Kategoriler
Yaşam

Sıcaklarla baş etmenin yolları

Diyetisyen Emre Uzun, son yılların en yüksek sıcaklığının yaşandığı günlerde, sıcaklardan korunmak için neler yapılması gerektiğini anlatıyor. Beslenmemizi gözden geçirip, büyük fayda sağlayacak püf noktalar ile sıcakları daha kolay atmak mümkün oluyor.

Güneşin altında uzun süre kalmak; güneş çarpması, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybının neden olduğu rahatsızlıkların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Güneş çarpmalarının yanında özellikle gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybına bağlı dehidratasyon görülme riski yükselmektedir. Bu yüksek sıcaklarda ofiste, dışarıda ve tatilde vakit geçirenler için yeme ve içmelerini farklı şekillerde düzenlemeleri sıcaktan korumaya yardımcı olacaktır.

Susuzluk riski

Yaz aylarında su tüketiminin yetersiz olmasıyla birlikte öne çıkan bir risk olan dehidratasyon ciddi sağlık problemlerine neden oluyor. Kış aylarında 8-10 su bardağı olan su tüketimi yaz aylarında 10-12 litreye çıkmalıdır. Hatta dışarıda geçirilen vakit fazla ise su tüketiminiz 3 litreyi bulabilir.

Asitli ve gazlı içecekler yerine süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve meyve çaylarının tercih edilmesi daha faydalı olur. Bu içecekler su ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı eder.

Halsizliği önlemek…

Sıcak havalarda yorgunluk ve bitkinliği önlemek adına az ve sık beslenmeli ve öğün atlamamalısınız. Sıcak hava nedeniyle oluşan iştahsızlığın önüne geçmek ve sindirim sistemini rahatlatmak amacıyla hafif ve su oranı yüksek besinlere öncelik verilmelidir. Sofralardan salatalar, zeytinyağlı sebze yemekleri ve su içeriği yüksek meyveler eksik olmamalıdır.

Zehirlenme riski…

Açıkta satılan gıdalardan olabildiğince kaçınılmalıdır. Sıcak havalar yiyeceklerin bozulma riskini arttırmaktadır. Saklanma koşullarının kötü olması bakterilerin üremesi için uygun ortam sağlamaktadır. Bunun sonucunda sindirim sisteminin bozulması ile seyredilen diğer vakalarında artışı ile sonuçlanabilmektedir.

Kimler risk altında?

Bu dönemlerde artan sıcaklıklar özellikle bebek, çocuk, yaşlı ve hamileler ile tansiyon, kalp, şeker gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerde sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.

Sıcaklarda aşırı terleme sonucu vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi mineraller de atıldığı için bu durum halsizlik, nabız zayıflığı, yorgunluk ve dolaşım bozukluklarına yol açabilmektedir.

Tansiyon problemi olanlar özellikle iyi bir protein kaynağı olan süt ve yoğurt tüketimine özen göstermelidirler. Bunun yanında hipogilisemi problemleri yaşayanlar ara öğünlerini kesinlikle atlamamalıdırlar.

Bol bol sulu meyve tüketin!

Karpuz ve kavun vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olurken, diğer yandan şeftali cilt sağlığını koruma görevini üstlenir. Artan terleme nedeni ile su ihtiyacı diğer mevsimlere oranla yaklaşık iki katına yani 2,5- 3 litreye ulaşır. Bunu sadece su tüketerek karşılamak zor olabilir. Bunu sağlamaya yardımcı olacak meyveler de mevcuttur. Karpuz, kavun, şeftali, üzüm gibi meyveler su ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olacaktır.

Yazın tatlısı dondurma…

Bu havalarda hamur işi tatlılar bizi rahatsız edebilir. Bunun yerine ideal tatlı dondurmadır. Hem süt içeriği ile iyi bir protein ve kalsiyum kaynağı hemde sıcak havalarda içimizi ferahlatıcı bir tatlıdır.

Haftada 2-3 gün tercih edilebilecek tatlı olan dondurma, kilo aldırma korkusu olmadan tüketebilir. Tabi ki miktarı önemli. 2-3 topu aşmamaya dikkat edelim .

Yazın sıcaklarda nasıl giyinmelisiniz?

