiçbir çalışma, diyet gazlı içecek içmenin kilo vermenize yardımcı olacağını kanıtlayamadı.

Aşırı şeker yüklü

Bir kutu gazlı içecek, 10 çay kaşığı şeker içerir. Vücudunuza bu miktarda şeker girerse, kan şekeriniz yükselir ve vücudunuzda insülin reaksiyonuna neden olur. Düzenli olarak gazlı içecek içmek, kilo alımı, diyabet, insülin direnci ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.

Fosforik asit içerir

Fosforik asit, vücudun kalsiyumu doğal olarak absorbe etme yeteneğini engeller. Yeterli kalsiyum almadığınız takdirde, kemikleriniz yumuşar, osteoporoza yakalanabilirsiniz ve dişleriniz çürür. Ayrıca mide asidinizle karışarak besinlerin emilimini engeller ve sindirimi yavaşlatır.

Susuzluğa neden olur

Gazlı içecekler, içeriğinde bulunan yüksek miktarda şeker, sodyum ve kafein nedeniyle susuzluğa yol açar. İnsanların çoğu yemeğin yanında su yerine gazlı içecek içmeyi tercih eder ve gün içerisinde yeterince su içmeyi unutur.

Diyet olanlarda yapay tatlandırıcı var

Diyet gazlı içecekler, şeker yerine aspartam içerir ve bu madde vücudunuz için daha zararlı olabilir. Raporlara göre, aspartam nöbetler, beyin tümörleri, multipl skleroz, diyabet, duygusal bozukluklar ve diğer sağlık problemleriyle ilişkili olabilir.

Hiçbir besin maddesi içermez

Gazlı içeceklerden uzak durmak için başka bir nedene ihtiyacınız varsa, asla besin maddesi içermemesidir. Gazlı içecek içmenin insana güzel gelen tadı dışında hiçbir olumlu bir etkisi yoktur.

Dişlerinize zarar verir

Düzenli olarak gazlı içecekler tüketmek, diş çürüklerine ve diş eti hastalığına neden olan plak oluşumuna neden olur. Aynı zamanda ağzınızdaki  doğal bakteriler, gazlı içeceklerdeki şekerle beslendiğinde asite dönüşür. Asit de diş minesini aşındırır ve çürüklere yol açar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Günümüzün sessiz katili: Şeker

İster çocuk ister yetişkin olsun herkes şekeri çok sever. Fakat şekeri aşırı miktarda tükettiğinizde aklınıza gelmeyecek hastalıklar ve sorunlarla karşılaşabilirsiniz.

Her gün bilerek ya da bilmeden tükettiğiniz şekerin fazlası çok zararlıdır. Çok az insan önerilen miktarda şeker tüketirken birçok insan ise çok fazlasını tüketiyor. Dünya çapında şekerden dolayı bir günde fazladan 500 kalori alıyoruz. Bu nedenle de çok kilo alıyoruz. Birçok insan şekerin kendileri için iyi olmadığını biliyor, ancak bazı nedenlerden dolayı aşırı şeker tüketimi riskinin çok fazla doymuş yağ ya da trans yağ, sodyum ya da kaloriden daha az olduğunu sanıyor. Fakat şeker size düşündüğünüzden daha fazla zarar verebilir.

HuffingtonPost’ta yayınlanan habere göre, işte şeker hakkında bilmedikleriniz:

Şeker sessiz bir katildir

Şeker de sessiz bir katildir. 2008 yılında yayınlanan araştırmaya göre, aşırı fruktoz tüketimi leptin rezistansı olarak bilinen durumu artırıyor. Leptin yeterince gıda aldığınızı gösteren bir hormondur. Doyduğunuz zaman beyindeki iştah merkezlerine dur sinyali verir. Bazı insanlarda leptin hormonu iyi çalışmaz ve vücut doyduğunu anlayamaz. Bu da aşırı gıda tüketimine ve obeziteye yol açar. Bu durumun sessiz katil olarak isimlendirilmesinin nedeni, hiçbir belirti ve uyarı vermeden olmasıdır.

Şeker kanser oluşumunda rol oynuyor

Beslenme dünyasında insülinden bahsetmemek olmaz. Çünkü çok fazla şeker tüketildiğinde ve insülin yeterince çalışmayınca vücut buna karşı tepki gösterir. 2013 yılında yayınlanan araştırmada, bağırsaklardaki şeker GIP isimli hormonun oluşumunu tetikliyor ve pankreas tarafından salgılanan insülini de artırıyor. Uzmanlar bu hormonun kanser oluşumunda rol oynadığını belirlediler.

Şeker beyin gücünüzü tüketebilir

Tüm şekerler yaşlanma sürecini hızlandırıyor. 2009 yılında yayınlanan araştırmada, glukoz tüketimiyle hücrelerin yaşlanması arasında pozitif bağ bulunduğu tespit edildi. Hücrelerin yaşlanması kronik hastalıklara ve kırışıklıklara yol açabilir. Ancak şeker beynin yaşlanmasını da etkiliyor. 2012 yılında yapılan araştırmada, aşırı şeker tüketimi hafızada ve tüm zihinsel sağlığınızda eksikliklerle bağlantılıdır.

