Kategoriler
Sağlık

Mandalinanın hiç bilmediğiniz 7 faydası

Bugüne kadar soğuk algınlığı riskini azalttığı bilinen mandalinanın bunun yanında birçok faydası daha var. 

Sonbaharın gelmesiyle tezgahlarda yerini alan mandalinayı soğuk algınlığına karşı koruyucu olduğunu hepimiz biliyorduk. Ancak, Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, mandalinanın az bilinen 7 önemli faydasını anlattı. 

Bağışıklığı sistemini güçlendiriyor

Stres ve kötü beslenme gibi etkenler kişinin bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve birçok hastalığa kolayca yakalanmasına zemin hazırlayabiliyor. Mandalina anti-inflamatuar A ve C vitamini içeriği sayesinde bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, hastalık riskini düşürüyor.

Kanserden korunmaya yardımcı

Mandalina hücresel hasar sürecini baskılayarak birçok kanser türünden korunmaya katkı sağlıyor. Mandalinanın içerdiği anti-kanserojen bileşikler normal hücrelerin kanserleşmesini ve tümörlerin büyümesini engellemeye yardımcı oluyor.

Kan şekerini yükseltmez

Mandalina oldukça düşük glisemik indekse sahip. 2 küçük boy mandalina (100 gr) yaklaşık 53 kalori ve 2,1 gram posa içeriyor. Bu özelliği ile 1 porsiyon mandalina kan şekerini aniden yükseltmiyor, içinde bulunan meyve şekeri kana yavaş yavaş karışıyor. 

Kalp sağlığını destekler

Mandalinada bulunan flavanoidler kalp sağlığını desteklerler. Çalışmalar antioksidandan zengin turunçgil tüketimin kötü kolesterol – LDL’yi ve trigliseridi düşürdüğünü gösteriyor. Aynı zamanda vitamin C kalp hastalığı riskini azaltma ile ilişkili.

Tansiyonu düzenler

Mandalinanın yüksek potasyum ve düşük sodyum içermesi onu anti-hipertansif yapar. Potasyum, sodyum ile tersine çalışır ve tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.

Gözleri koruyor

Mandalina karotenoid ve A vitamini içeriği sayesinde sarı nokta hastalığından korunmaya yardımcı oluyor. Aynı zamanda gözde basıncı azaltarak glokomdan korunmaya katkı sağlıyor.

Cildi besliyor

Mandalina, serbest radikallerin cilt üzerindeki hasarını azaltmaya yardımcı olurken, kan dolaşımına verdiği antioksidanlar cilt sağlığını da destekliyor.

Kategoriler
Yaşam

Kış çaylarını doğru şekilde hazırlayıp kararında için

Son günlerde yaşanan sıcaklık farklılıkları özellikle üst solunum yolu hastalıkları, soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi hastalıkların görülme sıklığını artırdı. Hastalandığınızda sık sık içtiğiniz kış çaylarını doğru şekilde tüketmezseniz yarar yerine zarar görebilirsiniz.

Havaların kararsızlaştığı kış aylarında bağışıklık sisteminiz güçlü olmazsa hastalığa yakalanma riskiniz yükselir. Soğuk havalarda içimizi ısıtan ve şifa veren bitki çayları içmek bağışıklığınızı güçlendiren etkenlerden biri. Fakat doğru bitki karışımları uygun şekilde hazırlanmalı ve kararında içilmeli.

Soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklardan korunmak için bağışıklık sisteminin güçlendirmek için yeterli ve dengeli beslenme düzeni çok önemli. Beslenmeye ek olarak bitki çayı tüketimi de bağışıklığın güçlendirilmesini destekler.

Amacına uygun içilen çay faydalı

Bitki çaylarının doğal yapısında yararlı ve zararlı bileşikler bulunur. bitki çayları doğru hazırlanarak uygun dozda tüketilirse faydalı olur. Özellikle kronik hastalığı nedeniyle düzenli ilaç kullananlar bitki çayı içmeden önce mutlaka doktoruna danışmalı.

Bitki çaylarını şekerle tatlandırmayın

Başta ıhlamur ve zencefil olmak üzere kuşburnu, elma, papatya çayı kış aylarında en çok tercih edilen bitki çayları arasında yer alır. Bu çayları tatlandırmak için limon, karanfil, tarçın, bal gibi tatlandırıcılar kullanılmalı.

Bitki çaylarının yararları

Güçlü antioksidan bileşikler içeren ıhlamur, soğuk algınlığı, nezle ve gribal enfeksiyonların destek tedavisinde tercih edilir. Ihlamur çayının buharı burun tıkanıklığını açar, sıcak çayı ise boğaz ağrısına ve öksürüğe iyi gelir. Ihlamura bal ve limon eklenebilir. Limon ile tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Üşütmeden kaynaklanan öksürüğe karşı iyi gelir. Stresi azaltıcı etkisi bulunan ıhlamur çayı, sinirleri yatıştırır ve uykuya geçişi kolaylaştırır.

Soğuk algınlığının tedavisinde sıklıkla kullanılan zencefil çayı burun tıkanıklığını giderir. Terlemeye neden olduğu için toksin atıcı özelliği olan zencefil, aromatik yağlar açısından da zengindir. Manganez, magnezyum, fosfor, kalsiyum C vitamini ve demir içerir. Hazımsızlık ve bulantı gibi mide rahatsızlıklarına da iyi gelir.

Elma içeriğindeki antioksidan, vitamin ve flavanoidler sayesinde bağışıklığı güçlendirir. Lifli yapısı sayesinde hazımsızlık sorunlarına iyi gelir.

En çok C vitamini içeren meyvelerden olan kuşburnu, B vitaminleri, potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum gibi mineraller ve meyve asitleri içerir. C vitamini enfeksiyon ve soğuk algınlığına karşı vücudu güçlendirir. B vitaminleri ise enerji metabolizmasını düzenler, içerdiği meyve asitleri sindirim sistemine faydalıdır.

Boğaz ağrısı sorununu hafifleterek öksürüğe iyi gelen papatya çayı ise aynı zamanda strese iyi gelen ve sakinleştirici etkiler de gösterir.

Kategoriler
Yaşam

Çay, hararetinizi almasının yanında soğuk algınlığına da iyi geliyor

Meyve, sebze, kuru bakliyat, tahıllar ve sütün yanı sıra hararet gidermek ve keyif yapmak için içtiğimiz çay da içerisindeki antioksidanlar sayesinde vücudunuzun güçlü olmasını sağlayıp sizi soğuk algınlığı gibi çeşitli mevsim hastalıklarına karşı koruyor.