Su kaybımızı azaltmak adına kıyafet seçimi de ciddi önem arz etmektedir. Açık renkli, pamuk ya da keten gibi kumaştan yapılmış, bol ve rahat giysiler tercih edilmeli. Sentetik kumaştan giysiler ciltten buharlaşmaya izin vermediğinden hissedilen sıcağı artırır. Daha çok terlememize neden olabilir. Dışarıda çok fazla vakit geçiriyorsak eğer geniş kenarlı şapka, şemsiye, uygun güneş gözlüğü almanın vakti geldi de geçiyordur.

Kategoriler
Soru-Cevap

Güneş bizi öldürür mü?

Bir yıldız olan Güneş, diğer yıldızlara hiç benzemiyor. Çıplak gözle bakamadığınız Güneş dünyaya yakınlığından dolayı çok farklı görünüyor. Diğer yıldızlardan daha yakın olması güneşi daha parlak ve yanan bir gaz topu gibi yapıyor. Acaba, Dünya’dan 150 milyon kilometre uzaklıktaki güneş bizi öldürür mü?

Aynı zamanda oldukça büyük bir yıldız olan Güneşe doğru arabayla yolculuk etseydiniz güneşe ulaşmak için her gün durmaksızın saatte 96,5 km hız ile yol almanız halinde yaklaşık 176 yıl sonra Güneş’e ulaşırdınız. Ancak güneş bize geliyor. Güneş ışınlarının dünyaya ulaşması ise yaklaşık 8 dakika sürüyor. Bu ışık, sıcaklık ve enerji bizim yaşamımızı sürdürmemiz için zorunlu. Güneş olmadan, Dünya karanlık, hayat olmayan, donmuş, büyük bir küre olurdu.

Güneş Dünya’ya yaklaşık 4,5 milyar yıldır ışık ve enerji yayıyor. Güneş bize yaşam sağlarken, aynı zamanda tehlikeli olabiliyor. Güneşin merkezi kabaca 5 milyon santigrat derecelik sıcaklığa sahip. Bu oldukça yüksek bir sıcaklık, eğer dikkatli olmazsanız Güneş birçok hasara yol açabilir. Sadece birkaç dakika güneşe doğrudan bakmak sizi kalıcı olarak kör edebilir. Sadece bu da değil, güneş belirli koşullarda sizi öldürebilir. Nemli ve sıcak havalarda, güneşte uzun süre kalındığında, kişide halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, çalışma isteğinde azalma, kas krampları ve bayılma görülebiliyor. Güneşin şiddetli ısı etkisine bağlı olarak güneş çarpması, ani şuur kaybı, felç, kalp krizi ve ölüm de görülebiliyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sıcak havalardan daha az etkilenmek için bunlara dikkat!

Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için Mayo Clinic uzmanları, alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi.

Sıcak hava vücudunuzu nasıl etkiler?

Sıcak havada egzersiz ve spor yapmak kalbinize ve akciğerlerinize ekstra stres yükler. Hem egzersiz hem de hava sıcaklığı vücut sıcaklığınızı artırır. Sıcağı dağıtmak için daha fazla kan cildinizde dolaşmalı. Bu kaslarınız için daha az kan bırakır, kalp atışınız hızlanır.

Normal koşullar altında, cildiniz, kan damarlarınız ve terleme seviyesi sıcağa göre ayarlanıyor. Fakat, bu doğal serinletme sistemi, uzun süre çok yüksek sıcağa ya da neme maruz kaldığınızda çalışmıyor. Bu durumda, sıcak krampları, güneş çarpması gibi sıcağa bağlı hastalıklar görülüyor.

Sıcaktan dolayı oluşan hastalıklardan nasıl kaçınabiliriz?

Sıcak havalarda serin kalmak için bu basit önlemleri aklınızda tutun:

Spor yaparsanız çok yavaş hareket edin: İçerde ya da daha serin havada egzersiz yapmaya alıştıysanız önce kolaydan başlayın. Vücudunuz sıcağa alışana kadar aşamalı olarak çalışmanızın süresini ve yoğunluğunu artırın. Kronik tıbbi durumunuz varsa ya da tedavi görüyorsanız, ilave önlemler almanız gerekip gerekmediğini doktorunuza sorun.