Şeker göbek çevresindeki yağ birikimini artırıyor

Ergenlik çağı obezitesi oranları son 30 yıl içinde 3 kat arttı. 2010 yılında çocuklar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, aşırı fruktoz tüketiminin iç organların fazla yağla kaplanmasına yol açtığı belirlendi. Göbek çevresindeki yağ aynı zamanda kalp ve şeker hastalığı riskini de artırıyor.

Şeker sizi yağlandırıyor

Herhangi bir kaynaktan gelen çok fazla kalori yakılmazsa yağ olarak depolanıyor. Lif, yağ ve protein açısından zengin olan gıdalar tokluğunuzu artırır. Şeker ise size kalori verir, ancak doyduğunuzu anlamazsınız. Bu nedenle sürekli bir şeyler yemek istersiniz ve vücuttaki kaloriler yakılmayınca vücudunuzdaki yağ oranı artar.

Kalbinize zarar veriyor

2013 yılında “Journal of the American Heart Association” isimli dergide yayınlanan araştırmada, şekerin kalbin pompalama mekanizmasını etkilediğine dair güçlü bir kanıt tespit edildi. Bu sorun da kalp yetmezliği riskini artırıyor. Glukoz metabolit glukoz 6-fosfat isimli molekül kalbin kas proteini içindeki değişikliklerden sorumludur. Bu değişiklikler kalp yetmezliğine yol açabiliyor. Kalp yetmezliği teşhisi konan hastaların yaklaşık yarısının 5 yıl içinde hayatını kaybettiği açıklandı.

Şeker bağımlılığınız genetik olabilir

579 katılımcıyı kapsayan çalışmada, ghrelin hormonunda genetik değişikliklere sahip olanların daha fazla şeker tükettiği belirlendi. Ghrelin beyninize aç olduğunuzu söyleyen bir hormondur. Bu araştırmaların bulguları 2012 yılındaki çalışmayla aynı olduğu belirtiliyor.

Her gün yediğiniz birçok gıdada şeker gizli

Şekerleme, kurabiye, kek gibi şekerli suçlu gıdalardan uzak durmalısınız. Bunun yanı sıra domates sosu, yağsız salata sosları, krakerler ve hatta ekmek gibi her gün yediğiniz yiyeceklerin içinde şekerler gizlenmiştir.

Şekerli içecekler ömrünüzü kısaltıyor

2013 yılında yapılan bir araştırmada, dünya çapındaki 180 bin ölümün tatlandırılmış içecek tüketimine bağlı olduğu tahmin ediliyor. Amerika, 2010 yılında tek başına 25 bin ölümle birinci sırada yer alıyor. Çalışmanın yazarları, ölümlerin şekerle tatlandırılmış içecekler, şeker, kalp hastalığı ve kanserle bağlantılı olarak oluştuğunu söylüyorlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Yemeden bir daha düşünün. Tahmininizden daha çok şeker içeriyorlar

Birçok insanın hemen her gün tükettiği gıdaların içerisinde bulunan şeker miktarını öğrenince daha makul ölçülerde tüketmeniz gerektiğine karar vereceksiniz. Kilo alımından kalp hastalığına kadar birçok hastalığın sorumlusu olan şekerden uzak durmalısınız.

İçerisinde şeker olduğunu düşünmediğiniz birçok gıdanın içeriğinde yüksek miktarda şeker bulunabiliyor. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre; Amerikan Sağlık Örgütü, kadınların günde 24 gram, erkeklerin ise 36 gram şeker tüketmesini öneriyor. Çünkü şeker içeren birçok gıda kilo alımına, metabolik hastalıklara ve kalp sorunlarına yol açıyor.

Yoğurt

Paketinin küçük olmasına ve sağlıklı bir gıda olarak bilinmesine rağmen bir kutu az yağlı çilekli yoğurt 26 gram şeker içerebiliyor. Şeker eklenmemiş normal yoğurt, meyvelilerden neredeyse iki kat daha fazla protein içeriyor. Normal yoğurda taze meyve ya da kuruyemiş ekleyerek daha sağlıklı hale getirebilirsiniz.

Hazır yulaf

Yulafın kendisi sağlıklı bir gıda fakat paketlenmiş, su yada sütle hemen tüketilen hazır yulaf ise 14 gram şeker içeriyor. Bunun yerine akşam yarım kase yulafın üzerine yarım fincan süt ekleyerek gece boyunca buzdolabında bekletin. Sabah kalktığınızda ısıtarak ya da soğuk olarak tüketebilirsiniz. İçerisine kuruyemiş, meyve ya da baharat ekleyerek lezzetlendirebilirsiniz.

Salata sosları

Kilonuza dikkat ettiğiniz dönemlerde yağsız ya da az yağlı salata sosları iyi bir alternatif olarak görünebilir. Fakat bu sosların yağı alındığında yerine şeker ekleniyor. Bazı versiyonlarının 2 yemek kaşığı ise 12 grama kadar çıkan miktarlarda şeker içerebiliyor.