Sebze ve meyvelerin yanısıra balık, sarımsak, yoğurt ve kefir gibi gıdalar da sizi hastalıklardan koruyor. Health isimli internet sitesinde yer alan habere göre, sadece sebze ve meyveler değil, her besin grubundan gıda sizi soğuk algınlığı ve gribe karşı dirençli hale getiriyor. İşte bunlardan bazıları:

Sarımsak

Bu keskin kokulu sarımsak dişleri yemeklerinize lezzet katmaktan fazlasını yapıyor. İçerisinde çözündüğü zaman antioksidanlar üreten sülfürik bir bileşen olan “Allicin” bulunuyor. 2001 yılında “Advances in Therapy” isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre, 12 hafta boyunca (Kasım-Şubat ayları arasında) sarımsak takviyesi alan insanların almayanlara göre daha az soğuk algınlığı geçirdikleri tespit edildi. Sarımsak çiğ olarak tüketildiğinde ise en büyük antioksidan kaynaklarından biridir.

Balık

Somon, ton balığı ve istavrit gibi yağlı balıklar vücutta zararlı iltihabı azaltmaya yardımcı olan bileşenler yani Omega-3 yağ asitleri açısından zengindir. Kronik iltihaplanma bağışıklık sisteminin uygun şekilde çalışmasını önlüyor ve ciddi hastalıkların yanı sıra soğuk algınlığı ve gribe yol açıyor. Omega-3 yağ asitleri ise bu iltihabı azaltıp soğuk algınlığıyla savaşıyor.

Narenciye

En son yapılan araştırmalar, C vitaminin soğuk algınlığını önlemede düşünüldüğü kadar faydalı olmadığını gösterdi. Buna rağmen, hastalığın başlangıcında C vitamini almak hastalığın süresini yaklaşık 1 gün azaltıyor. Çok fazla narenciye tüketmek (portakal, greyfurt, limon dilimleri) bu faydalı besinden fazla almanızı sağlar.

Anason tohumu

Meyankökü tadındaki bu tohumların antibakteriyel özellikleri var. Öksürüğü hafifletiyor, üst solunum yollarınızın tıkanmasını önlüyor. Anason tohumunu kurabiyelerinizde ve dürümlerinizde kullanabilirsiniz. Fakat soğuk algınlığıyla savaşmak için genellikle çayı kullanılıyor.

Yoğurt ve kefir

Bakterileri genellikle kötü bir şey olarak düşünürüz, fakat bu organizmaların bazıları sağlığınız için zorunludur. Yoğurt ve kefir gibi probiyotik gıdalar yemek faydalı bakteri türlerinin yeniden doldurulması için iyi bir yoldur. Bu bakteriler sindirim sağlığını destekler ve mide rahatsızlığını önlemeye yardım eder. Mide ve bağırsak yollarında 10 trilyon bakteri yaşıyor.

Rezene

Anason gibi rezene de doğal bir balgam söktürücüdür. Ayrıca göğüs tıkanıklığını açar ve inatçı öksürüğü yumuşatır. Rezene çiğ olarak ya da kavrulmuş şekilde tüketilebilir. Soğuk algınlığıyla savaşmak için rezene tohumlarından çay yapmalısınız. Bir fincan kaynamış suya 1,5 çay kaşığı rezene tohumu atıp 15 dakika demlendirin, süzün ve balla tatlandırıp için.

Kırmızı biber

Narenciyeler gibi kırmızı biberlerde de bol miktarda C vitamini bulunuyor. Gerçekte, sadece bir tane kırmızı biber kadınlar için önerilen günlük miktarın 2 katı kadar (150 miligram) C vitamini içeriyor. Araştırmalar ise gribe karşı savaşmanız için daha fazla C vitaminine ihtiyacınız olduğunu gösteriyor.

Çay

Herkes bir bardak sıcak çayın göğüs darlığına iyi geldiğini, boğaz ağrısını yumuşatmaya yardımcı olduğunu biliyor. Siyah, yeşil ya da beyaz çay olmak üzere tüm çaylar griple savaşan kateşin isimli antioksidanlar içeriyor. 2011 yılında Japonya’da yapılan araştırmada, 5 ay boyunca kateşin kapsülü kullanan katılımcıların kullanmayanlara göre gribe yüzde 75 daha az yakalandıkları belirlendi. Ayrıca  kateşinler metabolizmanızı hızlandırıyor, bağışıklığınızı artırıyor ve kanser ile kalp hastalığına karşı koruma sağlıyor.

Bitter çikolata

Saf kakao birçok çilek türünden daha fazla hastalıkla savaşan antioksidan içeriyor, ayrıca bitter çikolata çinkoyla doludur. Ancak çikolata yerken kakao oranı en az yüzde 70 ve üzeri olan bitter çikolatayı tercih etmelisiniz.

Derisiz hindi göğsü

Derisi alınmış hindi göğsü gibi yağsız proteinler, griple savaşmada önemli yer tutar. Genellikle kas yapmak için bu proteine ihtiyacımız olduğunu düşünürüz, fakat vücutta antikor üretimi ve enfeksiyonlarla savaşmak için yağsız proteine ihtiyaç duyarız. Aynı şekilde tavuk göğsü de iyi bir yağsız protein kaynağıdır. Et yemiyorsanız kuru fasulye, kabuklu kuru yemiş ve süt ürünleri de tüketebilirsiniz.

Süt

Vücudumuzun güçlü kemik üretimi için gerek duyduğu D vitamini  kalp hastalığına karşı savunma sağlıyor, bağışıklık sisteminizi destekliyor. Bu kilit vitamin süt, portakal suyu ve kahvaltılık tahıl gibi güçlendirilmiş yiyeceklerde de bulunuyor. İhtiyacınız olan günlük D vitaminini almanız sizi soğuk algınlığından korumaya yardım eder. 2012 yılında yapılan araştırmaya göre, D vitamini takviyeleri çocukların kışın soğuk algınlığıyla savaşmasına yardım ediyor.

Mantar

Tüm mantar türleri potasyum, B vitamini ve lifin yanı sıra bağışıklık sisteminizi destekleyen antioksidanlar içeriyor. Özellikle Uzakdoğu mutfağında kullanılan Şitaki mantarının içerdiği “lentinan” isimli besinin kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.

Yulaf

İster kasede isterseniz çikolatanın içinde yiyin, yulaf beta-glukan olarak isimlendirilen bir tür lif içerir. Bunun da kolesterolü düşürücü ve bağışıklığı destekleyici özellikleri bulunuyor. Araştırmalara göre, yulaftan aldığınız beta-glukan üst solunum yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardım ediyor. Ayrıca insanlarda beyaz kan hücresi aktivitesini düzenliyor.

Yeşil yapraklı sebzeler

Koyu yeşil yapraklı sebzeler daha fazla besin maddesi içerir. Soğuk algınlığı ve grip mevsimi için vücudunuzu marul, karalahana ve rokayla güçlendirebilirsiniz. Ayrıca roka gibi biraz acı yeşillikler göğsünüzdeki tıkanıklığa, öksürüğe ve burun akıntısına iyi gelir.