Bol bol sıvı tüketin: Vücudunuzun terleme ve yeterli hidrasyona bağlı olarak kendini soğutma yeteneği var. Çalışırken susuzluk hissiniz yoksa bile bol bol su için. Bir saatten uzun süre ve yoğun egzersiz yapacaksanız su yerine sporcu içeceklerini tercih edin. Bu içicekler vücudunuzun terlemeyle kaybettiği sodyum, klorür ve potasyumu geri verir. Kafein ve alkol içeren içeceklerden uzak durun, çünkü bunlar sıvı kaybını artırır.

Hava sıcaklğına uygun giyinin: İnce ve bol giysiler terin buharlaşmasını artırır ve vücudunuza daha çok hava geçmesine izin vererek sizi rahatlatır, serinletir. Sıcağı emen koyu renkli giysilerden uzak durun. Açık renkli bir şapka güneşe maruz kalma oranınızı sınırlandırır.

Öğlen sıcağından kaçının: Çalışmanızı sabah ya da akşam yapın. Mümkünse gölgede ya da havuzda çalışma yapabilirsiniz.

Güneş kremi sürün: Güneş kremi, vücudunuzun kendisini seritletmesine yardımcı oluyor.

Yedek planınız olsun: Sıcak ve nem hakkında endişeniz varsa, içeride kalın, dışarı çıkmayın. Alışveriş merkezlerinde yürüyebilir veya kliması olan bir binada merdiven inip çıkabilirsiniz.

Sıcağa bağlı hastalık belirtilerine karşı dikkatli olun: Egzersiz yaparken karşılaşabileceğiniz hastalık belirtileri şunlardır: halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, bulantı ya da kusma, hızlı kalp atışı.

Eğer sıcağa bağlı hastalıktan şüpheleniyorsanız, egzersizi bırakın ve sıcak ortamdan uzaklaşın. Su için cildinizi ıslatın ve vantilatörün önüne geçin. Bir saat içinde kendinizi daha iyi hissetmezseniz doktorunuzu arayın. Ateşiniz 38,9 derecenin üzerindeyse ve baygınlık, sersemlik hissediyorsanız derhal acil tıbbi yardım alın.

Düzenli fiziksel aktivite önemlidir, fakat sıcak havanın sağlığınızı riske atmasına izin vermeyin.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Yazın yemeniz ve yememeniz gereken yiyecekler

Yaz ayları gelince insanlar rehavete kapılır, tatilin de etkisiyle sağlıklı yiyeceklerden çok zararlı yemeklere yönelir. Bu durum çocuklar için de geçerlidir. Abur cubur ve video oyunları nedeniyle yaz aylarında çocukların okul döneminde 3 kat daha fazla kilo aldıkları belirlenmiştir.

Yaz aylarında beslenmenize dikkat etmediğiniz takdirde, eş dostlarınızla gittiğiniz pikniklerde tüketeceğiniz etler ve tatil yerlerindeki açık büfe sayesinde fazlaca kilo alırsınız. Bunu dengelemek için bazı yiyecekleri daha az, bazılarını ise daha fazla tercih etmelisiniz.

YAZIN SAĞLIĞINIZ İÇİN YARARLI YİYECEKLER

Izgara tavuk: Proteinle dolu olan tavuk etinde kalori, yağ ve karbonhidrat oranı düşüktür. Buna biber, kabak, patlıcan gibi sebzeler de eklerseniz hem lezzetli olur, hem de antioksidan alırsınız.

Meyve salatası: Yaz aylarında renkli meyveler, çilekler sayesinde daha az kilo alırsnız. Kırmızı, mor ve mavi meyveler antioksidan ve vitamin kaynağıdır. Özellikle çilek grubu yiyecekler günlük lif ihtiyacınızın üçte birini karşılar.

Karpuz: Güneşte geçirdiğiniz uzun bir günden sonra karpuz susuzluğunuzu giderecektir. Çünkü karpuzun yüzde 90’ı sudur. Ayrıca karpuzda domatesten daha fazla likopen vardır. Bir kase karpuzda sadece 44 kalori bulunuyor.

Közde mısır: Yağsız ve tuzsuz közde mısır bol lifli, az kalorili bir yiyecektir. Ayrıca közde yapacağınız mısırı yazın salatalarınıza da ekleyebilirsiniz.

Kabak: Çiğ, ızgara, dilimlenmiş ya da kuşbaşı doğranmış kabak yaz ayının en mükemmel sebzelerinden biridir. Bir tabağında sadece 20 kalori bulunan kabakta sıfır yağ ve kolesterol vardır. Günlük C vitamini ihtiyacınızın yüzde 35’ini karşılar.