Sporcu ve enerji içecekleri

Bu içecekler enerjinizi içersinde bulunan kafein ve şekerle artırır. Bir porsiyon içecek a4 gramdan fazla şeker içerebiliyor. Bu içecekler, 60 dakika veya daha uzun süren yoğun bir antrenmanı ya da 90 dakika veya daha fazla dayanıklılık koşusunu tamamlayan insanlar içindir.

Hayvansal ürün içermeyen süt

İneklerin sütü laktozdan gelen şekerden oluşuyor, fakat soya sütü, badem sütü gibi hayvansal ürün içermeyen sütler ilave şekerle doludur. Örneğin bazı soya sütleri 14 gram kadar şeker içerir. Bu tür ürüne alacaksanız tatlandırılmamış ya da light olanları tercih edin.

Smoothie

Sebzeli ya da meyveli smoothie’nin gazlı içeceklerden daha dağlıklı olduğu düşünülür. Ancak şeker kaynaklarından biri de smoothie’dir. Sağlıklı bir içecek gibi görünen şey, doğal aromayı arttırmak için ilave edilmiş tatlandırıcılara sahip olabilir. Bazıları 60-70 gram şeker içerebiliyor. Dışarıda içmek yerine evde şeker eklemeden kendiniz yapabilirsiniz.

Kurutulmuş meyve

Doğal şeker kaynağı olan meyve aynı zamanda sağlıklı vitaminler, mineraller ve lif içeriyor. Kurumuş meyve ise biraz karmaşık bir konu. Kurutulmuş meyveler insana tatlı geldiği için bir oturuşta çok fazla yiyebiliyorlar. Kurutulmuş meyvenin az şekerlisini ya da şekersizini bulmaya çalışın.

Donmuş yemek

İşten eve geldiğinizde mikrodalga fırında ısıtıp hızlıca yediğiniz az yağlı ya da diyet dondurulmuş gıdaların bazısı 20 ile 40 gram şeker içerebiliyor. Üretici yağı çıkarıp yerine şeker, tuz ekliyor.

Kahvaltılık tahıl

Bu tahıl gevreklerinin özellikle çocuklar için olanları bol miktarda şeker içeriyor. Fakat yetişkinler için olan tahıl gevrekleri de şekerle dolu olabiliyor. Bir kasesi günlük tüketmeniz gerekenden daha fazla şeker içeriyor.

Ekmek

Sofraların vazgeçilmezi olan ekmek de bol miktarda şeker içeren gıdalar arasında yer alıyor. Paketli ekmekler yüksek miktarda mısır şurubu içeriyor. Ancak her ekmek fazla şeker içermiyor. En sağlıklı ekmeği ürün etiketlerine bakarak kendiniz bulabilirsiniz. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Erkeklerin sağlığını etkileyen 7 tehdit ve yapmanız gerekenler

Günümüzde kanser, kalp, şeker ve felç gibi hastalıklar oldukça yaygınlaştı. özellikle de yoğun stres altında çalışan ve beslenmesine dikkat etmeyen erkekler, bu hastalıklara daha fazla yakalanıyorlar. Ancak uzmanlar, uygulayabileceğiniz basit yöntemler ile bu hastalıkların önlenebileceğini bildiriyorlar.

Mayo Clinic’te yer alan habere göre, erkeklerin sağlığını tehdit eden olayların genellikle önlenebileceğini söyleyen uzmanlar, daha sağlıklı bir yaşam için yapmanız gerekenleri, İngiliz Hastalık Kontrol ve  Önleme Merkezi tarafından sağlanan istatistiklere göre, şöyle sıraladılar:

Kalp hastalığı

Erkeklerin sağlığını tehdit eden en büyük sorun kalp hastalığıdır. Daha sağlıklı yaşam tarzı ile bu hastalığı önleyebilirsiniz. Bu nedenle yapmanız gerekenler şöyle:

  • Sigara içmeyin: Sigara içiyorsanız, bırakın ve pasif içicilikten de uzak durun.
  • Sağlıklı beslenin: Sebze, meyve, tam tahıllar, bol lifli gıdalar, balık gibi yağsız protein kaynaklarını tercih edin. Doymuş yağ oranı yüksek ve tuzlu gıdalardan uzak durun.
  • Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun: Eğer yüksek kolesterolünüz  ya da tansiyonunuz varsa doktorunuzun önerilerine dikkat edin. Ya da şeker hastalığınız varsa, kan şekerinizi kontrol altında tutun.
  • Günlük rutininizde fiziksel aktivite olsun: Basketboldan tempolu yürüyüşe kadar spor ya da diğer aktiviteleri seçin.
  • Sağlıklı bir kilonuz olsun: Ekstra kilolar kalp hastalığı riskini artırır.
  • Stresinizi azaltın: Stresini azaltman için adımlar atın. Sağlıklı şekilde stresle baş etmenin yollarını öğrenin.