Yaban mersini

Bu antioksidan deposu meyve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. 2007 yılında, Cornell Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, bilim adamları vahşi yaban mersininin herhangi bir taze meyveden çok daha fazla aktif antioksidan içerdiğini tespit ettiler.

Havuç ve tatlı patates

Havuç ve tatlı patates gibi turuncu meyve-sebzeler beta-karoten açısından zengindir. Bu yiyecekleri yediğimizde vücudumuz bu organik bileşeni A vitaminine çeviriyor. A vitamini ise güçlü bir bağışıklık sistemi için zorunludur. Özellikle soğuk algınlığına yakalandığınızda A vitamini önemlidir. Mukus zarının sağlıklı kalmasında ve fonksiyonlarını iyi bir şekilde yerine getirmesinde etkilidir.

Ay çekirdeği

Akşamları dizi izlerken çıtırdattığınız ay çekirdeği en iyi doğal E vitamini kaynaklarından biridir. Hücre duvarlarını hasardan koruyan bir antioksidan olan E vitamini vücudunuz için önemlidir. Sadece 30 gram ay çekirdeği günlük ihtiyacınız olan E vitaminin yüzde 30’unu karşılar. E vitamini ayrıca akciğerlerinizin sağlığı için de önemlidir. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Okullar yakında açılıyor… Okul mikroplarıyla nasıl savaşacaksınız?

Tüm okul yılı boyunca çocuklarınızın hastalanması kaçınılmazdır. Amerikan Pediatri Akademisi’ne göre, çocuklar kreşte, anaokulunda ya da okulda yıl boyunca 8 ile 12 kez soğuk algınlığına yakalanırlar. Bu sadece solunum yolu enfeksiyonudur. Bunun yanında okulda çocuklarınızı birçok farklı hastalık bekliyor.

Foxnews’te yer alan habere göre, çocuklarınızı okulda yayılan mikroplardan korumanın yolları:

Pembe göz hastalığı

Pembe göz hastalığı olarak da bilinen bu hastalıkta gözün beyaz kısımlarından biri ya da ikisi de pembeye döner. Hastalık birinin gözünden akan mikroplu iltihaba dokunmayla ya da mikrop bulaşmış bir yüzeye dokunmayla yayılır. Bakterilerin yol açtığı türü ise virüslerin oluşturduğu türe göre daha fazla bulaşıcıdır. Ellerinizi sık sık yıkayıp, çocuklarınıza da ellerini yıkamadan yüzlerine dokunmamalarını söyleyerek hastalık riskini azaltabilirsiniz.

Menenjit

Potansiyel olarak ölümcül olan bu hastalık beyin ve omuriliği saran zarın iltihaplanmasıdır. En çok 10-19 yaşları arasındaki çocukları etkileyen hastalık daha küçük çocuklarda nadiren görülür. Bunu önlemenin en iyi yolu Meningokok aşısıdır. Aşının 11-12 yaşlarında yapılmasını ve daha sonra ise 16 yaşta destekleyici dozun yapılmasını öneriliyor.

Saç biti

Çocuğunuzun saçlarının okulda bitlenmesi hemen her çocuğun başına gelebilir. Aynı sınıfta bulunan çocuklarda bitin diğer çocuklara yayılması çok kolaydır. Çocuklar grup halinde, kafa kafaya çalışıyorlarsa bitler yayılabilir. Ya da kreşlerde çocukların uyuduğu yataklarda da bulunabilir. Bu nedenle çocuklarınıza arkadaşlarıyla kafa kafaya temas etmemesi, arkadaşlarının atkılarını, berelerini ya da sırt çantalarını kullanmaması gerektiğini anlatın.

El, ayak, ağız hastalığı

Bu virüsler bir dizi hastalığa yol açabilir. Bunların arasında en yaygın olanı ise ağrılı olan el, ayak, ağız hastalığıdır. Bu hastalık ağız içinde, avuçlarda ya da ayak tabanlarında kötü kokulu kırmızı kabarcıklara yol açar. Tedavisi yoktur, bu nedenle önleminizi almalısınız. Virüs tükürükte yaşar. Çocukların kalem gibi nesneleri ağzına sokmadığından ve öğle yemeğini arkadaşıyla paylaşmadığından emin olun.

Grip

Okul sezonunun başlamasıyla grip ve soğuk algınlığı mevsimi de başlar. Mevsimsel gribe karşı en iyi korunma şekli her yıl yenilenen grip aşısıdır. Aşı türlerinin etkili olması yıldan yıla değişiklik gösterse de bir araştırmaya göre, aşı yüzde 83 koruyuculuk sağlıyor. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi 6 aydan büyük tüm sağlıklı çocukların her yıl aşılanmasını öneriyor.

Okul yaraları

Bu cilt enfeksiyonuna Streptococcus ya da Staphylococcus isimli bakteri yol açar. İltihap dolu baloncuklar ve açık yaralarla kendini gösteren bu hastalık oldukça bulaşıcıdır. Hasta kişiye, hastalık bulaşmış yüzeye dokunmakla ya da mikropları vücudunuzun bir bölümünden diğer bölümüne taşımayla bulaşır. Hasta olduğunu bildiğiniz kişilerle doğrudan temas etmeyin, ellerinizi sık sık yıkayın.

Kızamık

2000 yılında Amerika’da MMR aşısı sayesinde çocuklarda kızamık hastalığının yok edildiği duyurulmuştu. Ancak geçtiğimiz yıllarda aşı oranlarındaki azalmaya bağlı olarak bu ülkede kızamık salgınları görüldü. Kızamıkta aşılama önlemenin önemi büyüktür. Aşının ilk dozu çocuk 12-15 aylık olduğunda yapılıyor. Daha sonra ise çocuk okul çağında tekrar dozu yapılıyor.

Rhinovirus

Sık görülen soğuk algınlığının arkasında rhinovirus vardır. Çocuğunuz bir kez soğuk algınlığına yakalandıysa belirtileri tedavi etmekten başka yapabileceğiniz bir şey yoktur. Sağlıklı kalmak için ise yapmanız gereken el yıkamadır. Çocuklar tuvaleti kullandıktan, burunlarını temizledikten, ellerine öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ve ayrıca yemekten önce mutlaka ellerini yıkasınlar ya da el temizleme jeli kullansınlar.

Öpücük hastalığı

Öpücük hastalığı olarak bilinen Mononükleoz, hasta kişinin öpmesiyle ya da tükürüğüyle bulaşıyor. En çok 15-17 yaşları arasında yaygın olan hastalık aynı yiyecek, içecek ve mutfak eşyalarının paylaşılmasıyla yayılıyor. Bu hastalık ateşe, lenf bezlerinin şişmesine, boğaz ağrısına ve yorgunluğa yol açabiliyor.