Taze soğuk çay: Sıfır kalori olan çay antioksidanlarla doludur ve hatta kilo vermenize bile yardım eder. Çayın yararını kazanmak için onu kendiniz yapmalısınız, hazır soğuk çay almayın. Kendi çayınızı yaparsanız sıcak ya da buzlu farketmez ikisi de faydalıdır.

SAĞLIĞINIZ İÇİN ZARARLI YİYECEKLER

Makarna ve patates salatası: Yaz aylarının vazgeçilmezi olan makarna ve patates salatasındaki mayonez oldukça yağlıdır ve sağlığınız için zararlıdır. Bunun yerine salatanızı hazırlarken az yağlı mayonez ya da zeytinyağı gibi kalp dostu doymamış yağlar kullanın.

Mangal: Yaklaşık 100 gram sığır etinde 288 kalori bulunuyor ve bu et sos eklemediğiniz halde bile doymuş yağla doludur. Evde et pişirirken ağır soslardan uzak durun, hardal, sarımsak ve kırmızı pul biber gibi az yağlı baharatları tercih edin.

Hamur kızartması: Oldukça yağlı olan hamur kızartması en kötü trans yağ kaynağıdır. Trans yağlar lezzetli olsa da kötü kolesterol ile vücuttaki iltihabı artırır.

Soğan halkaları: Un ve yumurtaya bulanan soğanlar derin bir tencerede yağda kızartılıyor ve tuzlanıyor. Sağlığınızı tehlikeye atıyor. Bunun yerine evde soğan halkalarını yumurta akı, Parmesan peyniri, tam tahıllı un karışımına batırın. Yağlanmış tepsiye dizip fırında 15 dakika kadar pişirin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Yaz ishaline iyi geliyor

İshal vücudun sistemlerdeki zehirli bir maddeden kurtulmaya çalışırken verdiği bir sinyaldir. Peki bu yaz günlerinde sık sık görülen ishalin bir an önce iyileşmesi için neler yapmalısınız?

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, ishalin tedavisinde reçetesiz ilaçlardan uzak durun ve bunun yerine tedavi için evde hazırlayabileceğiniz doğal çözümleri deneyin.

Tavuk suyu veya meyve suyu: Elma suyu ve tavuk suyu ishalle kaybettiğiniz tuzları ve mineralleri yerine koyacaktır. Fakat narenciye, ananas, domates ve diğer meyve-sebze sularından uzak durun. Çünkü bunların asitleri zaten iltilaplanmış olan bağırsaklarınızı tahriş edecektir. Yudum yudum içmeye başlayın ve bu miktarı yarım saatte bir bardağa kadar çıkarın.

Pirinçle kendinizi engelleyin: Düz beyaz pirinç bağırsaklarda kabızlığa yol açıyor. İshaliniz geçene kadar tereyağı olmaksızın pilavı azar azar tüketin.

Papatya çayı ile gevşeyin: Rahatlatıcı özelliği olan papatya çayı ishal nöbetlerini hafifletebiliyor. Ayrıca ishale bağlı olan karın ağrılarını azaltıyor.

Bal: Birçok kültürde ishalin tedavisi olarak bal kullanılmıştır. 4 yemek kaşığı balı bir bardak sıcak suyun içine karıştırın, soğuduktan sonra için. Tatlı olmasına rağmen bal ishalin tedavisinde etkilidir.

Sirkeli su için: İshalinizin nedeni bakteriyal enfeksiyon ise elma sirkesi antibiyotik özelliği sayesinde bu sorununuza çözüm olabilir. Elma sirkesinde bulunan pektin ise bağırsak spazmlarını hafifletmeye yardım eder.

Elma püresi: Pektin içeren elma püresi bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardım eder. İshal olduğunuzda bir dilim kızarmış ekmeğin üzerine elma püresi sürüp yerseniz mideniz de bulanmaz.

BRAT diyeti uygulayın: Muz, pirinç, elma püresi, kızarmış ekmek ve çaydan oluşan bu diyet ishalle savaşırken güvenilirdir. Aynı zamanda kendinizi doymuş hissedersiniz.

Bir bardak yayık ayranı için: Ayran da ishale iyi gelen içeceklerden biridir. Hintlilerin yaklaşımına göre ise bir bardak yayık ayranının içine yarım çay kaşığı kurutulmuş zencefil ekleyip günde 3-4 kez içmelisiniz.