Kanser

Akciğer, cilt, prostat ve kolon kanseri gibi çeşitli kanser türleri özellikle erkekleri endişelendiriyor. Kanser riskini azaltmak için ise bu tavsiyelere dikkat edin:

  • Sigara içmeyin: Herhangi bir tütün türü kanserle ilişkilidir. Bu nedenle bu ürünlerden ve pasif içicilikten uzak durun.
  • Sağlıklı bir kilonuz olsun: Aşırı kilolarınızı vermek çeşitli kanser türleri için riski azaltabilir.
  • Hareket edin: Fiziksel aktivite kilo kontrolünüze yardım eder ve kanser riskini azaltabilir.
  • Bol bol sebze ve meyve tüketin: Manavdan alacağınız sağlıklı gıdalar kanseri önlemekte garantili olmasa da riski azaltır.
  • Kendinizi güneşten koruyun: Dışarıdayken güneş kremi ve gözlük kullanın.
  • Düzenli olarak doktora kontrole gidin.

Kazalar

Motorlu araç çarpışmaları erkekler arasında ölümcül kazalara yol açar. Yollarda güvenli olmak için emniyet kemerinizi takın. Hız limitlerine uyun. Uykulu bir şekilde yola çıkmayın.

Kronik alt solunum yolu hastalıkları

Bronşit ve amfizem gibi kronik akciğer hastalıkları özellikle erkekleri kaygılandırır. Bunları önlemek için:

  • Sigara içmeyin: Sigara içiyorsanız, bırakmak için doktorunuzdan yardım isteyin. Sigara içilen ortamlarda bulunmayın.
  • Kirleticilerden uzak durun: Kimyasallardan ya da dışarıdaki hava kirliliğinden sakının.
  • Solunum yolu enfeksiyonlarından korunun: Ellerinizi sık sık yıkayın ve yılda bir kez grip aşısı olun. Ayrıca doktorunuza zatürre aşısı olup olmamanız gerektiğini sorun.

Felç

Ailede hastalığın var olması, yaş ve ırk gibi bazı felce yol açan risk faktörlerini kontrol edemezsiniz. Ancak, diğer faktörleri önleyebilirsiniz. Örneğin:

  • Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun: Eğer yüksek kolesterolünüz  ya da tansiyonunuz varsa doktorunuzun önerilerine dikkat edin. Ya da şeker hastalığınız varsa, kan şekerinizi kontrol altında tutun.
  • Sigara içmeyin: Sigara içiyorsanız, bırakın ve pasif içicilikten de uzak durun.
  • Sağlıklı bir yaşam tarzı benimseyin: Sağlıklı beslenin. Doymuş yağ oranı yüksek ve kolesterolü bol olan gıdalardan uzak durun. Aşırı kiloluysanız, kilo verin. Her gün spor yapın.

Tip 2 şeker hastalığı

En yaygın şeker hastalığı tipi olan tip 2 şeker hastalığı, vücudunuzun kan şekerini (glukoz) kullanma şeklini etkiliyor. Şeker hastalığı kontrol altına alınmazsa, kalp hastalığına, göz problemlerine, sinir hasarına ve diğer komplikasyonlara yol açabiliyor. Tip 2 şeker hastalığını önlemek için, sağlıklı bir yaşam tarzına ciddi olarak dikkat edin. Sağlıklı beslenin, her gün egzersiz yapın. Kiloluysanız, zayıflayın.

İntihar

Erkeklerin sağlığını tehdit eden bir başka sorun da intihardır. Erkekler arasında intihara yol açan önemli bir risk faktörü depresyondur. Eğer sizde de depresyon belirtileri ve işaretleri (üzüntü, mutsuzluk ve normal aktivitelere karşı ilgisizlik) varsa, uzman bir doktora başvurun. Depresyon tedavi edilebilir. Eğer zihninizde intihar düşüncesi varsa hemen tıbbi yardım alın. En kısa zamanda bir psikologa gidin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

10 adımda tatlı zehirden uzak durun

Tatlı zehir olarak da bilinen şekerin zararları saymakla bitmiyor. Kanser için bile risk faktörü oluşturan şekerden uzak durmalısınız. Ancak çoğu insan istese de şekerden uzak duramıyor. Çünkü bilmeseniz de her gün yediğimiz gıdaların büyük çoğunluğunda şeker var.

Birçok sağlık sorununa yol açan şekerden bu tatlı zehirden uzak durabilirsiniz. Telegraph’ta yer alan habere göre, işte 10 adımda şekeri bırakmanın yolları:

Şekeri tanıyın

İster yapay isterse doğal gıda olsun şeker yediğiniz hemen her şeyde bulunuyor. Bu nedenle satın aldığınız her şeyin etiketini okuyun. Etiketlerdeki maddelerin sonu –ose (-oz) ile bitiyorsa bu şeker demektir. Şurup ya da meyve suyu konsantresi de şeker içerir.