Norovirüs

Bu virüs insanlarda, sindirim sistemini (mide ve bağırsaklar) tutuyor, bulantı, kusma, ishal ateş ve baş ağrısına yol açan enfeksiyon hastalığına neden oluyor. Okul gibi kalabalık ortamlarda salgın haline geliyor. Hastalığın çocuklarınıza bulaşmasını önlemek için arkadaşlarıyla aynı yiyecek, içecek ve çatal, kaşık gibi malzemeleri paylaşmaması gerektiğini öğretin. Ellerini sık sık yıkaması da hastalığın önlenmesinde yardımcı olur. Yazın yüzme havuzlarından da bu hastalık bulaşabilir. Çocuklarınıza havuz suyunu ağzına almamalarını ve yutmamalarını anlatın.

Kulak enfeksiyonu

Kulak enfeksiyonu olarak bilinen otitis medya, özellikle küçük çocuklar arasında yaygındır. Bazı çocukluktaki bağışıklık kazanma şekilleri (grip ve pnömokok yani KPA aşısı ) kulak enfeksiyonu riskini azaltabiliyor. Elleri sık yıkamak gibi hijyen teknikleri de hastalığın önlenmesinde yardımcıdır.

Rotavirüs

Oldukça bulaşıcı olan rotavirüs ishale yol açar ve özellikle küçük çocuklarda hızlı bir şekilde dehidrasyona yol açar. Ancak bebekliğinde ağızdan verilen aşı sayesinde sonraki yıllarda çocuklarda bu hastalık önlenebilir. Aşı büyük çocuklara yapılmıyor. Aşı şansınızı kaçırdıysanız virüsün dışkıyla yayılma riskine karşı dikkatli olun.

Boğmaca

Çocukları boğacak kadar şiddetli olan öksürük nedeniyle boğmaca denen hastalık ciddi ve tehlikeli bir solunum yolu enfeksiyonudur. Hastalık bulaşmış kişiler öksürük, hapşırık veya yakın temas aracılığıyla hastalığı yayar. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için aşısı olsa da bebekler için aşı yoktur. Sizin de çocuğunuz şiddetli şekilde öksürüyorsa doktora gidin ve iyileşene kadar evde kalmasını sağlayın. Sağlıklı çocukları hastalık kapmaması için aşılayabilirsiniz ve ayrıca ellerinizi sık sık yıkayın.

Streptokok anjini

A grubu streptokokus bakterisinin neden olduğu streptokok anjini sadece şiddetli boğaz ağrısına yol açmaz. Bunun yanında ateş, baş ağrısı, bulantı ve kusmaya da neden olur. Mikrop havaya saçılan tükürüklerle çevredeki kişilere yayılır. Test sonucu pozitifse, kalp ve beyni etkileyebilecek kadar ciddi komplikasyon riskine karşı antibiyotik tedavisi gerekir. Okul çağındaki çocuklar eşyalarını paylaşmamalı ve ağızlarına götürmemeli. (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Yaşam

Çocuğunuz grip mi nezle mi?

Havalar yavaş yavaş ısınmaya başladı. Baharı karşılamaya hazırlandığımız bu günlerde havaların soğuk gitmesi en çok çocukları etkiliyor. Soğuk algınlığı ailelerin korkulu rüyası.

Soğuk algınlığı halk arasındaki ismi ile nezle bazı solunum yolu virüslerinin neden olabildiği solunum yolunun giriş bölgelerinin burun bölgesinin akut hastalığıdır. Burun akıntısı, burun tıkanıklığı eşlik eder, ancak yüksek ateş ve sistemik ağır bulgular pek gözlenmez.

Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Emin Ünüvar’a çocuklarda en sık görülen soğuk algınlığı hastalığı hakkında merak edilenleri sorduk.

Soğuk Algınlığının Belirtileri Neler?

Soğuk algınlığında bulgular hafiftir, ciddi boyutlarda değildir. Bu nedenle hemen doktora başvuruya gerek yoktur. Hastalık kendisini 5-7 gün içerisinde sınırlandırır. Yüksek ateş çoğu kez eşlik etmez. Etken virus olduğu için de kesin tedavi edici bir ilaç bulunmamaktadır.

Soğuk Algınlığında Antibiyotik Yasak!

Bir süre istirahat, beslenmeye dikkat edilmesi, burun temizliği ve açık tutulması, bazı burun spreylerinin kullanılması yeterli olacaktır. Asla antibiyotik kullanılmamalıdır. Hiçbir faydası olmadığı gibi ilaca bağlı istenmeyen etkiler oluşabilir, gereksizdir.

Grip nedir?

Grip, tıptaki ismi ile influenza grip virüslerinin (influenza virüsleri) neden olduğu kış döneminde daha sık görülen, çok bulaşıcı, salgınlar yapabilen bir hastalıktır. Influenza insanda görüldüğü gibi domuz, at, gibi memelilerde de görülebilir. Influenza virüslerinin ana konağı kanatlılardır. Bu nedenle bazı grip etkenleri kuşlarda görüldüğü için kuş gribi gibi tanımlar almaktadır. Kuşlardaki kuş gribi, insanlardaki de mevsimsel grip olarak bilinir. Grip ciddi bir hastalıktır, ölüme neden olabilir. Küçük süt çocukları, yaşlılar, bağışıklık sistemi bozuk olanlar, gebeler hastalık ciddiyeti taşıyan riskli grupları oluşturur.

Çocuğu Gribe Yakalananların Yapması Gerekenler Neler?

Gripten korunmanın temel yolları hijyene dikkat edilmesi, el yıkama alışkanlığın olması, beslenmeye dikkat edilmesi, ev ortamlarının yeterince havalandırılması olarak sıralanabilir. Grip aşısı da korunmada etkin olan bir yöntemdir. Grip aşısı özellikle riks grupları başta olmak üzere yaşı 6 ayın üzerindeki çocuklara uygulanabilir. Diğer aşılardan bir farkı bulunmamaktadır. Hastalığı önler, ciddi seyretmesine engel olur, hastaneye yatışları da azaltmaktadır. Gribe yakalanılmış ise istirahat, beslenmenin devam edilmesi, sıvı alımının sağlanması çoğu kez yeterlidir. Gribe karşı etkin bir ilaç günümüzde bulunsa da ciddi vakalarda, risk gruplarında tercih edilmelidir.

Ateş için vücut ısısının kaç olması gerekir?