Siyah çayı deneyin: Siyah çaydaki tanen maddesinin bağırsaklardaki mukus zarları üzerinde buruk bir hareketi vardır. Bu da vücudun sıvıları absorbe etmesine ve bağırsak iltihabının hafiflemesine yardım eder. Ayrıca yaban mersini ve kızılcık yaprak çayı da ishali hafifletmede yardımcıdır.

Taze portakal kabuğu çayı yapın: Geleneksel bir ishal tedavisi olan portakal kabuğu sindirimi harekete geçirir. Bunu için organik portakallara ihtiyacınız var. Çünkü organik olmayanların kabuğu boya ve tarım ilacı içeriyor. Bir portakalı soyun ve kabuğunu küçük küçük doğrayın. Bir çaydanlığa yerleştirin ve yarım litre kaynamış su ilave edin. Çaydanlığı sarıp soğumasını bekleyin. Süzgeçten geçirin, balla tatlandırın ve için. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Sıcak hava baş ağrısını tetikliyor

Artan hava sıcaklıkları ve hava basıncı migreni tetikleyerek baş ağrısını artırıyor.

CBC’nin haberine göre, Nöroloji dergisinde yayınlanan çalışmada, araştırmacılar 6 yıl boyunca Boston’da acil servise gelen 7 bin 54 kişiye baş ağrısı teşhisi koydular. Bilim adamları sıcaklık seviyelerini, barometre basıncını, nemliliği ve diğer hava durumu ile hava kirliliği koşullarını karşılaştırdılar.

Beth İsrail Deaconess Medikal Merkez ve Boston’daki Harvard Tıp Okulu’ndan Dr. Kenneth Mukamal ve meslektaşları, baş ağrısı riskinin sıcaklıktaki 5 derecelik artışla birlikte yüzde 7,5 arttığını söyledi. Mukamal, “Hava sıcaklığı ve basıncı baş ağrısını ve kısmen migreni tetikliyor, fakat muhtemel bağlantı tamamen belgelenmedi” dedi.

Araştırmaya göre, barometrik basınçtaki değişikliğin baş ağrısı üzerinde daha az etkiye sahip olduğu açıklanıyor. Çalışmada, hava kirliliği seviyelerinin (berrak parçacık cisimleri ve sülfür dioksit) ise baş ağrısı üzerinde hiçbir etkiye sahip olmadığı belirtiliyor.

Migreni olan birçok insan acil servise gitmediği için araştırmanın sonuçlarının uygulanmasının zor olduğunu söyleyen Mukamal, baş ağrısı çeken insanlara doktorlarıyla beraber baş ağrısını neyin tetiklediğini konuşmalarını öneriyor.

Amerika’da kadınların yüzde 18’i ve erkeklerin yüzde 6’sı migrenden şikayetçiyken, bu insanların bir kısmı gençlerden ve orta yaşlı yetişkinlerden oluşuyor. Migren için ayrılan giderler tahminen yıllık 17 milyar dolara mal oluyor. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Havuza girerken bir daha düşünün!

Kavurucu yaz güneşi altında parıldayan masmavi havuz suyu herkesi cezbeder. Ancak, girdiğiniz havuzda neyin içinde yüzdüğünüzü tekrar düşünmelisiniz.

İnsanlar havuz suyunun klorlu olduğu için hijyenik olduğunu düşünür, Ancak ba suya giren insan vücudu uzun süre steril kalmaz. İnsanların suya getirdiği bakteri ve mikroplarla su kirlenir. Sizden ve havuzdaki diğer kişilerden gelen bu bakteri ve mikroplar klorun işini yapmasını zorlaştırır.

Bunda ise en büyük uçlu idrardır. Yüzenlerin gözlerinin kızarması ve kaşınması sadece klordan değil, idrar ile klorun reaksiyona girmesinden dolayı oluşur. Sudaki klor, idrar ve diğer atıklarla engellemeye çalışırken, diğer müzmin havuz mikroplarından sizi koruma yeteneğini kaybeder.

Yapılan araştırmalara göre, bir insan yüzme havuzlarına şunları getiriyor:

0.14 gram dışkı, 1-2 teneke kutu ter, bir kase idrar, milyarlarca cilt mikrobu. Çocuklar ise havuza 10 grama kadar dışkı getirebiliyor. Bir su parkında bulunan çocukların sayısı düşünüldüğünde ise sonuç daha vahim olabilir.