Doğal yazan etiketlere de inanmayın

Bal, sabır otu, akçaağaç şurubu, hindistan cevizi şurubu gibi içeceklerin hepsi doğaldır. Fakat bunlar da şekerin bir başka versiyonudur. Unutmayın ki şeker orjinal olarak şeker kamışından üretilen doğal bir üründür.

Çöpe atın

Başlayacağınız ilk yer mutfak dolabınızdır. İşlenmiş soslar, bisküviler, kurabiyeler, reçeller ve çikolatalarla dolu olan kavanozlarınızı çöpe atın. Konsantre meyve suyundan yapılmış içecekler, tatlandırılmış yoğurtlar, dondurma ve işlenmiş gıdalarda da bol miktarda şeker bulunuyor.

Stok yapın

Kuruyemişleri, tam yağlı sade yoğurt, taze sebzeler, tarçın, organik yağsız et ve balığı evinizde stok yapın. İyi kalitede zeytinyağı, hindistan cevizi yağı kullanın.

İştahınızı kontrol edin

Zaman zaman çoğumuzun canı tatlı bir şeyler yemek ister. Tarçın yemenin ve protein alımını artırmanın yanı sıra, iştahınızla mücadele etmenin yolu ödül olarak neyi gördüğünüzdür. Yiyecekler duygusal olmamalı. Uzun bir iş gününün ardından ödülünüz bir dondurma olmamalı. Bunun yerine daha sağlıklı atıştırmalıkları düşünün.

Kuruyemiş yiyin

Daha fazla protein yemek şeker isteğinizle baş etmenize yardımcı olur. Kabuklu kuru yemişler sayesinde bolca protein alabilirsiniz.

Öğle yemeğini işyerinde yiyin

Dışarıda fast-food yemek yerine akşam yemeğinden kalanları ertesi gün işyerinizde öğle yemeği olarak tüketin. Ya da öğle yemeğinizde çorba ve sağlıklı bir salata yiyebilirsiniz.

Sağlıklı tuzağına düşmeyin

Meyve suları çok az miktarda lifli posa içerirken bol miktarda şeker bulunduruyor. Ayrıca granola (tahıl, kuru meyveler, süt veya yoğurtla hazırlanabilen bir kahvaltı çeşidi), aşırı meyve tüketimi, tatlandırılmış az yağlı ürünler de şeker içerir.

Sevdiğiniz insanlara da şekeri anlatın

Şekerle kişisel savaşı kazanmak istiyorsanız ailenizin ve arkadaşlarınızın da sizin tarafınızda olması gerekiyor. Onlara niçin şekeri bırakmayı seçtiğinizi ve yeni yaşam tarzınızı kabul etmeleri gerektiğini anlatın.

Hata insana mahsustur

Şekerle savaşırken bazı günler yenilgiye uğrayabilirsiniz. Şekerli bir atıştırmalık ya da içecek tüketmek dünyanın sonu değildir, ertesi gün şekerle mücadelenize yeniden başlayın. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Kanseri önlemenin en kolay yolları!

Kanser asla bir gecede oluşmaz. anne karnından yaşlılığa kadar yediğiniz ve içtiğiniz gıdalar, yaşadığınız çevrenin koşulları (ormanlık bir alan ya da kirli, puslu, boğuk bir şehir yaşamı), sizi psikolojik olarak etkileyen ruhsal durumunuz gibi sayısız neden bir araya gelir ve kansere yakalanmanızda risk faktörü oluşturur.

Kansere yol açabilen bu nedenlerden ne kadar uzak durursanız sağlıklı bir yaşam sürüdürme ihtimaliniz o kadar artar. Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, kansere yakalanmanızda risk faktörü oluşturan nedenlerden biri de tükettiğiniz gıdalar.  Yediğiniz ve içtiğiniz gıdalarla kanserden korunabilir ya da kanser oluşma riskini yarı yarıya kadar indirebilirsiniz. İşte kansere yakalanmamak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Şekerli içecekleri kesin

Şekerli içecekler sadece obezite ve şeker hastalığına yol açmaz, ayrıca rahim içi kanser riskini de artırabilir. Minnesota Üniversitesi Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan araştırmaya göre, çok fazla şekerli içecek içen kadınların rahim içi kansere yakalanma olasılığı yüzde 87’ye çıkıyor.

Dirençli nişasta tüketin

Yeşil muz, kuru fasulye, kavrulmuş yulaf gibi yiyeceklerin içinde bulunan dirençli nişasta kolon kanseri riskini azaltmaya yardımcı.

Daha çok ayakta durun, daha az oturun

Yeni yapılan araştırmaya göre, günün çoğunu otururak geçirenlerin kolon ve rahim için kanser riskinin az oturanlara oranda yüzde 24 daha fazla. Başka bir araştırmada ise televizyon önünde daha fazla zaman geçiren insanların daha az izleyenlere oranla kolon kanseri riski yüzde 54 daha fazla.

Brokolinizi buharda pişirin

Kanseri önleyen süper bir yiyecek olan brokoliyi sık sık tüketmelisiniz. 2008 yılında İtalya’da yapılan bir araştırmaya göre, buharda pişmiş brokoli haşlanmış, kızartılmış ya da mikrodalgada pişmiş olandan daha fazla sağlıklı sebze bileşeni içeriyorlar.