Koltuk altı bölgesinden olan ölçümlerde 37.5 C nin üzeri, kulaktan ölçümlerde 38 C nin üzeri ateş olarak tanımlanır. Ateş zararlı bir özellik değildir. Tersine yararlıdır. Bu nedenle hemen ateş düşürücülere sarılmak yanlıştır. Ateş ciddi düzeylerde ise antipiretikler kullanılabilir. Ateş düşürücüler ne hastalığın seyrini değiştirir, ne ateşli havaleleri önleyicidir. Buna karşın ateşli çocuk huzursuzdur, dolaşım değişiklikleri gözlenir rahatsız edicidir.

Ateş Çıktığında Ne Yapılmalı?

Ateşli olan çocuğun üzeri soyulmalı, fazla sıcak bir ortamda tutulmamalı. Ilık ılık suyla deriye ıslak uygulama yapılması ateşi düşürebilir. Çocuğun su dengesi korunmalı ve su verilmelidir. Bunlara karşın ateşin kontrol edilemediği durumda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.

Kategoriler
Sağlık

Soğuk algınlığı ve griple ilgili 10 efsane

Ellerinizi sık sık yıkıyor ve C vitamini alıyorsunuz, fakat halen grip ya da soğuk algınlığına yakalanıyorsanız yalnız değilsiniz. Bu hastalıklardan kaçınmak için gerçekleri bilmeniz gerekiyor. Grip ve soğuk algınlığı virüsler nedeniyle oluşuyor, soğukta dışarıda kaldığınız için değil.

İşte daha sağlıklı bir kış geçirmeniz için dinlememeniz gereken efsaneler:

Soğuk algınlığı gribe döner: Yanlış. Grip ve soğuk algınlığının ikisi de solunum yolu hastalığıdır. Fakat farklı virüsler hastalığa neden olur. Grip ateş, vücut ağrıları, aşırı yorgunluk ve kuru öksürük gibi soğuk algınlığından daha ciddi belirtilere yol açar. Soğuk algınlığı ise akan ya da tıkanmış burundur. Soğuk algınlığı hastaneye yatmanıza neden olmaz.

Grip ciddi değildir: Gerçekten bu doğru değildir. Dünya nüfusunun her yıl önemli bir kısmı gribe yakalanıyor ve kış boyunca yüzlerce çocuk gribe bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Astım, kalp hastası ya da 65 yaş üzeri insanlarda ölüm riski daha fazla, çünkü bu kişilerde bağışıklık sistemi yeterince güçlü değil.

Ateşlenince yemek yenmez: Aslında bu yanlış. Ateş vücudun soğuk algınlığı ya da grip gibi bir virüsü temizlemeye çalıştığı durumlarda vücudun verdiği normal bir tepkidir. Ateşin yiyecekle bir ilgisi yok. Bunun yerine kaybettiğiniz sıvıyı yerine koymak için daha fazla sıvı tüketin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için ise normal kalori alımına devam edin.

Sıcak veya soğuk hava sizi hasta eder: Bunun ikisi de grip ya da soğuk algınlığına neden olmaz çünkü bunların nedeni virüslerdir. Nemli hava nefes almanıza yardım eder. Grip ya da soğuk algınlığı durumunda ılık bir duş alın, saunaya girin ya da havayı nemlendiren cihazlardan kullanın.

Saçlarınız yaşken dışarı çıkmayın: Büyüklerin söylediği bu efsane hakkında bilimsel bir kanıt yoktur. İnsanlar grip ve soğuk algınlığına yakalandıklarında yani sonbahar ve kış aylarında sıcaklıklar azalır. Fakat saçınızın yaş olmasının enfeksiyon gelişmesiyle bir bağlantısı yoktur.

Grip aşısı hasta eder: Bu yanlış. Bu söylenti gripten daha hızlı yayılıyor. Doktorlar yıllardır grip aşısının grip yapmadığını söylüyorlar. Aşının en yaygın yan etkileri aşı yerinde ağrı, kızarıklık, hassasiyet ve şişmedir. Bazı insanlarda hafif ateş, baş ve kas ağrısı görülebiliyor. Fakat aşı grip yapmıyor.

Hastaysanız süt ürünlerinden uzak durun: Astım gibi kronik solunum yolları hastalığınız varsa süt ürünlerinin balgamı yoğunlaştırdığını duymuşsunuzdur. Alerji ya da laktoz intoleransınız yoksa bu doğru değil. Süt ürünleriyle balgam arasında bilimsel bir bağ bulunmuyor.

Grip aşısı olursanız bağışıklık kazanırsınız: Bu doğru değil. Genel olarak grip aşısı H1N1, H3N2 ve influenza B virüslerine karşı sizi korur. Ayrıca aşı sadece o mevsimde bulunan grip virüslerinin yüzde 70 ile 80’ini kapsıyor. Grip aşısı olmak, gribe yakalanmayacağınız anlamına gelmiyor.

Egzersiz yapmamalısınız: Aktif omak soğuk algınlığını uzakta tutarsınız. Egzersiz gripten uzak kalmanıza yardım eder. Gripseniz sizi iyileştirmez. Egzersiz yaparken kendinizi çok fazla yormayın.

Ellerinizle ağzınızı kapatın: Lütfen bunu yapmayın. Elleriniz ile başka insanlara kolayca enfeksiyon bulaştırabilirsiniz. Elinize öksürdükten sonra birisiyle tokalaşır veya kapı kolunu tutarsanız başkalarına da hastalık bulaşır. Bunun yerine kolunuza öksürmeye çalışın. Elinize hapşurup öksürürseniz hemen ellerinizi yıkayın.(Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Grip zatürreye zemin hazırlayabilir

Sonuçları ölüme kadar gidebilen ciddi bir hastalık olan zatürre, bulaşıcı bir hastalıktır. Basit soğuk algınlığı ya da grip tedavi edilmezse zatürreye zemin hazırlıyor.

İngiltere ve ABD’de bulaşıcı hastalıklara bağlı ölümler arasında ilk sırada zatürrenin yer aldığını söyleyen Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Orhan Dalkılıç, özellikle bakteri, virüs, parazit, mantar gibi mikrobik etkenlerin yanı sıra grip ve alerjinin de zatürreye neden olabileceğine dikkat çekiyor.

TEDAVİDE GEÇ KALMAYIN

Özellikle mevsim değişikliğinin yaşandığı dönemlerde daha çok görülen grip, soğuk algınlığı gibi hastalıkları yeteri kadar önemsenmediğini, çoğu zaman doktora bile gitmeden ilaç kullanarak evde tedavi edilmeye çalışıldığını belirten Dalkılıç, “Oysa bu hastalıklar tedavi edilmezse sonuçları ölüme kadar gidebilen zatürreye zemin hazırlıyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2004 yılı verilerine göre her yıl 90 bin zatürre vakası görülüyor ve 2500 kişi zatürre nedeniyle hayatını kaybediyor. Zatürre, İngiltere ve ABD’de ölüm nedenleri arasında altıncı, infeksiyonlara bağlı ölümler arasında ise ilk sırada yer alıyor” dedi.