DİĞER RİSKLER

Havuz suyu norovirüs, E.coli ve lejyoner hastalığı gibi çeşitli hastalıklar barındırıyor. Klor bunları öldürebiliyor, fakat mikroplar ölmeden kısa süre önce sudan çok az miktar yutsanız bile hasta olmanıza yeter.

İshalde bulunan cryptosporidium isimli parazit, klorlu suda 10 gün kadar hayatta kalabilir ve sizi haftalarca hasta edebilir. 2012 yılında yapılan araştırmada, sudan bulaşan hastalığa sahip 69 yüzücü incelendi.

Bunların yarısından fazlasının crypto parazitinden dolayı hastalandığı tespit edildi. Bu mikrop klora karşı oldukça dirençli. Sağlık uzmanları havuz sularındaki klor seviyesinin 1-3 ppm arasında olması gerektiğini belirtiyor.

NE YAPABİLİRSİNİZ?

Gireceğiniz havuzun klor cd pH seviyesini yetkili kişilerden öğrenin.

Yüzmeden önce duş alın ve hastaysanız suya girmeyin.

Ağzınıza su almayın ve yutmayın.

Suda idrar ve dışkı yapmayın.

Havuzdan çıkıp tekrar gireceğiniz zaman düzenli olarak duş alın.

Bebeklerin bezini saat başı kontrol edin ve bezlerini havuz kenarından uzak bir yerde değiştirin. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Bu yiyecekler yaz sıcaklarında cildinizin koruyucusu

Güneşin iyice kendini gösterdiği bugünlerde yazın yapılan piknikler, mangallar, cipsler göbeğinizin çıkmasına neden olmasının yanı sıra cildinize de ciddi zararlar verebilir. Güneşin yanısıra yiyecekler de cildinizi bozar.

İşte cildinizi korumak için yaz sıcaklarında yemeniz gereken gıdalar:

Karpuz: Yaz mevsiminin vazgeçilmez meyvesi karpuzun yaklaşık yüzde 90’ı sudur ve susuz kalmanızı önler. Ayrıca karpuzda sağlıklı kolajen üretimi için gerekli olan C vitamini bulunuyor. Karpuz antioksidan özellikleri sayesinde yaşlanmanın belirtilerini geciktirir.

Çilek ailesi: Yaban mersini, ahududu, çilek ve böğürtlen gibi taze çilek ailesi oldukça lezzetlidir. Aynı zamanda bunların içi cildinizi güneşin zararlı etkilerinden koruyan antioksidanlarla doludur.

Ananas: Vitamin ve minerallerle dolu olan bu tropikal meyve iltihapla savaşır. İltihabı azaltmasından dolayı güneş yanığı olan insanlar için rahatlatıcıdır.

Narenciye: Portakal, greyfurt, limon gibi narenciyeler cildiniz için sağlıklıdır. C vitamini ile içindeki amino asitler kolajen üretiminde rol oynar, cildinizin genç görünümünü korur.

Salatalık: Salatalık genellikle gözlerdeki şişliği indirmek kullanılır. Fakat salatalık bol miktarda su içerdiğinden cildiniz susuz kalmaz ve cildiniz ile vücudunuz salatalık sayesinde yenilenir.

Domates: Cilt hücrelerini korumak için mükemmel bir yiyecek olan domasteki likopen kolajen üretimini artırır ve aynı zamanda yaşlandıkça ortaya çıkan çizgiler ve kırışıklıklarla savaşır.

Karahindiba: Karahindiba ile hazırlayacağınız salata sayesinde almanız gereken günlük A ve K vitamininin fazlasını karşılarsınız. Ayrıca kolajen üreten C vitamini de bu sebzede bulunur. Bunun yanı sıra karahindiba akne ve egzema gibi cilt sorunları için de kullanılıyor.

Somon: Yılın her mevsiminde bulabileceğiniz somon balığı cildinizin nemli ve balık eti görünümlü olmasına yardım eder. Balığın içindeki Omega-3 yağ asitleri cilt hücrelerinin yağ üretimi için önemlidir.