Sarımsak yiyin

Bağışıklık sisteminin kansere karşı doğal savunmasını harkete geçiriyor. Vücudu kansere yol açan kimyasallardan uzak tutmaya ve kanser hücrelerinin doğal olarak ölmesine yardım ediyor. Bol miktarda sarımsak yiyen kadınlarda kolon kanseri riski yüzde 50 azalıyor.

Kıvırcık sebzeler tüketin

Çok uluslu bir araştırmaya göre, haftada en az 1 kez brokoli, karnıbahar ve lahana yiyen insanlar ayda bir kezden az tüketenlere oranla böbrek kanseri riskini azalttığı belirlendi.

Domates, zeytinyağı

2 yemek kaşığı zeytinyağında doğranmış 2 diş sarımsağı soteleyin ve sonra içine domates dilimleyin. Tam tahıllı ekmeğin yanında bunu servis edin. Sarımsağın yanında, domatesteki likopen de sizi kolon, prostat, akciğer, mesane kanserine karşı koruyor.

Kereviz yiyin

iyi bir slymarin isimli antioksidan kaynağı olan kereviz, kanser hücresi gelişimini yavaşlatıyor.

Yeterli D vitamini alın

Vücudunuzun D vitaminin neredeyse yüzde 90’ı yiyeceklerden ya da haplardan değil doğrudan güneş ışığıyla gelir. Çalışmalara göre, D vitamini eksikliği hücreler arası iletişimi azaltır ve kanser hücrelerinin yayılmasına neden olur. D vitamini düşük olan insanlarda kemik erimesi, şeker hastalığı, MS ya da yüksek tansiyonun yanı sıra göğüs, kolon, prostat, yumurtalık ve mide gibi çoklu kanser riski yüksektir.

Kivi atıştırın

Kivi küçük olmasına rağmen E ve C vitamini ile lutein, bakır gibi kanserle savaşan antioksidanlarla doludur.

Siyah üzüm tüketin

Resveratol isimli iyi bir antioksidan kaynağı olan siyah üzüm lenf bezlerinde, midede, göğüste ve karaciğerde kanser gelişimini yavaşlatabilir. Tüm üzümlerin kabukları resveratol içerirken siyah ve mor üzümde daha fazla resveratol vardır.

Soğan yiyin

Soğan çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu bileşenlerin yanı sıra antioksidanla dolu olan gıdalardan biridir. Ayrıca flavonoidler bakımından da zengindir.

Günde 30 dakika yürüyün

Bir düzineden fazla araştırmaya göre, egzersiz yapan kadınların göğüs kanserine yakalanma riski yapmayanlara göre yüzde 30-40 daha düşüktür. Haftada 4 saat yürümek ya da hafif tempolu yürüyüş pankreas kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.

Kızartmaları azaltın

Yiyecekler fırınlandığında, kızartıldığında veya yüksek sıcaklıkta kavrulduğunda yiyeceklerde akrilamid isimli kensere yol açan kimyasal değişim meydana geliyor.

Süt için

Son yapılan araştırmalara göre, kalsiyum kolon kanserine karşı koruyucudur. Günde 700 miligram kalsiyum tüketimi kanser riskini yüzde 45 düşürüyor. Bir kase yarım yağlı yoğurt (345 miligram), öğlen bir fincan az yağlı süt (300 miligram) ve akşam bir kase ıspanaklı salata (292 miligram) ihtiyacınızı karşılar.

Lahana turşusu

Lahana turşusu gibi fermentasyon sürecine uğrayan yiyecekler kanserle savaşan bileşenler içeriyor. Tuz oranını azaltmak için turşuyu yemeden önce suyun altında yıkayabilirsiniz. (Vasfiye ÖZcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sabahları yorgun uyanıyorsanız dikkat!

Sağlıklı bir yaşamın en önemli unsurlarından biri uykudur. Yeterli sürede ve uygun bir ortamda uyuyamamak, vücudun dinlenmesine engel olur ve pek çok sağlık sorununa zemin hazırlayabilir. Uyku kalitesini olumsuz etkileyen hastalıkların başında gelen uyku apnesi ise, gece solunum durmasına neden olarak hayati tehlikelere yol açabilir. Memorial Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Metin Özkan, uyku apnesi ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Uyku apnesinin belirtileri:

1. Horlama

2. Uykudan boğulur gibi uyanma veya yanınızda yatan kişinin “nefesin durdu” deyip sizi uyandırması

3. Uyandığınızda boğaz kuruluğu ve boğaz ağrısı olması

4. Sabah kalktığınızda baş ağrısı olması

5. Gün boyunca bitkinlik ve uyuma isteğinin olması

6. Dikkatinizi yaptığınız işe verememek

Yukarıdaki şikayetleri yaşıyorsanız “uyku apnesi” yani “uykuda solunum durması” hastalığınız olabilir. Mutlaka tanı konulup, erken dönemde tedavi edilmesi gerekir.