65 yaş ve üzeri kişiler, KOAH, diyabet, kanser, böbrek, kalp gibi ek bir ağır hastalığı olanlar, solunum yetmezliği tablosu oluşanlar, kanser tedavisi görenler, tedavide geç kalanlar veya destek tedavisi almayanlarda zatürrenin ölümcül olabileceğine dikkat çeken Dr. Orhan Dalkılıç, zatürreyi ve tedavisini şöyle anlatıyor:

SİGARA KULLANANLAR DAHA FAZLA RİSK ALTINDA!

Tıptaki adı pnomoni olan zatürre, çeşitli nedenlerle ve özellikle bakteri, virüs, parazit, mantar gibi mikrobik etkenlerle akciğerlerin doku kısmının tutulduğu iltihabi, bulaşıcı bir alt solunum yolu hastalığıdır. Bazen çeşitli alerjik etkenler, çevresel ve mesleki etkenler de zatürre benzeri iltihap oluşturup pnomoni olarak tanımlanır. Zatürre, ateş, üşüme, titreme, öksürük, renkli balgam çıkarma, göğüs ve sırt ağrısı, hırıltılı soluma, iştahsızlık, renk solukluğu, halsizlik belirtileriyle kendini gösterir. Ancak hastalık ilerlemişse kişide solunum yetmezliği, tansiyon düşüklüğü ve bilinç bulanıklığı da gelişebilir. Bu nedenle belirtiler hissedilir hissedilmez hemen hekime başvurularak tedaviye başlanmalıdır. Zatürre, herkeste görülebilir ama sağlık çalışanları, hayvancılıkla uğraşanlar, toplu yerlerde yaşayanlar, bağışıklığı zayıf olanlar, ‘immün süpresif’ yani bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullananlar, sigara kullananlar, alerjik bünyeli olanlar, zatürre ile temas edenler, çocuklar, yaşlılar ve ek bir ağır hastalığı bulunanlar yüksek risk grubunu oluşturur. Genellikle alerjik veya alerjiye yatkın kişilerde havayolu virüs (solunum-respirator sinsityal virüs-RSV) veya bakterileri alt solunum yoluna inerek zatürreye neden olabilir. Ayrıca sinüzit, bademcik iltihabı, farenjit, aspirasyon, kimyasal madde solunması da zatürre oluşumunu tetikleyebilir.

SOLUNUM DESTEĞİ GEREKEBİLİR

Doğru ve zamanında tedaviyle zatürre hızla iyileşir. Tedavi süresi zatürreye neden olan mikrobun türüne, hastanın başka bir hastalığı olup olmamasına göre değişse de 10-21 gün arasında tamamlanır. Tedavide antibiyotikler, ağrı kesici ve ateş düşürücülerin kullanımının yanı sıra bol sıvı alımı ve istirahat önerilir. Zatürrenin şiddetine göre hastalar yatarak tedavi, solunum desteği uygulaması gerekebilir. Geç kalınan ya da ilerleyen vakalarda tüm akciğere yayılma, sepsis (enfeksiyonun kana karışması), solunum yetmezliği görülebilir, hastalığın sonuçları koma ve hatta ölüme kadar gidebilir.

SIK SIK ELLERİNİZİ YIKAYIN

Zatürreden korunmak için öncelikle hastalıklı kişilerle temastan kaçınılması gerekir. Sık sık eller yıkanmalı, kapalı ortamlar havalandırılmalı, bol sıvı alınmalı ve dengeli beslenilmelidir. Soğuk havalarda giyime, ortam ısı farkına dikkat edilmelidir. Ayrıca ek bir hastalığı bulunanlar ve belli yaşın üstünde olanlar mutlaka pnömokok aşısı olmalıdır. Aşı zatürreye karşı yüzde 60-70 oranında koruma sağlar. Grip de zatürreye zemin hazırlayabildiği için grip aşısı olunması da faydalıdır.

KİMLER PNÖMOKOK AŞISI OLMALI?

65 yaş ve üzerindeki kişiler,
Kalp-damar, böbrek, karaciğer ve şeker hastalığı olanlar,

Pnömonektomi (bir akciğerin cerarahi olarak yerinden tamamen çıkarılması) operasyonu geçirenler,

KOAH ve bronşektazi hastaları,

Dalak disfonksiyonu veya dalağı alınmış olanla,r
Bağışıklık yetmezliği ve bağışıklık sistemini baskılayan tedavisi görenler,
Beyin omurilik sıvısı kaçağı olanlar,

Alkol bağımlıları,

Sigara tiryakileri,
Pnömokok hastalığı veya komplikasyon riskinin artmış olduğu şartlarda yaşayanlar.

Kategoriler
Sağlık

Soğuk algınlığı hakkında bilmeniz gerekenler

Özellikle içinde bulunduğumuz kış aylarında sık sık hastalanırsınız ve hastalığınız da uzun süre devam eder. Peki gribe mi yoksa soğuk algınlığına mı yakalandığınızı biliyor musunuz? ya da soğuk algınlığı durumunda neler yapmalısınız?

Soğuk algınlığı hakkında öğrenmek istediğiniz soruların cevapları burada:

Burun akıntısı için ne kadar süre burun spreyi kullanmalıyım?

2-3 gün. Fenilefrin içeren reçetesiz spreyler, mukusun akmasını sağlıyor ve burundaki şiş kan damarlarını daraltıyor. Fakat bu ilaçları uzun süre kullanırsanız ters tepki yapabilir ve tıkanıklığa yol açabilir. Bu nedenle uzmanlar bu spreylerin her seferinde 2-3 günden fazla kullanılmamasını tavsiye ediyorlar. 3 gün sonunda sprey kullanmayı bırakın. Burun tıkanıklığınız devam ediyorsa, birkaç gün sonra yeniden 2-3 gün sprey kullanın.

Her seferinde spor salonuna gitmek için kendimi zorluyorum, ancak sanırım soğuk algınlığına yakalandım. Yoksa bu sadece beynimin içinde olan bir şey mi? 

Yoğun egzersiz vücudunuzda enfeksiyonla savaşan beyaz kan hücrelerinin seviyesini geçici olarak düşürebilir ve stres hormonu seviyesini artırabilir. Ayrıca, jimnastik aletlerinden ya da soyunma odasından mikrop kapabilirsiniz. Bu nedenle çalışmalarınız sizi hasta edebilir. Fakat bu tüm egzersizlerin soğuk algınlığına yol açtığı anlamına gelmiyor. Aslında uygun, orta yoğunlukta rutin bir egzersiz soğuk algınlığını durdurabilir. Örneğin haftada 4 gün 40 dakika tempolu bir yürüyüş soğuk algınlığına yakalanma sayınızı yüzde 25 ile 50 arasında azaltabiliyor ve soğuk algınlığının süresini yarı yarıya azaltıyor.