Hindistan cevizi sütü: Şekerli sporcu içecekleri yerine hindistan cevizi sütü içerek içinde bulunan elektrolitleri alın. Bunlar genç ve esnek bir cilde sahip olmanızı sağlar. Ayrıca iyi bir potasyum kaynağı olan hindistan cevizi sütü, cildinizin susuz kalmamasını sağlar. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Sıcak havalarda serinlemek için neler yapabilirsiniz?

Yaz mevsimi ile birlikte artan hava sıcaklığının ve güneşin olumsuz etkilerinden korunmak için Mayo Clinic uzmanları, alınması gerekli tedbirlere ilişkin şu bilgileri verdi.

Sıcak hava vücudunuzu nasıl etkiler?

Sıcak havada egzersiz ve spor yapmak kalbinize ve akciğerlerinize ekstra stres yükler. Hem egzersiz hem de hava sıcaklığı vücut sıcaklığınızı artırır. Sıcağı dağıtmak için daha fazla kan cildinizde dolaşmalı. Bu kaslarınız için daha az kan bırakır, kalp atışınız hızlanır.

Normal koşullar altında, cildiniz, kan damarlarınız ve terleme seviyesi sıcağa göre ayarlanıyor. Fakat, bu doğal serinletme sistemi, uzun süre çok yüksek sıcağa ya da neme maruz kaldığınızda çalışmıyor. Bu durumda, sıcak krampları, güneş çarpması gibi sıcağa bağlı hastalıklar görülüyor.

Sıcaktan dolayı oluşan hastalıklardan nasıl kaçınabiliriz?

Sıcak havalarda serin kalmak için bu basit önlemleri aklınızda tutun:

Spor yaparsanız çok yavaş hareket edin: İçerde ya da daha serin havada egzersiz yapmaya alıştıysanız önce kolaydan başlayın. Vücudunuz sıcağa alışana kadar aşamalı olarak çalışmanızın süresini ve yoğunluğunu artırın. Kronik tıbbi durumunuz varsa ya da tedavi görüyorsanız, ilave önlemler almanız gerekip gerekmediğini doktorunuza sorun.

Bol bol sıvı tüketin: Vücudunuzun terleme ve yeterli hidrasyona bağlı olarak kendini soğutma yeteneği var. Çalışırken susuzluk hissiniz yoksa bile bol bol su için. Bir saatten uzun süre ve yoğun egzersiz yapacaksanız su yerine sporcu içeceklerini tercih edin. Bu içicekler vücudunuzun terlemeyle kaybettiği sodyum, klorür ve potasyumu geri verir. Kafein ve alkol içeren içeceklerden uzak durun, çünkü bunlar sıvı kaybını artırır.

Hava sıcaklğına uygun giyinin: İnce ve bol giysiler terin buharlaşmasını artırır ve vücudunuza daha çok hava geçmesine izin vererek sizi rahatlatır, serinletir. Sıcağı emen koyu renkli giysilerden uzak durun. Açık renkli bir şapka güneşe maruz kalma oranınızı sınırlandırır.

Öğlen sıcağından kaçının: Çalışmanızı sabah ya da akşam yapın. Mümkünse gölgede ya da havuzda çalışma yapabilirsiniz.

Güneş kremi sürün: Güneş kremi, vücudunuzun kendisini seritletmesine yardımcı oluyor.

Yedek planınız olsun: Sıcak ve nem hakkında endişeniz varsa, içeride kalın, dışarı çıkmayın. Alışveriş merkezlerinde yürüyebilir veya kliması olan bir binada merdiven inip çıkabilirsiniz.

Sıcağa bağlı hastalık belirtilerine karşı dikkatli olun: Egzersiz yaparken karşılaşabileceğiniz hastalık belirtileri şunlardır: halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, bulantı ya da kusma, hızlı kalp atışı.

Eğer sıcağa bağlı hastalıktan şüpheleniyorsanız, egzersizi bırakın ve sıcak ortamdan uzaklaşın. Su için cildinizi ıslatın ve vantilatörün önüne geçin. Bir saat içinde kendinizi daha iyi hissetmezseniz doktorunuzu arayın. Ateşiniz 38,9 derecenin üzerindeyse ve baygınlık, sersemlik hissediyorsanız derhal acil tıbbi yardım alın.

Düzenli fiziksel aktivite önemlidir, fakat sıcak havanın sağlığınızı riske atmasına izin vermeyin.(Vasfiye Özcanbaz)