Tedavi edilmezse kalbi durdurabilir

Uyku apnesi; gün boyunca bitkin ve yorgun hissetmek, işe konsantre olamamak, toplantılarda uyuklamaya neden olması gibi nedenlerle başarıyı olumsuz etkiler. Araba kullanırken uyuklamaya neden olabilir. Uyuklamaya bağlı trafik kazalarının önemli bir kısmı bu hastalık nedeniyle gerçekleşmektedir.

Çabuk sinirlenme veya depresyon görülebilir. Herhangi bir nedenle uykusuz kaldığında ne kadar gergin olunuyorsa uyku apnesi olan kişiler sürekli gergin ve sinirlidir. Çocuklarda okulda başarısızlık ve uyum sorunları yaşanabilir. Uykuda solunum durduğu zaman kandaki oksijen düşer ve tansiyon yükselir. Bu durumda kalp zorlanır ve ritim bozukluğu, kalp krizi riski artar. Ayrıca bu durum kalp durmasına da neden olabilir. Tedavi edilmediği takdirde inme hastalığına neden olabilir.

Tedavisi kişiye özel planlanır

Uyku apnesi olanlarda insülin direnci ve şeker hastalığı daha çok görülür. Bu hastalar önemli ameliyatlardan sonra özellikle anestezi sonrasında ciddi solunum problemleri yaşar. Uyku apnesi olanlarda karaciğer fonksiyonlarında bozulma ve alkol nedenli olmayan karaciğer yağlanması daha sık görülür.

Uyku apnesi olanlarda metabolik sendrom denilen; yüksek kan basıncı, kolesterol yüksekliği, şeker yüksekliği ve bel çevresinde artma ile karakterize olan bir hastalığa neden olabilir. Cinsel isteksizlik ve iktidarsızlığa yol açabilir. Uyku apnesi tanısı uzman doktorlar tarafından konulur, polisomnografi testi ile kişinin gece uykuda bazı cihazlar yardımıyla gözlemlenmesi sağlanır. Tedavi planlaması ise kişiye özel gerçekleştirilmektedir. Yine özel cihazlar sayesinde kişinin uyku esnasında rahat nefes alması sağlanıp, uyku kalitesi artırılır.

Kategoriler
Yaşam

İşiniz sizi neden zayıflatmıyor?

Günümüzde işyerlerinde ya da fabrikalarda olsun insanların büyük çoğunluğu oturarak çalışıyor. Bu durum fiziksel açıdan yorulmanızı önlerken kilo almak gibi oturmanın verdiği dezavantajlar ise genellikle gözardı ediliyor.

Health isimli internet sitesinde yer alan habere göre, 2013 yılında bir araştırma şirketi tarafından yürütülen ve 3 binden fazla çalışanın katıldığı araştırmada, çalışanların yüzde 41’i işyerinde kilo aldıklarını açıkladı. Buna göre, masa başında uzun süre oturmak ve yüksek stres seviyesine sahip çalışanlar kilo almaya daha yatkın. İşte işyerinde kilo almanıza yol açan faktörler:

Saatlerce oturmak

İşe bağlı kilo alımının en görünür nedeni fiziksel aktivite yapılmaması. Çalışanların çoğu en az sabah 9’dan akşam 5’e kadar oturarak çalışıyor.

Uzun süren işe gidiş ve gelişler

Çalışanların çoğu işe gidip eve dönerken uzun süre yolda vakit kaybediyor. Bu süreyi otomobilinde geçiren insanlar ise daha çok kilo alıyor.

İş stresi

Yüksek seviyede salgılanan stres hormonu kortizol, yağ ve şekere olan iştahı tetikliyor ve yağın karın kısmında depolanmasına yol açıyor. Ayrıca işle ilgili stres Tip 2 diyabet için bir risk faktörüdür.

Geç saate kadar çalışma

Gece geç saatlere kadar çalışanlar veya vardiyalı çalışanlar az uyumaktan dolayı aşırı kilo alıyorlar. 2013 yılında Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 5 gece boyunca sadece 4 saat uyuyanların gece geç saatlere kadar yedikleri kalorili yemekler nedeniyle 8 saat uyuyanlardan daha fazla kilo aldıkları görüldü.

Öğle yemeği seçimleri

İşyerinde yediğiniz yemeklerde sağlıklı tercihler yerine fazla yağlı, kalorili hazır gıdalara yönelirseniz kilo almanız kaçınılmazdır.

Şekerli atıştırmalıklar ve ikramlar

Masasında bir kase şeker, çikolata duran bir arkadaşınız varsa ve kilo almak istemiyorsanız ondan uzak durun. Çünkü görüş alanınızdaki yiyecekler canınızı çektirir.

İş arkadaşlarınızın yeme alışkanlıkları

Sık sık meslektaşlarınızla öğle yemeğini dışarıda yiyorsanız sağlıksız seçenekler şişmanlamanıza neden olur. Çünkü genellikle birlikte yemeğe gittiğinizde arkadaşınız ne ısmarlıyorsa siz de aynısını istersiniz.