Soğuk algınlığına mı yoksa gribe mi yakalandığımı nasıl anlarım? 

Ateşinizi ölçün ya da kendinizi nasıl hissettiğinizi değerlendirin. Eğer gripseniz ateşiniz yükselir, şiddetli bir baş ağrısı çekersiniz, tüm vücudunuzda ağrı ile birlikte kendinizi yorgun hissedersiniz. Soğuk algınlığında ise ateş nadir görülür. İlk belirtileri burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısıdır. Kendinizi gripteki gibi biraz yorgun hissedebilirsiniz. Ancak gripte yataktan çıkamayacak kadar yorgun olursunuz.

Gerçekten burnunuzu sümkürmenin yanlış bir yolu var mı? 

Kuvvetli bir sümkürme iki nedenden dolayı ters teper. İlki, ters sümkürme burun tıkanıklığını tetikler. İkincisi ise tam güçteki sümkürme sinüs yolunda şiddetli bir vakum oluşturur. Sümkürmeyi bırakınca mukus arka tarafa sinüslerininiz daha derinine yerleşir. Sümkürmenin en iyi yolu, bir kağıt peçeteyle burun deliğinizin birini tıkayın ve 3-5 saniye nazikçe sümkürün. Bunu her iki taraf için uygulayın. Burnunuzu açmak için birkaç kez sümkürmeniz gerekebilir. Ancak işe yarayacaktır.

Burnum akınca akmasına izin mi vermeliyim yoksa durdurmalı mıyım? 

Akmasına izin verin, bu sizi rahatlatacaktır. Tıkanıklık veya akan bir burun grip ya da soğuk algınlığının neden olduğu viral enfeksiyonla savaşırken vücudunuzun harcadığı çabanın yan etkileridir. Burun akıntısını burun açıcı ilaçla tersine çevirmek şifa bulmanızı yavaşlatmaz. Burnunuzu temizlemek için “pseudoephedrine” içeren ilaçlar daha etkilidir.

Kışın ya da her zaman ekinezya kullanmalı mıyım? 

Yıl boyunca her gün ekinezya kullanmayın. Bunun kesin etkisi bilinmiyor. Her seferinde bu bitkiyi 2 aydan fazla kullanmak karaciğer hasarı gibi ciddi yan etkilere yol açabilir. Bunun yerine:

Soğuk algınlığı mevsiminden önce: Nezleyi önlemede ekinezya kullanmak için, soğuk algınlığı mevsimi başlamadan 1-2 hafta önce ekinezya içmeye başlayın. Bu da yazın sonları ya da sonbaharın başları anlamına geliyor. Eğer soğuk algınlığı mevsimi boyunca ekinezya içecekseniz, en az 2 ayda bir 1 hafta ara verin.

Soğuk algınlığının ilk belirtilerinde: Bu belirtileri görür görmez kullanmaya başlayın. Çok kısa sürede kendinizi iyi hissedersiniz.

Uçağa binmeden önce: Bir yere gidecekseniz, uçakta grip ya da soğuk algınlığı olma ihtimaline karşın ekinezya kullanmaya uçuştan en az 1 hafta önceden başlayın.

Bitkinin genel dozu günlük 900 miligram ekinezya ekstresi ya da 2,700 miligram kurutulmuş ekinezya tozudur.  (Vasfiye Özcanbaz)

Kategoriler
Sağlık

Tavuk suyunun faydası tescillendi

Uzmanlar, tavuk suyu çorbanın içerisindeki maddelerin hastalıkla savaşan beyaz kan hücrelerini üretimine katkısı olduğunu belirtiyor. Aminoasit açısından çok zengin bir kaynak ve mevsim geçişlerinde soğuk algınlıklarına ve diğer bazı hastalıklara karşı vücudu koruyor.

Tavuk suyu, insan vücudundaki hücrelerin büyümesi ve onarımı için gerekli olan aminoasit açısından çok zengin bir kaynak ve mevsim geçişlerinde soğuk algınlıklarına ve diğer bazı hastalıklara karşı vücudu koruyor. Faydaları antik çağlardan bu yana bilinen tavuk suyu çorbası, Mısır’da soğuk algınlığı için kullanıldı, hatta ünlü ve saygın bilim adamı İbn-i Sina’nın tedavi protokollerinde yer aldı. Tavuk suyunun faydaları günümüzde de bilim insanlarınca kabul ediliyor ve adeta ‘sihirli iksir’ olarak bazı hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak hastalara sıklıkla tavsiye ediliyor.

Anti-allarjen etkisi var

Bazı hastalıklar insanlarda yüksek oranda su kaybına neden olur ve bol sıvı almaları önerilir. Bol sıvı almak, vücutta bulunan alerjenler ve yabancı etkenler (virüs) ile antikorlarla mücadelede de oldukça etkili bir yöntemdir. Tavuk suyu çorba, kişilerin su ihtiyacını karşıladığı gibi istenmeyen bu maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Antiseptik özelliğe sahip

Tuzlu su gargarası ile benzer özellikleri taşıyan tavuk suyu, boğaz, ağız ve bademciklerdeki zararlı etmenleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Vücudun enerjisini dengeleyen ve artıran tavuk suyu çorba hazırlanırken içine ayrıca ilave edilen sebzelerle tavuk suyunun besin değeri yükselirken, zengin değerli protein ile de vücut direncine katkı sağlar. Organizmadaki savunma mekanizması için önemli olan beyaz kan hücrelerinin üretimine katkısı bulunur. Vücuda giren yabancı maddelere karşı vücudun ilk savunması olan nötrofiller , bakterilerin yok edilmesi, iltihaplanma ve mukus üretimi (burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, balgam, vs.) yardımıyla vücuttan atımına yardımcı olur. Soğuk algınlığına karşı tavuk suyu çorba içilmesi, sinüslerin temizlenmesi üzerindeki etkisi ile tedaviyi hızlandırıcı rol üstlenir. Tavuk suyunda bulunan carnosin maddesi, beyaz kan hücrelerinin etkisini durdurarak bir yangı oluşumuna neden olur ve bunun sonucu mukus artışı hızlanarak etkenlerin vücuttan atılımına yardımcı olunur.

Besleyicidir

Tavuk suyu çorba, barındırdığı kemik iliği ile sadece kalsiyum değil, fosfor, sülfür, magnezyum ve silisyum gibi bağışıklık arttırıcı birçok faydalı mineral içerir. Kıkırdak ve kasları kemiklere bağlayan bağ dokularının parçaları da çorbanın besleyici özelliklerine katkı sağlar. Bu maddeler, diz eklemlerinde kıkırdak erimesi olanların kullandığı “glikozamin kondrotin sülfat” denen tabletlerin ana maddelerini doğal olarak içinde barındırır. Tavuk suyu çorbaya ayrıca eklenecek acı baharatlar, tükürük, boğaz ve akciğer salgısını hızla artırıp balgamı yumuşatıp atılmasını kolaylaştırır.