Yiyecek otomatı

İş arasında kafeteryaya gitmek zor olabilir, bu durumda yiyecek otomatları kurtarıcıdır. Ancak bu makinelerdeki paketlenmiş gıdaların çoğunun kalorisi yüksektir, fakat besin değeri çok azdır. Bunun yerine çekmecenizde elma ya da meyveli yiyecekler bulundurun.

Asansör

Büyük bir şirkette çalışıyorsanız üst kata çıkmak ya da alt kata inmek için çoğunlukla asansöre binersiniz. Fakat, işyerinde asansör yerine merdivenleri kullanırsanız daha fazla kalori yakarsınız.

Güneş ışığı

Penceresiz bölmede çalışıyorsanız ve eve gittiğinizde de güneş batmış oluyorsa obeziteye karşı doğal silah etkisi olan güneş ışığından mahrum kalırsınız. Işık vücudunuzun doğal ritmini düzenliyor. Uzmanlar her gün sabah 8 ile 12 arasında 20-30 dakikalık güneş ışığının istenmeyen kiloları önlediğini belirttiler. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Vücudumuzun şekerli gıdalarla imtihanı

Vücudumuz için gerekli olan birçok besin öğesi mevcuttur. Bunlar dinamik bir gün geçirmemiz, insanlar ile iyi ilişkiler kurmamız ve de günlük hayatın getirdiği tempoya ayak uydurabilmemiz açısından bizlerin enerji ihtiyacını karşılayan protein, karbonhidrat ve yağ grubu besinlerdir.

Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme Ve Diyet Uzmanı Derya Fidan ‘’Şeker içeriği yüksek besinler vücudumuza enerji sağlamaları dışında, alındığı kaynağa ve de miktarına dikkat edilmezse zarar verebilmekte, bizi bazı hastalıklar ile karşı karşıya bırakabilmektedir. Doğal olarak meyve ve sebzelerde bulunan şekere vücudumuzun ihtiyacı vardır. Özellikle zihinsel faaliyetlerin yürütülmesi ve zinde bir gün geçirmek için vazgeçilmezdir. Lakin genetiğiyle oynanmış toz haline getirilmiş işlenmiş şekere vücudumuzun ihtiyacı yoktur. Buna rağmen fazla miktarda alımı söz konusu olduğunda vücut pek istemeyeceğimiz tepkiler vermektedir.’’ dedi.

Şekerin Sebep Olduğu Hastalıklara Dikkat!

Dyt. Fidan; ‘’Bunlara örnek olarak vücuda aşırı miktarda alınan basit şeker pankreas salgı hormonlarında dengesizlik yaratarak fazla miktarda insülin salınmasına sebep olmaktadır. Buna bağlı olarak da İnsülin direnci oluşmaktadır. İnsülin Direnci beraberinde göbek yağlanması ile gelmekte, karbonhidratlı besinlere karşı aşırı iştah artışı ile vücuda fazla basit şeker alımına neden olup kişiyi bir kısır döngü içine sürüklemektedir. Yani eğer günden güne büyüyen bir göbeğiniz varsa ve de önüne geçemediğiniz tatlı krizleri oluyorsa durup düşünmenin vakti gelmiş demektir. Verilere göre kronik insülin yüksekliği bazı kalp hastalıklarına, kansere, sivilceye, polikistik yumurtalık sendromuna ve hatta miyopa davetiye çıkarmaktadır. Azalan şeker miktarı insülinin de azalmasına neden olur. İnsülin yüksekliğinin neden olduğu birçok kronik rahatsızlık vardır. Eğer bu duruma dikkat edilmezse devamında Diyabet hastalığının olabileceğini unutmayın. ‘’dedi.

Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme Ve Diyet Uzmanı Dyt. Derya Fidan, ‘’Yapılan çalışmalar göstermiştir ki şekerli besinlerin fazla miktarda tüketiminiz kalbi yorduğu, kalp krizinden sorumlu kötü huylu kolesterolü ve trigliserid düzeyini artırdığı görülmüştür. Fazla miktarda şeker ve şeker içeren besinlerin tüketiminiz, karaciğere fazladan yük bindirerek karaciğer hasarına yol açtığı ve karaciğer yağlanmasında etkiye sahip olduğu klinik çalışmalar ile kanıtlanmıştır.’’ dedi.

Sağlıklı Beslenme Profilini Baz Alın

Dyt. Fidan, Sağlıklı beslenme profili baz alınarak yaşamakta fayda vardır. Karbonhidrat kaynaklarından kaliteli olanları, örnek tam buğday veya çavdar unundan yapılan ekmekler sofralarda yerini almalı, beyaz un mamüllerine elveda demeliyiz. Sağlıklı atıştırmalıklardan ceviz, badem ve fındığı gün içerisinde düzenli olarak ara öğünlerde tercih edebiliriz. Günlük su tüketimine dikkat etmeli, kişi kilosu başına 30 cc olacak şeklide günde ortalama 8-10 bardak su içmelidir.’’ Diyerek tavsiyelerini özetledi.