Bağırsak sağlığına etki eder

Bağışıklık sistemimizin dolayısıyla sağlığımızın en önemli bir kısmı bağırsaklarımızdaki faydalı mikropların zararlılardan daha fazla olmasına dayanıyor. Bu denge bozulunca bağırsaklarımızın geçirgenliği olumsuz yönde değişiyor ve yeterince hazmedilmemiş olan ve kana geçmemesi gereken bazı maddelerin kana karışmamasına neden olabiliyor. Bağışıklık sistemi de bu parçacıkları zararlı görerek savaşmak istiyor. Bu durum, uzun süreli iltihabi romatizmal hastalıkların gelişmesini tetikleyebiliyor. Tavuk suyu çorbasının içerdiği faydalı birçok madde, kolay sindirilir ve besleyici özelliğinin yanında bağırsak iç yüzeyinin iyileşmesine katkı sağlayarak bu olumsuz durumların oluşmasını engelleyebiliyor.

Tavuk suyunun faydası çok

İçerdiği jelatin sayesinde suyu bağlayıcı özellik kazanan tavuk suyu çorba, sıvıların ve sindirim salgılarının bağırsak içinde toplanmasına, sindirimin kolaylaşmasına yardımcı oluyor. Eklem ağrıları ve iltihabın önleyici etki sağlayabilmesi ve zarar görmüş kıkırdak dokunun tamirinde etkili rol üstleniyor. Yine tavuk suyu içerisinde yer alan arjinin, glisin ve prolin isimli proteinlerin en küçük yapıtaşları olan aminoasitler, vücutta mikroplarla mücadeleyi kolaylaştırıyor. Glisin, rahatlatıcı etkisi sayesinde uyku düzeni sağlıyor ve içerdiği jelatin ile saç ve tırnak sağlığına yardımcı oluyor.

Kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi birçok faydalı mineral açısından zengin olan tavuk suyu, sağlıklı kemik gelişiminde önemli rol oynuyor. Bu nedenle çocuklara ve spor yapanlara ve menopoza bağlı kemik erimesi veya kemik kırığı sorunu olanlara öneriliyor.

Kategoriler
Yaşam

Yanlış bildiğiniz bilimsel gerçekler

Duyduğunuz bazı bilimsel gerçekler yanlış olabiliyor. Çoğu kişi süt içince kemiklerimizin güçleneceğini ve boyumuzun uzayacağını ya da ıslak saçla dışarı çıkınca hasta olacağını düşünür. Fakat bu söylenenler her zaman doğru değil.

İşte biyoloji, tıp, fizik ve meteoroloji alanında yaygın olan yanlış anlaşılmalar:

Soğuk algınlığıyla ilgili her şeyi bilmek

Bol miktarda C vitamini almayı bırakın. Bunun soğuk algınlığını önlediğine dair kanıt yok. Soğukta dışarı çıkmak sizi hasta etmez. Evde kalmak sorundur. Kapalı ortamda hastalığı kolayca başkalarına bulaştırabiliriz. Ayrıca ıslak saçla dışarı çıkmanın hasta ettiği söylenir, ancak bu doğru değil.

Şeker çocukları hiperaktif yapar

Şeker ile hiperaktivite arasında gerçek bir bağ olmadığı belirlendi. 1994 yılında yapılan araştırmada, şekerli içecek içen çocuklarda herhangi bir hiperaktivite olmadığı gözlendi.

Güneşe daha yakın olduğumuz için yazın daha sıcak olur

Güneşe daha yakın olduğumuz için yazların sıcak, kışları ise güneşten uzak olduğumuz için soğuk olduğu düşünülür. Bu doğru değil, yanlış bir anlamadan kaynaklanmaktadır. Dünya çok sıcak olan güneşe 150 milyon kilometre uzaklıktadır. Güneşin dünyaya yakın ya da uzak oluşu değil, güneşin ışınlarının dünyaya düştüğü açılar yazların sıcak kışların ise soğuk olmasına neden olur.

Yıldırım aynı noktaya ikinci kez düşmez

Halk arasında aynı noktaya iki kere yıldırım düşmeyeceğine inanılıyor. Fakat bunun gerçekleştiği pek çok olay yaşanmıştır. Hatta aynı yere üç kez bile düşebilir. New York’daki Empire State binasına 15 dakikada 15 kez yıldırım düşmüştür.

Süt boyunuzun uzamasına ve güçlü olmanıza yardım eder

Bunu her zaman annelerimizden, babalarımızdan, ve doktorlardan duymuşuzdur. Güçlü ve uzun boylu olmak istiyorsak süt içmeliyiz. Ancak Harvard ve Cornell Üniversiteleri’nde yapılan araştırmaya göre, süt miktarını artırmak ile daha güçlü kemikler arasında bir bağ bulunmuyor.

Grip aşısı hafif grip olmanıza neden olur

Bu halk arasında sürekli duyulan bir söylentidir. Aşıdan sonra bazı hafif belirtiler görülebilir. Fakat bunlar aşının gribe yol açmasından değildir. Vücudun aşıya karşı oluşturduğu antikorların aşıyla savaşmasından kaynaklanır.

Uzayda yer çekimi yoktur

Uzay gemisinden aşağıya inenler havada süzülerek yere inemeyeceğini düşünür. Ancak uzayda yer çekimi mevcuttur. Astronotların boşlukta numara yaptıklarını söylemiyoruz. Bu kişiler mikro yer çekimini yaşamışlardır. Dünyadaki yer çekimiyle karşılaştırıldığında çok güçsüz bir yer çekimi gücüdür. Bu durum dünya yörüngesindeki uzay araçlarında da mevcuttur. Çünkü uzay aracı yörüngede Dünya’nın yer çekimi sayesinde durmaktadır.

Coriolis kuvveti sifon suyunu kontrol eder

Dünyanın kendi etrafındaki dönme hareketi dünya etrafındaki hava ve suyun hareketini etkiliyor. Ancak gerçekte Coriolis kuvveti sifon suyu çok güçlü olduğunda bile etkili olmuyor. Coriolis gücü, Körfez akıntısı gibi dünya atmosferindeki dev şeylerde görülüyor.

İnsanların tırnakları öldükten sonra da uzar

Organ naklini düşünün, kişi ölürse organ da hemen ve tümüyle bozulur. Ancak hücreler ölümden saatler sonra hayatta kalmaya devam edebilir. Ölümden sonra glukoz üretimi devam etmediği için saçlarınızın ve tırnaklarınızın uzaması hemen durur. (Vasfiye Özcanbaz)